04. Enstitüler / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/204
Browse
Browsing 04. Enstitüler / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü by Publication Category "Tez"
Now showing 1 - 20 of 90
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Short-Time Working, in Turkish Labour Law(MEF Üniversitesi, 2024) Yumrutepe, Nida; Akyiğit, ErcanKüreselleşmenin bir sonucu olarak dünyayı etkileyen çeşitli büyük ölçekli krizler, işyeri üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir. İşverenler söz konusu krizin etik boyutunu ortadan kaldırmak ya da en aza indirmek için işçilerin aleyhine uygulamalara başvurmaktadır. Bu bağlamda, krizlerin işyerindeki yıkıcı etkilerini geciktirmek ve işçilere yönelik haksız uygulamalara son vermek için istihdamı koruma politikaları geliştirilmiştir. İşsizliğin olası maliyetlerini en aza indirmek, mevcut işçilere iş güvencesi sağlamak ve elbette krizin etkisini en aza indirmek amacıyla, devlet desteğini de içeren ve iş güvencesi ilkeleriyle uyumlu bir kısa çalışma sistemi 2003 yılında 4857 Sayılı İş Kanunu madde 65 ile ulusal mevzuatımıza dahil edilmiştir. Bu çalışma, kısa çalışma sisteminin kapsamlı bir incelemesini sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş, İş Hukuku, Kısa Çalışma, Kısa Çalışma Ödeneği, Zorlayıcı Sebepler, KrizMaster Thesis Sosyal Medya Ortamında Kişilik Hakkı İhlallerine Uygulanacak Hukuk(MEF Üniversitesi, 2023) Atik, İrem Ceren; Uyanık, AyferSosyal medya günümüzde en sık kullanılan iletişim alanlarından biridir. Yaygın kullanımına paralel olarak sosyal medya aynı zamanda kişilik hakkı ihlallerinin sıklıkla yaşandığı bir mecra konumundadır. Sosyal medya ortamında işlenen kişilik hakkı ihlalleri günümüzde önemli hukuki uyuşmazlık alanlarındandır. Diğer hukuk dallarında olduğu gibi milletlerarası özel hukuk alanında da bu uyuşmazlıklar inceleme konusu olmaktadır. Zira globalleşen ve teknoloji ile adeta kuşatılan dünyada yabancılık unsurunu havi uyuşmazlıklar giderek artmaktadır. Bu durumda, sosyal medya ortamında meydana gelen ve yabancılık unsuru içeren kişilik hakkı ihlallerine ilişkin uyuşmazlıklarda uyuşmazlığa hangi devletin hukukunun uygulanacağı sorusu gündeme gelmektedir. Bu soruya verilecek cevabın temelinde kişilik hakkı ile ifade hürriyeti arasında yapılan seçim etkili olmaktadır. Cevabı etkileyen bir diğer husus ise gerçek dünya ile siber uzayın ele alınma şeklidir. Milletlerarası özel hukuk bağlamında klasik bağlama kuralları ile sosyal medyada meydana gelen kişilik hakkı ihlallerinin çözümlenip çözümlenemeyeceği, yeni kanunlar ihtilafı kurallarına ihtiyaç olup olmadığı sorusu araştırmamızın temel konusunu oluşturmaktadır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde temel kavramlar incelenmiş olup bu kapsamda internet ve sosyal medya kavramsal olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda internet ve sosyal medyanın yapısı, işleyişi, temel aktörleri sırasıyla irdelenmiştir. Ek olarak, internet ve sosyal medyanın yönetimine ilişkin bilgi verilip bu alanda mevcut yasal düzenlemelere yer verilmiştir. İkinci bölümde ise kişilik hakkı kavramı inceleme altına alınmıştır. Öncelikle kişilik hakkı kavramsal olarak açıklanmış, kişilik hakkı ihlallerine değinilmiş ve kişilik hakkı ihlallerine karşı hukuki koruma yöntemleri üzerinde durulmuştur. Son olarak kişilik hakkı ihlalleri internet ve sosyal medya ortamı perspektifinden incelenerek bölüm tamamlanmıştır. Çalışmanın son bölümünde internet ve sosyal medya ortamında meydana gelen kişilik hakkı ihlallerine uygulanacak hukukun tespiti meselesi ele alınmıştır. Bu bağlamda öncelikle, internet ve sosyal medya bağlamında yabancılık unsuru, kişilik hakkı ihlallerinin vasıflandırılması, çeşitli bağlama noktaları ile teorileri incelenmiştir. Son olarak Türk hukuku ve Avrupa Birliğindeki mevcut düzenlemelere ilişkin bilgiler aktarılmıştır.Master Thesis Türkiye ve Suriye Vatandaşı Çocukların Dışlamaya Yönelik Yargıları ve Sosyal Kapsayıcılığı Artırma Pilot Çalışmasının Çocuklarda Ön Yargıya Etkisi(MEF Üniversitesi, 2022) Kıroğlu, Şebnem; Acar, Meli̇keKapsayıcılık ve sosyal dışlanma alanında yapılan pek çok araştırmaya göre sosyal olarak kabul edilmenin ya da ayrımcılığa maruz kalmanın kişinin şimdiki ve gelecekteki iyilik hali üzerinde önemli bir etkisi vardır (Fisher, Wallace ve Fenton, 2000; Parker ve Asher, 1987; Reijntjes ve diğer., 2010; Twenge ve Baumeister, 2005). Göç hareketlerindeki artış ile birlikte Türkiye'nin en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biri olması göç ve etnisite temelli kapsayıcılık çalışmalarını artırmıştır. Yapılan çalışmalarda farklı gruplara ait kişilerin belirli şartlar altında bir araya gelmelerinin (Pettigrew, 1998) ya da dolaylı temas etmelerinin (Cameron ve diğer., 2011; Killen ve Malti, 2015) ön yargıyı azaltıcı bir rol oynadığı görülmüştür. Bu amaçla, ilgili çalışmada Türkiye ve Suriye vatandaşı 9-12 yaş grubundaki çocukların (N = 38) ötekine karşı olan ön yargıları ve ötekini dışlamaya yönelik değerlendirmeleri araştırılmış, daha sonra bu çocuklardan bazıları (N = 8) bir araya getirilerek ön yargıyı azaltmaya yönelik 10 oturumluk bir grup çalışması yapılmıştır. Bu grup çalışmasının sonunda tarafların "ötekine" karşı ırksal tutumu ve çalışmanın dışlama gerekçelendirmeleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Deney grubunun ön yargı düzeyinde düşüş görülürken kontrol