Uğurlu, Ayşe Hilal
Loading...
Profile URL
Name Variants
Ayşe Hilal Uğurlu
Uğurlu, Ayşe Hilal
Uğurlu, Ayşe Hilal
Job Title
Email Address
ugurlua@mef.edu.tr
Main Affiliation
03.01. Department of Architecture
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
2
ZERO HUNGER

1
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

1
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

1
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

2
Research Products
15
LIFE ON LAND

1
Research Products

Documents
1
Citations
1
h-index
1

Documents
0
Citations
0

Scholarly Output
11
Articles
0
Views / Downloads
1858/9332
Supervised MSc Theses
5
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
1
WoS h-index
0
Scopus h-index
1
Patents
0
Projects
1
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.09
Open Access Source
5
Supervised Theses
5
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Hagia Sophia in the Long Nineteenth Century | 2 |
| Kutsal Mekanlar ve Kentsel Ağlar | 1 |
| Sacred Spaces and Urban Networks | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 11
Book Part Müceddid” Osmanlı Sultanı III.Selim’in Siyasi Söyleminde “Kutsalların” Rolü(ANAMED Yayınları, 2019) Uğurlu, Ayşe Hilal; Uğurlu, Ayşe Hilal; Yalman, SuzanIII.Selim, onsekizinci yüzyılın ikinci yarısının büyük kısmında devam eden (1768-74, 1787-92) Osmanlı - Rus savaşlarının maddî-mânevî yıprattığı imparatorlukta, merkezî otoritenin ve hükümdarlık imajının günden güne zayıfladığı bir dönemde tahta çıkar. Tahta çıktığında kendisine büyük ümitler atfedilen III.Selim’in saltanatı boyunca yaşanan pek çok askeri - siyasi başarısızlık, hem oluşturulmaya çalışılan kapsamlı ve yeni düzenin, hem de bizzat padişahın meşruiyetlerini sorgulanır hale getirir. Vahhabi-Saudi devletinin devam eden genişlemesi, özellikle hac yolunu engellemeleri ve 1803 yılında Mekke’yi işgal etmeleri gibi Arap yarımadasında artan karışıklıklar da Selim’in islamın savunucusu ve hadim ul-haremeyn ül-şerifeyn olarak imajını olumsuz yönde etkiler.Bu çalışma, daha çok askeriye, iktisat, ticaret, siyaset, diplomasi gibi pek çok alanda düzenlemelere gitmiş bir reformist olarak ele alınan III. Selim’in, İstanbul halkının gözünde dini liderlik imajının zayıflamasını engellemeye yönelik faaliyetlerini incelemeyi ve Eyüp Sultan Camiinin yeniden inşası özelinde bu çabaları bütüncül olarak anlamlandırmayı hedeflemektedir.Master Thesis Streetscapes in Nişantaşı: Exploring street as a workspace(MEF Üniversitesi, 2024) Türk, Ravza; Avcı, Haydar Ozan; Uğurlu, Ayşe HilalKamusal alanın ayrılmaz bir parçası olan sokak, çeşitli sokak peyzajı ve sosyal ilişkiler ağıyla karakterize edilen çok yönlü bir mekandır. Sokak, bir noktadan diğerine geçişi sağlama işlevini aşan, açık, kapsayıcı ve herkesin erişebileceği bir alan olarak ele alınmıştır. Bu tezde sokak peyzajını etkileyen, değiştiren ve dönüştüren ve sokak içerisinde ilişkiler kurulmasına yardımcı olan unsurların ağaçlar, sokak mobilyaları, aydınlatma direkleri olduğu kadar sokağın içerdiği duyu bileşenleri olduğu dikkate alınmıştır. Çalışmada, sokak peyzajını besleyen duyusal bileşenlerinin ortaya çıkmasında etkisi olan unsurlardan biri olarak sokağın bir çalışma mekanına dönüşümü ve bunun etkileri incelenmiştir. Vaka çalışması olarak Nişantaşı bölgesine odaklanan, tekrarlanan gözlemleri içeren, literatür taramaları ve eski harita incelemelerini kapsayan bu çalışma, sokak satıcılarının sokak peyzajına olan etkilerinin keşfedilmesini sağlamıştır. Sokak satıcılarının kamusal alandaki işgalleri, binalar üzerindeki cephe düzenlemeleri, çalışma metodolojileri ve kullanılan tezgahların, şemsiyelerin, çiçek saksılarının, satış arabaları vb. gibi araçların sokak peyzajının konfigürasyonuna katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, sokak satıcıları tarafından üretilen ses ve koku peyzajı, dokular, renkler, sıcaklık farkları yani duyusal ve fiziksel bileşenler üzerine detaylı bir inceleme yapılmıştır. Bu duyusal boyutların, sadece fiziksel olarak sokağın karakterini değiştirmekle