TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 200
  • Article
    Türkiye'nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Performansı Üzerine Karşılaştırmalı bir Analiz
    (2024) Asfuroglu, Dila
    This study aims to demonstrate Turkey's performance on the transition to the circular economy by comparing it with selected developed and developing economies. The quantitative analysis is conducted with the data collected from Eurostat and the OECD.Stat over the period 2000– 2022, for the selected developed economies, namely, Germany, Sweden, and the United Kingdom, and the selected developing economies, namely, Hungary, Bulgaria, Albania, and Serbia. According to the results, Turkey's resource productivity has increased over the years, with the most effective increases observed since 2017. The relatively low domestic material consumption and material footprint indicate low demand and consumption overall. The increase in total waste per capita with a decrease in municipal waste per capita shows that Turkey's household waste generation is low, but waste generation per person is high. The most frequently used waste treatment has been disposal for ma ny years, yet recycling has accelerated since 2016. The increase in the recycling rate of municipal waste, according to the data that is available for the last five years, is a positive development. Import dependency has not decreased over the years, although it is at lower levels compared to developed countries. In recent years, dependency on all raw materials has been declining, while dependency on metal ores and fossil energy has been very high. Finally, greenhouse gas emissions have increased significantly over the years, making this indicator Turkey's worst for the transition to a circular economy. Since the existing literature has mostly covered European Union (EU) countries and the research on Turkey is generally about creating a theoretical framework, this study fills the gap in the literature. Through country comparisons, this paper also facilitates understanding how far Turkey, as a candidate country for EU membership, is from the EU's circular economy targets and whether or not Turkey has made progress in adopting circular economy and related policies, and provides policy recommendations to policymakers to improve Turkey's performance in the circular economy.
  • Article
    Türkiye’de Sosyoekonomik Gelişmişliğin Sınırları
    (2024) Can, Burhan
    Türkiye bölgesel olarak ikili bir ekonomik yapıya sahiptir. Tarihsel olarak, zengin bölgeler batı coğrafyasında kümelenirken, görece daha yoksul ve içine kapalı bölgelerin doğu coğrafyasında bulunduğu görülmektedir. Bu konu hakkında sahip olduğumuz bilgiler ise ağırlıklı olarak parasal göstergelerden oluşmaktadır. Bu çalışmada ilki Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan sosyoekonomik gelişmişlik endeksi (SEGE) kullanılacaktır. Temel amaç, 1963-2017 dönemi için mekânsal araçlar kullanarak tarihsel olarak ortaya çıkan mekânsal dışsallıkları ve heterojenlikleri araştırmaktır. Bu şekilde Türkiye’de sosyoekonomik gelişmişliğin gerçek sınırlarının anlaşılması hedeflenmektedir. Mekânsal analizler batı bölgelerinde sosyoekonomik açıdan hızlı bir biçimde mekânsal yayılma olduğuna, öte yandan doğu bölgelerindeki geri kalmış yapının tarihsel olarak değişkenlik göstermediğine işaret etmektedir. Bu açıdan sosyoekonomik gelişmişliğin sınırlarının az gelişmiş bölgeler açısından katı ve sabit olduğu zengin bölgeler açısından ise orta Anadolu’yu geçmeyecek şekilde yayıldığını söylemek mümkün olmaktadır.
  • Article
    Time - Cost Relationships for Superstructure Projects in Turkey
    (Turkish Chamber Civil Engineers, 2020) Sonmez, Murat; Akbiyikli, Rifat; Dikmen, S. Umit
    The concept of time-cost relationship in construction projects was first introduced by Bromilow, using the data of the 328 superstructure projects completed in Australia. The aim of this study is to determine the time-cost relationship of superstructure projects in Turkey. Time and cost data of 460 superstructure projects completed between the years of 1999-2018 was used in the study. Data was grouped primarily on the basis of the intended use of buildings (individual buildings, educational buildings, hospitals, industrial buildings and social housing), and then time-cost relationships were separately determined for each group through statistical analysis. In addition, the effects of the parameters such as exchange rates and the number of non-working days on the time-cost relationship were investigated statistically, as well. As a result of this study, highly meaningful time-cost relationships (R-2 =0,60) are determined for the construction projects in Turkey, excluding disaster relief projects, which is not part of this study. It has also been determined that while the hospital projects in Turkey have the highest coefficient of determination (R-2=0,87), social housing projects have the lowest (R-2=0,54).
