Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1939
Browse
9 results
Search Results
Conference Object İki Kutuplu Sistemde Algıların Savaşı: Soğuk Savaş Döneminde Bir Etki Aracı Olarak Propaganda(Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 2026) Güleç, CansuPropaganda, insanları düşünmeye ve ardından istenen şekilde davranmaya ikna etmeye yönelik kasıtlı bir girişim olarak tanımlanmakta ve ulusal çıkarlar doğrultusunda devletler tarafından önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Sözcüklerin ve sembollerin sistematik kullanımına dayanan propaganda faaliyetleri, bireyleri belirli bir düşünceye yönlendirmeyi ve bu doğrultuda hareket etmeye ikna etmeyi amaçlamakta; fikirlerin yayılması esasına dayanmakta ve ikna edici bir hedef doğrultusunda yürütülmektedir.Kökenleri çok eski dönemlere dayansa da propaganda, özellikle I. Dünya Savaşı’nın başlangıcından itibaren uluslararası ilişkilerde önem kazanmıştır. Demokrasinin yayılması ve topyekûn savaş anlayışı, kamuoyunun siyasi önemini büyük ölçüde artırmış; farklı ideolojilerin yükselişiyle birlikte propagandaya özgü basitleştirilmiş siyasi söylem, kitleler üzerinde etkili bir araç olarak kullanılmaya devam etmiştir. Bu bağlamda, iki kutuplu uluslararası sistemin hâkim olduğu Soğuk Savaş döneminde propagandayı etkin biçimde kullanma yetkinliği stratejik bir unsur hâline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Sovyetler Birliği’nin (SSCB) propagandayı bir etki aracı olarak nasıl kullandıklarını analiz etmektir. Nükleer silahların geliştirilmesi, oldukça riskli bir rekabeti beraberinde getirmiştir. Bu rekabetin temelinde ise korku unsuru yatmaktadır. Nitekim Soğuk Savaş, yeni bir çatışma türünü ortaya çıkarmış; bu çatışma, farklı ideolojilerin mücadelesine dayanmakta ve nükleer silahların fiili kullanımından ziyade, tehdit unsuru olarak kullanılmalarıyla şekillenmiştir. Bu dönem, nükleer savaş fikrinin uluslararası kamuoyunun zihninde sürekli bir tehdit olarak yer aldığı bir çatışma sürecidir.Bir başka ifadeyle, ABD ile SSCB arasında onlarca yıl süren ideolojik mücadeleyi temsil eden Soğuk Savaş, sıcak çatışmalardan çok algılar üzerinden yürütülen bir rekabet niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla süper güçlerin bu algı mücadelesinde propaganda mekanizmalarına başvurmaları, aralarındaki ideolojik çatışmanın temel araçlarından biri olmuştur. 1961 yılında Berlin Duvarı’nın inşası, “Demir Perde” ile ikiye bölünmüş dünyanın sembolü hâline gelmiş; hem Sovyetler Birliği’nde hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde ve ilgili ittifak blokları olan Varşova Paktı ile NATO’da, toplumların düşman korkusunun gerçek, meşru ve haklı olduğuna ikna edilmesi gerekli görülmüştür. Propaganda bu korkuları etkin biçimde kullanmıştır.İki kutuplu uluslararası sistemde Sovyetler Birliği, devlet kontrolündeki medya aracılığıyla vatandaşlarının dış dünya algısını şekillendirme kapasitesine sahip olmuş ve böylece uluslararası söylemin gündemini belirlemiştir. Aynı dönemde Amerikalılar, kültürel unsurların diplomatik değeri olduğunu fark ederek Amerikan yaşam tarzını, toplumların zihinlerinde ve kalplerinde yaygınlaştırmak amacıyla önemli bir araç olarak kullanmışlardır.Bu bağlamda çalışmada, öncelikle propaganda kavramı incelenecek; ardından Soğuk Savaş döneminde Amerikan ve Sovyet hükümetleri tarafından kullanılan başlıca propaganda araçlarına yer verilecek ve bu araçların nasıl bir etki aracı olarak kullanıldığı ortaya konulacaktır.Article A Discourse Analysis of Bilateral Water Agreements Between Türkiye and Iraq: Legal Instruments of Water Diplomacy in the Euphrates-Tigris River Basin(International Environmental Agreements: Politics, Law and Economics, 2026) Güleç, Cansu; Kibaroglu, AysegulThis study examines the discursive dynamics of bilateral water diplomacy between T & uuml;rkiye and Iraq through a detailed analysis of the legal agreements governing the Euphrates-Tigris (ET) River system. Rather than focusing on the implementation