TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 25
  • Article
    The Mediating Role of Cultural Intelligence in The Relationship Between Personality and Cross Cultural Adaptability: A Research on Graduate Students
    (2024) Arıkboğa, Fatma Şebnem; Mutlu, Ceyhan
    Küreselleşme hızlandıkça ve ülkelerin çevresel koşulları değiştikçe, bireylerin yaşam standartlarını arttırmak amacıyla, farklı ülkelerde yaşama isteği artmaktadır. Bu istek bireylerde her ne kadar güçlü olsa da, farklı bir kültüre adaptasyon sağlamak hiç de kolay olmamaktadır. Bireylerin kültürlerarası adaptasyonlarını sağlamasına etki eden çeşitli faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerin başında bireylerin farklı kültürden bireyleri anlamasını ve o kültüre uygun davranmasında önemli bir rol oynayan kültürel zeka kavramı gelmektedir. Kültürel zeka analizi, bireylerin bu zorlukların üstesinden gelmesine veya bu zorluklardan kaçınmasına yardımcı olmak için önemli bir konumda olmaktadır. Kültürel zekanın yanı sıra bireylerin kişilikleri de sonuçlara önemli derecede etki eden bir diğer unsur olarak ele alınmaktadır. Bireylerin kişilik yapılarının analizi, bu bireylerin farklı kültürlere adaptasyon sağlayıp sağlayamayacakları hakkında ön görüler ortaya koyabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, İşletme lisansüstü öğrencilerinin yurtdışında yaşama niyetleri bağlamında, kültürlerarası adaptasyon, kültürel zeka ve kişilik kavramlarını ele alarak, bu üç kavram arasındaki ilişkinin boyutunu ortaya koymaktır.
  • Article
    Sanal Etkileyicilerin Yükselişi: Tüketici Tutumları Üzerine Keşfedici Bir Araştırma
    (Alanya Akademik Bakış Dergisi, 2025) Kose, Sırın Gızem
    Pazarlama iletişiminin önemli araçlarından biri haline gelen etkileyici pazarlamada dijitalleşme ve yapay zekanın etkisiyle sanal etkileyiciler de kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, sanal etkileyicilere ve sanal etkileyicilerin pazarlama iletişiminde kullanılmasına yönelik tüketici tutumlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda veri elde etmede nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre sanal etkileyicilere yönelik negatif tutumlar gerçek dışılık ve yapaylık, duygusal eksiklikler, endişe oluşturma, reklam unsuru olma; pozitif tutumlar ise yenilik ve ilgi çekicilik, kolaylık, uzmanlık olarak ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte, sanal etkileyicilerin pazarlama iletişiminde kullanımı kapsamında, sanal etkileyici kullanan markaya yönelik tutum ve satın alma niyeti ile, satın alma niyetini şekillendiren unsurlar da (sanal etkileyicilerin özellikleri, bireysel özellikler, kullanım stratejileri, ürün türü, ilgilenim) araştırılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, markalara pazarlama iletişimi çerçevesinde öneriler sunulmaktadır.