  • Article
    Stay of Arbitration Proceedings Pending the Outcome of Related Parallel State Court Proceedings
    (2025) Cavusoglu, Sercan
    Taraf, konu ve sebep yönünden aynı olan veya bu unsurların tamamı aynı olmasa bile birbirleri ile bağlantılı olan yargılamaların, farklı yargı mercileri önünde görülmeleri durumunda bu davalar “paralel yargılamalar” olarak adlandırılmaktadır. Paralel yargılamaların ikisinin de hakem heyeti önünde görülüyor olması, ikisinin de devlet mahkemesi önünde görülüyor olması veya biri devlet mahkemesi önündeyken birinin tahkim yargılaması ile çözüme kavuşturuluyor olması mümkündür. Paralel yargılamaların neden olduğu en büyük sorun, birbirleri ile çelişkili kararlar çıkması ihtimalidir. Doktrinde bir tahkim yargılamasının, devlet mahkemesi önünde görülmekte olan başka bir dava ile bağlantılı olması durumunda getirilen çözüm önerilerinden biri, “bekletici sorun” kurumudur. Böylece, hakem heyeti tarafından tahkim yargılaması, devlet mahkemesince bir karar verilinceye kadar durdurulacaktır. Çalışmamızda öncelikle paralel yargılamalar kavramından, paralel yargılamaların nasıl ortaya çıktığından ve yarattığı sorunlardan bahsedilecektir. Devamında bekletici sorun kurumunun bu problemlere bir çözüm olup olamayacağı sorusu; hakem heyetinin bekletici sorun kararı verme yetkisi, bekletici sorun kararının getirdiği yararlar ve sakıncalar ile hakem heyetinin bu kararı verirken göz önünde bulundurması gereken hususlar çerçevesinde incelenecektir.
  • Article
    Suça Sürüklenen Çocukların Ceza Sorumluluğu ve Yargılanmaları
    (2023) Çınar, Ali Rıza
    Children and rights of the child are among the important subjects of the present day. The child hasn’t been developed entirely in respect of biological, physiological, psychological and sociological aspects. Therefore, each child has specific requirements in order to become an adult. The society has to support development of children, adults of the future, for its own happiness, development and sustainability and has to protect them. It is incumbent upon modern society and the State to provide a legal regime to protect the rights of the child. It would be unjust to hold a child responsible and to try under criminal law in the context of the codes to which an adult is subject. Therefore, the codes and regulations in the responsibilities and the trial of the children within the framework of the criminal law according to the protection and the best interests of the children will be mentioned in our article. However, it is worth mentioning that both the state and society do not fully fulfil their obligations in these codes and in the application of these codes. So that these deficiencies would be eliminated and the children would grow happily, healthy and in peace, creating a happy and developed
  • Article
    Teminat Amaçlı Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmelerinin Geçerliliği Üzerine Düşünceler
    (2023) Kapancı, Kadir Berk
    Bir tür ön sözleşme özelliği gösteren taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden, uygulamada teminat amacıyla da yararlanıldığı görülmektedir. Bu çerçevede genellikle bir tüketim ödüncü sözleşmesi çerçevesinde geri ödemesi borçlanılan bir miktar paranın teminatı olarak, ödünç veren ve ödünç alan (veya duruma göre ilgili taşınmazın maliki konumunda olan bir başka üçüncü kişi) arasında bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedilmekte, bu sözleşmede de satış vaadinde bulunanın taşınmazla ilgili satışı gerçekleştirme borcunun vadesi, bizzat ödünç konusunun (duruma göre faiziyle) ödünç verene iade edileceği tarihe isabet ettirilmektedir. Yine söz konusu teminat amaçlı satış vaadi sözleşmelerinde, taşınmazının satışını gerçekleştirmeyi vaad edenin (yani ödünç alanın), ilgili tarihe kadar belirli bir miktar parayı (dönme cezası) -geri- ödeyerek (bu tutar tam olarak tüketim ödüncü sözleşmesindeki ödünç konusuna ve varsa ona eklenecek anapara faizine karşılık gelmektedir) sözleşmeden dönebileceği de bir yan kayıt olarak öngörülmektedir. Anılan teminat amaçlı taşınmaz satış vaadi sözleşmelerin geçerlilikleri öğreti ve uygulamada ciddi biçimde tartışma konusu edilmiş, ilgili bağlamda farklı eksenlerde görüşler ileri sürülmüştür. İşbu çalışmamız, ilgili tartışmada alınması en isabetli olacak tavrın, gerekçeleriyle ortaya konulmasına odaklanmıştır.
