TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 72
  • Article
    Water Accounting in Social Sciences: Trends, Developments, and Future Research Directions
    (2025) Öz, Merve
    Water accounting is crucial for providing integrated information that supports water governance and management. It provides a foundation for informed decision-making for various stakeholders who rely on water information for different purposes. Water accounting is not new; it has evolved significantly over the past three decades. This study systematically reviews publications in Social Sciences Citation Index (SSCI) journals within the Web of Science database through bibliometric analysis, examining the research trends and developments in water accounting. One hundred-five publications were analyzed, revealing fluctuating yet increasing research activity. The earliest recorded study dates to 2005, with a marked increase in publications after 2012. The Journal of Cleaner Production and The Journal of Sustainability are the leading sources, each contributing nine studies. Australia has emerged as a dominant contributor to water accounting research in social sciences, followed by China. Key trending topics in the field include water footprint, virtual water, consumption, trade, sustainability, and scarcity. Future research should focus on corporate water accounting, virtual water, and consumption patterns of entities and individuals and strengthen interdisciplinary collaboration in water studies. This study aims to enhance academics' awareness and understanding of water accounting in water management, governance, water economics, and environmental accounting.
  • Article
    BM Güvenlik Konseyi Listeleri ve İç Hukukta Terör Örgütünün Tespiti
    (2025) Akyürek, Güçlü
    Terörle mücadele kapsamında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, gerçek kişi ve kurumları listeleyerek yaptırımlar uygulanmasına karar vermekte, üye devletler de bunu uygulamakla yükümlü kılınmaktadır. Öte yandan bir üye devlette, Türkiye’de, yargı yerlerinin bir örgütün terör örgütü olup olmadığını belirlerken söz konusu listeleri nasıl değerlendirmeleri gerektiği tartışılmalıdır. Bu çalışmada öncelikle listelerin hukuksal altyapısı ve gelişimi, sonrasında da temel ceza yargılaması ilkeleri ve Yargıtay kararları ışığında, bir terör örgütünün varlığı belirlenirken, adı geçen listelerin ispat gücü ele alınmaktadır.
  • Article
    The Mediating Role of Cultural Intelligence in The Relationship Between Personality and Cross Cultural Adaptability: A Research on Graduate Students
    (2024) Arıkboğa, Fatma Şebnem; Mutlu, Ceyhan
    Küreselleşme hızlandıkça ve ülkelerin çevresel koşulları değiştikçe, bireylerin yaşam standartlarını arttırmak amacıyla, farklı ülkelerde yaşama isteği artmaktadır. Bu istek bireylerde her ne kadar güçlü olsa da, farklı bir kültüre adaptasyon sağlamak hiç de kolay olmamaktadır. Bireylerin kültürlerarası adaptasyonlarını sağlamasına etki eden çeşitli faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerin başında bireylerin farklı kültürden bireyleri anlamasını ve o kültüre uygun davranmasında önemli bir rol oynayan kültürel zeka kavramı gelmektedir. Kültürel zeka analizi, bireylerin bu zorlukların üstesinden gelmesine veya bu zorluklardan kaçınmasına yardımcı olmak için önemli bir konumda olmaktadır. Kültürel zekanın yanı sıra bireylerin kişilikleri de sonuçlara önemli derecede etki eden bir diğer unsur olarak ele alınmaktadır. Bireylerin kişilik yapılarının analizi, bu bireylerin farklı kültürlere adaptasyon sağlayıp sağlayamayacakları hakkında ön görüler ortaya koyabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, İşletme lisansüstü öğrencilerinin yurtdışında yaşama niyetleri bağlamında, kültürlerarası adaptasyon, kültürel zeka ve kişilik kavramlarını ele alarak, bu üç kavram arasındaki ilişkinin boyutunu ortaya koymaktır.