or efficacy of these agreements, the paper investigates how discourse shapes the roles, identities, and power hierarchies of the involved actors over time. Employing a discourse-analytical framework, the research explores how water agreements position actors, embed values, and narrate cooperation in evolving geopolitical contexts. The paper begins with a historical overview of transboundary water relations in the ET basin, emphasizing the prevalence of bilateralism. It then lays out the conceptual and methodological foundations of discourse analysis, drawing on key literature and analytical categories such as presupposition, predication, and subject positioning. The core section applies this framework to four key water agreements between T & uuml;rkiye and Iraq, highlighting thematic shifts and evolving actor roles. A discussion section synthesizes findings through Doty's (1993) discourse model, emphasizing how identities and relations are constructed over time. Finally, the conclusion reflects on the implications of these discursive trends for the future of water diplomacy in the region. The T & uuml;rkiye-Iraq case reveals how bilateral agreements can evolve into discursive tools that align with evolving global water management paradigms, offering politically sensitive basins a transferable approach to linking contested transboundary water issues with more comprehensive and partnership-based water diplomacy.Conference Object Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Bölgesel Çatışmalarda Ürettiği Söylemler: Güney Osetya Savaşı (2008) ve Gazze Savaşı’nın (2008) Karşılaştırmalı Bir Analizi(Siyasi İlimler Türk Derneği, 2023) Güleç, CansuBu çalışmanın amacı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) dönemi dış politikasının söylemler üzerinden nasıl inşa edildiğini temel alan kavramsal çerçeveden hareketle, AKP yönetici elitinin Türk dış politikasında ortak tarihi ve kültürel referanslar üzerinden ürettikleri “düzen kurucu” ve “sorun çözücü” söylemin 2008 yılındaki “Rusya-Gürcistan Savaşı” ile 2008’de “İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği Dökme Kurşun Operasyonu” örnek olayları çerçevesinde nasıl kurulduğunu ortaya koymaktır. Araştırma konusu olarak belirtilen iki ayrı bölgesel çatışmanın seçilmesinin nedeni, aynı dönemlerde birkaç ay arayla ancak birbirlerinden farklı bölgesel coğrafyalarda yaşanan krizlere karşı Türkiye’nin söz konusu söylemlerinin işlerliğinin nasıl yansıtıldığını anlamaya çalışmaktır. Çalışmanın teorik çerçevesini sosyal olgu olarak tanımladıkları dış politikayı dilsel analizler üzerinden inceleyip anlayan Post-Yapısalcılık oluşturmaktadır.3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin izlediği dış politika ile ilgili olarak akademik yazında gerek içerik gerek yöntemsel açıdan farklı perspektiflerle pek çok çalışma yapılmıştır. 2000’lerle birlikte Türkiye, özellikle Davutoğlu terminolojisiyle ifadesini bulan, kendisini “farklı bölgesel kimliklerin ortasında bir ‘merkez ülke’ olarak, güvenlik kaygılarının ötesine geçen, gelişmelere tepki vermekle yetinmeyen, aksine onları yönlendiren aktif bir dış politika izlemesi gereken bir aktör” olarak konumlandırmıştır. 2007 yılından itibaren, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin ilerlemesi yolunda yaşanan sıkıntılarla beraber, dış politikada Türkiye’nin Ortadoğu’ya daha fazla ağırlık vermesiyle “eksen kayması” kavramı doğrultusunda şekillenen pek çok tartışma ortaya konulmuştur.Conference Object Covid-19 Pandemisinin Nato’nun Kamu Diplomasisi Üzerindeki Etkisi(Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 2022) Güleç, CansuDünyanın ilk kez, Çin’in 31 Aralık 2019’da Vuhan kentinde kaynağı bilinmeyen bir solunum yolu rahatsızlığının ortaya çıktığını Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmesiyle haberdar olduğu COVID-19 salgını milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olmuş, uluslararası ekonomiyi sarsmış ve toplumsal hayatın tüm yönlerini yıkıcı bir etkiyle değişime uğratmıştır. COVID-19 salgının tüm dünyayı etkisi altına alıp küresel bir krize dönüşmesi karşısında, başta devletler olmak üzere yerel ve uluslararası tüm aktörler krizi yönetme kapasiteleri bakımından yetersiz kalmıştır. Ulusal ve uluslararası tüm aktörler arasında çeşitli düzeylerde dayanışma ve işbirliğine ihtiyaç duyulduğu bu insani kriz sürecinde, NATO müttefikleri bir yandan kendi sınırları içinde bu hastalıkla mücadele ederken, NATO da bu dönemde kamu diplomasisi faaliyetlerini arttırmaya yönelik girişimlerde bulunmuştur. 