grubunun tutumu aynı kalmıştır. Katılımcıların çoğu, evrensel ahlaki ilkelere dayanarak dışlamanın yanlış olduğunu ifade etmiştir.Master Thesis Blokzincir Üzerinden Kurulan Akıllı Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk(MEF Üniversitesi, 2023) Çetin, Ece; Uyanık, AyferBlokzincir teknolojisi ve blokzincir üzerinden kurulan akıllı sözleşmeler, aracıları ortadan kaldırarak şeffaf, güvenilir, hızlı ve daha düşük masraflı şekilde işlem yapılmasını sağladığından milletlerarası ticaretin farklı birçok sektöründe sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Milletlerarası ticaret açısından daha çok kimlik tespitini kolaylaştıran özel izinli blokzincir platformları tercih edilse de kullanıcıların anonim işlem yapabildikleri ve kimlik tespitlerinin neredeyse mümkün olmayabileceği açık izinsiz blokzincirlerde de milletlerarası nitelikli ticari veya ticari olmayan sözleşme kurulması mümkündür. Dolayısıyla, olası bir uyuşmazlıkta blokzincir üzerinden kurulan milletlerarası nitelikli akıllı sözleşmelere uygulanacak hukukun tespiti, özellikle açık izinsiz blokzincir platformları üzerinden kurulan akıllı sözleşmeler bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bu tezde, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenen bağlama noktalarının açık izinsiz blokzincir platformlarında kurulan akıllı sözleşmelere uygulanıp uygulanamayacağı sorusuna cevap aranmıştır. Konu ele alınırken özellikle milletlerarası ticari sözleşmeler bakımından değerlendirme yapılmış; kanunda özel olarak düzenlenen sözleşmelere ilişkin bağlama noktaları ise farklılaştıkları noktalarda ele alınmıştır. Bunu yaparken, karşılaştırmalı hukuktan da faydalanarak çözüm ve önermelerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Blokzincir, akıllı sözleşmeler, milletlerarası özel hukuk, kanunlar ihtilafı kuralları, bağlama noktası, uygulanacak hukukMaster Thesis A critical study on sustainability within environmental assessment methodologies: Evaluating Volu-te in search of an alternative vision in architecture(MEF Üniversitesi, 2022) Kaleli, Damla; Yücel, ŞebnemBu araştırma, mimaride sürdürülebilirliğin değerlendirilmesine ve bunun araçları olarak çevresel değerlendirme metodolojilerine odaklanmaktadır. Bu metodolojiler, mimari ürünün sürdürülebilirliğinin ölçüm mekanizması olarak işlev görür; ancak etiketleme ve sertifikasyon gereklilikleri ile mevcut kapitalist sistemin çarkı olarak da çalışırlar. Bu nedenle, bu çalışma proje üzerindeki ekolojik etkiyi ve finansal stresi değerlendirmeye odaklanmayı amaçlamaktadır. BREEAM sertifikasının proje bütçesine ekstra üç kat, Pasif Ev sertifikası ise projenin toplam maliyetine ekstra iki kat daha masraf eklendiği görülmektedir. Bu değerlendirmede Volu-te, bu sertifikasyon sistemlerinin mikro ölçekli yaşam projelerinde maliyet etkisini tartışmak ve maliyet etkisini ortaya koymak için mimari bir ürün olarak kullanılmıştır.Master Thesis Prototyping as a tool and a process in architectural education(MEF Üniversitesi, 2022) Şahinkaya Bucak, Ebru; Özdemir, Kürşad; Sezgin, AhmetBir kavram ve uygulama olarak mimarlık için prototipleme, diğer alanlarda olduğu gibi somut bir çalışma modeli oluşturmanın ötesindedir. İnşa ederken tasarımın devam ettiği ve aynı anda deneyimlemenin sağlanabildiği bütünsel, öğretici bir süreci kapsar. Ayrıca prototipleme, teori ve pratik arasında gidip gelen mimarlığın alanını anlamaya yardımcı olan bir eyleme dönüşebilir. Bu tez çalışmasının amacı, prototipleme kavramının mimarlık eğitimi başta olmak üzere mimari çalışmalara dahil edilmesinin faydalarını belirlemektir. Zaman içinde, ustadan çırağa aktarılan mimarlık bilgisi bugün genellikle sanat ve mühendisliğin iç içe olduğu okullarda öğretilen formal bir sisteme dönüşmüştür. Bu duruma karşılık, eğitim sürecinde mimarlık ürünü praksisini, sadece kağıt üzerinde bir tasarım olarak var etmemek, inşa süreçlerini ve sonrasını da tahayyül etmek, tasarımcı ve öğrencisinin farklı alan potansiyelleri ile yüzleşmesini ve çözüm üretebilmesini sağlar. İnşa etmeyi mimarlık eğitim sürecine dahil etmiş programlar bu anlamda kritik örneklerdir. Bu tezde inşa pratiği prototip üretimi üzerinden okunacak ve çeşitli Tasarla-İnşa et Programları hakkında bilgiler kullanılarak değerlendirme yapılacaktır. Ek olarak, 21. yüzyılda değişen mimar ve mimarlık pratiğine bir cevap olarak, tasarım, inşa ve sonrası bir süreç olarak değerlendirilecek, inşa ederek öğrenmeyi önemseyen; AA Hooke Park, ITKE University of Stuttgart, Rural Studio, Ciudad Abierta/Open City, MEF FADA DBS/AAP olmak üzere farklı beş coğrafyadan beş programın prototiplemeye yaklaşımları, öğrenme süreçleri, katılımcıları ve kullandıkları araçlar incelenecektir.Master Thesis Subrogation Action of Cargo Insurer as Legal Successor Liable for Damage in Sea Cargo Transportation Against the Carrier(MEF Üniversitesi, 2024) Çelik, Eren Can; Öğüz, Zehra ŞekerThis master's thesis is prepared for submission to MEF University Institute of Social Sciences. The subject of the thesis is defined as the 'Subrogation Action of Cargo Insurer as Legal Successor Liable for Damage in Sea Cargo Transportation against the Carrier.' In the first chapter of the study, the legal successorship regulated in the Turkish Law of Obligations is examined. Through this examination, the concept of successorship is scrutinized, and the distinctions between similar concepts such as the