kalmadığı, aynı zamanda kullanıcıların mekansal algıları üzerinde de bir etkisi olduğuna dikkat çekilmiştir. Çalışmada, duyusal bileşenler ile insan psikolojisi arasındaki karmaşık etkileşim yansıtılmıştır. Ancak tez, bu etkileşimi çözümlememiştir. İstanbul'daki kentsel gelişmeleri yansıtan bir mikrokosmos olarak konumlandırılan Nişantaşı, aynı zamanda hem konut hem de ticaret bölgesi olarak kullanılan bölge, sokak satıcılığı geleneğinin sürdürüldüğü, farklı etkileşimler ve dinamik sokak peyzajının gözlemlenmesi için bir zemin sunmuştur. Bu sayede tez, sokak peyzajını şekillendiren unsurlar ve bu unsurların yarattığı etkiler arasındaki karmaşık ilişkiyi açığa çıkarmayı amaçlamış ve aynı zamanda sokak satıcıları ve oluşturdukları sokak peyzajının sokağın kamusallığına olan katkısının açığa çıkarılmasını sağlamıştır.Book Sacred Spaces and Urban Networks(ANAMED, 2019) Uğurlu, Ayşe Hilal; Yalman, Suzan; Uğurlu, Ayşe HilalWith its history that goes back millennia, Anatolia is studded with sites from different eras that are deemed “sacred.” The collected essays in this volume present diachronic and synchronic studies of Anatolian sacred sites from the medieval period onward that situate them within various spatial, urban, and sociocultural dynamics. Each article explores unique case studies that illustrate the role of human agency in the creative process of transforming awe-inspiring sites into sacred spaces. Collectively, the volume reveals that the magnetic qualities of such destinations create a web of sanctity, as well as a complicated matrix of economic, political, and social relations. The scholarly contributions published here emerged from the 11th International ANAMED Annual symposium, entitled “Sacred Spaces + Urban Networks” and held at Istanbul’s Koç University Research Center for Anatolian Civilizations (ANAMED) in December 2016. This symposium brought together prominent scholars in the field and former fellows of the research center, including the volume’s editors. While our initial goal was to explore different layers of sacredness in Anatolia, ultimately, the volume sheds light on parallels among case studies and presents the connectedness between these layers.Master Thesis Enmeshed experience through existential characteristic of a micro living unit Volu-te(MEF Üniversitesi, 2022) Ulusoy, Zeynep; Uğurlu, Ayşe Hilal; Avcı, Haydar OzanTez kapsamında yapılan araştırma deneyim nosyonu üzerinden beden ve mekan birlikteliğine odaklanmaktadır. Mimari bir mekanın deneyiminin, mekanın özellikleri üzerinden ortaya çıkarılması problem edilmiştir. Bu bağlamda fenomenolojik bir bakış açısıyla beden ve mekan tanımları irdelenmiş ve birbirleriyle olan ilişkileri sorgulanmıştır. "Deneyimlenen mekan" kavramı ile mekan kavramı deneyimin merkezine konumlandırılmıştır. Fakat objenin ve nesnenin birbirlerini var ettiği göz ardı edilemeyeceği için, öznenin mekanı duyular aracılığıyla algılama biçimi sorgulanmıştır. Bu sayede mekanın okuması duyular üzerinden gerçekleşmiştir. Tez asıl olarak mekanın deneyimini ortaya çıkarmak için, "Nesnenin varlık karakteri"nin irdelenmesi gerektiğini savunur. Bu bağlamda mimari nesne olarak (AAP yüksek lisans sürecinde tasarlanıp üretilmiş olan) Volu-te isimli mikro barınma birimi ele alınmıştır. Volu-te'ün varlık karakteri deşifre edilerek, açığa çıkan deneyim tartışmaya açılmıştır. Varlık karakteri tartışılırken, özneye sağladığı mekansal algı ile birlikte ifade edilmiştir. Volu-te içerisinde açığa çıkan deneyimi ifade etmek adına Steven Holl'ün terminolojisinden yararlanılmıştır. Kentsel bir algıyı ifade etmek için kullanılan "İç içe geçmiş deneyim" kavramı, mikro barınma birimi üzerinden yeniden tanımlanmıştır. Bu sayede genellikle öznel bir bağlamda karşımıza çıkan deneyim kavramının nesnelliği ve açıklanabilirliği keşfedilmiştir.Master Thesis Examining volu-te as a dormitory model in the context of existenzminimum principles(MEF Üniversitesi, 2022) Baydemir, İlayda; Avcı, Haydar Ozan; Uğurlu, Ayşe HilalGünümüz yaşam koşulları ve değişen dünya düzeni