Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1939

Browse

Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Book Part
    AB'nin Geleceği
    (Orion Kitabevi, 2022) Saatçioğlu, Beken
    Bu bölüm, geçmişten günümüze AB’nin geleceği sorunsalını ele almaktadır. Her ne kadar AB’nin kurumsal yapısı, değer ve amaçları, karar alma süreçleri ve bütünleşme alanları tüm üye devletler tarafından kabul edilmiş olan 2009 Lizbon Antlaşması ile belirlenmiş olsa da, Birlik’in iç yapısı, üye devletler üzerindeki yetkileri, ve güncel sorun ve krizleri çözme kapasitesi son dönemde özellikle sorgulanır hale gelmiştir. AB’nin geleceği konusunun kısa bir tarihçesinin ardından, bölüm, 2010 yılından beri süregelen AB’nin çoklu krizlerinin AB’nin geleceğine ve gelecek tartışmalarına olan etkilerini incelemektedir. Sonuç bölümünde ise, AB’nin içinden geçmekte olduğu sınamaların sonucunda gelecekte nasıl bir yöne doğru evrilebileceği konusu kısaca irdelenmektedir.
  • Conference Object
    Birey Düzeyi Çerçevesinden Dış Politikayı Yorumlamak: Türk Dış Politikası’nda Turgut Özal Faktörü
    (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 2023) Güleç Aras, Cansu
    Bu çalışmanın amacı Dış Politika Analizinde birey düzeyi çerçevesinden, Türk siyasi hayatının önemli figürlerinden Turgut Özal’ın dış politika anlayışının Türk Dış Politikasına olan etkisini ortaya koymaktır. Dış Politika Analizinde liderlere ve karar vericilere odaklanan birey düzeyi, liderlerin dünyayı algılama şekilleri, liderlik özellikleri, kişiliği, inançları, dürtüleri, kişisel değerleri gibi faktörleri ön plana çıkartmaktadır. Dış politikanın bireyler tarafından şekillendirildiğini varsayan birey düzeyindeki analizlere göre, dış politika kararları bireylerin ve liderlerin tercihleridir. Diğer tarafından, liderler dış politika kararlarını tek başlarına vermemekte, bürokratik kurumlar, danışmanlar gibi diğer karar vericiler ile etkileşim halinde bulunarak almaktadır. Bu durumda birey düzeyinde karar vericilerin ortaklaşa dünyayı algılamaları, sorunları tanımlamaları ve seçenekleri değerlendirmeleri gibi etkileşimleri de göz önünde bulundurulmaktadır.
  • Conference Object
    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Bölgesel Çatışmalarda Ürettiği Söylemler: Güney Osetya Savaşı (2008) ve Gazze Savaşı’nın (2008) Karşılaştırmalı Bir Analizi
    (Siyasi İlimler Türk Derneği, 2023) Güleç, Cansu
    Bu çalışmanın amacı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) dönemi dış politikasının söylemler üzerinden nasıl inşa edildiğini temel alan kavramsal çerçeveden hareketle, AKP yönetici elitinin Türk dış politikasında ortak tarihi ve kültürel referanslar üzerinden ürettikleri “düzen kurucu” ve “sorun çözücü” söylemin 2008 yılındaki “Rusya-Gürcistan Savaşı” ile 2008’de “İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği Dökme Kurşun Operasyonu” örnek olayları çerçevesinde nasıl kurulduğunu ortaya koymaktır. Araştırma konusu olarak belirtilen iki ayrı bölgesel çatışmanın seçilmesinin nedeni, aynı dönemlerde birkaç ay arayla ancak birbirlerinden farklı bölgesel coğrafyalarda yaşanan krizlere karşı Türkiye’nin söz konusu söylemlerinin işlerliğinin nasıl yansıtıldığını anlamaya çalışmaktır. Çalışmanın teorik çerçevesini sosyal olgu olarak tanımladıkları dış politikayı dilsel analizler üzerinden inceleyip anlayan Post-Yapısalcılık oluşturmaktadır.3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin izlediği dış politika ile ilgili olarak akademik yazında gerek içerik gerek yöntemsel açıdan farklı perspektiflerle pek çok çalışma yapılmıştır. 2000’lerle birlikte Türkiye, özellikle Davutoğlu terminolojisiyle ifadesini bulan, kendisini “farklı bölgesel kimliklerin ortasında bir ‘merkez ülke’ olarak, güvenlik kaygılarının ötesine geçen, gelişmelere tepki vermekle yetinmeyen, aksine onları yönlendiren aktif bir dış politika izlemesi gereken bir aktör” olarak konumlandırmıştır. 2007 yılından itibaren, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin ilerlemesi yolunda yaşanan sıkıntılarla beraber, dış politikada Türkiye’nin Ortadoğu’ya daha fazla ağırlık vermesiyle “eksen kayması” kavramı doğrultusunda şekillenen pek çok tartışma ortaya konulmuştur.