right of recourse and assignment of receivables are elucidated. This chapter also provides a detailed overview of the legal successorship of the insurer as regulated in Article 1472 of the Turkish Commercial Code No. 6102. The second chapter focuses on the conditions of the legal successorship of the insurer, particularly the conditions of the cargo insurer's legal successorship. This section thoroughly explains the circumstances under which the cargo insurer will legally succeed to the rights of the insured. The third chapter defines the carriage contract, examining the liability of the carrier. Emphasis is placed on the carrier's responsibility for the loss, damage, and late delivery of the transported cargo, clarifying the conditions under which the cargo insurer can seek recourse against the carrier. This chapter also evaluates both absolute and probable cases of carrier non-liability, stipulating that the cargo insurer cannot file a recourse lawsuit against the carrier in these instances. The final chapter of the study scrutinizes the recourse lawsuit that the cargo insurer would file against the carrier liable for damages, providing a detailed explanation of the procedural aspects of the lawsuit. This section highlights the nature, limits, legal grounds, subject matter, competent court, burden of proof, objections and defenses, interest, and statute of limitations of the recourse lawsuit.Master Thesis Türk İş Hukukunda Normali Aşan Çalışmalar(MEF Üniversitesi, 2023) Çavuş, Selen; Akyi̇ği̇t, ErcanAraştırmamızın konusunu Türk İş Hukukunda Normali Aşan Çalışmalar oluşturmaktadır. Normali aşan çalışma kavramından bahsedebilmek için öncelikle çalışma süresinin incelenmesi gerekecektir. Çalışma süresinin sınırlandırılmaması halinde normali aşan çalışmadan bahsedilemeyecektir. Sınırlandırmanın dayanağını ise işçinin tüm gün çalışmasının sağlığı açısından elverişli olmaması ve bu şekilde verimliliğin artırılması oluşturacaktır. Bu nedenle çalışmamızda kısaca çalışma süresi kavramına yer verildikten sonra normali aşan çalışmalar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ülkemizde çoğu işveren, çeşitli sebeplere dayanarak işçilerine normali aşan çalışma yaptırmaktadır. Fazla çalışma ise başta ekonomi olmak üzere üretimin arttırılması, ücret, çalışma süresi, ekonomik ve toplumsal sorunlara doğrudan etki etmektedir. Fazla çalışma işçiye yarar sağlamasının yanında sağlık ve sosyal yaşamında olumsuz etki yaratabilmektedir. Genellikle yapılan fazla çalışma kanundaki şartlara uygun olmaması sebebiyle işçi ve işveren arasında uyuşmazlık çıkmaktadır. Buna bağlı olarak iş mahkemelerinde açılan davaların çoğunluğunu normali aşan çalışmaya yönelik ücret alacakları oluşturmaktadır. Normali aşan çalışmaya yönelik sorunlara çözümlerin kanun ve anayasaya uygun olması gerekecektir. Bu konuda taraflar arasındaki uyuşmazlık sayısı fazla, konu kapsamlı ve geniştir. Ayrıca teknolojik gelişmeler doğrultusunda mevzuat ve Yargıtay içtihatları da zamanla değişmektedir. Bu nedenle normali aşan çalışmalar ayrı bir öneme sahip olması sebebiyle çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda normali aşan çalışmalar tüm yönleriyle incelenmiş olup, çalışma süresi kavramı, denkleştirme uygulaması, normali aşan çalışmanın ispatı, normali aşan çalışmanın karşılığı olarak ücret veya serbest zaman kullandırılması, normali aşan çalışmanın karşılığının verilmemesinin sonuçları, yasak, sınır ve bunlara uymamanın sonuçları gibi konu başlıkları ele alınmıştır. Ayrıca İşK dışında DİK, BİK ve TBK'daki düzenlemelere yer verilmiştir. Yine çalışmamızın genelinde yerleşik Yargı kararları ve öğretideki tartışmalar doğrultusunda inceleme yapılmıştır.Master Thesis Interviewster: A chatbot evaluating competency based interviews using transformer models(MEF Üniversitesi, 2022) Atıcı, Onur Emre; Demir, Şenizİşe alım, insan kaynaklarının en sözel ve iletişimsel alanlarından biridir. Bu departmanın insan faktörünün baskın olması nedeniyle yeniliğe açık olduğu kadar önyargıya da açık olan birçok yönü bulunmaktadır. Bu da yapay zeka teknolojilerindeki ilerlemeyle birlikte birçok inovasyon ihtiyacını (ve şansını) beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada adayları karşılayan, bilgi toplayan (ad-soyad, iş durumu, bilgisayar bilgisi, eğitimi, hobileri gibi) ve geçmiş deneyimleri hakkında yetkinlik bazlı sorular sunan ve bu soruları doğru cevaplayabilmesi için onlara yardımcı olan "Interviewster" adlı bir sohbet robotru oluşturmaya odaklanılmaktadır. Bu sohbet robotu adayı karşılar ve konuşmayı başlatır, adaydan toplanan verileri kaydeder, yetkinlik bazlı görüşme yapar ve sinir ağları mimarileri ve transformer tabanlı teknolojileri kullanan doğal dil işleme teknikleri ile adayın gerekli yetkinliğe sahip olup olmadığına karar verir. Web üzerinde çalışmakta olan bu sohbet robotu Python ile kodlanmış ve Flask ile web'de yayınlanmış olup Mysql veritabanını kullanan bir Python çekirdeği üzerinde çalışmaktadır. Bu tezde ilk olarak mülakat uygulamaları tanıtılmakta ve yetkinlik bazlı mülakatların yöntem ve uygulamaları anlatılmaktadır. Sonrasında Interviewster olarak adlandırılan sohbet robotunun mimarisi, kullanılan teknolojiler, kütüphaneler ve makine öğrenmesi teknikleri, detayları verilerek açıklanmıştır. Son olarak da transformer tabanlı modeller olan BERT, DeBERTa ve ELECTRA modellerinin gerçek adayların yetkinlik bazlı