ile içinde bulunduğumuz dönem(2021) belirsizliğini korumaktadır. Küresel ısınma ve nüfus artışı ile ortaya çıkan sağlık sorunları bu belirsizlik dönemini oluşturmaktadır. Öğrenciler bu döneminin bir parçası olarak net olmayan süre zarfları içerisinde konaklama ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır. Öğrenci sayıları ile yurt kapasiteleri karşılaştırıldığında; yetersiz kapasiteler ve düşük gelirli ailelerin erişemediği fiyatlandırmalarla karşılaşılmıştır. Yurt sorunlarını saptamak amacıyla; İstanbuldaki yurtların analizi ve detaylı olarak İstanbul Teknik Üniversitesi devlet yurtları incelemesi yapılmıştır. Yurt odaları asgari yaşam koşullarını sağlayan minimum alanda maksimum verim elde edilmesi gereken alanlar olmalıdır. ''Küçük Ölçek'' kavramı üzerinden tasarlanmış olan Volute Projesi tezin ana örneklerinden birini oluşturmaktadır. "Volu-te" geçici konaklama ihtiyacı olan bireyler için mikro barınma ünitesi önerisidir. MEF Üniversitesi öğrencileri4 ve stüdyo yürütücüsü5 tarafından kolektif ilerleyen bir araştırmatasarım sürecinin son ürünüdür. Volu-te, İstanbul gibi mega kentlerde yoğun ve karmaşık şehir planlamasında oluşan artık alanların potansiyellerini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda yurt problemlerinin, "Existenzminimum" konseptinin oluşmasında etkili olan problemlerle benzerlik gösterdiği tespit edilerek paralel bir okuma yapılmıştır. CIAM II de tartışılan 5 panel6 konusu, Existenzminimum tasarım ilkeleri olarak belirlendi. Existenzminimum tasarım prensipleri referans alınarak alternatif yurt projeleri incelenmiştir. Alternatif bir yurt olarak "Volu-te" bu prensipler doğrultusunda tartışılmıştır. Yurtlar ve minimum yaşam incelemesi sonucunda Volu-te projesi İstanbul Teknik Üniversitesine bir yurt önerisi olarak sunulmaktadır. Gelecek senaryolar da karşımıza çıkabilecek durumlar ve alternatif projelerin buna karşın sağlayacağı avantajlar tartışılmıştır.Book Part The Role of ‘sacreds’ in the Political Agenda of the ‘reformist’ Ottoman Sultan Selim Iii (r. 1789-1807)(ANAMED, 2019) Ayşe Hilal Uğurlu; Yalman, Suzan; Ayşe Hilal UğurluSelim III was enthroned at a time when the central authority and image of the sultan was gradually weakening due to the Ottoman-Russian wars during most of the second half of the eighteenth century (1768-74, 1787-92) that emotionally and financially strained the empire. The number of military and political setbacks during his reign, brought about the questioning of both the extensive new order that was trying to be implimented as well as the legitimacy of the sultan himself. The escalating turmoil in the Arabian peninsula caused by the continued expansion of the Wahhabi-Saudi state after 1790’s, especially their disruption of the annual hajj and occupying Mecca in 1803, also effected Selim’s prestige as the defender of Islam and “the servant of the two noble sanctuaries” (hadim ul-haremeyn ül-şerifeyn) [Mecca&Medina]. This paper aims to examine the efforts of Selim III - who is commonly known with his reforms in areas such as the military, economy, trade, politics, and diplomacy- to counteract the weakening image of his religious leadership in the eyes of Istanbul residents through a case study of the reconstruction of the Eyüp Sultan Mosque.Conference Object From Ceremony To Spectacle: Changing Perception of Hagia Sophia Through the Night of Decree (layla’t-Ul Kadr) Prayer Ceremonies [Conference Object](Ohio State University & Cornell University, Ohio, USA, 14-15 September 2018.