  • Conference Object
    Covid-19 Pandemisinin Nato’nun Kamu Diplomasisi Üzerindeki Etkisi
    (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 2022) Güleç, Cansu
    Dünyanın ilk kez, Çin’in 31 Aralık 2019’da Vuhan kentinde kaynağı bilinmeyen bir solunum yolu rahatsızlığının ortaya çıktığını Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmesiyle haberdar olduğu COVID-19 salgını milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olmuş, uluslararası ekonomiyi sarsmış ve toplumsal hayatın tüm yönlerini yıkıcı bir etkiyle değişime uğratmıştır. COVID-19 salgının tüm dünyayı etkisi altına alıp küresel bir krize dönüşmesi karşısında, başta devletler olmak üzere yerel ve uluslararası tüm aktörler krizi yönetme kapasiteleri bakımından yetersiz kalmıştır. Ulusal ve uluslararası tüm aktörler arasında çeşitli düzeylerde dayanışma ve işbirliğine ihtiyaç duyulduğu bu insani kriz sürecinde, NATO müttefikleri bir yandan kendi sınırları içinde bu hastalıkla mücadele ederken, NATO da bu dönemde kamu diplomasisi faaliyetlerini arttırmaya yönelik girişimlerde bulunmuştur. 2020’nin ilk aylarında COVID-19 virüsünün neden olduğu bu küresel salgın, dünya çapında etkili olan krizler sırasında kamu diplomasisi faaliyetlerinin rolünü ve etkinliğini incelemek için önemli bir örneği temsil etmektedir. Özellikle uluslararası askeri bir ittifak olan NATO’nun halk sağlığı tehditlerine karşı oluşturduğu stratejilerin kamu diplomasisi açısından yeterliliğini anlamak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.NATO’nun COVID-19 pandemi sürecindeki kamu diplomasisi uygulamalarının analiz edildiği bu çalışmada, ittifakın pandemi sürecindeki kamu diplomasi faaliyetlerinin irdelenerek nasıl işlerlik kazandığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede öncelikle kamu diplomasisi kavramı tanımlandıktan sonra, NATO’nun COVID-19 salgını karşısında izlediği politikalarla beraber, COVID-19 sürecinin NATO’nun kamu diplomasisi faaliyetlerine olan etkisi ve bu faaliyetlerin yeterliliği ve sınırlılığı ortaya konulacaktır.
  • Conference Object
    Askeri Güç Kullanımında Kamu Diplomasisinin Yeri: Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı Üzerine Bir Değerlendirme
    (Siyasi İlimler Türk Derneği, 2022) Güleç, Cansu
    Türkiye’nin 2016 senesinden itibaren Suriye’ye yapmış olduğu sınır ötesi askeri operasyonları her zaman hassas bir diplomatik gündem yaratmıştır. Barış Pınarı Harekatı öncesinde Türk politika yapıcıları hem ABD hem de Rusya ile yakın temas içinde bulunmuşlardır. Ancak Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı’na yönelik uluslararası tepkinin boyutu ve kapsamı önceki harekatlara göre çok daha büyük olmuştur. Türkiye siyasi, hukuki ve ahlaki açılardan kendisini haklı gördüğü bir askeri operasyonda sahip olduğu ciddi güvenlik kaygılarını uluslararası topluma etkin bir şekilde sunmakta sıkıntılar yaşamış; Barış Pınarı Harekatı, uluslararası ortamda Türkiye’ye yönelik eleştiriler arttığı bir dönemi teşkil etmiştir. Bu Nedenle askeri güç kullanımına dayanan uygulamalarda benzer zorlukların yaşanmaması için Ankara’nın kamu diplomasisi ve sosyal etki çerçevesinde neler yapabileceğini ortaya koymak gerekmektedir. Bir sert güç unsuru olarak askeri operasyonların uygulandığı durumlarda, Türkiye’nin sadece hükümetlere değil sivil toplum gibi devlet dışı aktörlere ulaşmaya daha fazla odaklanıp, uluslararası kurumlar ile de ilişkiler geliştirerek kamu diplomasisi yaklaşımını daha etkin bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir. Kamu diplomasisinin en genel çerçevede birincil niteliği, sert güç unsurlarının ve askeri harekatın zorlayıcı karakterlerinin aksine yumuşak güce dayanmasıdır. Bu bağlamda bir devlet kendi çıkarlarını zorlamanın aksine cazibe yoluyla korumaya çalışmakta ve kendi kültürünün, siyasi ideallerinin ve politikalarının çekiciliğini, başkalarının bu ideallere hayran olmasını sağlamak için kullanmaktadır. Bu gibi durumlarda kamu diplomasisinin amacı, uzun vadeli ilişkiler ve karşılıklı anlayış oluşturmaktır. Ancak askeri gücün kullanıldığı çatışma gibi koşullarda uzun vadeli ilişkiler kurmanın ötesinde kısa zaman içinde etki yaratmak önem teşkil etmektedir. Bu bağlamda, devletlerin yanında diğer ulusların vatandaşlarını bilgilendirerek ve etkileyerek ulusal çıkarların desteklenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, askeri güç kullanımında kamu diplomasisinin uygulamalarını Anthony Pratkanis’in ortaya koyduğu Sosyal Etki Analizi (Social Influence Analysis) yaklaşımı çerçevesinde değerlendirmektir. Bu yaklaşım, uluslararası çatışmalarda bilginin ve etkinin kamu diplomasisi çerçevesinde nasıl kullanıldığına dair bir analiz ortaya koymaktadır.
