Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1939

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 43
  • Book Part
    Citation - Scopus: 5
    Turkey's EU Membership Process in the Aftermath of the Gezi Protests
    (Taylor and Francis, 2025) Saatçioǧlu, B.
  • Conference Object
    Birey Düzeyi Çerçevesinden Dış Politikayı Yorumlamak: Türk Dış Politikası’nda Turgut Özal Faktörü
    (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 2023) Güleç Aras, Cansu
    Bu çalışmanın amacı Dış Politika Analizinde birey düzeyi çerçevesinden, Türk siyasi hayatının önemli figürlerinden Turgut Özal’ın dış politika anlayışının Türk Dış Politikasına olan etkisini ortaya koymaktır. Dış Politika Analizinde liderlere ve karar vericilere odaklanan birey düzeyi, liderlerin dünyayı algılama şekilleri, liderlik özellikleri, kişiliği, inançları, dürtüleri, kişisel değerleri gibi faktörleri ön plana çıkartmaktadır. Dış politikanın bireyler tarafından şekillendirildiğini varsayan birey düzeyindeki analizlere göre, dış politika kararları bireylerin ve liderlerin tercihleridir. Diğer tarafından, liderler dış politika kararlarını tek başlarına vermemekte, bürokratik kurumlar, danışmanlar gibi diğer karar vericiler ile etkileşim halinde bulunarak almaktadır. Bu durumda birey düzeyinde karar vericilerin ortaklaşa dünyayı algılamaları, sorunları tanımlamaları ve seçenekleri değerlendirmeleri gibi etkileşimleri de göz önünde bulundurulmaktadır.
  • Conference Object
    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Bölgesel Çatışmalarda Ürettiği Söylemler: Güney Osetya Savaşı (2008) ve Gazze Savaşı’nın (2008) Karşılaştırmalı Bir Analizi
    (Siyasi İlimler Türk Derneği, 2023) Güleç, Cansu
    Bu çalışmanın amacı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) dönemi dış politikasının söylemler üzerinden nasıl inşa edildiğini temel alan kavramsal çerçeveden hareketle, AKP yönetici elitinin Türk dış politikasında ortak tarihi ve kültürel referanslar üzerinden ürettikleri “düzen kurucu” ve “sorun çözücü” söylemin 2008 yılındaki “Rusya-Gürcistan Savaşı” ile 2008’de “İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği Dökme Kurşun Operasyonu” örnek olayları çerçevesinde nasıl kurulduğunu ortaya koymaktır. Araştırma konusu olarak belirtilen iki ayrı bölgesel çatışmanın seçilmesinin nedeni, aynı dönemlerde birkaç ay arayla ancak birbirlerinden farklı bölgesel coğrafyalarda yaşanan krizlere karşı Türkiye’nin söz konusu söylemlerinin işlerliğinin nasıl yansıtıldığını anlamaya çalışmaktır. Çalışmanın teorik çerçevesini sosyal olgu olarak tanımladıkları dış politikayı dilsel analizler üzerinden inceleyip anlayan Post-Yapısalcılık oluşturmaktadır.3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin izlediği dış politika ile ilgili olarak akademik yazında gerek içerik gerek yöntemsel açıdan farklı perspektiflerle pek çok çalışma yapılmıştır. 2000’lerle birlikte Türkiye, özellikle Davutoğlu terminolojisiyle ifadesini bulan, kendisini “farklı bölgesel kimliklerin ortasında bir ‘merkez ülke’ olarak, güvenlik kaygılarının ötesine geçen, gelişmelere tepki vermekle yetinmeyen, aksine onları yönlendiren aktif bir dış politika izlemesi gereken bir aktör” olarak konumlandırmıştır. 2007 yılından itibaren, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin ilerlemesi yolunda yaşanan sıkıntılarla beraber, dış politikada Türkiye’nin Ortadoğu’ya daha fazla ağırlık vermesiyle “eksen kayması” kavramı doğrultusunda şekillenen pek çok tartışma ortaya konulmuştur.
