TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927

Browse

Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Article
    Tescil İlkesi ve İstisnaları
    (Uluslararası Antalya Üniversitesi, 2017) Kurt, Ekrem
    Tescil ilkesi, Medeni Kanun'un tapu sicili düzenine hâkim olan bir ilke olup, taşınmazlar üzerindeki ayni hakların tapu siciline tescil ile doğmasını öngörür. Bu yönüyle hak sahibinin tescili talep etmesi bir tasarruf işlemi olup, taşınmaz üzerindeki mülkiyet veya diğer bir ayni hakkın ilgilinin malvarlığının aktifinden çıkarak başka birinin aktifine girmesini sağlar. Aynı işlevi taşınırlarda zilyetliğin devri sağlamaktadır. Bununla birlikte Medeni Kanun Alman Medeni Kanunu'nun aksine mutlak tescil ilkesini değil; nisbi tescil ilkesini benimser. Yani, ayni haklar kural olarak tapu kütüğüne tescil ile doğmakla birlikte, Kanunda bunun birçok istisnası bulunmaktadır. Bu istisnaların bir bölümü doğrudan doğruya Medeni Kanun'dan kaynaklanan kendine özgü kazanımlar iken diğer bölümü ise külli halefiyet yoluyla, son olarak da mahkeme kararı ile elde edilen kazanımlardır. Tescilsiz kazanım hallerinde mülkiyetin devri tescilden önce gerçekleşmiş olmakla birlikte yine de sicil dışı ayni hak kazanan kimsenin bu hak üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için açıklayıcı nitelikteki tescilin yapılması gerekmektedir. Nisbi tescil ilkesi irtifaklar ve taşınmaz yükleri için de geçerli olmaktayken, taşınmaz rehinlerinde mutlak tescil ilkesine yaklaşıldığı söylenebilir. Nisbi tescil ilkesinin sakıncası, sicildeki görünüm dışında ayni hak devrini mümkün kıldığı için, sicilin gerçeği yansıtmama olasılığını artırmasıdır. Bu durumda, üçüncü kişinin sicile güvenin korunduğu hallerde gerçek hak sahibinin hak kaybı yaşaması söz konusu olabilmektedir.
  • Article
    Kendilerine Yasal Danışman Atanan Kişilerin Hukuki Durumu
    (Seçkin Yayıncılık, 2016) Kurt, Ekrem
    Sınırlı ehliyetliler temelde fiil ehliyetinin bütün koşullarına sahiptir, ayırt etme gücüne sahiptir, ergindir, kısıtlı da değildir. Bunların kısıtlanmaları için yeterli sebep bulunmasa da MK 429'da sayılan işlemler için onayı alınmak üzere bunlara bir yasal danışman atanır. Maddede sayılanların dışındaki işlemler için bu kimselerin fiil ehliyetleri tamdır. Atanan yasal danışmana oy danışmanı adı verilir. Hakim gerek görürse bu kişilerin mal varlıklarının yönetimini yasal danışmana verebilir. Öğretide her iki uygulamanan da yani MK'da sayılan işlemlerin yanısıra malverlğı yönetiminin de yasal danışmanın onayına bağlanabileceği ve böylelikle "karma danışmanlık" oluşturulabileceği kabul edilir.
  • Article
    Türk Hukukunda Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Haklar ve Hukuki Sonuçları
    (Seçkin Yayıncılık, 2016) Kurt, Ekrem
    Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların tanımına MK'da yer verilmemiştir. Bunların en belirgin özelliği, başkasına devredilememeleri ve temsil yasağıdır. Kural olarak yasal temsil bile bu haklar bakımından geçerli değildir. Bununla birlikte bu haklar tek tip değildir. Çeşitli özelliklerine göre farklı rejimleri söz konusudur.