Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1939

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 54
  • conference-proceedings.listelement.badge
    Türk Dış Politikasının Uluslararası Platformda Dönüşümü: Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Konuşmaları Üzerine Söylem Analizi (2003– 2024)
    (SİYASİ İLİMLER TÜRK DERNEĞİ, 2025) Güleç Aras, Cansu
    Günümüzde dış politika çalışmalarının analiz çerçevesi önemli ölçüde genişlemiş hem kuramsal hem de yöntemsel boyutlara yönelik ilgi artmıştır. Bu yönelim, dış politika olgularının doğasında bulunan karmaşıklığın ve bu olgulara yönelik tek yönlü yaklaşımların yetersizliğinin daha fazla fark edilmesini yansıtmaktadır. Güvenlik, askeri ilişkiler, diplomasi, uluslararası ekonomi ve kültürel meseleler gibi çok çeşitli alanlara yayılan dış politika konuları, farklı kuramsal yaklaşımlar doğrultusunda ele alınmakta; bu gelişim de dış politika araştırmalarında disiplinler arası bir perspektifin önemini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, söylem analizi yöntemi de sosyal bilimlerde artan biçimde benimsenmiş ve dış politika incelemelerinde öne çıkan yöntemlerden biri haline gelmiştir. Siyasal söylemlerin, “öz” ve “öteki” gibi göstergeler aracılığıyla kavramlar arasında anlam ilişkileri kurarak ulusal kimliğin inşasında belirleyici bir rol oynadığı ileri sürülebilir. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) üzerine yürütülen oldukça fazla ve kapsamlı akademik araştırma bulunsa da bu çalışma AKP’li karar alıcıların söylemlerine yalnızca dış politika girişimlerini tanımlama ve çerçeveleme bağlamında yaklaşmamakta; aynı zamanda bu söylemlerin uluslararası platformlarda Türk kimliğinin temsiliyetini nasıl yapılandırdığını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, çalışmanın temel amacı, Türk dış politika söylemini Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çerçevesinde analiz etmek ve bağlamsallaştırmaktır. Bu çerçevede, Türk dış politika yapıcılarının BM Genel Kurulu’ndaki konuşmaları incelenerek, Türkiye kimliğinin söylemsel inşa süreci analiz edilecektir. Çalışma, “nasıl” sorularını merkeze alarak, Türkiye’nin ve diğer aktörlerin söylem içerisindeki konumlandırılma biçimlerini, konular arasındaki öncelik hiyerarşilerini ve bu yapının oluşturduğu temsil ilişkilerini araştırmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede, Türkiye kimliğinin zaman içinde söylemler aracılığıyla nasıl temsil edildiğinin anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Çalışma, anlam üretiminde temsil pratiklerinin rolüne dikkat çekerek, Türk siyasi elitlerinin zaman içinde gerçekleştirdiği söylem eylemleri aracılığıyla inşa ettikleri söylemsel kimlikleri ve bu kimliklerin farklı toplumsal öznelerle kurduğu ilişkileri mercek altına almaktadır. Böylelikle, Türk dış politika söyleminde süreklilik ve değişim dinamiklerinin uluslararası düzlemde nasıl tezahür ettiğini incelemek mümkün hale gelmektedir.
