Hukuk Fakültesi Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 31
  • Article
    Teminat Amaçlı Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmelerinin Geçerliliği Üzerine Düşünceler
    (GSÜHFD, 2023) Kapancı, Kadir Berk
    Bir tür ön sözleşme özelliği gösteren taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden, uygulamada teminat amacıyla da yararlanıldığı görülmektedir. Bu çerçevede genellikle bir tüketim ödüncü sözleşmesi çerçevesinde geri ödemesi borçlanılan bir miktar paranın teminatı olarak, ödünç veren ve ödünç alan (veya duruma göre ilgili taşınmazın maliki konumunda olan bir başka üçüncü kişi) arasında bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedilmekte, bu sözleşmede de satış vaadinde bulunanın taşınmazla ilgili satışı gerçekleştirme borcunun vadesi, bizzat ödünç konusunun (duruma göre faiziyle) ödünç verene iade edileceği tarihe isabet ettirilmektedir. Yine söz konusu teminat amaçlı satış vaadi sözleşmelerinde, taşınmazının satışını gerçekleştirmeyi vaad edenin (yani ödünç alanın), ilgili tarihe kadar belirli bir miktar parayı (dönme cezası) -geri- ödeyerek (bu tutar tam olarak tüketim ödüncü sözleşmesindeki ödünç konusuna ve varsa ona eklenecek anapara faizine karşılık gelmektedir) sözleşmeden dönebileceği de bir yan kayıt olarak öngörülmektedir. Anılan teminat amaçlı taşınmaz satış vaadi sözleşmelerin geçerlilikleri öğreti ve uygulamada ciddi biçimde tartışma konusu edilmiş, ilgili bağlamda farklı eksenlerde görüşler ileri sürülmüştür. İşbu çalışmamız, ilgili tartışmada alınması en isabetli olacak tavrın, gerekçeleriyle ortaya konulmasına odaklanmıştır
  • Article
    Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 17/b Maddesinin İkinci Fıkrasında Tapu Siciline Düşülebileceği Öngörülen Şerhin Hukuki Niteliği ve Meydana Getireceği Etkiler Üzerine Değerlendirmeler
    (MEF Üniversitesi, 2023) Kapancı, Kadir Berk
    5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28 Mart 2023 Tarihli ve 7445 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu özelinde de bazı değişiklikler ve yenilikler getirmektedir. İşte bunlardan bir tanesi, Ara buluculuk Kanunu'na yeni eklenen ve 1 Eylül 2023'te yürürlüğe girecek olan 17/B maddesidir. Toplamda beş fıkradan oluşan ilgili yeni madde ilk fıkrasında, taşınmazların devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni kurulmasına ilişkin uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olduğunu belirttikten sonra, ikinci fıkrasında da arabuluculuk sürecinde ilgili uyuşmazlıklar dahilinde tapu siciline bazı şartlarla düşülebilecek olan bir şerh kaydıyla ilgili özel düzenleme getirmiştir. İşbu çalışmamız, ilk planda şerhlere ilişkin genel bilgiler ışığında, ilgili düzenlemede (Arabuluculuk Kanunum. 17/B f. 2) sözü geçen şerhin hukuki niteliğinin, tapu siciline düşülme şartlarının, şerhin düşülmesi halinde nasıl bir etki (veya etkiler) meydana getireceğinin ve son olarak şerhin etkisini nasıl yitireceğinin ortaya koyulmasını hedef tutmaktadır. Bu açıklamaların akabinde ise, yeni düzenleme anılan şerh kaydının işlevselliğinin ve kullanım etkinliğinin artırılabilmesi için eleştirel bir bakış açısıyla inceleme masasına yatırılacak ve ilgili düzenlemede bu uğurda yapılabilecek bazı somut değişiklik önerilerinde bulunulacaktır.
