Mimarlık Bölümü Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1947

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 22
  • Conference Object
    A Design-Build Studio: Kilyos Boathouse [2020]
    (European Association for Architectural Education, 2020) Aydemir, Ayşe Zeynep; Sezgin, Ahmet; İnceoğlu, Arda
    As a part of the stated curriculum of MEF University Faculty of Arts, Design and Architecture, Design and Build! Studio (DBS) is a compulsory summer programme for students completing their first year in architecture and interior design. Within the framework of Design and Build! Studio, the school communicates its set of values through emphasising learning by doing, horizontal learning and underlining the process. This paper discusses how a design‑build studio can be a distinctive hidden quality of an architecture faculty through the case of Kilyos Boathouse project conducted in Summer 2018.
  • Conference Object
    A Design-Build Studio: Kilyos Boathouse [2019]
    (TU Delft Open, 2019) Aydemir, Ayşe Zeynep; Sezgin, Ahmet; İnceoğlu, Arda
    As a part of stated curriculum of MEF University Faculty of Arts, Design and Architecture, design-build studio is a compulsory summer internship for the students completing their first year in architecture and interior design. Within the framework of the design-build studio, the school communicates its set of values through emphasising learning by doing, implying horizontal learning and underlining the process. This paper will discuss how a design-build studio can be a distinctive subliminal quality of an architecture faculty through the case of Boathouse project conducted during Summer 2018.Boathouse Project is designed and built at Kilyos Beach in Istanbul by the students completing their first year in architecture and interior design for Boun Marine and Sailing Club to store their equipment such as small sailing catamarans and windsurf boards while providing a space for club members to gather. Thirty-five first-year students, four second and third- year student assistants and three tutors designed and built the project for five weeks with the support by Boğaziçi University for materials and accommodation; ZETAS for ground works; and TORID for timber supply. Boun Marine and Sailing Club members also provided voluntary support for logistics and finishing. Boathouse is awarded both for the Turkish Architecture Yearbook 2018 and Project Awards for Architectural Students in Turkey.One of the most distinctive aspects of the project is learning by doing. Direct engagement enables learning through several processes, and design-build studio is a relevant setting to enhance them. In this context, students grew away from the formal setting and relocated in an unfamiliar context to confront with a real world subject. They were responsible with developing a fully-fledged design proposal, making presentations to communicate with the client, keeping working setup in order as well as the building site, tracking material supply, and building the design in a limited timeframe. Students used woodworking tools after having health and safety training and they undertake the shared work items as workgroups each day.The second aspect of the project is horizontal learning. Instead of delivering top-down instructions, educators’ position was ruling out the hierarchy by working, living and making decisions together. In this sense, working setting was an extension of the studio culture, including sex equality among work sharing, team set-up, and dedication to the project. Moreover, each student was responsible for their work items as well as they were responsible to the whole group. Student assistants were exchanging their experience and knowledge with the first-years while they were sharing the responsibility. They were learning from each other.The third aspect is underlining the process of the project. Within a limited timeframe and limited experience, the process is always emphasised considerably more than the final product. In this context, openness was one of the crucial characteristics that led a direct dialogue with the client through a series of meetings with the Boun Marine and Sailing Club members for developing the design together. During the building phase last- ing three weeks, several adaptations were made as responses to challenges and opportunities.Design-build studio is one of the central characteristics of the school. As a common experience, all of the students get involved in this organisation as early as the first-year; and they become a part of the faculty culture. Participation of all of the tutors in design-build studios also provides an introduction for a mutual acquaintance among students and tutors. Moreover, projects include a social aspect either for community service or for community involvement enhancing the purposefulness which then empower the connection with the real life situations. Overall, the design-build studio setting is a unique subliminal quality for architectural education besides its well-known curricular qualities.