  • Review Article
    Pearl’in Nedensel Modelinin Ampirik Araştırmadaki Rolü
    (2024) Bılgel, Fırat
    This paper underscores the necessity of formulating precise research questions that clarify causal relationships rather than simply identifying correlations and highlights the perils of relying solely on regression analysis in tackling complex causal inquiries without causal diagrams or structural causal models. It introduces Judea Pearl's causal epistemology, including causal graphs, structural causal models, and do-calculus as vital tools for estimating causal effects. It extends to the challenges of confounding and collider effects, the application of do-calculus with basic examples from Law & Economics and the advancements in causal discovery methods through constraint-based algorithms. The paper also offers a brief roadmap on best practices for identification and estimation.
  • Article
    Parasal Altın İlkesi ve Nikaragua v. Almanya Davası: Tamam mı Devam mı?
    (2024) Asar, Bilge Nur Erson
    Nikaragua 1 Mart 2024’te, İsrail'e silah ve yardım sağlayarak uluslararası hukuku çeşitli yönlerden ihlal ettiği iddiasıyla Almanya aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurmuştur. Buna karşılık Almanya, İsrail'in davanın vazgeçilmez tarafı olduğunu savunarak UAD'nin bu davada yargı yetkisini kullanamayacağını ileri sürmüş ve böylece parasal altın ilkesini tekrar gündeme getirmiştir. Bu makale, UAD'nin 1954 yılında '1943'te Roma'dan Çıkarılan Parasal Altın' davasında geliştirdiği ve aynı isimle anılan parasal altın ilkesini incelemektedir. Bu ilke, davanın kilit noktasının üçüncü bir devletin eylem ve işlemlerinin değerlendirilmesini teşkil ettiği durumlarda UAD’nin yargı yetkisini kullanmaktan kaçınmasına ilişkindir. Çalışma, ilkenin kapsamını ve UAD kararlarındaki uygulamalarını analiz ederek, Nikaragua v. Almanya davasında ilkenin uygulanabilirliğini tartışmaktadır. Çalışmada, soykırımı önleme ve insancıl hukuka riayet etme yükümlülüklerinin kapsamını incelenerek, Almanya’nın yükümlülüklerinin İsrail'in eylemlerinden bağımsız olarak ele alınıp alınmayacağı değerlendirmektedir.
  • Article
    Para Borçları bakımından TBK m. 120 f. 2’de Öngörülen Temerrüt Faizi Üst Sınırı ve Bunun Sözleşme Cezası ile İlişkisi üzerine Düşünceler
    (2024) Kapancı, Kadir Berk
    Para borçlarında borçlunun temerrüde düşmesi halinde borçlanılan para edimi bakımından temerrüt faizi işleyecektir. Bu durum para borçlarında borçlu temerrüdünün olağan bir sonucudur. İşleyecek temerrüt faizi bakımından kural olarak yasada belirlenmiş oran dikkate alınır, bununla birlikte ilgili oranın taraf anlaşmasıyla belirlenmesi de mümkündür. Yalnız temerrüt faizi oranının taraf anlaşmasıyla kararlaştırıldığı bazı olasılıklar özelinde, TBK m. 120 f.2 sınırlaması devreye girer. Buna göre, iradi olarak belirlenecek temerrüt faizi oranı, yasal olarak belirlenmiş oranın iki katından daha fazla olamaz. Sözleşme cezası ise, ceza koşulu yan anlaşması dahilinde belirli bir asli borcun (konu aldığı edim bakımından özel bir ayrım da yapılmaksızın) yerine getirilmesi borçlu üzerinde ekstra bir baskı unsuru oluşturulması ve bu şekilde ifanın temininin sağlanması için kararlaştırılan bir edim yükümlülüğüdür. Sözleşme cezasının farklı formlarda söz konusu olabilmesi mümkündür. Belirtilen iki kurumun (temerrüt faizi ve sözleşme cezası) bir arada gündeme geldiği ve TBK m. 120 f.2 sınırlamasının devrede olduğu olasılıklarda, bu son hükmün sözleşme cezası edimi bakımından da tatbik edilip edilmeyeceği, cevaplandırılması gereken bir soru oluşturur. İşbu çalışmamız, öğretide bu konuda ileri sürülen farklı görüşlerin de dikkate alınması suretiyle, ilgili soruya tatmin edici bir cevap bulunmasını hedef tutmaktadır.