mülakat sonuçlarına uygulandığı bir değerlendirme çalışmasının sonuçları detaylı olarak tartışılmıştır.Master Thesis Paths From Fragile Masculinity To the Perpetration of Psychological Violence in Young Adult Men: a Test of a Serial Mediator Model(MEF Üniversitesi, 2024) Göksu, Fatma Buse; Demirtaş, Ezgi TopluIn the literature, research on the relationships between fragile masculinity, perception towards psychological violence, jealousy and perpetration of psychological violence is quite limited in Turkey and in a sample of young adult men. Therefore, this study examines psychological violence on the basis of fragile masculinity, perception towards psychological violence and cognitive jealousy. The sample of the study consists of 160 young adult men between the ages of 18-30 with romantic relationship experience. The research data were collected through social media channels via an online form. The Fragile Masculinity Scale, Perceptions of Dating Violence Scale, Multidimensional Jealousy Scale and Multidimensional Emotional Abuse Scale Short Form were used to collect the data. Serial Multiple Mediating Variable Analysis was conducted using the PROCESS program. The study reveals that as the level of fragile masculinity of young adult men increases, perceptions towards psychological violence and the tendency to commit psychological violence through jealousy also increase. The findings obtained from the research were discussed within the scope of the literature and suggestions were made regarding the findings.Master Thesis Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Bir İnceleme: Çocukluk Dönemi Aşıları(MEF Üniversitesi, 2024) Ertaş, Oğuz Can; Batum, SüheylEnfeksiyon hastalıklarına karşı bireyden topluma uzanan bir süreçle bağışıklık kazanılmasını sağlayarak kamu sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik en etkili yöntemlerin başında aşılar gelmektedir. Bu kapsamda çocukluk dönemi itibariyle tatbik edilen aşılar sayesinde pek çok enfeksiyon hastalığının muhtemel olumsuz etkileri bertaraf edilmektedir. Ancak son yıllarda çocukluk dönemi aşı uygulamalarına yönelik olarak giderek artan düzeyde tereddüt ya da ret hali oluştuğuna şahit olunmaktadır. Hal böyleyken aşı kararsızlığı ve karşıtlığının yakın gelecekte toplum sağlığını tehdit eden en önemli sağlık sorunları arasında olacağı öngörülmektedir. Bu duruma ise aşıların içeriğinde yer alan maddelerin pek çok zararlı etkisi olduğu, ayrıca dini yönden sakıncalı maddeler de bulunduğu yönünde ortaya çıkan iddiaların etkin iletişim vasıtasıyla bir aşılama politikası çerçevesinde tatmin edici düzey ve yaygınlıkta yanıtlanamamasının sebebiyet verdiği görülmektedir. Dünya genelinde aşı uygulamalarına yönelik olarak bu kararsızlık ve giderek artan karşıtlık hareketlerinin önüne geçilebilmesi, ayrıca koruyucu bir sağlık hizmeti olan aşılar ile toplumsal bağışıklığın arttırılması amacıyla temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimine uygun şekilde çocukluk dönemi aşılarının zorunlu uygulanmasına ilişkin kanunlaştırma faaliyetleri başlamıştır. Bu bağlamda Avrupa coğrafyasında yer alan İtalya, Fransa ve Almanya zorunlu aşı uygulamalarına dair belirlediği politikaları ile örnek ülkeler olarak nitelendirilebilir. Ancak çocukluk dönemi aşılarının kanun ile zorunlu hale getirilmesinin temel hak ve özgürlükleri ihlal niteliğinde bir müdahale olduğu gerekçesiyle hem ulusal anayasa mahkemelerine hem de Avrupa İnsan Haklarına Mahkemesi'ne (AİHM) bireysel başvurular yapılmıştır. Öte yandan dünyada bazı ülkelerin ise çocukluk dönemi aşı uygulamaları ile toplumsal bağışıklığın arttırılarak genel sağlığın korunması meşru amacının gerçekleştirilmesine yönelik olarak teşvik politikası belirlediği görülmektedir. Bahse konu teşvik politikasının örnek ülkesi olan Avustralya'da tavsiye edilen ulusal çocukluk dönemi aşılama takvimindeki tüm aşıları olan çocukların ailelerine yönelik vergi indirimleri ve mali yardımlar verileceğini düzenleyen yasal düzenleme yapılmıştır. Çocukluk dönemi enfeksiyon hastalıklarına yönelik bağışıklığın artırılmasının kanun ile zorunlu hale getirildiği zorunlu aşı politikası bu çalışma kapsamında detaylarıyla irdelenecektir. Ayrıca aileye yönelik finansal teşvikler ile aşı uygulamalarına ilişkin etkin bir aydınlatılmış rıza sürecini kapsayan aktif tutumlu gönüllü aşı politikası bütüncül bir yaklaşımla ele alınacaktır. Türkiye açısından ise zorunlu aşı uygulamasına yönelik Anayasa Mahkemesinin (AYM) bireysel başvuru kapsamında vermiş olduğu hak ihlali kararının ardından halihazırda uygulanan pasif tutumlu aşı politikası ile ulusal sağlık koşullarımız bakımından zorunlu aşılama ve aktif tutumlu gönüllü aşılama politikalarının yürürlüğe konulmasına dair öneriler geniş bir biçimde tartışılacaktır.Master Thesis Urban coexisting habitats in Karaköy: A more-than-human approach to the city(MEF Üniversitesi, 2024) Ek, Duygu Sayğı; Akın, Tomris; Atak, Esra SertBu araştırma, insanötesi bir yaklaşım ile İstanbul'un gelecekte biyoçeşitliliği daha yüksek bir şehir olmasının yollarını kentsel peyzaj alanları ve dolayısıyla biyoçeşitlilik oranı düşük bir semt olan Karaköy'de mevcut 'Kentsel Ortak Yaşam Habitatları'nı keşfederek ve gelecek habitatları hayal ederek araştırır. Araştırmanın ilk kısmında, iklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybının kentleşme ile ilişkisine bakılarak, mimarların bu tablodaki