  • Conference Object
    Askeri Güç Kullanımında Kamu Diplomasisinin Yeri: Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı Üzerine Bir Değerlendirme
    (Siyasi İlimler Türk Derneği, 2022) Güleç, Cansu
    Türkiye’nin 2016 senesinden itibaren Suriye’ye yapmış olduğu sınır ötesi askeri operasyonları her zaman hassas bir diplomatik gündem yaratmıştır. Barış Pınarı Harekatı öncesinde Türk politika yapıcıları hem ABD hem de Rusya ile yakın temas içinde bulunmuşlardır. Ancak Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı’na yönelik uluslararası tepkinin boyutu ve kapsamı önceki harekatlara göre çok daha büyük olmuştur. Türkiye siyasi, hukuki ve ahlaki açılardan kendisini haklı gördüğü bir askeri operasyonda sahip olduğu ciddi güvenlik kaygılarını uluslararası topluma etkin bir şekilde sunmakta sıkıntılar yaşamış; Barış Pınarı Harekatı, uluslararası ortamda Türkiye’ye yönelik eleştiriler arttığı bir dönemi teşkil etmiştir. Bu Nedenle askeri güç kullanımına dayanan uygulamalarda benzer zorlukların yaşanmaması için Ankara’nın kamu diplomasisi ve sosyal etki çerçevesinde neler yapabileceğini ortaya koymak gerekmektedir. Bir sert güç unsuru olarak askeri operasyonların uygulandığı durumlarda, Türkiye’nin sadece hükümetlere değil sivil toplum gibi devlet dışı aktörlere ulaşmaya daha fazla odaklanıp, uluslararası kurumlar ile de ilişkiler geliştirerek kamu diplomasisi yaklaşımını daha etkin bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir. Kamu diplomasisinin en genel çerçevede birincil niteliği, sert güç unsurlarının ve askeri harekatın zorlayıcı karakterlerinin aksine yumuşak güce dayanmasıdır. Bu bağlamda bir devlet kendi çıkarlarını zorlamanın aksine cazibe yoluyla korumaya çalışmakta ve kendi kültürünün, siyasi ideallerinin ve politikalarının çekiciliğini, başkalarının bu ideallere hayran olmasını sağlamak için kullanmaktadır. Bu gibi durumlarda kamu diplomasisinin amacı, uzun vadeli ilişkiler ve karşılıklı anlayış oluşturmaktır. Ancak askeri gücün kullanıldığı çatışma gibi koşullarda uzun vadeli ilişkiler kurmanın ötesinde kısa zaman içinde etki yaratmak önem teşkil etmektedir. Bu bağlamda, devletlerin yanında diğer ulusların vatandaşlarını bilgilendirerek ve etkileyerek ulusal çıkarların desteklenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, askeri güç kullanımında kamu diplomasisinin uygulamalarını Anthony Pratkanis’in ortaya koyduğu Sosyal Etki Analizi (Social Influence Analysis) yaklaşımı çerçevesinde değerlendirmektir. Bu yaklaşım, uluslararası çatışmalarda bilginin ve etkinin kamu diplomasisi çerçevesinde nasıl kullanıldığına dair bir analiz ortaya koymaktadır.
  • Conference Object
    Turkish Discourse on Arab Upheavals in International Environment: Post-Structural Analysis of Un General Assembly Speeches (2011-2018)
    (İstnabul Şehir University, Center Fore Modern Turkish Studies, 2019) Güleç, Cansu
    With the outbreak of the grassroots movements in December 2010, the conjuncture of the Middle Eastbegan to undergo a major transformation. The first demonstrations took place in Central Tunisia, andafter a while, a series of anti-government protests, uprisings, and armed rebellions spread across thewhole region. With this process, defined as “Arab Spring”, any country affected by the rebellion wavehas experienced different political developments and started to follow different routes. Turkey, as aregional country, has not only monitor developments, but instead followed a very active foreign policytowards the transformations occurred. The aim of this paper is to understand and situate Turkishdiscourse about Arab upheavals in the international environment, specifically in UN General Assembly.Through asking “how” questions, the construction and hierarchical positioning of different actors inthe process will seek to be analyzed. The concepts of “presupposition”, “predication” and “subjectpositioning”, which were borrowed from Roxanne Lynn Doty, will be used as analytical categories toprovide a textual framework. The representational practices through which meaning are generated isimportant in this study. Accordingly, the discursive identities produced by Turkish elites with theirspeech acts will be examined throughout the time in order to understand the attachments to varioussocial objects and subjects in the region. Thus, both continuity and change within the Turkish discoursewould be put forward.