2020’nin ilk aylarında COVID-19 virüsünün neden olduğu bu küresel salgın, dünya çapında etkili olan krizler sırasında kamu diplomasisi faaliyetlerinin rolünü ve etkinliğini incelemek için önemli bir örneği temsil etmektedir. Özellikle uluslararası askeri bir ittifak olan NATO’nun halk sağlığı tehditlerine karşı oluşturduğu stratejilerin kamu diplomasisi açısından yeterliliğini anlamak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.NATO’nun COVID-19 pandemi sürecindeki kamu diplomasisi uygulamalarının analiz edildiği bu çalışmada, ittifakın pandemi sürecindeki kamu diplomasi faaliyetlerinin irdelenerek nasıl işlerlik kazandığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede öncelikle kamu diplomasisi kavramı tanımlandıktan sonra, NATO’nun COVID-19 salgını karşısında izlediği politikalarla beraber, COVID-19 sürecinin NATO’nun kamu diplomasisi faaliyetlerine olan etkisi ve bu faaliyetlerin yeterliliği ve sınırlılığı ortaya konulacaktır.Book Part Türkiye’s Humanitarian Diplomacy Efforts During Pandemic Era: Scope and Challenges(Tekirdağ Namık Kemal University Faculty of Economics and Administrative Sciences International Symposium on International Relations, 2023) Güleç, CansuThere is no universally agreed-upon definition of the term humanitarian diplomacy, which covers activities carried out tomeet the urgent needs and alleviate the suffering of victims of humanitarian crises, natural disasters, or man-madedisasters such as civil war. This concept, which has been widely used in the International Relations literature during the2000s, aims to mobilize both public and government support and resources for humanitarian activities and programs. Inthis framework, various actors including International Organizations, Non-governmental Organizations, private sector, andindividuals operate along with the states. The COVID-19 pandemic, which was first reported by officials in Wuhan City,China, on December 31, 2019, has caused the death of millions of people, disrupted the international economy, andchanged all aspects of social life with its ravages. In the face of the COVID-19 pandemic, affecting the whole world andturning into a global crisis, all national and international actors, especially the states, have been insufficient in terms of theircapacity to manage the crisis. During this humanitarian crisis process, where there has been a need for solidarity andcooperation at various levels among all national and international actors, Türkiye has taken initiatives for humanitariandiplomacy activities beyond its borders, while struggling against this disease within its own borders. In this context, Turkishauthorities have stated that “Türkiye will continue to put forward its initiatives for the recuperation from this calamity ofhumanity in cooperation and solidarity, and use the lessons learnt to pave the way for a fairer, share-based and effectivestructure of the international system in the post-pandemic World”. The aim of this study, in which Türkiye’s humanitariandiplomacy practices during the COVID-19 pandemic process are analyzed, is to reveal how Türkiye’s humanitariandiplomacy activities during the pandemic process have become operational. In this framework, this study focuses initiallyon the elaboration of the concept of Humanitarian Diplomacy. Then, the impact of the COVID-19 process on Türkiye’shumanitarian diplomacy activities, and the domain and limitations of these activities will be