  • Book Part
    Su Diplomasisinin Başlıca İlke ve Kurumları: Türkiye Örneği
    (Seçkin Yayıncılık, 2021) Kibaroğlu, Ayşegül; Öztürk, Ayşe Deniz
    ...
  • Conference Object
    Yeni Perspektifler: Türkiye-ab İlişkilerinin Matematiği ve Dili
    (2016) Saatçioğlu, Beken
    ...
  • Book Part
    Avrupa Birliği ve Demokratikleşme
    (2016) Saatçioğlu, Beken
    ...
  • Conference Object
    Zaman ve Tekrarın Olay Özellikleri Üzerindeki Etkisi
    (2019) Ece, Berivan; Gülgöz, Sami
    Otobiyografik bellek geçmiş deneyimlerimize dair kişisel anılarımızdan oluşmaktadır (Conway, Wang, Hanyu, & Haque, 2005). Otobiyografik bellek çalışmalarında genellikle katılımcılar hatırladıkları anıları önem, duygu yükü ve yoğunluğu gibi çeşitli olay özellikleri açısından değerlendirirler. Bu değerlendirmeler bazı çalışmalarda hem hatırlama anına yönelik hem de olayın yaşandığı zamana yönelik olabilir (Ece & Gülgöz, 2014). Bu çalışmada zamanın otobiyografik anıların olay özellikleri üzerinde tutarlı bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu amaçla farklı örneklem grupları, farklı olay türleri ve farklı anı toplama yöntemleri olan üç farklı çalışmamız zamanın olay özellikleri üzerindeki etkisi açısından karşılaştırılmıştır. Örneklem gruplarımız 64 yaşlı yetişkin (31 erkek, Ort =60.59, SS=6.72), 160 genç yetişkin (77 erkek, Ort =20.28, SS=2.81) ve 67 dansçıdan (28 erkek, Ort = 27.16, SS = 4.48) oluşmaktadır. Bu üç örneklemin karşılaştırılmasını mümkün kılan ortak nokta hepsinin anlattıkları otobiyografik anılar için hem geriye dönük hem de hatırlama anına dair olay özellikleri değerlendirmeleri yapmış olmalarıdır. Analizler tüm bu farklı yaş, olay tipi ve yöntemi olan örneklemlerin zamanın olay üzerindeki etkisi açısından ortak ve tutarlı bir kalıp göstermiştir. Otobiyografik anılar hangi yaş grubu tarafından, hangi yöntemle hatırlanırsa hatırlansın zamanla önem ve duygusal yoğunlukları anlamlı şekilde azalmaktadır. Duygusal yük açısından ise bu kadar tutarlı sonuçlar bulunmamıştır. Yaşlı yetişkinler kendileri için önemli olan anılarını anlattıklarında bu anılar zamanla daha olumlu değerlendirilirken genç yetişkinlerde duygusal yük üzerinde bu tarz bir zaman etkisi saptanmamıştır. Son olarak dansçıların yarışma ve gösteri anıları zamanla daha olumsuz olarak değerlendirilmiştir. Bunun sebebi zaman içerisinde başka yarışmalara ve gösterilere katıldıkları için eski anıları zamanla duygusal acısan zayıflaması olarak açıklanmıştır. Özetle, zamanın otobiyografik anıların olay özellikleri üzerindeki etkisi incelendiğinde önem ve duygusal yoğunluğun her yaş grubunda, her olay tipi için ve her anı toplama yöntemi için tutarlı ve anlamlı bir şekilde düşüş gösterdiği; duygusal yükün ise farklı örneklem, yöntem ve olaylar için değişkenlik gösterdiği saptanmıştır.