sorumluluklarına dikkat çekilir. Kent peyzajının biyoçeşitlilik açısından potansiyelleri araştırılır, farklı kent peyzajlarının çoklu türlerin birlikte yaşamına ev sahipliği yapma olanakları incelenir ve kentsel atıl alanlarda kendiliğinden gelişen biyoçeşitlilik oranı yüksek kent peyzajlarının önemi vurgulanır. İnsan türünün, belirli ekolojik koşullar altında varolabilecek biyolojik bir tür olduğu fikrinden hareketle, kentlerin uzun süre yaşanabilir kalabilmesi amacıyla gelecek kentlerin ve kent peyzajlarının insanötesi bir yaklaşımla tasarlanması gerektiğinin altı çizilir. Araştırmanın ikinci kısmında, Karaköy'de yıkıntı yapılar üzerinde kendiliğinden gelişen ve şehir hayatına dayanıklı bitkiler olan ruderaller incelenir. Mevcut yıkıntı yapıların bu canlılar için habitata dönüşme biçimleri keşfedilir ve bu bitkilerin kent ekosistemine ve biyoçeşitliliğine katkıları araştırılır. Üçüncü kısımda ise, bu araştırmalardan toplanan verilerle, Karaköy'de tespit edilen potansiyel alanlara ruderaller, ruderallerin cazibe oluşturduğu tozlaştırıcı canlılar, kentte yaşamını sürdüren kuşlar, sokak hayvanları ve insanların beraber var olacağı yeni alanların inşaat atığı malzemeler kullanılarak ve insanötesi mimar perspektifi benimsenerek tasarlanan öneriler sunulur.Master Thesis Changing ideals continuing visions: prefabricated micro living unit experiments from 1960s-1970s and 2000s-2010s(MEF Üniversitesi, 2023) Hut, Sare Sena; Yücel, ŞebnemBu araştırmada prefabrike mikro yaşam üniteleri deneyleri 1960- 1970'ler ve 2000-2010'lar olmak üzere iki tarihsel periyot üzerinden irdelenmektedir. Çalışmanın amacı aynı konut tipolojisi üzerinden ortak bir üretim yapılmasına neden olan farklı motivasyonları: sosyoekonomik, teknolojik gelişmeler ve popüler kültür bağlamında neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. 1960'lı-1970'li yıllardaki üretimlerin kendi dönemlerinde ortak bir konut tipolojisine dönüşüp dönüşmediğinin sorgulanmasının yanı sıra, bu projelerin başarılı ve başarısız yönlerinin sorgulanması, 2000'li-2010'lu yıllardaki sürekliliklerin ve değişimlerin tespit edilmesi araştırmaların temelini oluşturmaktadır. Amaçlardan biri de 1960-1970'lerdeki yapımların 2000'li-2010'lu yıllarda nasıl bir rol oynadığını ortaya koymaktır. Bu amacı gerçekleştirmek adına öncelikle prefabrikasyon ve mikro yaşam ünitelerinin tarihsel gelişimi ayrı ayrı incelenmiş ve konut tipolojisi olarak prefabrike mikro yaşam ünitelerinin ortaya çıkışı mercek altına alınmıştır. İkinci kısımda iki tarihsel periyodun ayrı ayrı sosyo-ekonomik, teknolojik gelişmeler ve popüler kültür üzerinden dinamikleri açığa çıkarılmıştır ve her döneme ait vaka çalışmaları tanıtılmıştır. 1960-1970'ler ve 2000-2010'ları kapsayan iki tarihsel periyot arasında devam eden vizyonlar ve değişen idealler olarak üçüncü ve dördüncü kısımlarda mercek altına alınmıştır. Ve son olarak Alternatif Mimarlık Pratikleri yüksek lisansı altında geliştirilmiş olan prefabrike mikro yaşam ünitesi olan Volu-te'ün 2000'ler-2010'larda konumu üçüncü ve dördüncü kısımlarda incelenmiş olan, değişen idealler ve devam eden vizyonlar üzerinden irdelenmiştir.Master Thesis Ayrımcılık Yasağı Kapsamında Engellilik ve Engelli Hakları(MEF Üniversitesi, 2023) Akar, Onur; Erözden, Mehmet OzanEngellilik, toplumlar tarihinin başlangıcından itibaren varlığını sürdüren birolgudur. Tarih boyunca çağın egemen olan bakış açısına göre çeşitli değerlendirilmeler yapılmıştır. Nihayetinde engellilerin, temel insan haklarına dahi erişebilmesinin önündeki temel bariyer ayrımcılık olgusu olmuştur. Toplumlar tarihinde yaşanan büyük ıstırapların temel kaynağına bakıldığında, bir yerlerde ayrımcılık olgusuyla rastlaşmak mümkündür. Temel insan hakları metinlerinin pek çoğunda farklı düzlemlerde ayrımcılık yasaklanmıştır. Bu bağlamdaki metinler, engellilik temelindeki ayrımcılıktan doğan hak ihlallerini frenleme açısından oldukça önemlidir. Esasen insan hakları metinlerinin temel amacı genel olarak insanların haklarını korumaktır. Bu bağlamda engelliler özelinde bağımsız düzenlemelere gereksinim duyulmayacağı düşünülebilir. Lakin uygulamada çeşitli güvencelerin alınması bir gereklilik olarak gözükmektedir.Master Thesis Mining the buildings: Urban mining projections on İstanbul,Türkiye(MEF Üniversitesi, 2024) Çakacı, Bingül; Atak, Esra Sert; Akın, TomrisBu araştırma, İstanbul'da inşaat ve yıkım atıklarıyla başa çıkmak için potansiyel bir döngüsel ekonomi stratejisi olarak kentsel madencilik yaklaşımını araştırmaktadır. Teorik analiz, pratik vaka çalışmaları ve karşılaştırmalı araştırmaların birleşimiyle çalışma, kentsel madencilik uygulamalarının uygulanmasını etkileyen faktörleri ve inşa edilmiş çevre üzerindeki etkilerini incelemektedir. Bu nedenle, doğayı antropojenik stoklara dönüştürmeye yönelik dolaşım ve döngüsellik kavramsal çerçevesinin anlaşılması; İstanbul'un daha sürdürülebilir, ekonomik açıdan erişilebilir, ekonomik açıdan bağımsız ve dirençli bir inşa edilmiş çevre oluşturmaya katkıda bulunma potansiyellerini ve kısıtlamalarını vurgulamaktadır. Böylece, bu çalışma, İstanbul'da döngüyü kapatırken inşa edilmiş çevreyi iyileştirmek için küresel örnekleri bir araya getirmektedir.