  • Article
    Yapı Alacaklısı İpoteğinin Kurulması için Açılacak Dava Bağlamında Tapu Siciline Düşülecek Şerhin Hukuki Niteliği Üzerine Kısa Bir Değerlendirme
    (MEF Üniversitesi, 2022) Kapancı, Kadir Berk
    Türk Medeni Kanunu (“TMK”), belirlemiş olduğu bazı özel durumlarda, belirli şartlarla kanuni ipotek haklarından istifade edilmesine izin vermiştir. Bu hakların birkısmı, tescil edilmelerine dahi gerek olmadan doğrudan sicil dışında doğmakta, diğerbir kısmı ise ilk olasılığa göre bir adım geride, lehtarına sadece bir ipotek hakkının tescil edilmesini isteme yetkisini vermektedir. İşte TMK m. 893 f.1 b.3 ve 895 vd.’da öngörülen yapı alacaklısı ipoteği de, ikinci gruba giren bir ipotek hakkı yapısı gösterir. Bu hak, özel olarak yapı alacaklıları konumundaki edimlerini yerine getirmiş yüklenici ve zanaatkârların ücret alacaklarını garanti altına almaktadır. Hakkın kurulması için belirli şartların yerine gelmiş olması aranmakta, bu şartlar yerine gelmişse, TMK m.895 f.2’de öngörülen (yüklenilen işin tamamlanmasından itibaren başlamak üzere) 3aylık hak düşürücü süre içinde -ilgili taşınmazın malikinin bulunacağı tescil talebinde neticesinde- ipotek hakkının tapu sicil memuru tarafından düşülecek tescil kaydıyla kurulması temin edilmektedir. Olur da malik ilgili ipotek hakkının kurulmasına yönelikbir tescil talebinde bulunmazsa, yapı alacaklısı tarafından ona karşı bir ifa davası açılması kaçınılmaz olmakta, dava sonucunda elde edilecek karar da, tescilin yapılmasına esas teşkil edecek olan malikin tescil talebinin yerine geçmektedir. İşbu davada, bir şerh kaydının düşülmesi, kanuni ipotek hakkı lehtarının menfaatlerinin daha etkin biçimde korunması bakımından elzemdir. Söz konusu şerh kaydının hukuki niteliği ise tartışmalıdır. Ağırlıklı görüş, buradaki şerhin -meydana getireceği özel biretki nedeniyle- bir geçici tescil şerhi olduğu kanaatindedir. Oysa bu yaklaşımın ne denliyerinde bir yaklaşım oluşturduğu şüphelidir. İşbu çalışmamızın temel amacı, ağırlıklı görüşün ortaya koyduğu yaklaşım tarzına bir itiraz yükseltilerek ilgili şerhin hukuki niteliğinin içinde bulunulan hukuki kurgu da bir daha ele alınarak açıklığa kavuşturulmasıdır.
  • Book
    Alacağın Devri (tbk M. 183-194)
    (Vedat Kitapçılık, 2022) Kapancı, Kadir Berk
    Alacağın devrine ilişkin olarak hazırlanmış bu ayrıntılı şerh çalışmasında, Türk Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 183 ila 194. maddelerinden her biri, Türk-İsviçre öğretisi ışığında ayrı ayrı, derinlemesine ve anılan hükümler arasındaki bağlantılar da belirginleştirilerek şerh edilmiş, konuyla ilgili olarak Yargıtay ve İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında somutlaşan uygulamalara da çalışma içeriğinde özellikle yer verilmesine özen gösterilmiştir. Bunlardan başka yine çalışmada, içeriği bir nebze daha zenginleştirebilmek ve yapılan analizlere derinlik katabilmek adına, yer yer Alman, Avusturya, Fransız ve İtalyan Hukuklarındaki mevcut düzenlemelerle; bir kanun tasarısı olarak halihazırda güncelliğini kaybetmiş olsa da hâlâ daha önemli bir öğreti kaynağı olarak değerlendirilebilecek İsviçre Borçlar Kanunu 2020 (OR/CO 2020) Tasarısı’yla; PICC (2016), PECL, DCFR gibi hukukuyumlaştırması metinlerinin öngördüğü kurallarla ve yine United Nations Convention on the Assignment of Receivables in International Trade (2001) ve Unidroit Convention onInternational Factoring (1988) gibi uluslararası antlaşma hükümleriyle de, inceleme konusu bazlı karşılaştırmalar yapılmıştır.