  • Article
    Çalışma Yaşamında Teknofobi ve Teknofili: Bir Ölçek Uyarlama Çalışması
    (2024) Çelik, Derya; Uzunçarşılı, Ülkü
    Bu çalışmanın temel amacı Martínez-Corcoles vd. (2017) tarafından geliştirilen, Teknofobi ve Teknofili Ölçeği-TTQ (Technofobia and Technophilia Scales-TTQ)’nun Türkçe’ye uyarlama çalışmasının yapılmasıdır. Çalışmanın bir diğer amacı ise aktif olarak çalışma yaşamında rol alan bireylerin teknofobi ve teknofili davranışlarının incelenmesidir. Çalışmanın örneklemi 389 kişiden oluşmaktadır. Güncel ölçeğin Türkçe’ye uyarlanmasında öncelikle çeviri, geri çeviri, uzman görüşlerinin alınarak güncel ölçeğin oluşturulması aşamaları yer almaktadır. Ardından veriler toplanarak pilot uygulama ve ana uygulama aşamaları gerçekleştirilmiştir. Ölçek geçerliliğinin sağlanmasının tespitinde madde toplam korelasyonları hesaplanmıştır. Ardından açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yardımıyla yapı geçerliliği analiz edilmiştir. Ölçek güvenilirliği için Cronbach alfa değerleri hesaplanmıştır. Bu değer teknofobi ölçeği için (0,953) bulunmuştur. Teknofili ölçeğinde, tüm ölçek için (0,889), teknolojik itibar boyutunda (0,909), coşku boyutunda (0,820), teknoloji bağımlılığı boyutunda (0,844) bulunmuştur. Teknofobi ölçeği için KMO değeri 0,942 bulunmuş olup tek faktörlü ölçeğin toplam varyansın %66,833’ün açıkladığı saptanmıştır. Teknofili ölçeği için KMO değeri 0,875 bulunmuş olup üç faktörlü ölçeğin toplam varyansın %64,481’ini açıkladığı saptanmıştır. Teknofobi ile teknofili ölçekleri arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda, teknofobi ve teknofili arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Çalışanların demografik özelliklerine ve çalıştıkları işletmelerin özelliklerine göre detaylı fark analizleri yapılarak sonuç kısmında yorumlanmıştır.
  • Article
    Örgütsel Çift Yönlülük Üzerine Uluslararası Literatürde Yapılan Çalışmaların Bibliyometrik Analizi
    (2024) Mutlu, Ceyhan
    Bu çalışmada, bibliyometrik analiz yönteminden yararlanarak, son yıllarda uluslararası literatürde artan bir öneme sahip olan örgütsel çift yönlülük kavramı kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu kavramın uluslararası literatürdeki oluşumundan gelişimine kadar olan tüm süreçler ve aktörler ele alınarak, yeni yeni gelişmeye başladığı ulusal literatürde de önemine dikkat çekmek amaçlanmaktadır. Araştırmanın verilerini, Web of Science veri tabanında yer alan, örgütsel çift yönlülük üzerine uluslararası literatürde yapılmış 1390 çalışma oluşturmaktadır. Elde edilen bu çalışmaları incelemek için, bibliyometrik analiz yönteminin yapılmasına olanak sağlayan, VosViewer 1.6.19. programından faydalanılmıştır. Bu programın yardımıyla, elde edilen çalışmalar arasındaki ortak yazarlar, atıflar, anahtar kelimeler gibi faktörlerin birbirileriyle olan ilişkisel bağlantıları incelenmiştir. Analiz sonuçlarını incelediğimizde, örgütsel çift yönlülük kavramının uluslararası literatürdeki gelişiminde aktörlerin rolleri net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Elde edilen tüm bulgular ışığında, örgütsel çift yönlülük kavramının ulusal literatürde de öneminin artması hedeflenmektedir.
  • Article
    A Bibliometric Analysis on The Development of The Second-Hand Market Literature Over the Last 30 Years
    (2024) Çizer, Ece Özer; Köse, Şirin Gizem
    Hem araştırmacılar hem de uygulayıcılar tarafında, ikinci el ürünlere artan bir ilgi bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışma, konuyla ilgili literatür gelişimine ışık tutmak için literatürdeki ikinci el pazarının gelişimini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda literatürde ikinci el pazarı kavramı üzerine geçmişten günümüze yapılan çalışmalar üzerinden bibliyometrik bir analiz yapılmıştır. Çalışma için toplam 235 doküman incelenmiştir. Sonuçlar ikinci el tüketimin yeni bir tüketici davranışı türü olarak ortaya çıktığını ve daha sonra literatürde bir iş modeli olarak incelendiğini ve sürdürülebilirliğin hem akademik hem de uygulama alanlarında artan önemi ile birlikte hatırı sayılır bir tüketim şekli haline geldiğini göstermektedir. İkinci el ürünler stil ve sürdürülebilirlik yönünü daha fazla vurgulayan önemli bir pazar yaratmıştır. İkinci el üzerine yapılan çalışmalarda en sık tekrarlanan terim döngüsel ekonomidir. İkinci el giyim, işbirlikçi tüketim, paylaşım ekonomisi ve yeniden kullanım konularında yapılan çalışmalar son yıllarda artış göstermiştir Sonuçların hem literatüre hem de ikinci el perakendecilerine katkı sağlaması beklenmektedir.