  • Conference Object
    İki Kutuplu Sistemde Algıların Savaşı: Soğuk Savaş Döneminde Bir Etki Aracı Olarak Propaganda
    (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 2026) Güleç, Cansu
    Propaganda, insanları düşünmeye ve ardından istenen şekilde davranmaya ikna etmeye yönelik kasıtlı bir girişim olarak tanımlanmakta ve ulusal çıkarlar doğrultusunda devletler tarafından önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Sözcüklerin ve sembollerin sistematik kullanımına dayanan propaganda faaliyetleri, bireyleri belirli bir düşünceye yönlendirmeyi ve bu doğrultuda hareket etmeye ikna etmeyi amaçlamakta; fikirlerin yayılması esasına dayanmakta ve ikna edici bir hedef doğrultusunda yürütülmektedir.Kökenleri çok eski dönemlere dayansa da propaganda, özellikle I. Dünya Savaşı’nın başlangıcından itibaren uluslararası ilişkilerde önem kazanmıştır. Demokrasinin yayılması ve topyekûn savaş anlayışı, kamuoyunun siyasi önemini büyük ölçüde artırmış; farklı ideolojilerin yükselişiyle birlikte propagandaya özgü basitleştirilmiş siyasi söylem, kitleler üzerinde etkili bir araç olarak kullanılmaya devam etmiştir. Bu bağlamda, iki kutuplu uluslararası sistemin hâkim olduğu Soğuk Savaş döneminde propagandayı etkin biçimde kullanma yetkinliği stratejik bir unsur hâline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Sovyetler Birliği’nin (SSCB) propagandayı bir etki aracı olarak nasıl kullandıklarını analiz etmektir. Nükleer silahların geliştirilmesi, oldukça riskli bir rekabeti beraberinde getirmiştir. Bu rekabetin temelinde ise korku unsuru yatmaktadır. Nitekim Soğuk Savaş, yeni bir çatışma türünü ortaya çıkarmış; bu çatışma, farklı ideolojilerin mücadelesine dayanmakta ve nükleer silahların fiili kullanımından ziyade, tehdit unsuru olarak kullanılmalarıyla şekillenmiştir. Bu dönem, nükleer savaş fikrinin uluslararası kamuoyunun zihninde sürekli bir tehdit olarak yer aldığı bir çatışma sürecidir.Bir başka ifadeyle, ABD ile SSCB arasında onlarca yıl süren ideolojik mücadeleyi temsil eden Soğuk Savaş, sıcak çatışmalardan çok algılar üzerinden yürütülen bir rekabet niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla süper güçlerin bu algı mücadelesinde propaganda mekanizmalarına başvurmaları, aralarındaki ideolojik çatışmanın temel araçlarından biri olmuştur. 1961 yılında Berlin Duvarı’nın inşası, “Demir Perde” ile ikiye bölünmüş dünyanın sembolü hâline gelmiş; hem Sovyetler Birliği’nde hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde ve ilgili ittifak blokları olan Varşova Paktı ile NATO’da, toplumların düşman korkusunun gerçek, meşru ve haklı olduğuna ikna edilmesi gerekli görülmüştür. Propaganda bu korkuları etkin biçimde kullanmıştır.İki kutuplu uluslararası sistemde Sovyetler Birliği, devlet kontrolündeki medya aracılığıyla vatandaşlarının dış dünya algısını şekillendirme kapasitesine sahip olmuş ve böylece uluslararası söylemin gündemini belirlemiştir. Aynı dönemde Amerikalılar, kültürel unsurların diplomatik değeri olduğunu fark ederek Amerikan yaşam tarzını, toplumların zihinlerinde ve kalplerinde yaygınlaştırmak amacıyla önemli bir araç olarak kullanmışlardır.Bu bağlamda çalışmada, öncelikle propaganda kavramı incelenecek; ardından Soğuk Savaş döneminde Amerikan ve Sovyet hükümetleri tarafından kullanılan başlıca propaganda araçlarına yer verilecek ve bu araçların nasıl bir etki aracı olarak kullanıldığı ortaya konulacaktır.
