TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Other
    The Future of Türkiye-NATO Relations in Light of the Strained Transatlantic Dialogue
    (Seta Foundation, 2025) Kibaroğlu, Mustafa
    This commentary aims to assess the impact of the changing approach of the U.S. under Trump's second administration on transatlantic relations, the future of NATO, its engagement in the war in Ukraine, and the prospects for further expansion toward the east. The paper also aims to shed light on how these developments may affect the future of Türkiye-NATO relations. While Türkiye remains a critical NATO member due to its strategic geography and military capabilities, domestic skepticism towards the Alliance has grown in response to unresolved disputes and perceived double standards. The commentary ultimately underscores that Türkiye’s future in NATO will depend on the Alliance’s ability to reconcile internal divisions, recalibrate its strategic vision, and balance Türkiye’s security concerns with broader transatlantic priorities. © 2025, SETA Foundation. All rights reserved.
  • Article
    21. Yüzyıldaki Uluslararası İlişkilerde Dini İnşacılık ve İslam’ın Barışçı Hakikati
    (2024) Alkanalka, Mehmet
    Uluslararası ilişkilerde askeri gücün kullanılması ve askeri gücü kullanırken kullanılan meşruiyet gerekçeleri arasında siyasi, ekonomik, güvenlik gerekçelerinin yanında dinin de etkisi olmuştur. Bu makalede 9/11 terör saldırısı başta olmak üzere El Kaide adlı devlet dışı aktörün istismar ettiği kutsal savaş kavramının dini bir inşa olup olmadığı, İslam dini kapsamında bu inşanın ne kadar geçerlilik taşıdığı ve ABD’nin bu mücadeleyi hangi dini söylemlerle karşıladığı literatür taraması yöntemi ile analiz edilmektedir. Ayrıca, İslamiyet’in savaş ve cihat yaklaşımı da Kuran’da yer alan bazı ayetler ile ortaya konulmaktadır. Savaş hakkındaki Kuran’daki ilgili ayetler incelendiğinde öncelikle barışın en ideal durum olduğu, savaşmak isteyen gruplar olduğunda öncelikle arabuluculuk yapılması, savaş ve terörizm ateşinin söndürülmesi önemli buyruk ve tavsiyeler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada 9/11 terör saldırısı sonucu ABD ve Avrupa’da oluşan suni İslam karşıtlığının ne kadar büyük bir haksızlık yarattığının ortaya konularak çatışmaların çözülmesi ve evrensel barışa katkı sağlanması amaçlanmıştır.
  • Other
    War as the True Adversary and Türkiye’s Pivotal Role in Forging Peace
    (SETA Foundation, 2024) Çağlar, Barış
    The central thesis of this article depends on deterrence theory and posits that nuclear war, rather than any specific nation or faction, constitutes the true adversary in the Russia-Ukraine conflict and that averting nuclear escalation must be prioritized above all else. After establishing the rationale for this position, the commentary offers a critical analysis of both Western and Russian policies, highlighting their role in intensifying the conflict without sufficiently accounting for the risks of nuclear confrontation. As an alternative peaceful path, the article examines the Turkish approach as a concise applied case study, emphasizing its balanced diplomatic and military engagement with both Ukraine and Russia. Through its promotion of dialogue and facilitation of peace negotiations, Türkiye exemplifies a strategic approach to conflict resolution that aims not only to prevent further escalation —especially the threat of nuclear conflict— but also to pave the way toward sustainable peace. © 2024, SETA Foundation. All rights reserved.
  • Article
    Parasal altın ilkesi ve Nikaragua v. Almanya Davası: Tamam mı devam mı?
    (2024) Erson Asar, Bilge; Asar, Bilge Nur Erson
    Nikaragua 1 Mart 2024’te, İsrail'e silah ve yardım sağlayarak uluslararası hukuku çeşitli yönlerden ihlal ettiği iddiasıyla Almanya aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurmuştur. Buna karşılık Almanya, İsrail'in davanın vazgeçilmez tarafı olduğunu savunarak UAD'nin bu davada yargı yetkisini kullanamayacağını ileri sürmüş ve böylece parasal altın ilkesini tekrar gündeme getirmiştir. Bu makale, UAD'nin 1954 yılında '1943'te Roma'dan Çıkarılan Parasal Altın' davasında geliştirdiği ve aynı isimle anılan parasal altın ilkesini incelemektedir. Bu ilke, davanın kilit noktasının üçüncü bir devletin eylem ve işlemlerinin değerlendirilmesini teşkil ettiği durumlarda UAD’nin yargı yetkisini kullanmaktan kaçınmasına ilişkindir. Çalışma, ilkenin kapsamını ve UAD kararlarındaki uygulamalarını analiz ederek, Nikaragua v. Almanya davasında ilkenin uygulanabilirliğini tartışmaktadır. Çalışmada, soykırımı önleme ve insancıl hukuka riayet etme yükümlülüklerinin kapsamını incelenerek, Almanya’nın yükümlülüklerinin İsrail'in eylemlerinden bağımsız olarak ele alınıp alınmayacağı değerlendirilmektedir.