  • Article
    Türkiye'nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Performansı Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz
    (2024) Asfuroğlu, Dila; Asfuroglu, Dila
    Çalışma, Türkiye’nin döngüsel ekonomiye geçiş performansını, seçili gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırma yaparak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nicel analiz, Eurostat ve OECD.Stat veri bankalarının döngüsel ekonomiyi ölçmek için belirlediği göstergeler ışığında, verilerin var olduğu 2000-2022 yılları arasında, gelişmiş ülkelerden Almanya, İsveç ve İngiltere; gelişmekte olan ülkelerden Macaristan, Bulgaristan, Arnavutluk ve Sırbistan örnekleriyle yapılmıştır. Sonuçlara göre Türkiye, kaynak verimliliğini yıllar içinde artmış olup en etkili artış, 2017 yılından itibaren gözlemlenmiştir. Yurtiçi malzeme tüketiminin ve malzeme ayak izinin düşük seyretmesi talep ve tüketimin genel anlamda düşük olmasına işaret etmektedir. Kişi başına kentsel atık düşerken kişi başı toplam atığının artması, Türkiye’nin hane bazında atık üretiminin düşük, ancak kişi bazında yüksek olduğunu göstermektedir. Atıkların işlenmesinde en çok başvurulan yol uzun yıllar imha iken 2016 yılından itibaren geri kazanım hız kazanmıştır. Son beş yıla dair verinin bulunduğu kentsel atığın geri dönüşüm oranının artması olumlu bir gelişmedir. İthalat bağımlılığı, gelişmiş ülkelere göre düşük seviyelerde olmasına rağmen yıllar içinde düşmeyip artmıştır. Son yıllarda, tüm hammaddelerin bağımlılığında düşüş yaşanırken metal cevherler ve fosil enerjideki bağımlılık çok yüksek seyretmiştir. Son olarak, sera gazı emisyonu yıllar içinde ciddi şekilde artarak döngüsel ekonomiye geçişte Türkiye’nin en kötü performans göstergesi olmuştur. Yazında çoğunlukla Avrupa Birliği (AB) ülkeleri konu alınıp Türkiye ile alakalı çalışmalar daha çok teorik çerçeveyi oluşturmak üzerine olduğundan bu çalışma, yazındaki eksikliği gidermektedir. Ülke karşılaştırmaları vasıtasıyla, AB’ye aday ülke olan Türkiye’nin, AB’nin döngüsel ekonomi hedeflerinde, döngüsel ekonomi ve ilgili politikaları benimsemede ilerleme kaydedip kaydetmediğini gözler önüne sermekte ve politika yapıcılara, Türkiye’nin döngüsel ekonomi performansını geliştirebilmesi için önerilerde bulunmaktadır.
