Çağlar, Barış
Loading...
Profile URL
Name Variants
Çağlar, Barış
Job Title
Email Address
caglarb@mef.edu.tr
Main Affiliation
04.04. Department of Political Science and International Relations
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

1
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

1
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

1
Research Products
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

1
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
13
Articles
3
Views / Downloads
2469/21926
Supervised MSc Theses
4
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
1
WoS h-index
0
Scopus h-index
1
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.08
Open Access Source
8
Supervised Theses
4
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Güvenlik Stratejileri Dergisi | 1 |
| Insight Turkey | 1 |
| Middle East Critique | 1 |
| Özyeğin University 6th Eurasian Peace Science Conference | 1 |
| Seminer Sunum Zaptı | 1 |
Current Page: 1 / 2
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 13
Article Citation - Scopus: 1Exceptionalism and Its Discontents: Israel, Iran, and the Crisis of Global Norms(Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2025) Çağlar, BarışThis essay scrutinizes a particular 'normal' in international politics - Israeli nuclear exceptionalism and immunity from critique - by explicating the legal, normative, discursive, and regional security dimensions of the crisis precipitated by Israel's June 2025 military strikes on Iran. These strikes lacked the imminence required for preemptive warfare and constituted unprovoked aggression, a breach of international law, and a disregard for diplomacy,violating ongoing US-Iran nuclear negotiations. They reflect a long-standing policy that allows Israel to maintain an undeclared arsenal and remain outside the Non-Proliferation Treaty. Israeli prerogatives are sustained by a Western consensus that renders them a persistent double standard - this time contested by Spain and France. Examining the legal, strategic, and normative fallout of what has become a politically correct Western double standard, the essay also explores how Israeli nuclear exceptionalism operates through discursive and epistemic violence - unpacked via engagements with earlier scholarship on discursive deconstruction revealing the multifaceted clerical political thought, the transnational investment bloc, and Iran's pragmatically driven survival strategies. Ultimately, the essay calls for deconstructing entrenched narratives shaped by Orientalist bias and foregrounds Gulf-based nuclear consortiums as multilateral alternatives that challenge dominant constructions of power, threat, and legitimacy in international politics.Book Part The Biconditionality of Art‐Politics(2021) Çağlar, BarışIt is high time to correct the falsehood that art is a luxury. The fact of the matter is that art is actually a necessity without which politics are remarkably empoverished. It is all the more urgent to correct that falsehood in our current era owing to the pressures of globalization. Art is not distinct from life at large because art is life at our mirroring-minds. As such, it is not separate from politics. Both politics and art are about designing how we live. Figuring out problems and implementing response policies constitutes the most fundamental activities of that design. Both art and politics are the processes through which we humans shape life. Indeed, this is exactly the commonality where art and politics meet. However, the reason why politics all around the world has become lowly and insensitive to the demands of the citizens, and the reason why politics remains helplessly uncreative in solving local, national, regional and global problems is the contemporary absence of aesthetics in our societies.Master Thesis Sert Güç Ağırlıklı Dış Politikası Çerçevesinde Türkiye'nin Silahlı İnsansız Hava Araçları(MEF Üniversitesi, 2023) Softa, Eyüp; Çağlar, BarışBu tez çalışmasında Türkiye'nin güvenlik sorunlarına yönelik mücadelesi için dışa bağımlılıktan kurtularak yerli bir sistemin kurulmasının ana öğelerinden biri olan silahlı insansız hava araçları kapasitesi incelenmiştir. Bu