–also will be published as an edited volume by Edinburg University Press in 2020, 2018) Uğurlu, Ayşe HilalSoon after the Hagia Sophia was converted into an imperial mosque by the Ottoman sultan Mehmed II (r.1451–81) in the mid-fifteenth century, it became one of the primary settings for imperial religious ceremonies. The waqfiyya of Mehmed II specifically stated that the imam was entrusted with leading the daily prayers and congregational night prayers, such as the prayers of the tarawih, the Night of Decree (ar: leyle’t-ül kadr) or the Night of Forgiveness (ar: leyle’t-ül berat).From the sixteenth century until the proclamation of the Gülhane Imperial Edict of 1839, besides occasional Friday or daily prayers, it was customary for sultans to perform the Night of Decree prayers at the Hagia Sophia. In 1840, for the first time, Abdulmecid I (r. 1839–61) performed the Night of Decree prayers in the Nusretiye Mosque. It became a new custom for sultans to perform their prayers in Nusretiye from then until the second half of the Hamidian era, when, in 1886, the Yıldız Hamidiye Mosque became the venue for all religious ceremonies and stately processions. Although the sultans were not attending the prayers held at the Hagia Sophia during this highly significant religious night anymore, it kept its prominence for the Istanbulites. However, after the 1880s the court began to considerably alter the ceremonial decorum of the Night of Decree prayers held at the Hagia Sophia. The Ottoman government began to issue passes or tickets for the foreign embassy staff and their guests, to watch the ritual from the mosque’s upper galleries. A specific seating arrangement was made for them and officials would give them explanations about the rituals during the ceremony. From 1880s to 1932, the number of non-Muslims that watched the ceremony increased from tens to thousands. In this paper, I argue that this atypical use of a mosque’s interior was very much connected with the changing perception of Hagia Sophia both by its Ottoman users as well as its European spectators. By focusing on the last fifty years of the life of the Hagia Sophia as a mosque, this paper deals with the transformation of a religious ceremony into a spectacle through Hagia Sophia’s conceptualization as a showpiece monument distinct in function from other imperial mosques.Book The Friday Mosque in the City: Liminality, Ritual, and Politics(Intellect Books, 2020) Uğurlu, Ayşe Hilal; Uğurlu, Ayşe Hilal; Yalman, SuzanConcerned with the relationship between Friday mosque and city in the Islamic context. Focusing particularly on the Friday mosque, the book aims at exploring the concept of liminal(ity) in spatial terms and discuss it in terms of the relationship between the Friday mosque and its surrounding urban context. Transition spaces/zones between the mosque and the urban context are discussed through the case studies from various contexts. In doing so, the manuscript reveals different forms of liminality in spatial sense. Considers widely-studied topics such as the ‘Friday mosque’ or the ‘Islamic city’ through a fresh new lens, critically examining each case study in its own spatial urban and socio-cultural context. While these two well-known themes – concepts that once defined the field – have been widely studied by historians of Islamic architecture and urbanism, this collection specifically addresses the functional and spatial ambiguity or liminality between these spaces. Thus, instead of addressing the Friday mosque as the central signifier of the ‘Islamic city’, the articles in this volume provide evidence that there was (and continues to be) a tremendous variety in the way architectural borders became fluid in and around Friday mosques across the Islamic geography, from Cordoba to Jerusalem and from London to Lahore. By historicizing different cases and contributing to our knowledge of the way human agency through ritual and politics shaped the physical and social fabric of the city, the papers collectively challenge the generalizing and reductionist tendencies in earlier scholarship. The disciplinary approaches are varied, and include archaeology, art history, history, epigraphy and architecture. The original approach in the book, addressing of the topic of liminality from different points of view and in different periods, creates a fresh approach that invites students and scholars to think deeply about the imbrication of congregational mosques in the daily life of the cities that host them. Moreover, in considering mosque and city