  • Article
    Psikolojik Sahiplik Kavramının Pazarlama ve Tüketici Davranışı Literatürüne Yansımaları: Bibliyometrik Bir Analiz
    (2023) Köse, Şirin Gizem; Çizer, Ece Özer
    Tüketiciler ve sahip oldukları arasındaki ilişki değiştikçe, tüketimin yeni biçimleri ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda, tüketicilerin benim- sedikleri yeni tüketim biçimlerine ilişkin çalışmalar da gün geçtikçe artmaktadır. Psikolojik sahiplik, özellikle de teknolojinin gelişimi ile pazarlama alanında önemini artıran kavramlardan biri olarak ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada psikolojik sahiplik kavramının pazarlama ve tüketici davranışı literatüründeki gelişimine ışık tutulması amaç- lanmıştır. Bu amaçla, 2008-2023 yılları arasındaki 195 çalışma bib- liyometrik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, psikolojik sahiplik konusunun pazarlama ve tüketici davranışı litera- türünde yeni ve dinamik bir kavram olarak önemini arttırdığı görül- mektedir. Psikolojik sahiplik, sıklıkla paylaşım ekonomisi ve bağlılık ile birlikte ele alınmaktadır.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Understanding the Psychological and Financial Correlates for Consumer Credit Use;
    (Sosyoekonomi Society, 2024) Ertuğrul, Seyit; Sayar, Alperen; Şahin, Türkay; Çakar,Tuna; Ertuğru, Seyit
    This study investigated the behavioural and cognitive predictors of consumer credit usage to develop a behavioural credit risk assessment procedure for a factoring company. Participants completed surveys measuring personality traits, self-esteem, material and monetary values, compulsive and impulsive buying tendencies, self-control, and impulsiveness. Financial surveys also assessed financial literacy and knowledge of financial concepts. The results indicated that extraversion, conscientiousness, emotional stability, and experiential self-control were significant predictors of consumer credit usage. These findings suggest that a finance company can use these personality traits and financial characteristics to develop a more accurate and effective credit risk assessment procedure, such as psychometric tests. © 2024, Sosyoekonomi Society. All rights reserved.
  • Article
    What Is Neuroentrepreneurship? the Theoretical Framework, Critical Evaluation, and Research Program
    (2021) Çakar,Tuna; Girişken, Arzu
    As interest in entrepreneurship research to identify the possible economic development opportunities that entrepreneurs can provide, entrepreneurship research's objective tools are reaching their limits. Researchers in entrepreneurship are striving to discover new techniques and methodologies to answer questions about what makes a person an entrepreneur and perhaps identify and encourage an entrepreneur in the next step. Although a great deal of research has been done to answer these questions scientifically, traditional techniques have failed to produce the desired answers. For this reason, researchers working in the entrepreneurship field have recently been increasingly interested in applying neuroscience methods, especially after the proliferation of research fields such as neuroeconomics, neuromarketing, and neuropolitics. Although the population of neuroentrepreneurship research is gradually increasing, we cannot say that the field has been studied theoretically enough yet. In this article, a theoretical definition of neuroentrepreneurship is made, and a scientific framework is tried to be gained on the way to future research.
  • Article
    Examining the Relations Between Employees' Perception of Corporate Social Responsibility, Customer Orientation and Perceived Performance
    (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2022) Köse, Şirin Gizem; Enginkaya, Ebru
    Günümüz şartlarında, hangi sektörde faaliyet gösterdikleri fark etmeksizin tüm sektörlerrekabet avantajı kazanmak için kurumsal sosyal sorumluluğu etkin olarakkullanmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk araştırmaları çoğunlukla tüketicilerinalgısında yoğunlaşmıştır, konuya çalışanların bakış açısına ihtiyaç bulunmaktadır. Buçalışma çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algısının, müşteri odaklılık vealgılanan performans ile ilişkisini incelemektedir. 218 çalışandan elde edilen verilerKısmi En Küçük Kareler (PLS) Yapısal Eşitlik Modellemesi tekniği ile analiz edilmiştir.Sonuçlar çalışanların KSS algısının tüm boyutlarının müşteri odaklılık ve algılananperformans ile pozitif ilişkili olduğunu göstermektedir. Algılanan performansı açıklayanen güçlü değişken algılanan çevresel KSS aktiviteleriyken, müşteri odaklılığı açıklayanen güçlü değişken algılanan etik KSS aktiviteleridir. Ayrıca, müşteri odaklılık, algılananperformans ile pozitif ilişkilidir. Sonuçlar çalışan-temelli KSS ve onun olası pozitifsonuçları için yararlı içgörüler sunmaktadır. Ayrıca çalışma sonuçları ile çalışan temelliKSS'deki araştırma boşluğunu doldurmayı ve bunun pazarlama ile ilgili çıktılarüzerindeki etkisini incelemeyi hedeflemektedir.