çalışma giderek sert-güce yönelen Türk dış politikasının seyri çerçevesinde ele alınmıştır. Türkiye'nin dış politika ve savunma sanayiindeki dönüşümünü ele alan bu tez çalışmasında cevaplanmak istenen araştırma sorusu "Türk Dış Politikasının askerileşmesi çerçevesinde Savunma Sanayii'nde özellikle öne çıkan İnsansız Hava Aracı kapasitesi nedir? Nasıl ilerlemiştir?'' sorusudur. Bu soruya cevap aranırken kullanılan araştırma yöntemi ise betimleyici vaka analizi olmuştur. Bu yöntem ilk defa ortaya çıkan gelişmeleri betimlemek ve incelemek amacıyla seçilmiştir. Sonraki çalışmalara kaynak ve arşiv oluşturmak üzere teori geliştirmekten ziyade detaylı incelmek ve tasvir etmek amacı güdülmüştür. Bu, Türkiye'nin dış politikasının askerileşmesine etki eden belli başlı faktörler ışığında gerçekleştirilmiştir. Milli İHA envanterinde bulunan sistemler ve bu sistemlerin geliştiricilerinin süreç içerisindeki çalışmaları açıklanmıştır. Sınırlama bakımından tarihsel olarak İHA çalışmalarının başladığı 19. Yüzyılın ortalarından günümüze kadarki süreç baz alınmış ve en temel geliştirmelerden küresel çapta 'oyun değiştirici' olarak tabir edilen İHA sistemlerinin kabiliyetleri de ortaya konulmuştur ve bunlar literatür taraması yapılarak açıklanmıştır. Türkiye'nin hem askeri envanterine ciddi bir güç hem de ihracat rakamlarına yüksek bir etki yapan S/İHA sistemlerinin yurtdışındaki medya organlarına da nasıl yansıdığı ifade edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sürecinde ilgili belge, mevzuat, raporlar, veri toplama, haber incelemesi literatür taramasının odağını oluşturmuştur. Tez içerisinde bulunan görüş ve önerilerin tamamı, yaptığım araştırmalar sonucu şekillendirdiğim kişisel fikirlerimdir ve herhangi bir kişi veya kurumun görüşünü yansıtmamaktadır.Master Thesis Pakistan Talibanı'nın Oluşumu: İç ve Dış Dinamikler(MEF Üniversitesi, 2022) Özhan, Hüsnü Ammar; Çağlar, BarışAsya kıtasında önemli bir kavşak noktası olan Güney Asya bölgesi tarih, kültür ve siyaset açısından her zaman hareketli bir bölge olmuştur. Hint Alt kıtasının parçalanması, Afgan Harbi ve ABD'nin Afganistan'a müdahalesi sonrasında oluşan olumlu ve olumsuz bütün siyasi sonuçların etkisi günümüzde de bu coğrafyada görülmektedir. Pakistan Talibanı (Tehrik-i Taliban Pakistan) tüm bu siyasi olayların sonucu olarak ortaya çıkmış bir terör örgütüdür. Bu terör örgütü, son dönemde Pakistan'da kurulan terör örgütleri içerisinde en etkili ve agresif olanıdır. Bu araştırmada, Pakistan Talibanı'nın ortaya çıkmasında rol oynayan iç ve dış faktörler incelenmiştir. Metot olarak vaka incelemesi (case study) kullanılmıştır. Pakistan Talibanı'nın oluşumu ve gelişimi süreçlerinin ele alındığı vaka çalışmasında detaylı tarihsel açıklama (Historical Explanation) yaklaşımı izlenmektedir. İlk bölümde Pakistan'ın genel durumuna dair bilgiler verildikten sonra ikinci bölümde Pakistan Talibanı'nın oluşumu ve özellikleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Pakistan Talibanı'nın ortaya çıkmasına neden olan iç dinamikler ele alınmıştır. Peştunistan meselesi, Pakistan'da yaşanan doğal afetler, Cihadi retorik ve İslamizasyon politikası ve Pakistan Ordusu'nun 11 Eylül sonrası yaptığı askeri faaliyetler bu terör örgütünün oluşmasında rol oynayan iç dinamiklerdir. Pakistan Talibanı'nın kurulmasında iç faktörlerin yanında dış faktörler de etkili olmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümde ise bu dış dinamikler ele alınmıştır. İran-Suudi Arabistan rekabeti, Afgan Harbi ve Taliban'ın Afganistan'da aktör olarak ortaya çıkması, El Kaide'nin Afganistan'daki etkisi, 11 Eylül sonrası ABD'nin Afganistan'a müdahalesi Pakistan Taliban'ını ortaya çıkartan dış dinamiklerdir. Pakistan Talibanı tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları Pakistan'da ciddi ekonomik, sosyal ve politik sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Siviller ve güvenlik güçleri bu saldırılarda yaralanmış ve hayatını kaybetmiştir. Pakistan Talibanı'nın Pakistan'a vermiş olduğu zarar oldukça yüksektir. Son on yılda, 55.000 Pakistan vatandaşı Pakistan Taliban'ı tarafından yapılan saldırılarda hayatını kaybetmiştir. Ayrıca saldırıların mali zararı da bir hayli yüksektir. Pakistan bu saldırılardan ötürü 103 milyar dolarlık mali zarara uğramıştır. 