  • Article
    İsviçre Miras Hukuku Revizyonu Neticesinde Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı ve Revizyonun Türk Hukukuna Olası Etkileri
    (2023) Işıntan, Pelin
    Aile hukuku ile miras hukuku birbiriyle yakından ilgilidir. Bunun neticesinde aile ilişkilerinin zaman içindeki değişiminden miras hukuku da kaçınılmaz biçimde etkilenecektir. Geçtiğimiz yüzyılın başındaki bir sosyal ve ekonomik yapıya ait olan İsviçre Medeni Kanununun miras hukuku hükümlerinde modern ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla bir revizyon çalışması yapılmış ve bu çalışmanın bir bölümü 1 Ocak 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mirasbırakanın tasarruf oranının arttırılması ve sağ kalan eşin durumunun iyileştirilmesi ekseninde yürütülen bu çalışmaların neticesinde ortaya çıkan düzenlemeler İsviçre hukuk doktrinindeki bazı tartışmalara da son vermiştir. Revizyon bu yönüyle Türk hukukundaki bazı soru ve tartışmalara da yol gösterecek ve belki de bir paradigma değişikliği getirebilecek niteliktedir. Revizyon vesilesiyle bir kere daha görüldüğü üzere sağ kalan eşin durumu açısından mevzuatımız İsviçre’nin gerisindedir. Bu nedenle özellikle sağ kalan eşin durumunu ilgilendiren düzenlemeler bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.
  • Article
    İsviçre Federal Mahkemesi’nin Varsayımsal ve Rastlantısal Bir Kazanç Kaybının Tazmin Edilebilir Bir Zarar Olarak Dikkate Alınamayacağına İlişkin 01.09.2021 Tarihli ve 4A_606/2020 Sayılı Kararına (BGE 147 III 463 vd.) Eleştirel Bir Bakış
    (2023) Kapancı, Kadir Berk
    İsviçre Federal Mahkemesi, Mahkeme’nin Resmî Karar Derlemesinde de yayımlanmasını uygun bulduğu (bu suretle de önemi kendiliğinden anlaşılabilecek) 01.09.2021 tarihli ve 4A_606/2020 sayılı kararında (ayrıca bkz. BGE 147 III 463 vd.), bir yatırım danışmanlığı ilişkisinde banka aracılığıyla yapılan borsa işlemleri özelinde değerlendirmelerde bulunmuş; özetle de banka tarafından müşterisinin bu yöndeki talimatına rağmen son tahlilde gerçekleştiril(e)meyen bir şirket hissesi alımı işleminde, müşterinin ilgili alımın yapılmaması sonucunda uğradığı kazanç kaybının, varsayımsal ve rastlantısal bir özellik göstermesi nedeniyle tazmin edilebilir bir zarar oluşturmadığı sonucuna ulaşmıştır. Kararda ulaşılan bu sonuçlar ve gerekçeleri eleştiriye matuftur. İşbu çalışmamızın amacı, ilgili kararın eleştirel bir bakış açısıyla ele alınarak, kararda ulaşılan temel sonuçların tartışmaya açılması ve yeniden değerlendirilmesidir.