İstanbul'un kentsel madencilik yaklaşımı için potansiyellerini ve kısıtlarını Dünya'daki örneklerin işleyen ve işlemeyen yönleri aracılığıyla öne çıkararak İstanbul'un yapılı çevresinin kentsel madenciliği için altık oluşturmayı amaçlamaktadır.Master Thesis Varlık Fiyatlama Modeli ile Arbitraj Fiyat Modelinin Karşılaştırılması: Bist Üzerinde Bir Uygulama(MEF Üniversitesi, 2023) Akkan, İlker; Bağcı, ErdemÇalışmanın birinci bölümünde risk tanımı ve türleri ele alınmaktadır. Risk kavramı, yatırımcılar için portföylerinde her zaman dikkat ettikleri konu olmuştur çünkü getiriye etki eden en önemli faktörlerden birisidir. Risk ikiye ayrılmakta olup bu riskler sistematik ve sistematik olmayan şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Sistematik risk, ulusal ve uluslararası piyasalarda yer alan ve işlem gören tüm menkul değerlere doğrudan veya dolaylı olarak etki edebilecek potansiyelde olan ögelerin yarattığı toplam risktir. Sistematik olmayan risk, firmadan veya firmanın içinde bulduğu sektörden kaynaklı olan risk türüdür. Sistematik olmayan risk, gerekli çeşitlendirmelerin sağlanması ile yok edilebilir niteliktedir. Bölüm içerisinde sistematik risk ve sistematik olmayan risk türlerinden bahsedilmiştir. Yatırımcıların amacı, oluşturdukları portföylerden veya menkul kıymet yatırımlarından getiri elde etmektir. Oluşturulan portföylerin getiri oranında bir risk oranı da mevcuttur. Bu nedenle getiri-risk ilişkisi her zaman belirli bir ilişki içerisinde bulunmaktadır. Genellikle bu ilişki doğrusal yöndedir. Bir portföy veya piyasadaki varlıkların riskini ölçmek, birden fazla varlığın riskini ölçmekten farklıdır. Bu hususlara değinilmekte ve konu birçok matematiksel ölçütlerle ifade edilmektedir. Ölçütler varyans ve varyansın karekökü olan standart sapma, ilişki anlamı yaratan kovaryans ve korelasyon değişkenler olup aynı zamanda riski ölçen değerlerdir. Alınan risk oranında sağlanabilecek getiri oranlarının hesaplanma yöntemleri aynı şekilde birinci bölümde bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise getiriye etki eden risk faktörünün elimine edilmesi için uygulanan ve yıllar geçtikçe daha çok önem kazanan portföy kavramından bahsedilmiştir. Portföy yönetiminde amaç, var olan yatırımların çeşitlendirilerek riskin seviyesini minimum yapmaktır. Portföy yönetiminin ilk adımları 1952 yılında Markowitz'in ele aldığı "Portföy Seçimi" isimli makalesi ile atılmıştır. 1959 yılında ise yayınlamış olduğu kitap ile portföye ait çeşitlendirme, yönetim, riskin ölçümü konuları ele alınmış ve modern portföy kavramı ortaya çıkmıştır. Sürecin devamında ise portföy teorisi, 1964 yılında Sharpe ile başlamıştır. Lintner ve Mossin ise 1 yıl arayla birbirlerine herhangi bir etkide bulunmadan süreci hem iyileştirip hem de devam ettirmişlerdir. Sharpe, portföy yönetim modelini ilk oluşturan kişi olmuştur. Lintner ve Mossin ise bu modele teorik anlamda geliştirmelerle destek olmuştur. Üçüncü bölümde varlık fiyatlama modelleri tanımlanmıştır. Bu modellerden başlıcaları Finansal Varlık Fiyatlama ile Arbitraj Fiyatlama Modeli'dir. Devamında ise ele alınan bu modeller için yapılan varsayımlar ve modellere ilişkin form yapıları tanımlanmış ve birbirleri ile kıyaslanmıştır. Bu modellerden finansal varlık fiyatlama modelleri, piyasa portföylerini önemli görmekte ve sistematik riskin bir göstergesi olan beta katsayısının varlık getirilerini açıklamak için de kullanıldığını belirtmektedir. Sermaye piyasası teorisinin bir ürünü olan FVFM, piyasa dengedeyken riskin piyasa fiyatını belirlemekte ve bireysel varlıklar için uygun bir risk ölçüsünü revize ederek iyileştirmektedir. Aynı zamanda bağımsız değişken olarak piyasa portföyünü temel almaktayken, riskli menkul kıymet getirilerini belirlerken piyasa portföy getirisinden faydalanmaktadır. Finansal Varlık Fiyatlama Modeli'ne ait yetersizlik ve eleştirilere cevap verememesinden ötürü araştırmacılar yeni modeller geliştirmeye ve araştırmaya başlamışlardır. Geliştirilen model ise bu noktada Arbitraj Fiyatlama Modeli'dir. Bu modelde, piyasadaki menkul kıymetler tam olarak aynı risk ve getiriye sahipse, yatırımcılar fiyatları dengeye getirmek için arbitraj yapmayı beklerler. Arbitraj kavramı, aynı menkul kıymetler için farklı piyasalarda farklı fiyatların oluşturulmasıdır. Yatırımcılar, fiyatın düşük olduğu pazarlarda alıp, fiyatın yüksek olduğu pazarlarda satarak kar elde ederler. AFM ilk olarak 1970'li yıllarda Stephen A. Ross tarafından geliştirilmiş ve 1976 yılında formüle edilerek yayınlanmıştır. Model için Roos tarafından geliştirilen bu formülün Finansal Varlık Fiyatlandırma Modeline göre daha az kısıtlayıcı olduğu söylenebilir. Ross'un yaklaşımındaki temel nokta, birden çok sayıda var olan sistematik risk unsurunun varlık getiri oranlarındaki etkisi olduğu varsayımıdır. Arbitraj Fiyatlama Modeli; faiz oranı riski, piyasa riski, ödenmeme riski, satın alma gücü riski, yönetim riski ve belirli bir varlığı değerlendirme ile ilgili olabilen diğer risk faktörlerine ait ağırlıklı ortalamaları kullanarak risk ile getiri arasında ilişki kurmaktadır. Dördüncü bölümde uygulama bölümü ve uygulama bölümünde kullanılan testlerin metodolojik bilgileri yer almaktadır. Varlık fiyatlama modelleri çerçevesinde BIST100 endeksine etki edebilecek dokuz makroekonomik değişkenin 05/2010 – 01/2020 dönemleri arasındaki ilişki ele alınmıştır. Yapılan analizler ile modelde yer alan değişkenler ilk aşamada durağanlaştırılarak değerlerinde yatay bir saçılım elde edilmiş, Granger nedensellik testi ile kısa dönem ilişkisi ele alınırken Johansen Eş-bütünleşme testi ile uzun dönem ilişkisi