  • Article
    Diplomatik Koruma ve Konsolosluk Yardımında Çoklu Vatandaşlık
    (2024) Asar, Bilge Nur Erson; Perçin, Gizem
    Devlet ile birey arasında hukuki bir bağ olarak tanımlanan vatandaşlığa bağlı hak ve yükümlülükler, öncelikle vatandaşlık devletinin egemenlik yetkisini kullandığı ülke üzerinde doğmaktadır. Ancak günümüzde yoğun bir artış gösteren nüfus hareketliliği, birçok bireyin vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı devletlerin ülkelerinde bulunmaları sonucunu doğurmuştur. Bulundukları devlet bakımından yabancı statüsünde kabul edilen bu bireyler, o devletin hukuk düzeni içerisinde haklarını savunmak, haklarının ihlal edilmesi halinde ise zararlarının giderilmesini talep etmek zorunda kalabilmektedir. Yabancıların, hukuk sistemine de yabancı oldukları bu devletlerde, haklarını savunmak bakımından ihtiyaç duydukları konsolosluk yardımı ve ihlal edilen haklarının giderimi için aradıkları diplomatik koruma, kural olarak, vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları devlet tarafından kendilerine verilebilmektedir. Ancak yabancının birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olması durumunda, gerek konsolosluk yardımı gerek diplomatik korumanın hangi vatandaşlık devleti tarafından sağlanacağı ya da vatandaşlık devletlerinin her ikisinin de harekete geçip geçemeyeceği çözüme kavuşturulması gereken meselelerdir. Ayrıca çoklu vatandaşlık devletlerinin konsolosluk yardımı ile diplomatik korumayı birbirlerine karşı ileri sürüp süremeyecekleri de bu konuda başka bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, hem bireyin kabul eden devlet ve ihlal devleti bakımından yabancı olduğu durumlarda her bir vatandaşlık devletinin konsolosluk yardımı ve diplomatik korumada bulunabilmesi, hem de bireyin vatandaşlık devletleri arasında bu yardım ve korumanın mümkün olup olmadığı değerlendirilmiş; konuyla ilgili aranan koşul ve kriterler üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın diplomatik koruma bakımından, temel argümanı çoklu vatandaşlık devletlerinin ayrı ayrı hareket ettiği hallerde ihlal devletinin etkin vatandaşlık devleti ile sonraki süreçleri yürütebileceği; ancak vatandaşlık devletlerinin birlikte hareket ettikleri durumlarda böyle bir kriterin uygulanmasının gerekli olmadığıdır. Temel amacı, yabancı olduğu bir hukuk sisteminde karşılaşabileceği zorluklar karşısında bireyi desteklemek olan konsolosluk yardımında ise, çoklu vatandaşlık devletlerinin, kabul eden devlette, birlikte veya ayrı ayrı konsolosluk yardımı sağlama haklarının devletlerin egemen eşitlik ilkesine uygun olduğu; bununla birlikte vatandaşlık devletlerinden birinde özgürlüğü kısıtlanan birey bakımından konsolosluk yardımının sağlanması yükümlülüğünün bulunmadığı kabul edilmedir.
  • Article
    Eğitimde Küreselleşme: Türkiye’deki Uluslararası Öğrenciler Üzerine Bir Çalışma
    (2024) Mutlu, Ceyhan
    Bu çalışmanın amacı, küreselleşmenin eğitim üzerindeki sonuçlarını incelerken, Türkiye’deki uluslararası öğrenciler üzerine bir araştırma yapmaktır. Bu öğrencilerin sayıları, eğitim düzeyleri, bölümleri ve uyruklarına göre dağılımları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yayımlanan istatistiksel veriler kullanılarak ele alınmaktadır. Bu verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinden biri olan genel tarama yaklaşımı kullanılmaktadır. Tarama yöntemleri, örneklem boyutunun büyük olduğu araştırmalarda sıklıkla kullanılan bir analiz yöntemi olmaktadır. Daha rasyonel sonuçlara ulaşabilmek için araştırmanın kapsamı son beş yılla sınırlandırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'deki uluslararası öğrenci sayısının her geçen yıl arttığı gözlemlenmektedir. En fazla tercih edilen öğrenim düzeyi lisans olurken, en fazla tercih edilen bölümün ise işletme bölümü olduğu görülmektedir. Bu öğrencilerin genellikle Türkiye’nin komşu ülkelerinden, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden geldiği, ancak öğrencilerin mezuniyet oranlarına baktığımızda ise, Avrupa’dan gelen öğrencilerin daha başarılı olduğu gözlemlenmektedir.
