Erözden, Ozan
Loading...

Profile URL
Name Variants
Job Title
Email Address
erozdeno@mef.edu.tr
Main Affiliation
05. Faculty of Law
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
SDG data is not available

This researcher does not have a Scopus ID.

Documents
0
Citations
0

Scholarly Output
12
Articles
2
Views / Downloads
2369/12107
Supervised MSc Theses
2
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
2
Scopus Citation Count
2
WoS h-index
1
Scopus h-index
1
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.17
Scopus Citations per Publication
0.17
Open Access Source
4
Supervised Theses
2
| Journal | Count |
|---|---|
| 2023 31st Signal Processing and Communications Applications Conference (SIU) | 1 |
| Geç Osmanlı'dan Günümüze Modern Doğa Bilimciliği | 1 |
| Neuroscience, Law and Beyond International Conference, Abstracts Booklet | 1 |
| Politics Of Enmity – Can Natİon Ever Be Emancipatory? | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

12 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 12
Conference Object Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2Classification of Altruistic Punishment Decisions by Optical Neuroimaging and Machine Learning Methods(IEEE, 2023) Erözden, Ozan; Şahin, Türkay; Akyürek, Güçlü; Filiz, Gözde; Çakar, TunaAltruistic punishment (third-party punishment) is important in terms of maintaining social norms and promoting prosocial behavior. This study examined data obtained using the near infrared spectroscopy (fNIRS) method to predict altruistic punishment decisions. It was found that specific neural activity patterns were significantly related to decisions regarding the punishment of the perpetrator. This research contributes to the development of social decision-making models and helps advance our understanding of the cognitive and neural processes involved in third-party punishments.Master Thesis Nietzsche’nin Felsefesi ve Siyaset Kuramı(MEF Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2019) Özkök, Nevzat; Erözden, OzanGİRİŞ : Friedrich Wilhelm Nietzsche, 19’uncu yüzyılın sonlarında yaşamış bir düşünür olmakla beraber, etkisi itibariyle O’nu çağdaş filozoflar arasında düşünmek mümkündür. Çoğu edebiyat çevresince Avrupa’nın en büyük yazarı olarak kabul edilmektedir. Nietzsche’nin fikir öncüsü olarak görülebilecek düşünürler, Sokrates öncesi Antik Yunan filozoflarına kadar gider. Yaşadığı çağın Batı Avrupa’sının içerisinde bulunduğu durum, felsefesinin çıkış noktasıdır ve çağının tüm değerlerine karşı çıkar. Nietzsche, 2500 yıllık metafizik düşünce geleneğini sert bir şekilde eleştirir; metafizik geleneğinin devamı olarak görmesi nedeniyle, modernizmi ve modern felsefi düşünceyi de eleştirir. O, kendinden sonraki düşünce hayatını derinden etkileyecek eserler bırakmıştır. Nietzsche, hastalıklı ve sıkıntılı bir yaşam sürmüştür ve bunun eserlerine de yansıdığı düşünülmekte olup; eserleri de karmaşık ve zor, genel olarak şiir ve aforizmalarla kaleme alınmış eserlerdir. Aykırı ve keskin üslubu O’nu ilgi çekici ve incelemeye değer kılmakla beraber, bazı kesimlerce lanetlenmesine de sebep olmuştur. Nietzsche’nin felsefesi genel olarak; eserleri ile hayatı ilişkilendirilerek üç dönem halinde ele alınır. Nietzsche felsefesinde nihilist unsurlar, ahlak ve din karşıtlığı, çağdaş kültür, felsefe ve bilim eleştirileri öne çıkar. Bunu yaparken belli bir felsefi görüşe bağlanma, belli açıdan olaylara bakma eğilimi taşımamış, mevcut felsefe düzenleri ile bağdaşmamıştır. Nietzsche sürekli yenilenmeden yanadır. Çağdaşı olan düşünürleri beğenmez ve kendi ödevinin çok daha büyük olduğu düşüncesiyle onlarla aynı kefeye konmayı kabul etmez. Fikirlerinin odağındaki “güç istenci”ni, tutku ile istenilen bir kavram olarak insani amaç ve eylemlerin merkezine yerleştirmesi, O’nu iktidar filozofu yapar ve halen bu konuda yapılan çalışma ve tartışmalarda düşünceleri varlığını ve önemini korur. Nietzsche, Tanrı’nın öldüğünü ilan etmiştir. O’na göre Tanrı ortadan kalkınca tüm değerlerin temeli de ortadan kalkar ve Décadence (çöküş) başlar; bunun beraberinde nihilizm gelir. Nihilizmle birlikte; her şey algılanan mevcut anlamını yitirir,insan bir yokluğun ortasında tek başına ve yalnız kalmıştır. Ancak insan için bu bir son değil, yeni değerler oluşturmak için bir fırsattır. Artık