  • Article
    Bir Siyasi Davanın Anatomisi: Barış için Akademisyenler Vakası Egemenlik Gösterisi Olarak Dava ve Hakikatin Tersi Yüzü
    (2024) Dincer, Hulya
    2016’nın Ocak ayında Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli üniversitelerinden 1128 akademisyen ve araştırmacı, kısaca “Barış Bildirisi” olarak bilinen “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı metinle, hükümetin Güneydoğu illerinde ilan ettiği süresiz sokağa çıkma yasaklarını ve yasaklar sırasındaki askeri operasyonlarda kullanılan orantısız kolluk gücünü protesto ettiler. Akademisyenler ayrıca hükümete, 2015’te kesintiye uğrayan barış görüşmelerine geri dönme çağrısı yaptılar. Hükümetin güvenlik politikalarını kınayan ve temel insan haklarını koruma çağrısı yapan, ülke tarihinde daha önce görülmemiş kitlesellikteki bu akademisyen girişimi, bildiri yayınlandığı andan itibaren hemen her resmî merciinin seferber edildiği, örgütlü ve çok yönlü bir siyasi baskıyla karşı karşıya kaldı. Bu siyasi baskının bir ayağı da, bildiri imzacılarının terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla yargılandıkları ve mahkûm edildikleri ceza davalarıydı. Bu çalışma, Barış Bildirisi imzacılarının yargılandığı üç yıllık sürece odaklanarak, ceza davasının siyasi rejimin düşman olarak işaretlediği grupları bastırmak için hangi yöntemlerle inşa edildiğini ve otoriter bir rejimde baskı aygıtı olarak yargıya nasıl işlev yüklendiğini incelemeyi amaçlıyor. Çalışma aynı zamanda, Barış için Akademisyenler vakası üzerinden, itham edilen politik öznelerin siyasi davayı bir itiraz ve direniş alanına dönüştürme ve failliğin anlamını ters yüz etme imkânını tartışmaya açıyor.
  • Article
    Basic Principles of “Trial Phase” in Criminal Justice Law
    (2024) Çınar, Ali Rıza
    Ceza Yargılama Hukuku sürecinde ulaşılmak istenen amaç Medeni Yargılama Hukuku sürecinde olduğu gibi biçimsel gerçeklik değil, daha önce yaşanmış olaya bağlı somut gerçekliktir. Ceza yargılama sürecinin amaçladığı maddi /somut gerçek, hukuka uygun yöntemler ile yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlar ve bu kanıtların duruşmada tartışılması ile yargılama sürecinin bir bütün olarak değerlendirilmesi ile ortaya çıkarılacaktır. Bu nedenle de yargılamanın en önemli evresi ilk derece/olay mahkemesindeki kovuşturma evresidir. Bu evrenin en önemli aşaması da yargılanan kişinin atılı suçu işleyip işlemediğinin, olayın gerçek olup olmadığının belirlendiği duruşma aşamasıdır. Bu aşamada uyulması zorunlu temel ilkeler vardır. Çünkü daha önce yaşanmış somut olay konusundaki kuşku, duruşmada; iddia, savunma ve yargılama makamlarınca bütün yönleriyle herkesin gözleri önünde sözlü olarak tartışılan ve beş duyuyla algılanan kanıtların ışığında hep birlikte yenilecek ve yalnızca duruşmaya getirtilip tartışılan kantların ışığında edinilen izlenimlere göre oluşan ve ulaşılan vicdani kanıya göre “yargı” (hüküm) kurulacaktır. Bundan dolayı, bu makalemizde Ceza Yargılama Hukuku’nun iki evresi olan soruşturma ve kovuşturma evresi hakkında genel bir bilgi verilip kovuşturma evresinin en yaşamsal aşaması olan duruşma aşamasından, öneminden ve bu aşamada uyulması zorunlu ilkelerden söz edilecektir. Ceza Yargılama Hukuku ile amaçlanan maddi gerçek ancak kovuşturma evresinin duruşma aşamasındaki zorunlu ilkelere uyulması ile ortaya çıkarılacak ve hukuka uygun hüküm kurulacaktır.