discussed.Conference Object A Post-Structuralist Approach To Security: an Analysis of Nato 2022 Strategic Concept(Hitit Üniversitesi, 2022) Güleç, CansuOne of the theoretical formations of post-positivist thought in International Relations is post-structuralism which became part of the literature in the 1980s. Post-structuralism claims a different position from the traditional realist and idealist perspectives in the field of security studies by offering the connection between national identity and security politics and the discursive character of the concept of security. Accordingly, the practices of security construct the national “self” by indicating the difference between itself and the “other”. In that sense, policy discourses are considered inherently social since the policy-making elite address the wider public sphere to institutionalize their understanding of the identities and policy options. Therefore, in order to understand the foreign and security policies of the actors involved in International Relations, the examination of the speeches and statements of policy makers, politicians or bureaucrats, the documents written by the institutions involved in foreign policy making has been an increasingly used as a method. In this context, official speeches, statements, parliamentary debates, diplomatic correspondence, interviews, newspapers, photographs and videos can be used in discourse analysis studies. The aim of this paper is to understand and situate NATO’s discourse within the framework of its recent Strategic Concept of 2022. In this framework, after the elaboration of concept of discourse and discourse analysis, the construction and hierarchical positioning of different actors in the text will be analyzed by asking “how” questions. In that sense, Roxanne Lynn Doty’s concepts of “presupposition”, “predication” and “subject positioning” will be used as analytical categories to provide a textual framework. The representational practices through which meaning are generated is crucial in this study. Accordingly, the discursive identities produced by NATO will be examined in order to understand the attachments to various social objects and subjects in international environment.Conference Object Askeri Güç Kullanımında Kamu Diplomasisinin Yeri: Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı Üzerine Bir Değerlendirme(Siyasi İlimler Türk Derneği, 2022) Güleç, CansuTürkiye’nin 2016 senesinden itibaren Suriye’ye yapmış olduğu sınır ötesi askeri operasyonları her zaman hassas bir diplomatik gündem yaratmıştır. Barış Pınarı Harekatı öncesinde Türk politika yapıcıları hem ABD hem de Rusya ile yakın temas içinde bulunmuşlardır. Ancak Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı’na yönelik uluslararası tepkinin boyutu ve kapsamı önceki harekatlara göre çok daha büyük olmuştur. Türkiye siyasi, hukuki ve ahlaki açılardan kendisini haklı gördüğü bir askeri operasyonda sahip olduğu ciddi güvenlik kaygılarını uluslararası topluma etkin bir şekilde sunmakta sıkıntılar yaşamış; Barış Pınarı Harekatı, uluslararası ortamda Türkiye’ye yönelik eleştiriler arttığı bir dönemi teşkil etmiştir. Bu Nedenle askeri güç kullanımına dayanan uygulamalarda benzer zorlukların yaşanmaması için Ankara’nın kamu diplomasisi ve sosyal etki çerçevesinde neler yapabileceğini ortaya koymak gerekmektedir. Bir sert güç unsuru olarak askeri operasyonların uygulandığı durumlarda, Türkiye’nin sadece hükümetlere değil sivil toplum gibi devlet dışı aktörlere ulaşmaya daha fazla odaklanıp, uluslararası kurumlar ile de ilişkiler geliştirerek kamu diplomasisi yaklaşımını daha etkin bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir. Kamu diplomasisinin en genel çerçevede birincil niteliği, sert güç unsurlarının ve askeri harekatın zorlayıcı karakterlerinin aksine yumuşak güce dayanmasıdır. Bu bağlamda bir devlet kendi çıkarlarını zorlamanın aksine cazibe yoluyla korumaya çalışmakta ve kendi kültürünün, siyasi ideallerinin ve politikalarının çekiciliğini, başkalarının