  • Conference Object
    The Impact of the Force Majeure on Contractual Obligatıons Special Report on the United Nations Convention on The Contracts for The International Sales of Goods (cisg)
    (International Academy of Comparative Law, 2022) Kapancı, Kadir Berk
    The effect of force majeure on contracts has possibly been the most debated subject of the law of contracts in the past two years. In this report, the effect of force majeure on the contracts for the international sale of goods will be analyzed withi n the context of the United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods (CISG). Even though the CISG does not directly refer the concept offorce majeure, the issue is dealt with under the highly controversial article 79 of the CISG. In this report, the conditions and consequences of exemption from liability under the article 79 will be examined.
  • Article
    De L’execution En Nature En Droit Prive Turc
    (2022) Kapancı, Kadir Berk; Başoğlu, Başak
    Normalement une obligation tend à l’exécution. A cet égard, l’exécution est l’accomplissement de la prestation due au créancier. Quant à l’exécution en nature, elle signifie la requête du créancier sur la même matière envers le débiteur. Pour le droit turc, qui fait partie du monde de droit civil (civil law), elle constitue, si on l’explique avec une allégorie qui y va bien, «l’épine dorsale» de l’obligation, composant non un remède mais une extension naturelle de l’obligation, c’est à dire, elle est en principe tout à fait réclamable. En fait, c’est un recours accordé au demandeur en cas de d’inexécution du contrat par le débiteur, et par lequel celui-ci peut être condamné à exécuter son engagement dans les termes précis où il l’avait contracté. Mais comment le créancier va le demander en droit si le débiteur persiste à ne pas prendre une action pour le réaliser ? La réponse est bien nette: On le lui «rappelle gentiment» avec les procédures de l’exécution forcée. Ces moyens sont tous prévus pour faire pression sur le débiteur et le déterminer à exécuter ce qu’il doit envers le créancier. Notre travail ciprès vise à expliquer les règles principales en droit turc, qui est lui-même inspiré de droit suisse, sur l’exécution forcée en nature pour tous les différents types d’obligation.
  • Book
    Alacağın devri (TBK M. 183-194) -Şerh-
    (Vedat Kitapçılık, 2022) Kapancı, Kadir Berk
    Alacağın devrine ilişkin olarak hazırlanmış bu ayrıntılı şerh çalışmasında, Türk Borçlar Kanunu’nun konuyla ilgili 183 ile 194. Maddelerinden her biri Türk-İsviçre öğretisi ışığında ayrı, derinlemesine ve anılan hükümler arasındaki bağlantılar da belirginleştirilerek şerh edilmiş, konuyla ilgili olarak yargıtay ve İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında somutlaşan uygulamalara da çalışma içeriğinde özellikle yer verilmesine özen gösterilmiştir. Bunlardan başka yine çalışmada, içeriği bir nebze daha zenginleştirebilmek ve yapılan analizlere derinlik katabilmek adına, yer Alman, Avusturya ve Fransız ve İtalyan Hukuklarındaki mevcut düzenlemelerle; bir kanun tasarısı olarak halihazırda güncelliğini kaybetmiş olsa da hala daha önemli bir öğreti kaynağı olarak değerlendirilebilecek İsviçre Borçlar Kanunu 2020 (OR/CO 2020) Tasarısı’yla; PICC (2016), PECL, DCFR gibi hukuk uyumlaştırması metinlerinin öngördüğü kurallarla ve yine United Nations Convention on the Assignment of Receivables in İnternational Trade (2001) ve Unidroit Convention on International Factoring (1988) gibi uluslararası antlaşma hükümleriyle de, inceleme konusu bazlı karşılaştırmalar yapılmıştır.
  • Book Part
    The rights of the child in Turkey
    (Springer, 2022) Başoğlu, Başak; Kapancı, Kadir Berk
    Children are the core element and the future of a society. However, they are also relatively weak and thus need to be specially protected. Turkish private law, in line with the United Nations Convention on the Rights of the Child, provides a variety of rights to children. The basic rights of the children are regulated under the Turkish Civil Code of 2002. Furthermore, the Turkish Labor Code of 2003, Turkish Penal Code of 2005, Turkish Criminal Procedural Code of 2005, Child Protection Code of 2005 and the Law on the Protection of the Family and the Prevention of Violence Against Women of 2013 also provide special rights and protective measures for children. Accordingly, this paper aims to present an overview of children’s basic rights and the protection mechanisms for children under Turkish Civil Code.
