Yazıcı, Çiğdem

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Yazıcı Tıktık, Çiğdem
Job Title
Email Address
yazicic@mef.edu.tr
cigyazici@hotmail.com
Main Affiliation
05. Faculty of Law
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

22

Articles

5

Views / Downloads

5454/22310

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

10

Supervised Theses

0

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Temel Arabuluculuk Eğitimi : Eğitici Kitabı2
Arabuluculuğun Geleceği Sempozyumu: Bildiri Özeti Kitabı1
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde İstinaf ve Temyiz Kanun Yolu Sempozyumu, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi1
Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Sempozyumu1
Prof. Dr. Turhan Esener 3. İş Hukuku Uluslararası Kongresi1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 22
  • Conference Object
    İstinaf sonrası temyiz
    (2016) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde İstinaf ve Temyiz Kanun Yolu Sempozyumu
  • Article
    Adi Konkordatoda Çekişmeli Alacaklar Hakkında Dava (iik M. 308/b)
    (Türkiye Barolar Birliği, 2021) Yazıcı, Çiğdem
    Alacağı çekişmeli hale getirilen alacaklı, İcra ve İflâs Kanunu’muzun 308/b maddesi hükmüne göre alacağının maddî hukuk hükümlerine göre belirlenmesi amacıyla konkordatonun tasdiki kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilir. Ayrıca tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Alacaklı süresi içinde dava açmazsa, kendisi için ayrılmış paydan ödeme yapılmasını talep edemez. Bu çalışmada çekişmeli alacaklar hakkında açılacak davanın özellikleri ele alınacaktır.
  • Article
    Hacizden Sonra Borcun Taksitle Ödenmesi Taahhüdü (iik M. 111)
    (Türkiye Barolar Birliği, 2021) Yazıcı, Çiğdem
    Bu çalışmada İcra ve İflâs Kanunu’nun 111. maddesinde düzenlenen hacizden sonra borcun taksitle ödenmesi taahhüdünün hukuki niteliği, koşulları, taahhüdün icra takibine etkisi ve taahhüde aykırılığın sonuçları ele alınacaktır. Mehaz İsviçre İcra ve İflâs Kanunu’nun 123. maddesindeki borcun taksitle ödenmesi düzenlemesinden birçok yönden farklı koşullara tabi tutularak, çok sınırlı şekilde uygulama imkânı bulan ancak tarafların menfaatlerine en uygun çözüm olan bu imkânın daha etkin olarak kullanılması bakımından yapılması gereken değişiklik önerilerine yer verilecektir.
  • Conference Object
    7251 Sayılı hukuk muhakemeleri kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun’un belirsiz alacak davasına dair değişikliklerinin değerlendirilmesi
    (Necmettin Erbakan Üniversitesi, 2021) Yazıcı, Çiğdem
    7251 sayılı Kanun’la Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılmıştır. Budeğişikliklerden biri de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen “Belirsiz Alacakve Tespit Davası”na ilişkindir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki, üçüncü fıkranın kaldırılması sebebiylemaddenin kenar başlığı artık “Belirsiz Alacak Davası” dır. Üçüncü fıkranın aldırılmasından önce dedoktrinde belirsiz alacak davasının alacaklıya yeterli hukukî koruma sağladığı, belirsiz alacak davasınınkanunda açıkça düzenlendiği bir sistemde, ayrıca belirsiz tespit davasının düzenlenmesinin yerindeolmadığı, söz konusu fıkranın kaldırılmasının yerinde olacağına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.Kanun koyucu da bu değerlendirmeleri dikkate alarak 7251 sayılı Kanun’la belirsiz alacaklar için belirsiztespit davası açmakta hukukî yararın varsayıldığı üçüncü fıkrayı yürürlükten kaldırmıştır.
  • Conference Object
    Hukuk muhakemeleri kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair 7251 sayılı kanun sonrası iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına bakış
    (UYSAD, 2021) Yazıcı, Çiğdem
    Yargılama kültürünün bir yansıması olarak gelişen ve yargılamaya hâkim olan ilkelerden birisi olan teksif ilkesi, yargılamanın makul sürede tamamlanmasını teminen taraflarca dava malzemesinin belirli bir usul kesitine kadar getirilmesi zorunluluğunu öngörmektedir. Bu zorunluluğun bir tamamlayıcısı ise iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağıdır. Bu yasak iddia ve savunmanın konusunu oluşturan vakıalar ile talep sonucunu kapsamaktadır. Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde sert teksif ilkesinin hâkim olması nedeniyle iddianın veya savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı, davacı için dava dilekçesi, davalı için ise cevap dilekçesi ile başlamaktaydı. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesi ise bu yasağı öteleyerek hüküm altına alınmıştır. 7251 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi, dilekçelerin verilmesine kadar, ancak belirli koşulların gerçekleşmesi halinde de ön inceleme aşamasında mümkündü. