Mimarlık Bölümü Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1947

Browse

Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Article
    Düşeyi Olmayan Ev
    (Arredamento Mimarlık, 2021) Avcı, Ozan
    Ev, birçok mimarın kavramsal olarak üzerinde düşündüğü ve yapısal olarak denemeler yaptığı bir kavram. Felsefe ve psikolojide de ev kavramı insanın varoluşuyla, bu dünyada kendini konumlandırmasıyla, ikamet etmesiyle ve iç dünyasının dışavurumuyla ilişkilendiriliyor. Örneğin Martin Heidegger inşa etme, düşünme ve ikamet etme eylemlerinin birbirleriyle olan ilişkilerini sorgulayarak evin sınırlarını kavramsal çerçevede genişletiyor1 . Gaston Bachelard insan zihninin yapısıyla evi ilişkilendirerek mahzenden tavan arasına düşey bir kurguda evi şekillendiriyor2 . Benzer bir şekilde Carl Gustav Jung da kendi evini düşeyde gelişen bir kule olarak hayal ediyor3 . Bu noktada tamamen yatay bir kurguya sahip olan “Düzlemsel Ev” (Casa Plana) projesi bir evin kurgusunu, mekansal kalitelerini ve şiirselliğini tartışmak için farklı ve provoke edici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.
  • Article
    Munzur Dağları, İnekler ve Beton
    (Arredamento Mimarlık, 2022) Avcı, Ozan
    Maurice Merleau-Ponty “Düşünmek, denemektir, işlem yapmaktır, değiştirmektir” der1 . Arman Akdoğan’ın mimarlık ofisi IND [Inter.National. Design] de Kutluğ Ataman’ın Erzincan’daki Palanga’sında büyükbaş hayvanlar için tasarladıkları projede çokça deneme yapıyor. Malzemeden strüktüre birçok şeyi değiştirerek hem kendilerine tanınan özgürlük alanında deneysel bir yapı inşa etmeye hem de bu yere en uygun mimarlık düşüncesini geliştirmeye çalışıyorlar. Bu süreçte strüktürle ilgili Ahmet Topbaş’ın ofisi ATTEC ile birlikte çalışan ofis; üst yapı olarak betonarme katlı plak döşemelerden, betonarme kiriş ve kolonlardan meydana gelen yapının detaylarını birlikte geliştiriyorlar2 . Katlanmış bir beton plak görünümündeki Yarı Açık Sığır Besi Tesisi bu şekilde ortaya çıkıyor.
  • Book Part
    Müceddid” Osmanlı Sultanı III.Selim’in Siyasi Söyleminde “Kutsalların” Rolü
    (ANAMED Yayınları, 2019) Uğurlu, Ayşe Hilal; Uğurlu, Ayşe Hilal; Yalman, Suzan
    III.Selim, onsekizinci yüzyılın ikinci yarısının büyük kısmında devam eden (1768-74, 1787-92) Osmanlı - Rus savaşlarının maddî-mânevî yıprattığı imparatorlukta, merkezî otoritenin ve hükümdarlık imajının günden güne zayıfladığı bir dönemde tahta çıkar. Tahta çıktığında kendisine büyük ümitler atfedilen III.Selim’in saltanatı boyunca yaşanan pek çok askeri - siyasi başarısızlık, hem oluşturulmaya çalışılan kapsamlı ve yeni düzenin, hem de bizzat padişahın meşruiyetlerini sorgulanır hale getirir. Vahhabi-Saudi devletinin devam eden genişlemesi, özellikle hac yolunu engellemeleri ve 1803 yılında Mekke’yi işgal etmeleri gibi Arap yarımadasında artan karışıklıklar da Selim’in islamın savunucusu ve hadim ul-haremeyn ül-şerifeyn olarak imajını olumsuz yönde etkiler.Bu çalışma, daha çok askeriye, iktisat, ticaret, siyaset, diplomasi gibi pek çok alanda düzenlemelere gitmiş bir reformist olarak ele alınan III. Selim’in, İstanbul halkının gözünde dini liderlik imajının zayıflamasını engellemeye yönelik faaliyetlerini incelemeyi ve Eyüp Sultan Camiinin yeniden inşası özelinde bu çabaları bütüncül olarak anlamlandırmayı hedeflemektedir.