  • Presentation
    Kripto varlıklar ve miras hukuku
    (İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu Blokzincir ve Kripto Varlıklar Çalışma Grubu, 2022) Kapancı, Kadir Berk
    Yatırım değeri olarak ilgi çekici özellikler gösteren ve gitgide hukuki düzenlemelerin merceği altında ele alınmaya başlanan kripto varlıklar, söz konusu olan miras hukuku olduğunda, ciddi belirsizlikleri beraberlerinde getirmektedirler. Konuyla ilgili olarak, miras hukuku özelinde şu ana kadar oluşturulmuş herhangi özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla konunun ele alınmasında ister istemez var olan Türk Medeni Kanunu’nun miras hukukuna ilişkin genel düzenlemeleri üzerinden hareket edilmek gerekecektir. Kripto varlık değerlerinin (ve söz konusu olabilecek farklı alt türlerinin), hukuki niteliklerinin tespiti, miras hukuku bağlamında yapılacak bir değerlendirmede ilk adımı oluşturmaktadır. Bu şekilde en başta ilgili değerlerin miras yoluyla geçişe elverişli özellikler gösterip göstermedikleri tespit edilebilecektir. Diğer taraftan, blokzincir alt yapısı üzerinde kurgulanan kripto varlıkların muhafaza edilme tarzı da miras yoluyla geçişte dolaylı olarak önem arz etmektedir. Kripto varlıklar, farklı cüzdan yapıları (yazılım, web, donanım ve kâğıt cüzdanlar) dahilinde saklanabilecekleri gibi, borsa hesapları (ulusal veya uluslararası, merkezi veya merkezi olmayan) üzerinde de tutulabilirler, ya da duruma göre kişiler bu değerlere endeksli başka (türev) değerlere de sahip olabilirler. Anılan olasılıklardan her biri, miras yoluyla geçişte farklı fiili sorunları beraberinde getirebilir. İşbu çalışmamız, bir tarafta kripto varlık değerlerinin miras yoluyla geçişe elverişli özellikler gösterip göstermediğini tespit etmeyi, diğer tarafta da bunların muhafaza edilme tarzlarına göre gündeme gelebilecek farklı fiili sorunları ortaya çıkarmayı ve yine ilgili sorunların giderilebilmesine yönelik ilişkin çeşitli çözüm önerilerinde bulunmayı hedef tutmaktadır.
  • Article
    İsviçre Federal Mahkemesi’nin 11 Şubat 2015 Tarihli ve 4a_496/2014 Sayılı Kararı Üzerine Düşünceler: Doğrudan Temsil Mi, Dolaylı Temsil Mi?
    (Galatasaray Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, 2021) Kapancı, Kadir Berk
    İsviçre Federal Mahkemesi’nin 11 Şubat 2015 tarihli ve 4A_496/2014 sayılı kararı, belirli bir somut olayın koşulları çerçevesinde doğrudan temsil ve dolaylı temsil kavramları üzerine yoğunlaşmaktadır. Federal Mahkeme’nin bu karar vesilesiyle ele aldığı hususlar, uygulamada kolaylıkla birbirine karıştırılabilecek, buna karşılık da birbirinden ciddi şekilde ayrılan sonuçları olan bu iki kurumun ilişkilerinin ve farklılıklarının bir kez daha netlikle ortaya koyulmasında önem taşımaktadır. Öyle ki, bir yanda, doğrudan temsille işlem yapıldığında, yapılan işlemin hüküm ve sonuçları -temsilci bu ilişkiye bir an için olsun taraf olmaksızın- doğrudan doğruya temsil olunan üzerinde doğarken; diğer yanda, dolaylı temsilde durum oldukça farklıdır, bu kez işlem tarafı dolaylı temsilci olur, sonrasında ise onun ilgili işlem çerçevesinde elde ettiklerini dolaylı temsil olunana (aralarındaki iç ilişki çerçevesinde) ikinci bir turda yapacağı ayrı işlemlerle aktarması gerekir. İşbu çalışmamızın amacı, ilgili karar ışığında doğrudan temsil ve dolaylı temsil kavramlarının birbirlerinden ayırt edilmesinde temel olarak dikkat edilecek hususların irdelenmesi ve yine bu kavramların (tüzel kişi) organ(ı) kavramından farklarının tespit edilmesidir.