  • Article
    Türkiye’de Sosyal ve Çevresel Muhasebe Eğitimi: Üniversitelerin Müfredatına Yönelik Bir İnceleme
    (2025) Öz, Merve
    Bu çalışma, Türkiye'deki üniversitelerin işletme lisans programlarında sunulan muhasebe eğitiminin sosyal ve çevresel hesap verebilirlik çerçevesindeki yeterliliğini değerlendirmeyi ve ilgili konuların müfredata dahil edilmesinin gerekliliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada geleneksel muhasebe eğitiminin günümüz iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veremediği yönündeki eleştirilerden yola çıkılarak, devlet ve vakıf üniversitelerinin işletme bölümlerinin müfredatları doküman analizi yöntemiyle sistematik bir şekilde değerlendirilmiş ve sosyal ve çevresel sorumluluğun raporlamasını ele alan dersler incelenmiştir. Araştırma sonuçları, Türkiye'de işletme bölümlerinde sosyal ve çevresel sorumluluğun raporlanmasına yönelik ders sayısının oldukça az olduğunu göstermektedir. Derslerin tamamının seçmeli olarak verildiği tespit edilmiştir. Bu derslerin sınırlı olmasının nedenleri arasında akademisyenler ve öğrencilerin gösterdiği direnç, muhasebe derslerinin zor olarak algılanması ve bu konulara ilişkin eğitim materyallerindeki çeşitlilik eksikliği olabileceği ifade edilmiştir. Çalışma, bu konuların zorunlu derslere entegre edilmesinin, akademisyenlere yönelik mesleki gelişim olanaklarının artırılmasının ve öğrenci farkındalığını artıracak etkinliklerin yaygınlaştırılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Muhasebe müfredatının, vergi odaklı ve kural temelli yaklaşımların yerine, hesap verebilirlik ve şeffaflığı temel alan modern bir yaklaşımla güncellenmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Akademi, meslek kuruluşları ve sektör arasında iş birliği eğitim ve uygulama arasındaki boşlukları kapatmak için oldukça önemlidir. Bu yaklaşım hem finansal hem de finansal olmayan sosyal ve çevresel bilgilerin raporlanmasının önemine dair farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir.
  • Article
    Anomali Tespiti ve Suistimal Önleme: Telekomünikasyon Sektöründe Bir Uygulama
    (2025) Koç, Utku; Bulut, Özgür; Özalanyalı, Özge
    Bu çalışmada, telekom sektöründeki satış kanallarında ortaya çıkan anomalilerin tespitine ve suistimal olabilecek durumların engellenmesine yönelik istatistiksel bir yöntem geliştirilmiştir. Yöntemin geliştirilmesi ve test edilmesi sürecinde 371 farklı satış kanalına ait 9 aylık tüm satış bilgileriyle 340 binden fazla gerçek veri noktası kullanılmıştır. Anomali tespitinde en çok karşılaşılan engellerden biri yöntemin anomali olarak işaretlediği noktaların gerçekten anomali olup olmadığının teyit edilmesindeki zorluktur. Her bir kanalın kendi kontrol grubunu oluşturduğu bu çalışmada ise yöntemin anomali olarak işaretlediği noktaların gerçekten bir anomali olup olmadığı ilgili iş birimi tarafından değerlendirilmiş ve teyit edilmiştir. Her bir satış kanalı için günlük güven aralıkları ayrı ayrı hesaplanmış ve bu aralığın dışına çıkan durumlara hızlı tepki veren bir yöntem kullanılarak olası suistimallerin önüne geçilmiştir. Elde edilen bulgular, önerilen yöntemin anomali tespitinde başarılı olduğunu ve satış süreçlerindeki potansiyel suistimallerin önüne geçtiğini ve dolayısıyla müşteri memnuniyetini artırdığını göstermektedir. Geliştirilen yöntem yüksek performans ve ölçeklenebilirliği sağlamak için çoklu mimari yapısında uygulamaya alınmıştır. Geliştirilen yöntem ve uygulama, güvenlik ve veri bütünlüğü konularında da önemli avantajlar sunmaktadır. İlgili iş birimlerinin hızlı ve etkili kararlar alabilmesi, organizasyonun genel risk yönetimi stratejisine büyük katkı sağlamaktadır. Bu sayede, potansiyel tehditler zamanında tespit edilerek işletmenin güvenlik standartları korunmakta ve sürdürülebilir bir operasyonel çevre yaratılmaktadır. Ayrıca, projenin teknik yapısı anomali tespit sisteminin sürekli iyileştirilmesi hem yazılımın performansını artıracak hem de daha ileri düzeyde veri analizi imkanı sunacaktır. Sonuçlar, telekom şirketlerinin stratejik karar alma süreçlerine önemli katkılarda bulunarak rekabet avantajı sağlamalarına yardımcı olmaktadır.