  • Research Project
    Tasarla Yap Stüdyosu 2017, Fada Hangar Giriş Alanı Projesi
    (MEF Üniversitesi, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, 2017) İnceoğlu, Arda; Aydemir, Ayşe Zeynep
    FADA Hangar, MEF Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi 1.sınıf öğrencileri tarafından 28 Haziran-21 Temmuz tarihlerinde MEF Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. MEF Üniversitesi binasına ek olarak UNIQ Maslak içerisinde inşa edilen yeni MEF Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi stüdyolarının giriş alanını tanımlayan proje, mekanın kullanıcısı olacak fakülte öğrencilerinin inşa sürecinin bir parçası olmasına olanak sağladı. MEF FADA Hangar Projesi tasarım ekibi adına Burcu Serdar Köknar’ın, ihtiyaçlar ve beklentiler doğrultusunda yaptığı sunumdan edinilen bilgiye dayanarak tasarlanan öneriler 10 günlük yoğun bir çalışma sonucu ortaya çıktı. Proje, FADA Hangar’ın giriş alanında kullanıcıların dinlenme, okuma, bir araya gelme ihtiyaçlarını karşılamak; sergileme, duyuru, kitaplık işlevlerine imkan sağlamak ve bir giriş alanı tanımlamak amacıyla tasarlandı. Birbirini tamamlayan üç tasarım önerisinden oluşan proje, uygulama sürecinin ve şantiye alanının kısıtlarından ötürü, ikisinin inşa edilmesiyle tamamlandı. Bu önerilerden ilki, içinde gezilebilir bir sergi duvarı; ikincisi, serbest oturma/dinlenme/okuma birimleri; üçüncüsü ise stüdyo girişini tanımlayan strüktürel elemanlardan oluşmaktadır.
  • Book Part
    Architectural Educaiton Overview
    (2016) İnceoğlu, Arda
    ...
  • Book Part
    A Bridge To Dreams
    (2016) İnceoğlu, Arda; Serdar K; Köknar, B; Sezgin, Aahmet; Uzal, D.
    ...
  • Review
    İpucu: Bataklık
    (manifold.press, 2017) İnceoğlu, Arda
    Büyükçe bir adanın ucunda, denize doğru yarımada olarak uzayan bir şehir. Şehrin doğal bir liman olduğunu tahmin edebiliriz, özellikle doğu tarafında yarımada ile anakara arasında kalan korunaklı körfez üzerinde bu uzaklıktan bile liman yapıları seçilebiliyor. Yarımadanın büyük kısmı, özellikle güneye gidildikçe, neredeyse tamamen yapılarla kaplı. Çok yoğun bir yerleşim dokusuna sahip bir şehir burası. Şehrin adayı anakaradan ayıran doğal kanalı da aşıp kuzey ve doğuda yayılmaya devam ettiğini de görüyoruz. Şehrin, yoğundan da yoğun olan en güney uçtan başlayarak zamanla kuzeye doğru yayıldığını da tahmin etmek mümkün. Tarihi merkez büyük ihtimalle en güney uçta bir yerde yer alıyor olmalı. Şehrin boyutuna dair bir fikir vermesi için, yarımadanın en güneyden en kuzeye yaklaşık 45 kilometre olduğunu belirtebilirim: Sarayburnu’ndan Rumelifeneri’ne gidişgeliş kadar bir mesafe. Adanın ortalama genişliği ise 12 kilometre kadar, yaklaşık olarak İstanbul kara surlarının uzunluğunun iki katı. Bombay’in hikâyesi, Avrupa sömürgeciliğinin bütün bileşenlerini taşıyor. Şimdi bütünleşmiş olan şehir yakın zamana, 19. yüzyıl ortasına kadar yedi adadan ve aralarındaki bataklıklardan oluşuyor.1 Bombay ismi Portekizliler tarafından bu yedi adanın birisine verilen isim. Diğer adaların isimleri de çok güzel: Parel, Mazagaon, Mahim, Colaba, Worli ve Yaşlı Kadın Adası. Aralarındaki ulaşım problemi nedeniyle yapılaşma kısıtlı olsa da stratejik konumu, doğal limanı ve anakaradan korunmuş olması nedeniyle hep jeopolitik değeri yüksek bir yer olmuş bu adalar. 1534’de birkaç balıkçı köyü bulunan adaların yönetimi o sırada Hint-Moğol İmparatoru Hümayun ile çatışma hâlinde olan Gucerat Sultanı Bahadır Şah tarafından, askeri destek karşılığı Portekiz’e veriliyor. Portekiz kontrolündeki adalar hızla geliştiriliyor, birkaç balıkçı köyü ile sınırlı olan yerleşimler kaleler, birçok kilise ve manastır ile büyüyor, 1661’de nüfus yaklaşık 10.000 kişiye ulaşıyor. Tam da bu tarihte, şehrin kaderini değiştiren ilginç bir şey oluyor: Portekiz kralının kızı Braganzalı Catarina ile İngiliz kralı 2. Charles evleniyor. Tamamen politik bir evlilik bu, amacı denizaşırı hedefleri olan iki devletin ortak tehdit olan üçüncüsüne, İspanya’ya karşı işbirliği oluşturması. Catarina’nın çeyizinin bir parçası da Bombay ve yedi adalar.