belirlenmiştir. Etki-tepki analizi ile modelde yer alan değişkenlerin dönem bazlı BIST100 üzerindeki etkisi de analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda kısa vadede modele dahil edilen değişkenlerin (faiz değişkeni hariç) BIST100 üzerinde etkisinin bulunmadığı ancak uzun dönemde etkilerinin olduğunu sonucu çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Getiri, risk, portföy, finansal varlık fiyatlama, arbitraj fiyatlamaMaster Thesis Transformation of the kitchen spatiality: A case study on İstanbul apartments in 20th century(MEF Üniversitesi, 2024) Usta, Murat; Avcı, Haydar Ozan; Uğurlu, Ayşe HilalKonvansiyonel anlamda mutfak beslenme ile ilgili eylemlerin gerçekleştiği bir çalışma mekanıdır. Mutfak, yemeğin hazırlanması, pişirilmesi, gıdanın saklanması, artan yemeğin yeniden değerlendirilmesi gibi bir çok yemek ile ilgili pratiği barındırır. Ancak mutfağın mekansallığını etkileyen tek faktör bu iş döngüleri değildir. 20. yüzyıl boyunca çalışma alanı olarak kabul edilen mutfak, gastronomi, mimarlık, sosyoloji gibi çeşitli akademik disiplinlerin konusu olmuştur. Son zamanlarda mutfaklarla ilgili yapılan multidisipliner çalışmalar, gıdayla ilgili eylemlerin yeni potansiyellerini sorgulamaya ve dolayısıyla mutfağı yeniden tanımlamaya başladı. Yemek ve mekan konularının kesişiminde yapılan, The Food Axis: Cooking, Eating, and the Architecture of American Houses; Commensality: From Everyday Food to Feast; ya da Cuisine Urbaine gibi çalışmalar, mutfak mekansallığı üzerine yapılacak bir çalışmada gündelik hayat pratiklerinin, toplumun yasama biçiminin ve toplumsal strüktürün önemli bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu araştırmada mekan, olayların yaşandığı bir arka plan olmasının ötesinde çok aktörlü ve sürekli dönüşen yapısı ile ele alınmaktadır. Mutfağın mekansal dönüşümündeki toplumsal değişimin etkileri incelenmektedir. Araştırma, modernleşme girişimlerinin ağırlıkta olduğu 1850'li yıllardan 1980'li yıllara kadar hayatın her alanında çarpıcı değişimler yaşayan İstanbul'daki orta sınıf aileler ve konut biçimlerine odaklanmaktadır. Uzun süreli yayın ömrü nedeniyle 20. yüzyıla geniş bir bakış açısı sunan Arkitekt dergisi üzerinden bir arşiv taraması yapılmıştır. Derginin arşivindeki orta sınıf aileler için baskın konut tipi olan apartman planları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonucu planlardaki mekan organizasyonu esas alınarak üç dönem belirlenmiştir. Bu üç donemdeki mutfağa olan yaklaşım ve mutfağın mekansallığı ile toplumsal değişimler ilişkilendirilmiştir. Toplumun gündelik hayatına ve yaşama biçimine dair dergi, gazete, edebi eserler, filmler gibi kaynaklardan elde edilen bilgiler ile araştırma genişletilmeye çalışılmıştır. 19. yüzyıl sonunda mutfak konuta dahil edilmesi istenmeyen, hatta aile üyelerinin dahil olmadığı, hizmetlilerin çalışma mekanı iken, konaktan apartmana geçiş sürecinde bu durum değişmektedir. Birinci dönem (1850'ler-1930) konut tipindeki bu radikal değişim etkisinde oluşan durumu incelemektedir. İkinci donem (1930-1960) ise apartmanların mekansal organizasyonunda sıkça karşılaşılan ikili dolaşım düzeni üzerine odaklanmaktadır. Mutfağın izole edilme çabası baskın olarak devam etmektedir. Sıhhatli ve verimli olmak gibi kaygılar ile de mutfak bir atölye olarak tahayyül edilir. Üçüncü ve son dönemde (1960-1980) ise mutfağın sınırları tamamen yok olmasa da mutfak konut içinde görünürlük kazanır. Sosyal konut kavramının gündem haline geldiği bu dönemde mutfak aile üyelerinin vakit geçirdiği mekan haline gelir. Orta sınıfın karşılayabileceği apartmanlarda mutfak yalnızca bir çalışma mekanı olmanın ötesine geçmektedir. Mutfağın mekansallığındaki toplumun yaşama pratiklerinin etkisi ve dönüştürücü gücü bu üç donem üzerinden okunabilmektedir. Mutfak tasarımında standartların ve ana akım mimarlık pratiklerinin yönlendirdiği tanımları genişletmek ve yeni olasılıkları keşfetmek için sosyal değişimlerin izini sürmek bir yöntem haline gelebilir. Ayrıca konuta mutfak üzerinden bakan bu çalışma, konutun da çok katmanlı halini gösterir. Bu araştırma boyunca mekanın bu çok yönlü halini keşfetmek adına alternatif bakışlar oluşturmanın önemi tecrübe edilmiştir.Master Thesis MQTT protocol data security with OTP blockchain-based identity and data verification(MEF Üniversitesi, 2023) Parlakay, Batuhan; Ayhan, TubaSon yıllarda teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, Nesnelerin İnterneti (IoT) adını verdiğimiz akıllı cihazlar ve sistemler hayatımızın her alanında kendine yer bulmaktadır. IoT, akıllı telefonlar, tabletler, PC'ler ve üzerinde sensör bulunan neredeyse her şeyi kapsayan geniş bir kavramdır. Bu kapsamda, IoT cihazları arasında verimli ve güvenli iletişim sağlamak amacıyla MQTT protokolü önemli bir role sahiptir. Bu tezde, MQTT protokolünün güvenlik zafiyetlerini tespit etmek ve bu zafiyetlere karşı etkili önlemler geliştirmek hedeflenmektedir. Tez kapsamında, Raspberry Pi ve bilgisayar arasında MQTT server client mimarisi oluşturulmuştur. MQTT Broker ve yayıncı/abone istemcileri için Python programları geliştirilmiş, sistem üzerinde çeşitli güvenlik açıklarını tespiti sağlanırken Shodan API'sinden ve Wireshark'dan yararlanılmıştır. Bu süreçte, paket ve konu düzeyindeki güvenlik sorunları deneysel olarak incelenmiştir. Akıllı sözleşmeler, dijital imzalar, OTP kullanarak 1883 numaralı portunda bir yapı