Tanrı ve ölümden sonra yeni bir hayat yoktur; yaşamın amacı bu dünyada ve yaşanılan hayatta saklıdır. Yaşam durmadan kendini tekrar eden sonsuz bir dönüş içerisindedir. Nietzsche’ye göre, insanın kendi ile ilgili gerçekle yüzleşebilmesi için sonsuz bir dönüşüm içerisinde olması gerekmektedir. Bunu başarabilenler ise, sürüden ayrılan “üstinsanlardır”. Nietzsche, bunu, Zerdüşt'ün ağzından şöyle dile getirir; "Bir çoklarını ayırmak için sürüden- bunun için geldim ben. Varsın halk ve sürü kızsınlar bana... “Nietzsche’nin Felsefesi ve Siyaset Kuramı” başlıklı çalışmamızda; Öncelikle Nietzsche’nin hayatı ve eserlerine değinip, felsefeye nasıl baktığı, felsefesinin önemli sayılan kavramları ayrı başlıklar halinde ele alınacaktır. Sonrasında; siyaset anlayışının ve modern siyasi düşüncelere yaklaşımı anlamaya çalışılarak son olarak da önerilerine yer verilecektir. 1. GİRİŞ 1 -- 2. NIETZSCHE’NİN HAYATI 3 -- 3. NIETZSCHE’NİN FELSEFEYE BAKIŞI 9 -- 4. NIETZSCHE FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI 18 -- 4.1 Güç İstenci 18 -- 4.2 Décadence 22 -- 4.3 Nihilizm 25 -- 4.4 Tanrı’nın Ölümü 27 -- 4.5 Üstinsan 33 -- 4.6 Sonsuz Dönüş 37 -- 5. NIETZSCHE'NİN SİYASETE BAKIŞI 42 -- 6. NIETZSCHE'NİN MODERN DEVLET YÖNETİM SİSTEMLERİNE BAKIŞI 46 -- 6.1 Milliyetçilik 48 -- 6.2 Liberalizm 50 -- 6.3 Sosyalizm 56 -- 6. SONUÇ 59 -- 7. KAYNAKÇA 62 --Book Özgür İrade : Hukuk Nörobilim Psikoloji ve Ötesi(Seçkin Yayınevi, 2021) Uysal, Cem; Erözden, Ozan; Günler, Haydar Salih; Palteki, Ebrar Mustafa; Uysal, CemÖzgürlük yalnızca hukuki-siyasi değil, aynı zamanda felsefi bir kavramdır. Filozoflar Antik Çağ'dan bu yana "özgür olmanın başlıca koşulu, özgür irade sahibi olmak mıdır?" sorusu üzerine düşünmüş; insan toplumlarının ve kültürlerinin büyük çoğunluğunda karşımıza çıkan, insanın özgür iradeyle donatılmış bir canlı olduğu yargısını tartışmaya açmışlardır. 20. yüzyılda nörobilimcilerin de bu tartışmaya katıldıklarını ve zihin felsefesinin bu çetrefil sorunsalını farklı bir açıdan ele almaya başladıklarını görüyoruz.Bu derlemede yer alan yazılarda hukuk, felsefe, psikoloji, nörobilim, mühendislik gibi çeşitli alanlarda çalışan akademisyenler, özgür irade konusunu farklı açılardan tartışıyorlar ve özgür irade varsayımının bilimsel gelişmeler sonucunda geçersiz kalması ihtimalinin yaratacağı etkileri değerlendirmeye alıyorlar.Master Thesis Ombdusman Denetimi(MEF Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019) Kuru Ersöz, Aliye; Erözden, Ozan…Book Part Hukukun kaynağına nörobilim kanalından gitmek(Doğu-Batı Yayınları, 2019) Erözden, Mehmet OzanBu yazıda, hukukun kaynağı nedir, sorusuna nörobilim temelli bir yanıt önerisi getiriliyorBook Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti : Yugoslavya Deneyimi(Dost Kitabevi Yayınları, 2017) Erözden, OzanYirminci yüzyılın bitmeye yüz tuttuğu bir makas geçişinde insanlığın yaşadığı en büyük travmalardan biriydi Yugoslavya'da olup biten trajedi. Devamında görülen duruşmaların yankısı, sebep olduğu geniş ölçekli tartışmalar ise hâlâ tam bir uzlaşıya varabilmiş değil. Bu hassas konuya çok yönlü ve incelikli bir tavırla yaklaşan yazar, yaygın ölçekte şiddete başvurmuş bir otoriter veya totaliter rejimin ya da merkezi otoritenin yokluğunda baş gösteren yoğun bir çatışmanın toplumsal dokuda yarattığı tahribatın nasıl giderileceğini temel önemde bir sorun olarak tanımlıyor. Buna ilişkin olarak, uluslararası insancıl hukuka dönük ağır ihlallerin gerçekleştiği bir çatışma sonrasında ve/veya insanlığa karşı suçları sistematik olarak işlemiş bir rejimin tasfiyesi sürecinde, toplumsal dokudaki tahribatın onarılması için geçmişle yüzleşmenin gerekli olduğu düşüncesini titizlikle gerekçelendiriyor. Can alıcı önemdeki bir konuya ufuk açıcı bir bakışla eğilen bir tartışma.Conference Object The Neural Correlates of the Effect of Belief in Free Will on Third-Party Punishment: an Optical Brain Imaging (fnirs) Study(Cognitive Science Society, 2022) Çakar, Tuna; Akyürek, Güçlü; Erözden, Ozan; Şahin, Türkay; Keskin, İrem Nur; Ünlü, Meryem; Özen, Deniz Hazal; Özen, ZeynepThird party punishment (TPP), or altruistic punishment, is specifically human prosocial behavior. TPP denotes the administration of a sanction to a transgressor by an individual that is not affected by the transgression. In some