  • Conference Object
    Türkiye’nin Bir Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Dijital Diplomasi Uygulamaları: Fırsatlar ve Zorluklar
    (Siyasi İlimler Türk Derneği, 2024) Cansu, Güleç
    Küreselleşen dünyanın karmaşık ve birbirine bağlı yapısı içinde diplomasi ve dış politikanın da çok daha fazla konuyu, aktörü ve sorunu kapsadığı görülmektedir. 21. yüzyılla beraber dijital diplomasi, kamu diplomasisinin önemli bir parçası haline gelmiştir. İnternet teknolojilerinin kamu diplomasisi amacıyla kullanılması, politika yapıcıların da dikkatini giderek daha fazla çekmektedir. Dijital teknolojilerinin gelişmesi network oluşturma, iş birliği yapma, iletişim kurma ve benzer ihtiyaç ve arzulara sahip neredeyse sınırsız sayıda insanla bağlantı kurma konusunda çeşitli fırsatlar sunmaktadır. Dijital Diplomasi, bir ülkenin dış politika hedeflerine ulaşmak ve kamu diplomasisini uygulamak için Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin ve sosyal medya platformlarının giderek daha fazla kullanılmasını içermektedir. Artık bir elçilik ve Dışişleri Bakanlığı, Twitter hesabı aracılığıyla takipçileriyle çift yönlü iletişim kurabilmekte, diplomatlar ve siyasetçiler yalnızca televizyon aracılığıyla izleyicilere konuşmak yerine yabancı halkların sosyal medya profillerindeki gönderilere yanıt vererek sohbet edebilmektedir. Artan çift yönlü iletişim, yabancı halklarla etkileşim için daha fazla fırsat sunmakta; bu türden bir katılım kitleler arasındaki ilişkilerin güçlenmesini de kolaylaştırabilmektedir. Özellikle COVID-19 salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte başta devletler olmak üzere tüm uluslararası aktörler, dijital teknolojilerin diplomasinin bir unsuru olarak kullanımın öneminin giderek daha fazla farkına varmaya başlamıştır. Dijital diplomasi artık Uluslararası İlişkilerin yönetiminin bir parçası olsa da ortaya çıkan bilgi savaşı medya sistemlerinin sömürülmesi veya bir silah haline getirilmesini de beraberinde getirmektedir. Dijital diplomasinin sunduğu fırsat ve kolaylıklar propaganda, dezenformasyon, sahte bilgi ve haberler gibi yöntemlerle test edilmektedir. Dijital teknolojilerin bu tekniklerle toplumlara giderek daha fazla yol açtığı tehditlerin doğasının ve kapsamının daha iyi anlaşılması da bir gereklilik haline gelmektedir. Tüm bu hususlar dahilinde, bu çalışmanın amacı Türkiye’nin dijital diplomasi faaliyetlerini bir yumuşak güç ve kamu diplomasisi unsuru olarak nasıl kullandığını analiz etmektir. Bu bağlamda dijital diplomasi kavramı açıklandıktan sonra Türkiye’nin dijital diplomasi faaliyetleri ilgili örneklerle analiz edilecektir. Daha sonra, COVID-19’un Ankara’nın dijital diplomasi stratejisi üzerindeki etkisi ve özellikle dezenformasyona karşı mücadele politikaları, zorluklar ve sınırlamalarla birlikte tartışılacaktır.
  • Article
    Türkiye Sulama Yönetimi Politikaları ve Sulama Birlikleri
    (..., 2022) Kibaroğlu, Ayşegül
    Kalkınmakta olan ülkelerde 1990’lı yıllardan buyana sulamada idari, mali ve teknik açıdan verimlilik ve hakkaniyet sağlamak amacıyla geniş sulama alanlarından sorumlu olan çok sayıda su kullanıcı örgütleri (Sulama Birliği) kurulmuştur. Sulama sistemlerinin yönetiminin 1990’lı yılların başında hızlı bir biçimde Sulama Birliklerine devir edilmesiyle, Türkiye sulama suyu yönetimi konusunda önemli deneyimler geçirmiştir. Türkiye’nin bu alandaki deneyimleri, sulama yönetiminde reformların verimlilik ve hakkaniyet açısından başarılı olabilmesi için sulamadaki tüm paydaşlar arasında katılımcılık ve oydaşmanın sağlanmasının önemini ortaya koymuştur.