bu ideallere hayran olmasını sağlamak için kullanmaktadır. Bu gibi durumlarda kamu diplomasisinin amacı, uzun vadeli ilişkiler ve karşılıklı anlayış oluşturmaktır. Ancak askeri gücün kullanıldığı çatışma gibi koşullarda uzun vadeli ilişkiler kurmanın ötesinde kısa zaman içinde etki yaratmak önem teşkil etmektedir. Bu bağlamda, devletlerin yanında diğer ulusların vatandaşlarını bilgilendirerek ve etkileyerek ulusal çıkarların desteklenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, askeri güç kullanımında kamu diplomasisinin uygulamalarını Anthony Pratkanis’in ortaya koyduğu Sosyal Etki Analizi (Social Influence Analysis) yaklaşımı çerçevesinde değerlendirmektir. Bu yaklaşım, uluslararası çatışmalarda bilginin ve etkinin kamu diplomasisi çerçevesinde nasıl kullanıldığına dair bir analiz ortaya koymaktadır.Conference Object Power of Discourse in International Relations: Post-Structural Framework(Ankara Bilim Üniversitesi, 2022) Güleç, CansuThe aim of this paper is discussing the question of “how the reality is produced and maintained” in International Relations (IR) via discourses. As a form of “speech, argument, statement, communication, debate, conversation, written or verbal explanation, expression type and style”, discourse is defined terminologically in various ways. In general framework, it is defined as “the use of language in speech and writing in order to produce meaning”. Discourse is widely used in various research on social sciences, and many additional subjects examined today include discourse analysis as a method in IR discipline. Post-structuralism has entered the discipline of IR in the 1980s through concerning the state’s historical and conceptual production, and its political formation, economic constitution, and social exclusions. As a theory that examines the relations among human beings, the world, creation and reconstruction of the meaning, post-structural practices have been used to examine how the subject of IR is constituted in and through the discourses and text of world politics. In that respect, political discourse is based on specific problem and subjectivity structures, but these problems and subjectivities are formed through discourses. In this context, discourse-based ontology and epistemology in post-structuralist approaches also stand out in the relationship between power and knowledge. Therefore, knowledge becomes crucial for the establishment of the authority. Accordingly, after the elaboration of concept of discourse and discourse analysis, it would be important to understand how post-structural discourse analysis is conceptualized and applied in IR discipline.Article Nato and Public Diplomacy: Opportunities and Constraints of 21st Century(SAM, 2021) Güleç, CansuThe main objective of this paper is to explain and interpret the evolution of NATO’s public diplomacy efforts in terms of the opportunities and limi- tations of today’s globalized environment. Public diplomacy refers to the efforts of states and non-state actors to better explain their values to the world. It concentrates particularly on “soft power” tools, such as science, art, culture, sports and media that enable interaction between societies. Because NATO is widely associated with security and defense issues, it is important to understand how it responds to the developments of today’s diplomatic trends with its own public diplomacy and communication ac- tivities. As technology continues to change and evolve, NATO’s commu- nication strategies have faced new types of networks and platforms. Now celebrating its 72nd anniversary, the Alliance seeks to embrace and imple- ment a contemporary communication policy with new mechanisms. Within this framework, this paper will provide a definition of the concept of public diplomacy, and explore the historical evolution of NATO’s public diploma- cy agenda. NATO’s coordination activities and values, practical means of communication and their expected impact will be discussed.