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yargılamada yeni bir kesit olarak kabul edilen ön inceleme aşamasında gerçekleştirilen ön inceleme duruşmasına özel bir önem atfeden kanun koyucu, tarafların katılımını sağlamak maksadıyla duruşmaya mazeretsiz gelmeyen aleyhine adeta bir yaptırım hükmü olarak gelen tarafın iddia veya savunmasını serbestçe genişletmesi veya değiştirmesine izin vermekteydi. 7251 sayılı Kanun ile ilgili hükümde yapılan değişiklikle artık iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi dilekçelerin verilmesinden sonra mümkün değildir. İlgili değişikliğin gerekçesinde, duruşmaya katılan tarafın katılmayan tarafın yokluğunda iddiasını veya savunmasını değiştirip genişletmesinin silahların eşitliği ilkesi ile bağdaşmadığına vurgu yapılmıştır. Sadece duruşmaya katıldığı için bir tarafın diğer tarafa nazaran daha avantajlı bir noktaya gelmesinin, ön inceleme duruşmasına katılımı teşvik etmek amacıyla da olsa adil yargılanma hakkını ihlâl edeceği gerekçesiyle ilgili düzenleme ilga edilmiştir. Bugün gelinen duruma göre, taraflar, iddia veya savunmalarını yazılı yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesinde serbestçe genişletip değiştirebilirler. Basit yargılama usulünde ise cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmediğinden yasak, davacı için dava dilekçesinin verilmesi ile, davalı için ise cevap dilekçesinin verilmesi ile başlayacaktır. Yeri gelmişken belirtelim ki, yazılı yargılama usulünde davalının cevap dilekçesi vermemesi halinde, davacının cevaba cevap dilekçesi vermesi söz konusu olmayacağından, davacı bakımından yasak dava dilekçesinin verilmesi ile başlamış olacaktır. Bu tebliğ kapsamında iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki dönemde, 7251 sayılı Kanun ile yapılan tadil de dikkate alınarak ele alınacaktır.
  • Book Part
    Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları
    (On İki Levha Yayıncılık, 2025) Yazıcı, Çiğdem; Özekes, Muhammet
    Bu başlık altında uyuşmazlıkların çözümünde alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ve özellikle arabuluculuk ele alınmış, ihtiyarî ve dava şartı (zorunlu) arabuluculuk detaylı olarak değerlendirilmiştir.
  • Book Part
    Arabuluculukta etik : eğitici kitabı
    (www.coe.int/ankara www.arabuluculuk.adalet.gov.tr Council of Europe / Avrupa Konseyi, 2017) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Bu Eğitici Kitabı, temel arabuluculuk eğitimi verecek eğitmenler için, “Türkiye’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi” Projesi kapsamında hazırlanmıştır. Proje Aralık 2014 - Eylül 2017 tarihleri arasında uygulanmıştır.
  • Book Part
    Arabuluculuk Sürecinin Temel İlkeleri: Katılımcı Kitabı
    (İsveç Kalkınma Ajansı/Adalet Bakanlığı/ Arabuluculuk Daire Başkanlığı/Avrupa Konseyi Projesi- Has Matbaacılık, 2017) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Bu katılımcı kitabı, temel arabuluculuk eğitimi alacaklar katılımcılar için "Türkiye'de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi"Projesi kapsamında, Avrupa Konseyi, CEPEJ uzmanları rehberliğinde ulusal yazarlar ekibi tarafından geliştirilmiştir. Proje Aralık 2014-Kasım 2017 tarihleri arasında uygulanmıştır.
  • Book Part
    E-arabulucuğa Genel Bakış ve Türkiye Açısından Öneriler
    (IHU Yayınları, 2020) Yazıcı, Çiğdem
    Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişiminin bir sonucu olarak gerek yargı gerekse alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri süreçlerinde teknolojinin etkisi daha hissedilir hale gelmiştir. Ülkemizde mahkeme dosyalarının UYAP ile entegre olarak dijitalleşmesi, elektronik imzaya ilişkin düzenlemeler, elektronik yolla tebligat ve online duruşmalar, yargıda bilgi ve iletişim teknolojisinin kullanımı bakımından örnek gösterilebilir.
  • Conference Object
    Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk Uygulamasının Temel İlkeler Bakımından Değerlendirilmesi
    (2019) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    İş Mahkemeleri Kanunu’nu kapsamındaki uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlenmesini müteakip konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında da arabulucuya başvuru dava şartı olarak güzenlenmiştir. Bu önemli değişikliğin yanı sıra Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nuna eklenen 18/A maddesi ile dava şartı arabuluculuğa ilişkin hususlar ve işleyişi genel olarak düzenlenerek başka alanlarda da arabulculuğun dava şartı olarak kabul edilebileceğinin bir işareti olarak kabul edilebilir. Buradan hareketle arabuluculuğun hukuk düzeni içerisinde giderek genişleyen bir alana yayıldığını hissetmeye başladığımız bu günlerde arabuluculuk sürecinin kural olarak gönüllü, gizli, tarafların eşit olduğu ve süreçte ve süreç sonunda varılan anlaşmadan kontrolü tarafların elinde olan bir süreç olduğunu hatırmakata fayda vardır. Bu sayılan özellikler aynı zamanda arabuluculuğun temel ilkeleri olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler yönünden ticari davalarda arabuluculuk değerlendirilecektir.