geliştirilmiştir. Bu, yayıncı ve abone için kimlik doğrulama ve şifreleme sağlayarak yalnızca yetkili kullanıcıların MQTT brokerine bağlanmasına olanak tanır. Kimlik doğrulama, mesaj reddetme, veri bütünlüğü ve seçici gizlilik gibi ek güvenlik önlemleri sunulmaktadır. MQTT brokerına erişim, veri yayınlama veya okuma isteyen bir kullanıcının sadece gerekli yetkiye sahip olması yetmez, aynı zamanda benzersiz OTP (Tek Seferlik Şifre) bilgilerine dayalı olarak dijital imzalı bir mesajı onaylaması da gereklidir. Bu imza Elips Kavisli Dijital İmza Algoritması'na dayanır. Erişim izinlerine sahip kullanıcılar, dijital imzayı genel anahtar ve OTP bilgilerini kullanarak doğrulayabilirler. Dijital imzalar, asimetrik şifreleme tekniklerini kullanarak, iletilen her bir MQTT mesajının bütünlüğünü ve kökenini doğrular. Bu, iletilen verinin değiştirilmediğini ve belirli bir cihaz veya kullanıcıdan geldiğini garantiler. SSL/TLS, bağlantı bazında çalışır ve tüm bağlantıyı şifreler. Geniş ölçekteki sistemlerde, SSL/TLS sertifikalarının yönetimi ve sürekli şifreleme/şifre çözme işlemleri, özellikle düşük kapasiteli IoT cihazlarında ek işlem yükü oluşturabilir. Akıllı sözleşmeler ve dijital imzaların kullanımı, geniş ölçekteki çok sayıda yayınlayıcı ve abone içeren sistemlerde, SSL/TLS'ye göre daha ölçeklenebilir bir çözüm sunabilir. Tez çalışması sonucunda, geliştirilen güvenlik önlemleri sayesinde Broker'ın saldırılara karşı bağışık olduğu tespit edilmiştir. Bu tez, MQTT protokolündeki güvenlik tutarsızlıklarının ve alınabilecek önlemlerin özlü bir incelemesini sunarak, alanındaki çalışmalara katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu sayede, IoT sistemlerinde veri iletişiminin daha güvenli ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesine yardımcı olunacaktır.Master Thesis The Discretionary Power of Public Prosecutor in the Initiation of Public Prosecution(MEF Üniversitesi, 2023) Ay, Emir Can; Çınar, Ali RızaWith the Criminal Procedure Law No. 5271, an exception has been made to the principle of compulsory public prosecution, which the public prosecutor has, and disc-retionary power has been granted in filing a public lawsuit. Along with the 1st parag-raph of Article 171 of our Criminal Procedure Law No. 5271, which requires the app-lication of effective regret provisions that eliminate the personal impunity or punish-ment. While the public prosecutor is provided with the discretionary power to open a public case in such cases, the institution of postponing the opening of a public case is regulated in the 2nd paragraph of Article 171 of the Criminal Procedure Law. The rele-vant regulation introduced to the Public Prosecutor grants the Public Prosecutor the authority not to file a public lawsuit, even if there is sufficient suspicion in the investi-gation phase, one of the phases of the criminal trial, during the evaluation of evidence and drawing conclusions. In the first part of our thesis, the concept of public litigation and the principles that govern public litigation, especially the principle of obligation and the principle of expediency, or discretion, which is the subject of our thesis, is examined. In the second part, the concept, organization, legal nature and duties of the public prosecutor are examined, and in the last part, we examine the provisions of personal impunity and effective repentance that eliminate the punishment in the Turkish Penal Code, which are the subject of our article, and the provisions of effective regret that eliminate the perso-nal impunity and punishment in the Turkish Penal Code. The crimes to which it can be applied have been examined in detail. The judicial decisions related to our subject and the problems in practice have been examined and opinions about these decisions have been included. Finally, the legal nature, conditions and consequences of the decision to postpone the opening of a public case, which is one of the alternative institutions to a public case and can be given by the public prosecutor, and the decision. The way to go against the decision and the control of the decision were examined.Master Thesis Klinik Psikoloğun Psikoterapötik Tedavi Sözleşmesinden Doğan Sorumluluğu(MEF Üniversitesi, 2023) Ertuğrul, Ahmet; Uyanik, AyferPsikoterapötik tedavi sözleşmesi, serbest çalışan klinik psikolog ile danışan arasında kurulan, psikoloğun ücret karşılığında danışanın psikiyatrik rahatsızlığının tedavisi için psikoterapi yaklaşımları içerisinde danışanın psikiyatrik rahatsızlığının niteliğine göre seçtiği ve psikoterapi uyguladığı özel hukuk sözleşmesidir. Klinik psikoloğun sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin başında psikoterapötik tedavi gelmektedir. Klinik psikolog sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini özenle yerine getirmelidir. Burada sır saklama, sadakat gösterme, aydınlatma yükümlülüğü, kayda geçirme yükümlülüğü gibi durumlar ele alınmıştır. Psikoloğun psikoterapötik sözleşmesinden kaynaklanan bu yükümlüklerine aykırı hakaret ederek danışana zarar vermesi halinde sorumluluğu doğacaktır. Psikoterapötik tedavi sözleşmesinde zarara uğrayan danışan maddi ve manevi zararlarının tazminini talep edebilir. Danışan uğramış olduğu zararları, hukuka aykırılığı ile illiyet bağının varlığını ispat etmek zorundadır. Buna karşılık olarak ise klinik psikolog da kusurunun bulunmadığını ispat etmekle yükümlüdür.