1979 yılında Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesinin ardından Afganistan kaynaklı sorunların Pakistan üzerinde oluşturduğu yük, Pakistan Talibanı'nın ortaya çıkmasıyla giderek artan bir hale gelmiştir.Book Part Tehdit, Sistem ve İttifak: 21. Yüzyıl Küreselleşme Dinamiklerinde Türk-amerikan İlişkileri(Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, 2018) Çağlar, Barış20. Yu¨zyılın alıs¸ılagelinen gu¨venlik ve dıs¸ politika dinamiklerinin kısmen degˆis¸en seyri gu¨nu¨mu¨z ilis¸kilerini s¸ekillendirmektedir. Eski dinamiklerin hic¸bir cogˆrafi bo¨lgede tamamen silinmemesine ragˆmen, bu degˆis¸imlerin yogˆunlas¸tıgˆı alan Ortadogˆu olmaktadır. NATO mu¨ttefigˆi olan iki u¨lke olmasına kars¸ın, Tu¨rkiye ve Amerika'nın c¸ıkarları Ortadogˆu’da c¸atıs¸maktadır. Hem ikili ilis¸kiler hem de ikili ilis¸kilerle yakından ilis¸kili olan NATO mu¨ttefiklikleri devam etse de, iki u¨lke arasındaki su¨rtu¨s¸me, NATO I·ttifak'ının stratejik amac¸ ve anlamının sadece Tu¨rkiye'de degˆil, Amerika'da da zaman zaman sorgulanmasına kadar varmıs¸tır. Son do¨nemdeki bu gelis¸meleri ve ilis¸kilerin gidis¸atını kavramak ic¸in makalede o¨ncelikle tarihsel arka plana degˆinilmektedir. Su¨rec¸ akıs¸ında Tu¨rk-Amerikan ilis¸kilerinin hem Uluslararası Sistem hem de devlet-analiz- seviyelerinden ayrı ayrı incelenmesi analitik bulmacanın net olmayan parc¸alarını ortaya c¸ıkaracaktır.Other War as the True Adversary and Türkiye’s Pivotal Role in Forging Peace(SETA Foundation, 2024) Çağlar, BarışThe central thesis of this article depends on deterrence theory and posits that nuclear war, rather than any specific nation or faction, constitutes the true adversary in the Russia-Ukraine conflict and that averting nuclear escalation must be prioritized above all else. After establishing the rationale for this position, the commentary offers a critical analysis of both Western and Russian policies, highlighting their role in intensifying the conflict without sufficiently accounting for the risks of nuclear confrontation. As an alternative peaceful path, the article examines the Turkish approach as a concise applied case study, emphasizing its balanced diplomatic and military engagement with both Ukraine and Russia. Through its promotion of dialogue and facilitation of peace negotiations, Türkiye exemplifies a strategic approach to conflict resolution that aims not only to prevent further escalation —especially the threat of nuclear conflict— but also to pave the way toward sustainable peace. © 2024, SETA Foundation. All rights reserved.Master Thesis Ruanda ve Radikalleşme(MEF Üniversitesi, 2022) Emi̇ş, Fadi̇me; Çağlar, BarışBu tez çalışmasında Ruanda soykırımına giden süreçte meydana gelen radikalleşme ve bu radikalleşme üzerindeki kolonyal güçlerin etkisi incelenmektedir. Radikalleşme bir anda meydana gelmeyen, kişi ve grupların güç istek ve ihtiyaçlarından doğan, içerisinde kendisini besleyen ve dayanak oluşturan birçok etken bulunduran bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşırılıkçı görüşlerin benimsendiği ve şiddet içeren bir eylemde bulunmaya doğru ilerlenebildiği bir süreç olan radikalleşme, Ruanda'da tarihsel süreç içerisinde soykırım ile sonuçlanmıştır. Ruanda tarihine bakıldığında koloni dönemi öncesi küçük çatışmalar yaşansa da asıl çatışma ortamı kolonileşme sonrasında batılı kolonyal güçlerin politikalarının ülkeye uygulanması ile başlamıştır. Batılı güçlerin devlet yönetiminden sosyal hayata tüm alanlarda yaptığı değişiklik ve yaptırımlar Ruanda'da etnik ayrımın kimlikleştirilmesine ve daha sonrasında bu kimlik çerçevesinde radikalleşmesine neden olmuştur. Radikalleşme Ruanda'da 100 gün gibi kısa bir süre içerisinde yaklaşık bir milyon insanın öldürüldüğü bir soykırım ile sonuçlanmıştır. Bu çalışmada Ruanda'da uzun süren bir radikalleşmeye ve bu radikalleşme sonucunda ortaya çıkan soykırım olaylarına Batılı kolonyal güçlerin etkilerini irdelenmektedir. Radikalleşme ana hatlarıyla kendisini besleyen ve dayanak oluşturan etkenler incelenerek Ruanda'da nasıl ortaya çıktığı ve gelişim süreci incelenmektedir. Bu süreç içerisinde iç ve dış etkenlerin ne derecede sürece katkı sağladığı