  • Article
    Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çalışmalarında Marka Uyumu ve Algılanan Sosyal İkiyüzlülük
    (2021) Tosun, Petek; Güner, Elif
    Artan çevresel sorunlar, küresel krizler ve sosyal problemler nedeniyle, işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk (KSS)faaliyetleri çok önemli hale gelmiştir. Diğer taraftan, işletmenin faaliyet alanı ile KSS çabaları arasında uyum olmadığında,tüketiciler KSS aksiyonlarını ikiyüzlü olarak algılayabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, marka-KSS uyumunun, tutum aracıdeğişkeni üzerinden satın alma niyeti üzerindeki etkisini ve algılanan sosyal ikiyüzlülüğün marka-KSS uyumu ve marka tutumuilişkisi üzerindeki rolünü incelemektir. Araştırma modeli, deneysel serim ile test edilmiştir. Marka-KSS uyumu yüksek olduğundamarkaya yönelik tutumun, marka-KSS uyumunun düşük olduğu duruma kıyasla daha olumlu olduğu bulunmuştur. MarkaKSS uyumunun yüksek olması, markaya yönelik tutumu ve satın alma niyetini olumlu etkilemektedir. Marka-KSS uyumunundüşük olduğu deney grubunun markaya yönelik tutumu da hiçbir KSS faaliyetinden bahsedilmeyen kontrol grubuna göre dahapozitiftir. Marka-KSS uyumunun satın alma niyetini doğrudan etkilemediği, tutum değişkeninin aracılık etkisi üzerinden dolaylıbir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Algılanan ikiyüzlülüğün marka-KSS uyumu ve marka tutumu ilişkisindeki düzenleyicietkisinin anlamlı olmadığı görülmüştür.
  • Article
    Yeni Koronavirüs (COVID-19) Sürecinde Türkiye’de Üniversite Kütüphaneleri
    (2020) Cuhadar, Sami; Cimen, Ertugrul; Gurdal, Gultekin; Çanak, Tuba Akbaytürk
    Bu çalışmanın amacı Yeni Koronovirüs (COVID-19) nedeniyle binalarını kapatarak yüz yüze kullanıcı hizmetlerine ara vermek ya da askıya almak durumunda kalan üniversite kütüphanelerini tespit etmek, hizmetlerine devam edenlerin hizmetlerini hangi koşullarda, hangi sürelerle verdiğini belirlemek ve kütüphanelerin yeniden açılması durumunda yapılması gerekenler ile ilgili önerilerde bulunmaktır. Bu amacı bütünsel bir çerçevede yakalayabilmek için üniversite kütüphanelerinin farklı paydaşları olan yayıncıların, meslek örgütlerinin bu dönemdeki çalışmaları da küresel düzeyde incelenmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı ise üniversite kütüphanelerinin altyapı, bütçe, koleksiyon, kullanıcı eğitimi, personel açısından uzaktan hizmet vermeye ne kadar hazır olduklarını, ani gelişen bu durum nedeniyle yaşanan sorunları tespit etmek ve sorunlar için çözüm önerileri sunmaktır. Çalışmanın temelini oluşturan veriler 209 (129 Devlet Üniversitesi, 75 Vakıf Üniversitesi, 5 Vakıf MYO) yükseköğretim kurumunun kütüphane yöneticilerine gönderilen anket sorularına verilen cevaplardan elde edilmiştir. Ankete 84 kurum katılmıştır. Anket sonuçları Surveey.com ve MS Excel ile analiz edilmiş ve görselleştirilmiştir.