  • Review
    İpucu: Ölçek
    (manifold.press, 2017) İnceoğlu, Arda
    Mexico City, dünyanın en kalabalık şehirlerinden. Bu şehirde umutlar da problemler de devasa ölçekte. Hatta, dev boyutlarda olmayan herhangi bir şey bu şehirde yasaklı sanki. Dünyanın en yüksekte yer alan metropolü, 2.240 metrede yer alıyor; en aktif volkanik bölgelerden biri, Trans-Meksika volkanik kuşağında; Eylül ayında da gördüğümüz gibi çok yıkıcı depremler üreten bir bölgede, 1985’teki 8.1 kuvvetindeki deprem büyük yıkıma yol açmış; şehrin en az yarısı gecekondulardan oluşuyor; dünyanın havası en kirli şehirlerinden birisi; aynı zamanda dünyanın suyu en kirli şehirlerinden birisi; açık ara dünyanın trafiği en kötü şehri kabul ediliyor; gelir dağılımı en bozuk şehirlerden birisi; dünyanın en büyük gecekondu mahallesi Ciudad Neza1 şehrin hemen doğusunda… Arka arkaya sıralandığı zaman ciddi bir lanet silsilesi bu. Öte yandan, şehir meraklı ama dikkatli bir turist olarak ziyaret edildiğinde hiç de böyle bir etki bırakmıyor. Birkaç sene önce, iki oğlumuzla bir hayli yürümeli bir ziyarette kendimizi hiç de güvensiz hissetmedik. Bu da şehrin çelişkilerinden birisi.
  • Review
    İpucu: Sınıf
    (manifold.press, 2017) İnceoğlu, Arda
    Kuzeyin Atina’sı Edinburgh burası. Kuzey denizine kıyısı var ama yok, limanın olduğu bölge Leith çok yakın zamana kadar ayrı bir şehir. Tarih içinde, bir ticari limandan çok gemi yapımı işlevi var, Edinburgh hiçbir zaman bir endüstriyel merkez olmadığı için büyük bir limana da ihtiyacı yok. 20. yüzyılda gemi yapım endüstrisi bittiğinde, Leith de bir çöküntü bölgesine dönüşüyor. Yakın zamanda cruise limanı kurulana ve bunun sonucunda turizmin dönüştürücü kaba eli buraya değene kadar kibar Edinburghluların pek de uğramadığı bir yer. Şehre kuzeyin Atina’sı denmesi, çevreden algılanan, baskın bir tepe üzerine yerleşen şehrin Olimpos’a benzetilmesinden kaynaklanmıyor sadece. 18. yüzyıldaki İskoç aydınlanmasının merkezi Edinburgh. Modern dünyanın oluşmasına büyük katkı yapan filozof, yazar, bilim insanlarının oluşturduğu heyecanlı, enerjik, eşitlikçi ve elbette zamanına göre hayli demokratik bir ortam nedeniyle Atina benzetmesi yapılıyor. David Hume, Adam Smith, Robert Burns bizim taraflarda en tanınan isimler.
  • Review
    İpucu: İdeal
    (manifold.press, 2017) İnceoğlu, Arda
    Benzer yönleri olan iki küçük ölçekli şehir. İkisi de görünüşe göre verimli ovalarda yer alıyor. Sağdaki şehir sırtını tepelere dayamışken, soldaki büyük bir düzlüğün içerisinde. İki şehrin de öncelikle tarımla ilgilendiğini etraflarındaki tarlalardan tahmin etmek zor değil. Sağdaki şehirde gördüğümüz mavi lekeler de seralar olmasın? Bildiğimiz birçok şehre göre ortak farklılıkları ise, her iki şehrin de ilk bakışta hemen algılanan merkezi, bütünsel geometrik biçimlere sahip olmaları. Soldaki şehrin biçimlenişi ilk bakışta çok net görünüyor: Dokuzgen bir geometrik sistem var. Şehrin merkezinde yer alan altıgen meydandan altı tane yol radyal bir şekilde yayılıyor, bunları kesen, meydana paralel dört yol ile birlikte kentin yapı adalarını oluşturuyorlar. Geometrik düzen şehrin bittiği yerde bitmiyor, çiçek şeklindeki katmanlar şehir dışında da devam ediyor. Bütün yolların genişliklerinin, hatta binaların yüksekliklerinin aynı olduğu da anlaşılıyor. Bir anlamda, geometrik düzen sadece şehrin planı ile sınırlı değil. Üçüncü boyutta da şehrin biçimini belirleyen kurallar var ve bu kurallara sıkı sıkıya uyulmuş.