together, the mosque appears as a living space subject to change and history and made with political and social purpose, rather than as a holy space disconnected from the rest of the world. Traditional studies of mosques focus on architecture and aesthetic language and try to establish a lineal development of the building typology connected to the history of Islam across different territories. The present study offers an alternative (though not competing) perspective where locality and politics play a major role in the materialization of the congregational mosque as a religious and communal space. The wide historical frame enables comparison of congregational mosques in different historical periods: it is particularly a strong contrast to see how the liminality of the mosque changes between the early and classical periods of Islam on one side and the more contemporary times on the other. The consideration of diverging cultural, political and sectarian settings is another interesting element of comparison. Primary market will include scholars, academics and students working on or studying Islamic studies, particularly Islamic history, Islamic architecture and Islamic archaeology. Also of relevance to architectural historians, architects, art historians, city planners, city historians, urban designers, architectural critics, historians, sociologists, archeologists, and those interested in religious studies, and in archaeology of religion.Master Thesis Transformation of the kitchen spatiality: A case study on İstanbul apartments in 20th century(MEF Üniversitesi, 2024) Usta, Murat; Avcı, Haydar Ozan; Uğurlu, Ayşe HilalKonvansiyonel anlamda mutfak beslenme ile ilgili eylemlerin gerçekleştiği bir çalışma mekanıdır. Mutfak, yemeğin hazırlanması, pişirilmesi, gıdanın saklanması, artan yemeğin yeniden değerlendirilmesi gibi bir çok yemek ile ilgili pratiği barındırır. Ancak mutfağın mekansallığını etkileyen tek faktör bu iş döngüleri değildir. 20. yüzyıl boyunca çalışma alanı olarak kabul edilen mutfak, gastronomi, mimarlık, sosyoloji gibi çeşitli akademik disiplinlerin konusu olmuştur. Son zamanlarda mutfaklarla ilgili yapılan multidisipliner çalışmalar, gıdayla ilgili eylemlerin yeni potansiyellerini sorgulamaya ve dolayısıyla mutfağı yeniden tanımlamaya başladı. Yemek ve mekan konularının kesişiminde yapılan, The Food Axis: Cooking, Eating, and the Architecture of American Houses; Commensality: From Everyday Food to Feast; ya da Cuisine Urbaine gibi çalışmalar, mutfak mekansallığı üzerine yapılacak bir çalışmada gündelik hayat pratiklerinin, toplumun yasama biçiminin ve toplumsal strüktürün önemli bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu araştırmada mekan, olayların yaşandığı bir arka plan olmasının ötesinde çok aktörlü ve sürekli dönüşen yapısı ile ele alınmaktadır. Mutfağın mekansal dönüşümündeki toplumsal değişimin etkileri incelenmektedir. Araştırma, modernleşme girişimlerinin ağırlıkta olduğu 1850'li yıllardan 1980'li yıllara kadar hayatın her alanında çarpıcı değişimler yaşayan İstanbul'daki orta sınıf aileler ve konut biçimlerine odaklanmaktadır. Uzun süreli yayın ömrü nedeniyle 20. yüzyıla geniş bir bakış açısı sunan Arkitekt dergisi üzerinden bir arşiv taraması yapılmıştır. Derginin arşivindeki orta sınıf aileler için baskın konut tipi olan apartman planları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonucu planlardaki mekan organizasyonu esas alınarak üç dönem belirlenmiştir. Bu üç donemdeki mutfağa olan yaklaşım ve mutfağın mekansallığı ile toplumsal değişimler ilişkilendirilmiştir. Toplumun gündelik hayatına ve yaşama biçimine dair dergi, gazete, edebi eserler, filmler gibi kaynaklardan elde edilen bilgiler ile araştırma genişletilmeye çalışılmıştır. 