  • Book Part
    Türkiye-ermenistan İlişkilerinin Futbol Diplomasisi Bağlamında Değerlendirilmesi
    (Nobel Yayınevi, 2022) Cansu, Güleç
    Uluslararası ilişkilerde; siyaset ve sporun bir arada bulunması ve bir-birini etkilemesi hususunda pek çok örnek mevcuttur. 1971 yılında, Pekin hükûmetinin Amerikan masa tenisi takımını Çin’e davet etmesiyle başlayan ve tarihe “masa tenisi diplomasisi” olarak geçen süreç, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard Nixon’ın Çin’e karşı uygulanan ticari ambargoları kaldırması ve Amerika’ya gelmek isteyen Çin vatandaşlarına vize verilebileceğini bildirmesiyle sonuçlanmıştır. 2004 senesinde Hindistan ve Pakistan arasında yıllardır süregelen siyasi gerginliğin, “kriket diplomasisi” olarak adlandırılan süreçle aralarındaki düşmanlığı sona erdirmek için karşılıklı olarak, güven artırıcı önlemleri güçlendirme kararı almaları da sporun bir yumuşak güç unsuru olarak kullanılmasına başka bir örnek teşkil etmiştir. Diğer yandan spor ve siyasetin birbirlerini etkiledikleri süreçlerin olumlu oldukları kadar başarısızlıkla sonuçlanan durumları da bulunmaktadır. Bu çalışma, genel anlamda kamu diplomasisi bakışından “spor diplomasisinin”, daha spesifik olarak “futbol diplomasisinin” Türkiye-Ermenistan ilişkileri çerçevesinde analizine odaklanmaktadır. Bu bağlamda, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için futbolun bir araç olarak kullanılmasında hangi koşulların belirleyici olduğu ve futbol diplomasisinin iki ülke arasındaki iliş-kilere olumlu etki yapması için hangi koşulların mevcut olması gerektiği soruları ön plana çıkmaktadır. Çalışmada; ilk olarak, sporun diplomasi için el-verişli bir araç olarak kullanılmasının önemini analiz eden kavramsal çerçeve ortaya konulduktan sonra, Türkiye-Ermenistan ikili ilişkilerine etki eden dönemin siyasi ve sosyal ortamı analiz edilecektir. Sonuç olarak, bu çalışma, uluslararası ilişkilerde iki devlet arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesinde bir araç olarak futbol diplomasisinin ortaya koymuş olduğu fırsatlar ve uygulamadaki sınırlar bağlamındaki potansiyelinin bir analizi olacaktır.
  • Book Part
    Sustainability of Engineered Rivers in Arid Lands
    (Cambridge University Press, 2021) Kibaroğlu, Ayşegül
    The water question emerged on the international agenda in the Euphrates–Tigris (ET) basin when the three riparian nations, namely Iraq, Syria, and Turkey, initiated major water and land resources development projects in the late 1960s. The political linkages established between transboundary water issues and nonriparian security issues also exacerbated the disagreements over water sharing and allocation. In 1987 and 1990, two bilateral Euphrates water sharing protocols were negotiated. They are acknowledged by all riparian states as being interim agreements. However, these bilateral accords failed to include basic components of sustainable water resources management, namely water quality management, environmental protection, and stakeholder engagement. In the early 1980s, the Euphrates–Tigris basin countries created an institutional framework, namely the Joint Technical Committee. However, they did not empower the committee with a clear and jointly agreed mandate. Instead, the riparian countries continued unilateral and uncoordinated water and land development ventures. Impacts of climate change add to the already complex list of management shortcomings. The basin is one of the most affected regions. The findings of science project significant decreases in the Tigris and Euphrates flows. Examining the water–food–energy nexus in the ET basin is important because there are serious pressures on the river system due to population growth, agricultural practices, hydropower development, and ecosystem mismanagement. We recommend that transboundary institutions should apply the nexus approach, which helps to identify key development drivers as well as to unpack and clarify the development challenges and necessary tradeoffs in the basin. Sustainability of water resources requires stability, cooperation, and peace. The sub-state level conflicts and illegal control of water resources and water infrastructure in the basin deprive people of access to sufficient clean water, energy, and food resources in Syria and Iraq. The prerequisites for establishing or restoring sustainability in a river basin include stability as well as establishing participatory, transparent, inclusive, and accountable governance structures.
  • Book Part
    Conclusion: What We Found and What We Recommend
    (Cambridge University Press, 2021) Kibaroğlu, Ayşegül; Schmandt, Jurgen; Ward, George H.
    This interdisciplinary volume examines how nine arid or semi-arid river basins with thriving irrigated agriculture are doing now and how they may change between now and mid-century. The rivers studied are the Colorado, Euphrates-Tigris, Jucar, Limarí, Murray-Darling, Nile, Rio Grande, São Francisco, and Yellow. Engineered dams and distribution networks brought large benefits to farmers and cities, but now the water systems face multiple challenges, above all climate change, reservoir siltation, and decreased water flows. Unchecked, they will see reduced food production and endanger the economic livelihood of basin populations.
  • Book Part
    Citation - Scopus: 1
    Better Basin Management With Stakeholder Participation
    (Cambridge University Press, 2021) Schmandt, Jurgen; Kibaroğlu, Ayşegül
    This interdisciplinary volume examines how nine arid or semi-arid river basins with thriving irrigated agriculture are doing now and how they may change between now and mid-century. The rivers studied are the Colorado, Euphrates-Tigris, Jucar, Limarí, Murray-Darling, Nile, Rio Grande, São Francisco, and Yellow. Engineered dams and distribution networks brought large benefits to farmers and cities, but now the water systems face multiple challenges, above all climate change, reservoir siltation, and decreased water flows. Unchecked, they will see reduced food production and endanger the economic livelihood of basin populations.
  • Book Part
    Su Diplomasisinin Başlıca İlke ve Kurumları: Türkiye Örneği
    (Seçkin Yayıncılık, 2021) Kibaroğlu, Ayşegül; Öztürk, Ayşe Deniz
    ...