  • Article
    Suçluluktan Tiksintiye: Türkiyeli ve Belçikalı Katılımcılarda Obsesyonların Ahlaki-Duygusal Profili
    (Association for Clinical Psychology Research, 2026) Ozcanli, Fulya
    Son yıllarda artan çalışmalar, obsesif-kompulsif bozukluğun ahlakla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Ancak mevcut psikolojik modeller, ahlaki duyguların bu bozukluğun etiyolojisi ve tedavisindeki rolünü çoğunlukla göz ardı etmektedir. Bu çalışma, farklı ahlaki vurgulara sahip iki kültürde çeşitli obsesyon türlerine ilişkin temel ahlaki duyguları incelemektedir. Araştırmanın örneklemini, Türkiye’den 362 (Ort. = 20.75, %86 kadın) ve Belçika’dan 247 (Ort. = 18.40, %84 kadın) üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcılar, dört obsesyon alanına (saldırganlık, cinsellik, bulaş/kirlenme ve simetri/kesinlik) ilişkin ifadelere dayalı olarak yedi duygunun—utanç, suçluluk, mahcubiyet, öfke, küçümseme, tiksinme ve korku—deneyimlenme sıklığını değerlendirdiler. Obsesyon boyutları, Leuven Obsesif Düşünceler Envanteri (LOII-R) ile ölçülmüş ve ahlaki duyguları değerlendirmek amacıyla bu çalışma kapsamında yeni bir ölçek geliştirilmiştir. Ana- lizler, suçluluk, utanç, tiksinti ve öfkenin her iki kültürde yaygın olduğunu ancak sıklıklarının farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Saldırganlık obsesyonları ve simetri/kesinlik şüpheleri her iki kültürde de suçluluk, öfke ve korku ile ilişkilendirilmiştir. Ancak, cinsel ve bulaş/kirlenme obsesyonlarında kültürel farklılıklar gözlenmiştir. Türk katılımcıların bu obsesyonlara karşı daha yüksek düzeyde tiksinti ifade ettiği ve cinsel obsesyonlar karşısında Belçikalı katılımcılara kıyasla daha fazla utanç, suçluluk ve mahcubiyet hissettikleri bulunmuştur. Bu sonuçlar, özellikle Türk kültüründe kutsallık ve temizlik temelli değerlerin ahlaki sistemde daha merkezi bir rol oynadığını düşündürmektedir. Çalışma genel olarak, obsesyonların belirli ahlaki duygularla nasıl ilişkilendiğini ve bu ilişkinin obsesyon türüne göre farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bulgulardaki kültürel farklılıklar, her kültürün ahlaki önceliklerini yansıtmakta ve bu etkiler özellikle Türk örnekleminde daha belirgin görünmektedir.
  • Article
    Water Accounting in Social Sciences: Trends, Developments, and Future Research Directions
    (2025) Öz, Merve
    Water accounting is crucial for providing integrated information that supports water governance and management. It provides a foundation for informed decision-making for various stakeholders who rely on water information for different purposes. Water accounting is not new; it has evolved significantly over the past three decades. This study systematically reviews publications in Social Sciences Citation Index (SSCI) journals within the Web of Science database through bibliometric analysis, examining the research trends and developments in water accounting. One hundred-five publications were analyzed, revealing fluctuating yet increasing research activity. The earliest recorded study dates to 2005, with a marked increase in publications after 2012. The Journal of Cleaner Production and The Journal of Sustainability are the leading sources, each contributing nine studies. Australia has emerged as a dominant contributor to water accounting research in social sciences, followed by China. Key trending topics in the field include water footprint, virtual water, consumption, trade, sustainability, and scarcity. Future research should focus on corporate water accounting, virtual water, and consumption patterns of entities and individuals and strengthen interdisciplinary collaboration in water studies. This study aims to enhance academics' awareness and understanding of water accounting in water management, governance, water economics, and environmental accounting.
  • Translation
    Türklerin Otuz Boyu
    (2025) Dobrovıts, Mıhály; Yalçın, Hasan
    Mevcut çalışma evvela göçebe boylar ve boy konfederasyonları için kullanılan Türk ve Çin terminolojisini incelemekte, ardından Prenses Xienli Pijia'nın (Bilgä) Çince mezar taşında bulunan ve prensesin babası Gudulu (= Ḳutluġ) Mechuo'nun Otuz Boyun Türk Kağanı olduğunu bildiren meşhur ibareyi tahlil ederek devam etmektedir. K. Czeglédy'nin Türk konfederasyonunun sayı yapısını tefsir eden daha eski bir teşebbüsünün aksine, yazar meseleyi başka bir şekilde izah etmektedir. Ona göre Dokuz Soy (jiu xing) ibaresi, Doğu Türklerinin on bir boyunun eklenmesi gereken toḳuz oġuz’u temsil etmektedir. Bu iki grup yirmi boyu teşkil eder ve bu sayıya Batı Türklerinin on boyunu (On Oḳ) eklediğimizde, tekmil Türk konfederasyonunun otuz boyunu elde ederiz