19. yüzyıl sonunda mutfak konuta dahil edilmesi istenmeyen, hatta aile üyelerinin dahil olmadığı, hizmetlilerin çalışma mekanı iken, konaktan apartmana geçiş sürecinde bu durum değişmektedir. Birinci dönem (1850'ler-1930) konut tipindeki bu radikal değişim etkisinde oluşan durumu incelemektedir. İkinci donem (1930-1960) ise apartmanların mekansal organizasyonunda sıkça karşılaşılan ikili dolaşım düzeni üzerine odaklanmaktadır. Mutfağın izole edilme çabası baskın olarak devam etmektedir. Sıhhatli ve verimli olmak gibi kaygılar ile de mutfak bir atölye olarak tahayyül edilir. Üçüncü ve son dönemde (1960-1980) ise mutfağın sınırları tamamen yok olmasa da mutfak konut içinde görünürlük kazanır. Sosyal konut kavramının gündem haline geldiği bu dönemde mutfak aile üyelerinin vakit geçirdiği mekan haline gelir. Orta sınıfın karşılayabileceği apartmanlarda mutfak yalnızca bir çalışma mekanı olmanın ötesine geçmektedir. Mutfağın mekansallığındaki toplumun yaşama pratiklerinin etkisi ve dönüştürücü gücü bu üç donem üzerinden okunabilmektedir. Mutfak tasarımında standartların ve ana akım mimarlık pratiklerinin yönlendirdiği tanımları genişletmek ve yeni olasılıkları keşfetmek için sosyal değişimlerin izini sürmek bir yöntem haline gelebilir. Ayrıca konuta mutfak üzerinden bakan bu çalışma, konutun da çok katmanlı halini gösterir. Bu araştırma boyunca mekanın bu çok yönlü halini keşfetmek adına alternatif bakışlar oluşturmanın önemi tecrübe edilmiştir.Master Thesis An analysis of system designs for sustainable urban agriculture: Recommendations for İstanbul bostans(MEF Üniversitesi, 2023) Yürük, Dilek; Uğurlu, Ayşe Hilal; Avcı, Haydar OzanKentsel tarım alanları çıktı ürünlerinin önem sıralamasına göre farklı tipleri barındırmaktadır. Sağlıklı gıdaya erişim, alternatif ekonomik modellerle ilişkiler, iş imkanları, farklı sosyal grupların karşılaşma mekanı rolü, beden ve ruh sağlığına katkısı bu çıktılara örnek verilebilir. Gıda üretimi ortak çatısı atında bu farklılıkların bütüncül bir bakış açısıyla tasarlanması gerekmektedir. Yoksa gelecek parametresiyle birlikte sürekli dışarıdan girdiye ihtiyaç duyan bu alan tasarımları ve sistemler sürdürülebilir ve dirençli olmadıklarından işlemez hale gelirler ve çökerler. Ancak İstanbul bostanlarında ki mevcut durumda görünen odur ki kentsel tarımda halen geçmişten gelen pratikle sadece gıda üretimi ile ilgili ihtiyaçların karşılandığı tasarımlar ve yönetim kararları günümüzde sürdürülebilirlik kriterleri dikkate alınmadan başarılı olarak kabul edilmektedir. Özellikle yerel yönetimler tarafından tasarlanan bostanlarda farklı ihtiyaçlar dikkate alınmadan standart tasarımlar ve işleyiş modellerinin uygulandığı görülmektedir. Yapılan literatür taramalarında kentsel tarım alanlarının sürdürülebilirliğinden çok kentsel tarımın ''sürdürülebilir kentler'' için önemine odaklanıldığı da dikkat çekicidir. Bu nedenle araştırmanın amacı İstanbul'da seçilen bostan örneklerinin ekonomik, ekolojik ve sosyal sürdürülebilirlik bakış açısıyla incelenmesi sonucunda mevcut durumu iyileştirmekyeni bostanlarda ise farklı tiplere uygun tasarım ve işleyiş modelleri planlamakadına öneriler ortaya koymaktır. Bir rehberin adımları olarak düşünülebilecek bu öneriler için öncelikle dünyadaki iyi örnekler incelenmiştir. İstanbul sınırları içerisinde son 10 yıldır gerçekleştirilen saha ziyaretlerinde ve bilgi toplanılan ön araştırmalar sonucunda mevcut kentsel tarım alanları sayılarının ve ölçeklerinin yetersiz olmasının yanında, yerel yönetimlerin ve kullanıcıların sürdürülebilir sistemlere odaklanmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın derinleşmesi için farklı tiplerde üç örnek kentsel tarım alanı seçilerek mevcut durumları; alan kullanımı yapılar, yönetim şekli, kullanıcıları ve üretim çıktıları üzerinden analizler yapılmış ve öneriler sunulmuştur. Bunlar: - Ticari Bostan: Yedikule Bostanları - Topluluk Bostanı: Kuzguncuk Bostanı - Sponsorlu Bostan: Akmerkez Terasta Tarım Projesi dir. Analizler sonucunda tasarım kriterleri incelenirken farklı tipler için öneriler çeşitlense de hepsinin ortak noktasının gıda üretimi olması nedeniyle toprağın verimsizleşmesi ve kuraklık sorununa çözüm üretmek ilk sırayı almıştır. İkinci sırada yerel yönetimlerin bakış açılarının değişmesi, kanunlar ve teşviklerle destekte bulunmalarının gerekliliği görülmüştür.