  • Book Part
    Türkiye-ermenistan İlişkilerinin Futbol Diplomasisi Bağlamında Değerlendirilmesi
    (Nobel Yayınevi, 2022) Cansu, Güleç
    Uluslararası ilişkilerde; siyaset ve sporun bir arada bulunması ve bir-birini etkilemesi hususunda pek çok örnek mevcuttur. 1971 yılında, Pekin hükûmetinin Amerikan masa tenisi takımını Çin’e davet etmesiyle başlayan ve tarihe “masa tenisi diplomasisi” olarak geçen süreç, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard Nixon’ın Çin’e karşı uygulanan ticari ambargoları kaldırması ve Amerika’ya gelmek isteyen Çin vatandaşlarına vize verilebileceğini bildirmesiyle sonuçlanmıştır. 2004 senesinde Hindistan ve Pakistan arasında yıllardır süregelen siyasi gerginliğin, “kriket diplomasisi” olarak adlandırılan süreçle aralarındaki düşmanlığı sona erdirmek için karşılıklı olarak, güven artırıcı önlemleri güçlendirme kararı almaları da sporun bir yumuşak güç unsuru olarak kullanılmasına başka bir örnek teşkil etmiştir. Diğer yandan spor ve siyasetin birbirlerini etkiledikleri süreçlerin olumlu oldukları kadar başarısızlıkla sonuçlanan durumları da bulunmaktadır. Bu çalışma, genel anlamda kamu diplomasisi bakışından “spor diplomasisinin”, daha spesifik olarak “futbol diplomasisinin” Türkiye-Ermenistan ilişkileri çerçevesinde analizine odaklanmaktadır. Bu bağlamda, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için futbolun bir araç olarak kullanılmasında hangi koşulların belirleyici olduğu ve futbol diplomasisinin iki ülke arasındaki iliş-kilere olumlu etki yapması için hangi koşulların mevcut olması gerektiği soruları ön plana çıkmaktadır. Çalışmada; ilk olarak, sporun diplomasi için el-verişli bir araç olarak kullanılmasının önemini analiz eden kavramsal çerçeve ortaya konulduktan sonra, Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerine etki eden dönemin siyasi ve sosyal ortamı analiz edilecektir. Sonuç olarak, bu çalışma, uluslararası ilişkilerde iki devlet arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesinde bir araç olarak futbol diplomasisinin ortaya koymuş olduğu fırsatlar ve uygulamadaki sınırlar bağlamındaki potansiyelinin bir analizi olacaktır.
  • Article
    Alliance İsraelite Universelle: Osmanli Yahudilerinin Dönüşümünde Bir İtici Güç
    (Pamukkale Üniversitesi, 2020) Görmüş, Evrim
    Yahudiler farklı coğrafyalarda yaşasalar da 18. yüzyıla kadar dinsel geleneklere dayanan benzer bir yaşam sürmüşlerdir. Fakat bu benzerlik Aydınlanma ve Fransız Devrimi ile gelen hukuki ve siyasi özgürleşme, sanayi kapitalizmi, haskala gibi gelişmelerile birlikte değişime uğramış, bu sürecin sonunda Batı Avrupa ve Doğu Yahudileri arasında önemli farklılıklar oluşmuştur. Batı Yahudilerinin doğuda yaşayan Yahudilerin kötü hayat şartlarından ticaret, basın gibi yollarla haberdar olmaya başlamaları ile ‘Doğu Yahudiliği Sorunu’ tartışılır hale gelmiştir. Alliance Israélite Universelle yozlaşmış’ ve ‘geri kalmış’ olarak nitelendirilen Orta Doğu ve Kuzey Afrika Yahudilerinin hukuksal ve toplumsal özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamak amacıyla 1860yılında Fransız Yahudileri tarafından kurulmuştur. Doğu Yahudilerini ‘yenileştirme’ hedefinin kurumsal-örgütsel yapısını kuran Alliance Israélite Universelle için eğitim, yenileştirme unsurunun ana öğesi olmuştur. Bu makale örgütün özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda açmış olduğu Alliance okullarının Osmanlı Yahudi cemaatinin dönüşümündeki etkisini, cemaatin batılılaşması ve sekülerleşmesi kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır.