analiz edilmektedir. Radikalleşmenin farklı biçimlerde ve farklı sonuçlara varabilen süreçleri kavramın anlamı üzerinde uzlaşıya varılamamasına neden olmuştur. Ülkemizde ii Ruanda tarihinde etnik grupların hangi olaylar ve gelişmeler sonucunda radikalleştikleri, ülkede nefretin artması ve şiddetin ortaya çıkmasına hangi olayların sebep olduğunu ve uzun süren bir radikalleşme sonucunda ortaya çıkan soykırım olaylarına Batılı kolonyal güçlerin kolonileşme ile birlikte ülkede uyguladıkları politikaların etkilerini ortaya koyan yeterince çalışma olmadığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı özellikle Türkçe literatürde Ruanda'daki radikalleşme üzerinde batılı kolonyal güçlerin doğrudan ve dolaylı etkisi konusunda akademik boşluğun doldurulmasına katkı sağlamaktır.Article Ukrayna'da Nükleer Silah Kullanımı Hayaleti: Nükleer Savaş Riskinin Nüansları(2024) Çağlar, BarışRusya güvenlik politikasının özünü, hem savaşta hem barış zamanlarında, konvansiyonel ve konvansiyonel olmayan tehditlerin ve silah sistemlerinin bir arada kullanılması oluşturmaktadır. Özellikle nükleer savaş tehdidini sıklıkla savurarak, çatışmanın tırmandırılması sürecinde baskın olmaya çalışmaktadır. Barış zamanında bu şekilde elde ettiği stratejik girişim üstünlüğünü, çatışma ve krizlerin tüm aşamalarında korumaya çalışarak, düşmanlarını kendi kontrolü altında hareket etmeye zorlamaktadır. Diğer bir deyişle nükleer savaş korkusunu manipüle ederek, diğer devletlerin savaş alanına doğrudan müdahalesini engellemeye ve askeri yardımın stratejik hale gelmesini sınırlamaya çalışmaktadır. Rus askeri zihniyetinin kilit noktası budur. Etkisi psikolojiktir ve Ukrayna’da bugüne kadar kısmen başarılı olmuştur. Makalenin önemi ve yansımaları, irdelenen husus ve uyarıların sadece Ukrayna’da değil, olası Tayvan’a dair bir krizdeki gibi nükleer güçlerin dahil olacağı ilerideki çatışmalarda da muhtemel olmasında yatmaktadır. Metodolojik olarak, Rusya’nın Ukrayna’daki nükleer stratejisi bir örnek olay/vaka incelemesi olarak ele alınmıştır. Rusya’nın nükleer risk yoluyla gerilimi tırmandırma hakimiyeti kazanma çabası irdelenmiştir. Bu çaba, nükleer caydırıcılığın belirsizliğine dayanmaktadır. Nükleer saldırı riskine yol açan ve sıklıkla görmezden gelinen bu belirsizliğin nüansları açıklanmıştır. Bu belirsizliğin, nükleer savaş riski oluşturması nedeniyle, hem Ukrayna’daki hem de nükleer silahların gölgesinde oluşacak ilerideki çatışma ve krizlerin mutlak zaferle sonuçlanması mümkün değildir. Hiçbir taraf tüm isteklerini elde edemeyecektir. Bu şartlarda tek çözüm müzakerelerle gelecek diplomatik uzlaşıdır.Conference Object When Does the System Punish?(2017) Çağlar, BarışTurkish foreign policy behavior regarding the Syrian Crisis, except a few important theoretical inroads, has not been studied from different vantage points of IR theory. Despite international systemic imperatives that prompt otherwise, the Turkish executive branch has persisted on its foreign policy course of action. This is yet another round where neorealism on its own is of little help in explaining foreign policy behavior. So as to contribute accordingly, the article herein presents a neoclassical realist account of Turkey's Syria policy from its inception to our day.Conference Object Türkiye’nin Suriye Politikası: Yeni-klasik Realist Bir Bakış(2015) Çağlar, BarışSuriye Krizi’nden hareketle yapılan dış politika incelemeleri herhangi bir teori ışığında çalışılabilir. Bu çalışma ise Yeni-Klasik Realizmin belli bir yorumundan yola çıkmaktadır ve kuram-bazlı olay incelemesi yapmaktadır. Ortadoğu’ya yönelik Türk dış politikası nasıl çalışılmalıdır sorunsalı az tartışılmasına rağmen önemlidir. Bu çalışmanın bu soruya verdiği cevap Türkiye’nin dış politikası ve ilgili dinamiklerinin tek başına çalışılması gerektiğidir. Bu bağlamda bu çalışmada Suriye’ye yönelik Türk dış politika davranışları olay incelemesi olarak seçilmiştir. Sınırlandırıp daraltmak adına, Türkiye-Suriye diplomatik ilişkilerinin çift taraflı çalışılmasından ziyade, Suriye’de yaşanan krize dair Türkiye’nin 2011-2012 yıllarındaki politikası tek başına ele alınmıştır. Buradaki olay incelemesinde Türk karar-vericilerinin söylemleri incelenmiştir.