  • Article
    Ukrayna'da Nükleer Silah Kullanımı Hayaleti: Nükleer Savaş Riskinin Nüansları
    (2024) Çağlar, Barış
    Rusya güvenlik politikasının özünü, hem savaşta hem barış zamanlarında, konvansiyonel ve konvansiyonel olmayan tehditlerin ve silah sistemlerinin bir arada kullanılması oluşturmaktadır. Özellikle nükleer savaş tehdidini sıklıkla savurarak, çatışmanın tırmandırılması sürecinde baskın olmaya çalışmaktadır. Barış zamanında bu şekilde elde ettiği stratejik girişim üstünlüğünü, çatışma ve krizlerin tüm aşamalarında korumaya çalışarak, düşmanlarını kendi kontrolü altında hareket etmeye zorlamaktadır. Diğer bir deyişle nükleer savaş korkusunu manipüle ederek, diğer devletlerin savaş alanına doğrudan müdahalesini engellemeye ve askeri yardımın stratejik hale gelmesini sınırlamaya çalışmaktadır. Rus askeri zihniyetinin kilit noktası budur. Etkisi psikolojiktir ve Ukrayna’da bugüne kadar kısmen başarılı olmuştur. Makalenin önemi ve yansımaları, irdelenen husus ve uyarıların sadece Ukrayna’da değil, olası Tayvan’a dair bir krizdeki gibi nükleer güçlerin dahil olacağı ilerideki çatışmalarda da muhtemel olmasında yatmaktadır. Metodolojik olarak, Rusya’nın Ukrayna’daki nükleer stratejisi bir örnek olay/vaka incelemesi olarak ele alınmıştır. Rusya’nın nükleer risk yoluyla gerilimi tırmandırma hakimiyeti kazanma çabası irdelenmiştir. Bu çaba, nükleer caydırıcılığın belirsizliğine dayanmaktadır. Nükleer saldırı riskine yol açan ve sıklıkla görmezden gelinen bu belirsizliğin nüansları açıklanmıştır. Bu belirsizliğin, nükleer savaş riski oluşturması nedeniyle, hem Ukrayna’daki hem de nükleer silahların gölgesinde oluşacak ilerideki çatışma ve krizlerin mutlak zaferle sonuçlanması mümkün değildir. Hiçbir taraf tüm isteklerini elde edemeyecektir. Bu şartlarda tek çözüm müzakerelerle gelecek diplomatik uzlaşıdır.
  • Article
    Calling for a Reset in Turkish-American Relations in the Post-COVID International Order
    (SETA Foundation, 2020) Kibaroğlu, Mustafa
    Analysts emphasize that nothing will be the same after the pandemic and refer to the ‘new normal’ that is likely to prevail everywhere in the world. It would be a legitimate question to ask if this would provide a conducive environment for Turkey and the United States to reset their relations that have much deteriorated lately. This article will, first, highlight the contours of the ‘new normal’ narrative by referring to the views expressed by politicians, academics, analysts, journalists and intellectuals from around the world. Second, the article will assess the implications of the parameters of the ‘new normal’ for key actors in world politics, such as the United States, China, the European Union and Russia, as well as Turkey’s Middle Eastern neighbors, with respect to the issues that will be at stake in the international security environment. Finally, the article will make a call for a reset in Turkish-American relations in order for the two long-standing allies to adapt themselves better to post-COVID international politics. © 2020, SETA Foundation. All rights reserved.
  • Article
    Gerilen Türk-rus İlişkileri Bağlamında Nato’nun Rolü ve Etkisi Ne Olabilir?
    (2016) Kibaroğlu, Mustafa
    Türk - Rus İlişkileri
  • Article
    Olağanüstü Afrika Daireleri ve Habre Davası
    (İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2018) Akyürek, Güçlü
    Eski Çad devlet başkanı Hissein Habré’nin sığındığı Senegal’de yargılanması büyük hukuksal tartışmalara neden olmuştur. Senegal iç hukukunun böyle bir yargılamaya izin vermemesi üzerine, Senegal hükümeti Afrika Birliği ile işbirliği içerisinde eski devlet başkanını yargılamak için Olağanüstü Afrika Dairelerini kurmuştur. Böylece hem uluslararası hem bölgesel hem de ulusal yönü olan özel bir mahkeme kurulmuştur. Mahkemeyi kuran Statüde soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve işkence suçları tanımlanmıştır. Çalışmada da tanımlar, Türk Hukukundaki ve uluslararası hukuktaki tanımlarla karşılaştırılmıştır. Ayrıca Statüde ceza yargılamasına ilişkin de hükümler bulunmaktadır ve bunlar da incelenmiştir. Diğer yandan, Olağanüstü Afrika Daireleri, yalnızca hukuksal tartışmalar açısından değil, uluslararasılaşmış/karma bir bölgesel ceza mahkemesi olması nedeniyle de incelenmiştir. Çalışmada, hem Dairelerin oluşumu süreci hem Habré davası hukuksal açıdan ele alınmıştır. Son olarak Senegal hükümeti ile Afrika Birliği arasında imzalanan antlaşma ile kabul edilen Statü ve daha sonra savunma haklarının güçlendirilmesi için ek sözleşme ile kabul edilen ek hükümler, anlama kolaylığı için gayrı resmi olarak Türkçeye çevrilmiştir.