evolutionary accounts, TPP is considered crucial for the stability of cooperation and solidarity in larger groups formed by genetically unrelated individuals. Belief in free will (BFW), on the other hand, is the idea that humans have control over their behavior. BFW is a human universal notion that, in some studies, has been found to be supportive of prosocial behavior. In our study, we examined the effect of BFW on TPP under high and low affect scenarios through optical brain imaging (fNIRS). We hypothesized that in low affect cases, there would be a positive correlation between the strength of the BFW and the severity of the punishment inflicted. Obtained results and related statistical analyses indicate that participants with higher degree of BFW have more neural activation in their right dorsolateral prefrontal cortex (DLPFC) (hbo and hbt measures) in high affect scenarios, whereas the participants with lower degree of BFW have higher levels of neural activation in the medial PFC (hbo and hbt measures) in low affect scenarios. These empirical findings are in line with the research findings in the relevant academic literature and support the hypothesis that the degree of BFW influences punishment decisions.Article Siyasetin Öznesi ve Nesnesi Olarak Dejeneratif Kognitif Bozukluklar : Siyasi Haklar ve Kibir Sendromu(MEF Üniversitesi, 2022) Erözden, Ozan MehmetDejeneratif kognitif bozukluklar, bilişsel yetilerin icra edildiği sinir ağlarında, ilerleyici şekilde harabiyet yaratan patolojilersonucunda ortaya çıkan sendromlardır. İlerleyen yaşla birlikte dejeneratif kognitif bozuklukların ortaya çıkma olasılığı yükselir.İnsanların ortalama yaşam beklentisindeki süregiden artış, seçme ve seçilme hakkının öznesi olan nüfusun içinde dejeneratifkognitif bozukluklar riskine maruz kalanların sayısının artması sonucunu doğurur. Yazının ilk bölümünde dejeneratif kognitifbozukluk gerekçesiyle seçme hakkında kısıtlamaya gitmenin ölçütleri tartışılacaktır. İkinci bölümde ise, kibir sendromu olarakadlandırılan ve belli bir süre yönetici makamında kalmaya bağlı olarak ortaya çıktığı varsayılan kognitif bozukluk açıklanacaktırConference Object Civic Nationalism, Universalism and War Crimes(Institute for Philosophy and Social Theory, University of Belgrade, 2016) Erözden, OzanDuring the first phase of Croatia’s transition to democracy, which started with the death of Franjo Tudjman in the end of 1999, the prosecution of war crimes and crimes against humanity allegedly committed by the members of Croatian armed forces and paramilitary during the conflict between 1991 and 1995 was one of the most important issues on the political agenda. During this period SDP, which was the biggest partner of a coalition government, assumed a universalist approach to the issue, advocating impartial criminal prosecution regardless of ethnic background of perpetrators. While in line with the party’s civic nationalist stance, this policy encountered serious challenges as the United Nations War Crimes Tribunal (the ICTY) issued indictments for officials that were considered as heroes of Croatian Homeland War. By examining the case of SDP, this paper aims to discuss whether civic nationalism’s universalist theoretical premises are politically applicable during and/or in the aftermath of violent conflicts generated with extensive reference to ethnic identities.Article Nöroetik Açısından İnsan-makine Arayüzleri(İthaki Yayınları, 2022) Erözden, OzanDonna Haraway (2006), Siborg Manifestosu’nun girişinde “bir siborg, bir sibernetik organizma, makine ile organizmanın oluşturduğu bir melez, kurgusal bir yaratık olmanın yanı sıra toplumsal gerçekliğe ait bir yaratıktır” (s. 2) dedikten hemen sonra, sadece bilim-kurgu romanlarının değil modern tıbbın da siborglarla dolu olduğunu belirtir. Haraway’in siborgları toplumsal gerçekliğe içkin sayan düşüncesine dayanak oluşturan saptamasının, manifestosunu kaleme aldığı 80’li yıllarda henüz emekleme çağında bir teknoloji olan insan-makine arayüzlerinin (İMA) tıbbi kullanımına atıf yaptığı muhakkak. Ancak, Haraway’in bu satırlarının hemen biraz sonrasında “hepimiz siborguz” (s. 4) derken kastettiğinin, İMA teknolojisinin yaygınlaşarak gündelik hayatın hemen her alanına nüfuz edeceği bir toplumsallık olmadığı da muhakkak.