  • Article
    Sanal Etkileyicilerin Yükselişi: Tüketici Tutumları Üzerine Keşfedici Bir Araştırma
    (Alanya Akademik Bakış Dergisi, 2025) Kose, Sırın Gızem
    Pazarlama iletişiminin önemli araçlarından biri haline gelen etkileyici pazarlamada dijitalleşme ve yapay zekanın etkisiyle sanal etkileyiciler de kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, sanal etkileyicilere ve sanal etkileyicilerin pazarlama iletişiminde kullanılmasına yönelik tüketici tutumlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda veri elde etmede nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre sanal etkileyicilere yönelik negatif tutumlar gerçek dışılık ve yapaylık, duygusal eksiklikler, endişe oluşturma, reklam unsuru olma; pozitif tutumlar ise yenilik ve ilgi çekicilik, kolaylık, uzmanlık olarak ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte, sanal etkileyicilerin pazarlama iletişiminde kullanımı kapsamında, sanal etkileyici kullanan markaya yönelik tutum ve satın alma niyeti ile, satın alma niyetini şekillendiren unsurlar da (sanal etkileyicilerin özellikleri, bireysel özellikler, kullanım stratejileri, ürün türü, ilgilenim) araştırılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, markalara pazarlama iletişimi çerçevesinde öneriler sunulmaktadır.
  • Article
    Diplomatik Koruma ve Konsolosluk Yardımında Çoklu Vatandaşlık
    (2024) Asar, Bilge Nur Erson; Perçin, Gizem
    Devlet ile birey arasında hukuki bir bağ olarak tanımlanan vatandaşlığa bağlı hak ve yükümlülükler, öncelikle vatandaşlık devletinin egemenlik yetkisini kullandığı ülke üzerinde doğmaktadır. Ancak günümüzde yoğun bir artış gösteren nüfus hareketliliği, birçok bireyin vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı devletlerin ülkelerinde bulunmaları sonucunu doğurmuştur. Bulundukları devlet bakımından yabancı statüsünde kabul edilen bu bireyler, o devletin hukuk düzeni içerisinde haklarını savunmak, haklarının ihlal edilmesi halinde ise zararlarının giderilmesini talep etmek zorunda kalabilmektedir. Yabancıların, hukuk sistemine de yabancı oldukları bu devletlerde, haklarını savunmak bakımından ihtiyaç duydukları konsolosluk yardımı ve ihlal edilen haklarının giderimi için aradıkları diplomatik koruma, kural olarak, vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları devlet tarafından kendilerine verilebilmektedir. Ancak yabancının birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olması durumunda, gerek konsolosluk yardımı gerek diplomatik korumanın hangi vatandaşlık devleti tarafından sağlanacağı ya da vatandaşlık devletlerinin her ikisinin de harekete geçip geçemeyeceği çözüme kavuşturulması gereken meselelerdir. Ayrıca çoklu vatandaşlık devletlerinin konsolosluk yardımı ile diplomatik korumayı birbirlerine karşı ileri sürüp süremeyecekleri de bu konuda başka bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, hem bireyin kabul eden devlet ve ihlal devleti bakımından yabancı olduğu durumlarda her bir vatandaşlık devletinin konsolosluk yardımı ve diplomatik korumada bulunabilmesi, hem de bireyin vatandaşlık devletleri arasında bu yardım ve korumanın mümkün olup olmadığı değerlendirilmiş; konuyla ilgili aranan koşul ve kriterler üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın diplomatik koruma bakımından, temel argümanı çoklu vatandaşlık devletlerinin ayrı ayrı hareket ettiği hallerde ihlal devletinin etkin vatandaşlık devleti ile sonraki süreçleri yürütebileceği; ancak vatandaşlık devletlerinin birlikte hareket ettikleri durumlarda böyle bir kriterin uygulanmasının gerekli olmadığıdır. Temel amacı, yabancı olduğu bir hukuk sisteminde karşılaşabileceği zorluklar karşısında bireyi desteklemek olan konsolosluk yardımında ise, çoklu vatandaşlık devletlerinin, kabul eden devlette, birlikte veya ayrı ayrı konsolosluk yardımı sağlama haklarının devletlerin egemen eşitlik ilkesine uygun olduğu; bununla birlikte vatandaşlık devletlerinden birinde özgürlüğü kısıtlanan birey bakımından konsolosluk yardımının sağlanması yükümlülüğünün bulunmadığı kabul edilmedir.