  • Conference Object
    Bir Dış Politika Aracı Olarak Kültürel Diplomasi: Fırsatlar ve Sınırlar
    (Galatasaray Üniversitesi, 2019) Cansu, Güleç
    Bu çalışma bir dış politika aracı olarak kültürel diplomasiyikavramsal ve pratik yönleriyle analiz etmeyi amaçlamaktadır. Kültüreldiplomasi, bir devletin dış politika hedeflerini ve diplomatik ilişkilerinidesteklemek amacıyla gerçekleştirdiği kültürel faaliyetleri kapsamaktadır.Diplomasi, devletlerin çıkarlarını temsil etmelerinde çok önemli biraraç olarak kabul edilmektedir. Ancak günümüz dünyasında diplomasiyiyalnızca merkezi hükümetler veya dışişleri bakanlıkları tarafındanyürütülen ilişkiler bağlamında değerlendirmek mümkün değildir.Günümüzde egemen devletler daha küresel bir ortamda hem dahafazla aktörle ilişki kurmakta hem de daha fazla sorunla yüz yüze kalmaktadır.Böylece uluslararası ortamda siyasi ilişkilerin yanı sıra, ekonomik veticari çıkarlar da önem kazanmış, bu gelişmelerle bir devletin ulusalimajını sınırları ötesinde güçlendirmek gibi çeşitli önemli görevler ortayaçıkmıştır. Bugünün uluslararası ortamında, tüm bu meselelerin eskisindendaha hızlı bir şekilde ve kamuoyuna yönelik uygulanması gerekliliği yenidiplomasi pratiklerini de ortaya çıkarmıştır. Tüm bu bilgiler dahilinde buçalışmada, ilk olarak diplomasi ve dış politika arasındaki ilişki hemaraçları hem de geçirdikleri dönüşümler ile birlikte ele alınacaktır.Belirtilen kavramsal analizden sonra “kültürel diplomasi” kavramı incelenecektir.Bir kamu diplomasisi unsuru olarak kültürel diplomasinin içeriğinive kapsamını tutarlı bir çerçevede anlamak adına dünyadaki çeşitlikültürel diplomasi örnekleri sunulacaktır. Son olarak, bir dış politika aracıolarak kültürel diplomasinin günümüzde yarattığı fırsatlar ve başarıyaulaşmasındaki sınırlılıklar tartışılacaktır.
  • Article
    Abd Dış Politikasında 40 Yıllık İran Sorunu : Nereden Nereye?
    (ORSAM, 2021) Kibaroglu, Mustafa
    Şah Rıza Pehlevi döneminde ABD ile stratejik müttefik ilişkisi içinde olan İran, Şubat 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana ABD’yi “büyük şeytan” olarak tanımlamaktadır. Buna karşılık ABD de İran’ı, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelerle geliştirdiği yakın askerî ve stratejik iş birliği sebebiyle “şeytan ekseni” içinde olmak ve “teröre destek vermek” ile suçlamaktadır.
  • Article
    Türkiye Su Diplomasisinin Gelişimi
    (ORSAM, 2021) Kibaroğlu, Ayşegül
    Su diplomasisi, sınıraşan su kaynakları üzerindeki rekabetin çatışmaya dönüşmeden eş güdüm ve iş birliği içinde kullanımı ve yönetimi için gerekli siyasi, hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel araçları kapsar.Diplomasi, egemen devletlerin ulusal çıkarlarının karşılıklı olarak temsil edildiği kurumları ve ilkeleri kapsar. İklim değişikliği sonucu artan sıcaklıklar ve azalan yağışlardan en olumsuz etkilenen, yaşamsal niteliğe sahip dünya su kaynaklarının önemli bir bölümünün siyasi sınırları aşması bu kıt kaynaklar üzerindeki rekabeti giderek artırmaktadır.
  • Article
    Nato’nun 70 Yılının Bir Muhasebesi: Nereden, Nereye?
    (BİLGESAM, 2019) Kibaroğlu, Mustafa
    Bu yazımızda, NATO’nun geride kalan 70 yılının kısa bir muhasebesini yaparak, daha on yıllar boyunca varlıgˆını su¨rdu¨rmesi isteniyorsa, bugu¨ne kadar oldugˆu gibi, bundan sonra da I·ttifak’ın nasıl bir yapılanma ic¸inde, hangi tehditlere kars¸ı, ne gibi kabiliyetler gelis¸tirerek yeni do¨neme kendisini nasıl adapte etmesi gerektigˆini degˆerlendirecegˆiz.