  • Article
    İstanbul’da Kentsel Artikülasyonun İnşaya Yardımcı İkincil Yapılar Üzerinden Okunması
    (2019) Eren, Başak; Kalender, Hande; Aggündüz, Atıl
    Günümüzde sermayenin baskın düzeni ve hızlı üretim-tüketim dinamikleri, kentlerin sürekli yıkılıp yeniden inşa edilmesine yol açar. Yıkım-yapım eylemlerinin sürekli tekrarı ile kentler dev inşaat sahalarına döner ve hiç bitmeyen inşaatlar kentin görünür birer parçası haline gelir. Kentsel politikaların bir aracı olan kentsel dönüşümlerle, küresel bir kent olan İstanbul’da sürekli yıkılıp yeniden yapılarak hızlı bir değişimin içindedir. Yıkım-yapım eylemlerinin sürekli karşılaşılan bir döngü haline gelmesi; yıkılan ‘başlangıç’ ve yapılan ‘sonuç’ tan öte, geçirdiği değişim sonrasında oluşan imgeler üzerinden kenti okunur hale getirir. İstanbul’daki hızlı değişimin izleri, yıkım-yapım süreçlerinde aktif rol oynayan, kentsel dokuya ve yapıya eklenerek süreçlerin kuvvetli fiziksel temsillerini oluşturan, eylem bittikten sonra sökülen “inşaya yardımcı ikincil yapılar” üzerinden sürülebilir. Bu geçici yapıların kentin sonsuz artikülasyon halinin okunmasını sağlayan izler olduğu ve süreci şekillendirdiği düşünülmektedir. Araştırmanın amacı; inşaya yardımcı ikincil yapılar üzerinden, İstanbul’da kentsel artikülasyonun izlerini sürmektir. Genellikle mimari literatür tarafından göz ardı edilen inşaya yardımcı ikincil yapılar, sürekli değişen ve dönüşen kentlerin imgesi haline geldiği için önemlidir. Geçici olmalarına rağmen yıkım ve yapım sürecinde eklendikleri yapıların formları, yapım süreçleri ve kentsel belleğinin değişimi hakkında bilgi verirler. Bu nedenle, ikincil yapıların tasarımın bilgi alanı içerisinde tartışılması ve buna göre yeni perspektifler geliştirilmesi önemlidir. Araştırmaya, belli bir zaman aralığında İstanbul’da gerçekleşen yıkım-yapım faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgeleri çıkaran haritalama çalışmasıyla başlanmıştır . Haritalama sonrasında belirlenen rotalardaki yıkım-yapım eylemlerinin zamansal değişimini ve ikincil yapıların bu değişimdeki etkisini gösteren sokak silüetleri oluşturulmuştur. Ayrıca bu rotalarda yer alan ikincil yapılar değişen fonksiyon ve ilişki çeşitlerine göre farklı kategoriler altında toplanmıştır. Fonksiyonları üzerinden kategorize edilen ikincil yapılar doğal olarak arkalarındaki yapı ve bulundukları konumda, etkileşime geçtikleri dinamiklerle anlam kazanırlar. Bulundukları yerin özelliklerini yansıtan kritik örneklerle yapılan maddesel ve zamansal araştırmalar üzerine, yıkım yapım sürecindeki kentsel bellek ve mekân incelemesi yapılmıştır. Daha sonra bu incelemeler, çok katmanlı ve eylem sürecini içeren diyagramlar haline getirilmiştir. Araştırmanın sonuç bölümünde, alan çalışması ile belirlenen yapıların yapımından yıkımına kadar -özellikle son 10 yıllık sürecine ait- sosyo-politik, ekonomik ve fiziksel değişimlerinin bulunduğu diyagramlar çakıştırılıp, üst üste binen durumlar tartışılmıştır. Bu araştırma ile özellikle inşaya yardımcı olan ikincil yapıların; yıkım yapımın baskın ve şekillendirici güç olduğu metropollerde, kentsel artikülasyonun neden olduğu fiziksel ve zihinsel dönüşümleri okumada kuvvetli ve güncel bir rehber olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.