  • Article
    Örgütsel Çift Yönlülük Üzerine Uluslararası Literatürde Yapılan Çalışmaların Bibliyometrik Analizi
    (2024) Mutlu, Ceyhan
    Bu çalışmada, bibliyometrik analiz yönteminden yararlanarak, son yıllarda uluslararası literatürde artan bir öneme sahip olan örgütsel çift yönlülük kavramı kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu kavramın uluslararası literatürdeki oluşumundan gelişimine kadar olan tüm süreçler ve aktörler ele alınarak, yeni yeni gelişmeye başladığı ulusal literatürde de önemine dikkat çekmek amaçlanmaktadır. Araştırmanın verilerini, Web of Science veri tabanında yer alan, örgütsel çift yönlülük üzerine uluslararası literatürde yapılmış 1390 çalışma oluşturmaktadır. Elde edilen bu çalışmaları incelemek için, bibliyometrik analiz yönteminin yapılmasına olanak sağlayan, VosViewer 1.6.19. programından faydalanılmıştır. Bu programın yardımıyla, elde edilen çalışmalar arasındaki ortak yazarlar, atıflar, anahtar kelimeler gibi faktörlerin birbirileriyle olan ilişkisel bağlantıları incelenmiştir. Analiz sonuçlarını incelediğimizde, örgütsel çift yönlülük kavramının uluslararası literatürdeki gelişiminde aktörlerin rolleri net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Elde edilen tüm bulgular ışığında, örgütsel çift yönlülük kavramının ulusal literatürde de öneminin artması hedeflenmektedir.
  • Article
    Eğitimde Küreselleşme: Türkiye’deki Uluslararası Öğrenciler Üzerine Bir Çalışma
    (2024) Mutlu, Ceyhan
    Bu çalışmanın amacı, küreselleşmenin eğitim üzerindeki sonuçlarını incelerken, Türkiye’deki uluslararası öğrenciler üzerine bir araştırma yapmaktır. Bu öğrencilerin sayıları, eğitim düzeyleri, bölümleri ve uyruklarına göre dağılımları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yayımlanan istatistiksel veriler kullanılarak ele alınmaktadır. Bu verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinden biri olan genel tarama yaklaşımı kullanılmaktadır. Tarama yöntemleri, örneklem boyutunun büyük olduğu araştırmalarda sıklıkla kullanılan bir analiz yöntemi olmaktadır. Daha rasyonel sonuçlara ulaşabilmek için araştırmanın kapsamı son beş yılla sınırlandırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'deki uluslararası öğrenci sayısının her geçen yıl arttığı gözlemlenmektedir. En fazla tercih edilen öğrenim düzeyi lisans olurken, en fazla tercih edilen bölümün ise işletme bölümü olduğu görülmektedir. Bu öğrencilerin genellikle Türkiye’nin komşu ülkelerinden, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden geldiği, ancak öğrencilerin mezuniyet oranlarına baktığımızda ise, Avrupa’dan gelen öğrencilerin daha başarılı olduğu gözlemlenmektedir.
