TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927
Browse
4 results
Search Results
Article Suçluluktan Tiksintiye: Türkiyeli ve Belçikalı Katılımcılarda Obsesyonların Ahlaki-Duygusal Profili(Association for Clinical Psychology Research, 2026) Ozcanli, FulyaSon yıllarda artan çalışmalar, obsesif-kompulsif bozukluğun ahlakla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Ancak mevcut psikolojik modeller, ahlaki duyguların bu bozukluğun etiyolojisi ve tedavisindeki rolünü çoğunlukla göz ardı etmektedir. Bu çalışma, farklı ahlaki vurgulara sahip iki kültürde çeşitli obsesyon türlerine ilişkin temel ahlaki duyguları incelemektedir. Araştırmanın örneklemini, Türkiye’den 362 (Ort. = 20.75, %86 kadın) ve Belçika’dan 247 (Ort. = 18.40, %84 kadın) üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcılar, dört obsesyon alanına (saldırganlık, cinsellik, bulaş/kirlenme ve simetri/kesinlik) ilişkin ifadelere dayalı olarak yedi duygunun—utanç, suçluluk, mahcubiyet, öfke, küçümseme, tiksinme ve korku—deneyimlenme sıklığını değerlendirdiler. Obsesyon boyutları, Leuven Obsesif Düşünceler Envanteri (LOII-R) ile ölçülmüş ve ahlaki duyguları değerlendirmek amacıyla bu çalışma kapsamında yeni bir ölçek geliştirilmiştir. Ana- lizler, suçluluk, utanç, tiksinti ve öfkenin her iki kültürde yaygın olduğunu ancak sıklıklarının farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Saldırganlık obsesyonları ve simetri/kesinlik şüpheleri her iki kültürde de suçluluk, öfke ve korku ile ilişkilendirilmiştir. Ancak, cinsel ve bulaş/kirlenme obsesyonlarında kültürel farklılıklar gözlenmiştir. Türk katılımcıların bu obsesyonlara karşı daha yüksek düzeyde tiksinti ifade ettiği ve cinsel obsesyonlar karşısında Belçikalı katılımcılara kıyasla daha fazla utanç, suçluluk ve mahcubiyet hissettikleri bulunmuştur. Bu sonuçlar, özellikle Türk kültüründe kutsallık ve temizlik temelli değerlerin ahlaki sistemde daha merkezi bir rol oynadığını düşündürmektedir. Çalışma genel olarak, obsesyonların belirli ahlaki duygularla nasıl ilişkilendiğini ve bu ilişkinin obsesyon türüne göre farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bulgulardaki kültürel farklılıklar, her kültürün ahlaki önceliklerini yansıtmakta ve bu etkiler özellikle Türk örnekleminde daha belirgin görünmektedir.Article Validation Evidence for the Oviedo Grit Scale (EGO) in a Non-Western Context(2024) Turnalar-Çetinkaya, Neslihan; Çetinkaya, Neslihan TurnalarGrit is a positive non-cognitive characteristic related to perseverance and passion for long-term goals. It positively impacts various aspects of life, but limited tools are available for measuring it, particularly in Turkish. Thus, this research aimed to establish the psychometric values for the Turkish version of the Oviedo Grit (EGO) scale by Postigo et al. (2021). The sample consisted of 500 Turkish university students. The analyses for single items, structural validation, measurement invariance, and the scale’s relationship with personality traits (i.e., big five personality dimensions) and external variables (i.e., grade point average) supported the claim that the EGO scale, originally developed in Spanish by Postigo et al. (2021), is a reliable, unidimensional tool to measure grit Turkish language. Some limitations and potential paths for future research were also discussed.Article Çocukluk Çağında Obezitenin Öncülleri Hakkında Bir Derleme(Türk Psikologlar Derneği, 2021) Yasin, Hatice Şule; Müren, Hatice MelisOverweight/obesity in childhood has become a worldwide health problem. World Health Organization (2018) reported that the prevalence of obesity in children worldwide tripled between 1975 and 2016 with more than 41 million children before age 5 were overweight/obese in 2016. Given that obesity has been associated with a wide range of physiological and psychological problems and its excessive increase in recent years, it is highly important to identify the precursors of obesity and develop intervention programs targeting them. The present review compiles national and international research regarding child feeding behaviors, parenting styles, maternal perceptions and child temperament as important precursors of obesity in early childhood and aims to facilitate further research and obesity intervention programs in Turkey by giving a thorough summary of literature about the subject. Results in the literature suggested that parental restrictive feeding, authoritarian parenting style, inaccurate maternal perceptions of child weight and high negative affectivity as a temperamental trait in children may all be potential risk factors for childhood obesity. The need for intervention programs targeting parenting behaviors and parental awareness of overweight is emphasized. Further longitudinal studies are required to uncover the precursors of obesity and develop appropriate intervention programs.Article Israrlı Takip: Tanımı ve Sosyal Psikolojik Değişkenler ile İlişkileri(Türk Psikologlar Derneği, 2021) Sakallı, Nuray; Başar, DemetIsrarlı takip (stalking) psikolojik ve fiziksel şiddet içeren, hedef alınan kişide korku ve endişe uyandıran, istenmeyen ve ısrarcı davranışlar bütünüdür. Bu makalenin amacı son yıllarda kadına yönelik şiddet alanında ayrı bir başlık altında ele alınmaya başlanmış olan ısrarlı takip konusuna ilişkin bir yayın taraması gerçekleştirerek alana katkı sunmaktır. Bu amaçla ilk olarak ısrarlı takip olgusunun tanımı ve farklı disiplinler açısından ele alınış biçimleri üzerinde durulmuştur. Araştırmalarda ısrarlı takip ile birlikte ele alınan takipçi-mağdur ilişkisi (eski veya şimdiki eş/partner ve tanıdık ya da yabancı takipçi), kullanılan takip yöntemleri (fiziksel ortamda veya çevrim içi iletişim araçları ile gerçekleştirilenler), ısrarlı takibin romantikleştirilmesi, toplumsal cinsiyet, cinsiyetçilik, erkeklik ve namus kültürü gibi farklı sosyal psikolojik değişkenler ele alınmıştır. Bu değişkenlerle yapılan çalışmaların bulguları yanı sıra olası gelecek araştırma önerileri verilmiştir. Daha sonra, ısrarlı takibin psikolojik ve fiziksel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine değinilmiştir. Sonuç kısmında ise ısrarlı takip konusuyla ilgili genel bir özetleme ile birlikte kültürümüzde yapılabilecek olası araştırma önerileri sunulmuştur.