  • Article
    Türkiye'nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Performansı Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz
    (2024) Asfuroğlu, Dila; Asfuroglu, Dila
    Çalışma, Türkiye’nin döngüsel ekonomiye geçiş performansını, seçili gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırma yaparak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nicel analiz, Eurostat ve OECD.Stat veri bankalarının döngüsel ekonomiyi ölçmek için belirlediği göstergeler ışığında, verilerin var olduğu 2000-2022 yılları arasında, gelişmiş ülkelerden Almanya, İsveç ve İngiltere; gelişmekte olan ülkelerden Macaristan, Bulgaristan, Arnavutluk ve Sırbistan örnekleriyle yapılmıştır. Sonuçlara göre Türkiye, kaynak verimliliğini yıllar içinde artmış olup en etkili artış, 2017 yılından itibaren gözlemlenmiştir. Yurtiçi malzeme tüketiminin ve malzeme ayak izinin düşük seyretmesi talep ve tüketimin genel anlamda düşük olmasına işaret etmektedir. Kişi başına kentsel atık düşerken kişi başı toplam atığının artması, Türkiye’nin hane bazında atık üretiminin düşük, ancak kişi bazında yüksek olduğunu göstermektedir. Atıkların işlenmesinde en çok başvurulan yol uzun yıllar imha iken 2016 yılından itibaren geri kazanım hız kazanmıştır. Son beş yıla dair verinin bulunduğu kentsel atığın geri dönüşüm oranının artması olumlu bir gelişmedir. İthalat bağımlılığı, gelişmiş ülkelere göre düşük seviyelerde olmasına rağmen yıllar içinde düşmeyip artmıştır. Son yıllarda, tüm hammaddelerin bağımlılığında düşüş yaşanırken metal cevherler ve fosil enerjideki bağımlılık çok yüksek seyretmiştir. Son olarak, sera gazı emisyonu yıllar içinde ciddi şekilde artarak döngüsel ekonomiye geçişte Türkiye’nin en kötü performans göstergesi olmuştur. Yazında çoğunlukla Avrupa Birliği (AB) ülkeleri konu alınıp Türkiye ile alakalı çalışmalar daha çok teorik çerçeveyi oluşturmak üzerine olduğundan bu çalışma, yazındaki eksikliği gidermektedir. Ülke karşılaştırmaları vasıtasıyla, AB’ye aday ülke olan Türkiye’nin, AB’nin döngüsel ekonomi hedeflerinde, döngüsel ekonomi ve ilgili politikaları benimsemede ilerleme kaydedip kaydetmediğini gözler önüne sermekte ve politika yapıcılara, Türkiye’nin döngüsel ekonomi performansını geliştirebilmesi için önerilerde bulunmaktadır.
  • Article
    Psikolojik Sahiplik Kavramının Pazarlama ve Tüketici Davranışı Literatürüne Yansımaları: Bibliyometrik Bir Analiz
    (2023) Köse, Şirin Gizem; Çizer, Ece Özer
    Tüketiciler ve sahip oldukları arasındaki ilişki değiştikçe, tüketimin yeni biçimleri ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda, tüketicilerin benim- sedikleri yeni tüketim biçimlerine ilişkin çalışmalar da gün geçtikçe artmaktadır. Psikolojik sahiplik, özellikle de teknolojinin gelişimi ile pazarlama alanında önemini artıran kavramlardan biri olarak ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada psikolojik sahiplik kavramının pazarlama ve tüketici davranışı literatüründeki gelişimine ışık tutulması amaç- lanmıştır. Bu amaçla, 2008-2023 yılları arasındaki 195 çalışma bib- liyometrik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, psikolojik sahiplik konusunun pazarlama ve tüketici davranışı litera- türünde yeni ve dinamik bir kavram olarak önemini arttırdığı görül- mektedir. Psikolojik sahiplik, sıklıkla paylaşım ekonomisi ve bağlılık ile birlikte ele alınmaktadır.
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    Les Conventions Préparatoires
    (Istanbul University Press, 2024) Işıntan, Pelin
    La phase précontractuelle est une zone grise, difficile à cerner et gouvernée par la liberté contractuelle. Les parties sont libres d’organiser leurs pourparlers conventionnellement et s’imposer des devoirs contractuels même en période précontractuelle. Par convention précontractuelle nous entendons un acte bilatéral qui vise la conclusion du contrat négocié. Puisque le Code des Obligations turc ne consacre pas une section spécifique aux pourparlers les parties ont grand intérêt à organiser cette phase et définir les règles à suivre et leurs comportements réciproques. Les parties peuvent former des actes précontractuels sous des formes et avec des contenus très variés. Nous allons nous limiter aux actes bilatéraux conclus entre les parties puisque nous examinons les conventions préparatoires. Par conséquent, les actes unilatéraux tels que la lettre d’intention envoyée par l’une des parties avec l’intention de débuter les pourparlers ne seraient pas traités dans cet article. Ainsi nous envisageons une étude sur les conventions précontractuelles en tenant compte de leur effet obligatoire. Dans un premier temps, nous traiterons les conventions qu’on pourrait appeler les contrats préparatoires qui créent un effet obligatoire pour au moins une des parties, et ensuite nous examinerons les conventions munies d’un tel effet.