Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
82 results
Search Results
Article Effect of Belief in Free Will on the Intensity of Third-Party Punishment(Istanbul University Press, 2025) Çakar, Tuna; Akyürek, Güçlü; Erözden, Ozan; Özen, Zeynep; Şahin, Türkay; Keskin, İrem Nur; Ünlü, MeryemThe institutionalized criminal justice mechanisms are built on two psychological and social traits: third-party punishment (TPP) and belief in free will (BFW). TPP is the administration of a sanction to a transgressor by an individual not affected by the transgression. BFW posits that humans are in control of their actions. Previous studies have indicated that BFW influences TPP. The aim of this study is to investigate whether the level of BFW has an impact on the magnitude of punishment in TPP tasks. Furthermore, it questions whether the degree of affective arousal of the punisher creates an additional effect on the magnitude of the punishment. Our basic hypothesis is that the BFW and punishment magnitude are positively correlated. We also hypothesize that the expected positive correlation between BFW and punishment magnitude will be more manifest in low-affect scenarios than in high-affect ones. Participants (N = 726) were given 49 hypothetical crime scenarios categorized as low- and high-affect cases. Upon reading each scenario, the participants were tasked to attribute a penalty between the two given options. Our results showed that the level of BFW was positively correlated with the degree of punishment administered in the hypothetical crime scenarios and that the average punishment magnitude for participants with a low level of BFW increased in the high-affect crime scenarios. We assume that our results would shed light on the underlying causes of public reactions to criminal sentencing policies, thus helping lawmakers in enacting better regulations in this respect. 2025. Çakar, T., Akyürek, G., Erözden, O., Şahin, T., Keskin, İ. N., Ünlü, M., Özen, D. H. & Özen, Z.Book Part Türk-İsviçre Hukuklarında Alacağın Devri İşleminin Alacağın Dava Yoluyla Elde Edilmesi Bakımından Kararlaştırılmış Tahkim ve Yetki Anlaşmalarına Etkisi Üzerine Kısa Bir Değerlendirme(On İki Levha Yayınları, 2025) Kapancı, Kadir BerkDar anlamdaki borç ilişkisinin alacaklı tarafının değişimine sebep olan alacağın devri hukuki işleminin, devredilen alacak bakımından kararlaştırılan tahkim ve yetki anlaşmalarına nasıl bir etkisinin olacağının tespiti önem taşır. Bu tespit, alacağın devri gerçekleştikten sonra, devralan alacaklı tarafından alacağın dava yoluyla talep edilmesinde nasıl bir yolun takip edilmesi gerektiğini ortaya koyar. Aynı şekilde borçlunun da yeni durumda devralan alacaklı karşısında bu anlaşmalara dayanabilip dayanamayacağı (örnek olarak alacağın mevcut olmadığına ilişkin bir menfi tespit davası açabilip açamayacağı) veya yine ilgili anlaşmalar dahilinde kendisine başvurulduğunda bu duruma karşı çıkabilip çıkamayacağı açıklığa kavuşturulması gereken bir husustur. İşbu çalışmamız spesifik olarak bu hususların açıklığa kavuşturulmasını hedef tutmaktadır.Article Zilyetliğin Hazır Olmayanlar Arasında Teslim Yoluyla Devrini Düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 978. Maddesi Üzerine Düşünceler(Jurix, 2025) Kapancı, Kadir BerkTürk Medeni Kanunu'nun 978. maddesi (ve yine ilgili hükmün mehazını (kaynağını) oluşturan ve içeriği bakımından aynı şekilde kaleme alınmış İsviçre Medeni Kanunu'nun 923. maddesi), eşya zilyetliğinin devralanın yokluğunda temsil yoluyla teslimi olasılığını öngörmektedir. Türk-İsviçre Eşya Hukuklarındaki yerleşik ağırlıklı düşünce, teslimin bir maddi fiil teşkil ettiği yönünde olduğu için, TMK m. 978 hükmünün, salt olarak hukuki işlemleri ilgilendiren ve ancak bu alanda söz konusu olabilecek temsil kurumundan aynı bağlamda bahis açması ilk planda şüphesiz yadırgatıcıdır. Bu hükmün esas olarak neyi kastettiği, temel işlevi ve yol verebileceği farklı uygulama olasılıklarının aydınlatılması, özellikle sözleşmeler hukuku bağlamında zilyetliğin devrinin zorunlu bir unsur olarak eklemleneceği sözleşmesel borçların (örnek olarak en başta satış, kira ve eser sözleşmelerindeki durumlar düşünülsün) ifa edilmeleri perspektifinden de nasıl bir etkinin meydana geleceği konusunda fayda taşıyacaktır. Çalışmamızın amacı, konuyla ilgili Türk-İsviçre öğreti kaynakları ışığında belirtilen farklı yönlerden ilgili hükmün detaylı olarak ele alınıp incelenmesidir. The Article 978 of the Turkish Civil Code - TCC (and the Article 923 of the Swiss Civil Code - SCC constituting the source of the relevant provision, which is also drafted with a similar content) stipulates the possibility of delivery of the possession of a property item through agency (representation) in the absence of the transferee. At first glance the wording of the Article 978 TCC might seem somewhat odd, since on one hand the settled opinion in TurkishSwiss Laws with regard to legal nature of delivery of possession is that it mainly constitutes a material (physical) act and on the other the agency as a legal institution can only play a role in the context of legal transactions. It will be then beneficial to clarify the meaning of this provision, to determine its basic function and to discover the different possibilities of application to which it may lead, and its possible effect in contract law from the perspective of the performance of contractual obligations which require the transfer of possession (the relative situations in sales, work and services and moreover lease contracts can be considered as examples). Accordingly, the aim of this paper is to conduct a thorough examination on this legal provision from the indicated perspectives, in the light of the TurkishSwiss legal literatures.Conference Object Kamu Görevlilerinin Hesap Verebilirliği Önündeki Yasal ve Fiili Engeller: Güncel Cezasızlık Rejimi(Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi, 2025) Dinçer, HülyaBu çalışma Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi ve Arjantin Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından 12-13 Aralık 2023'te düzenlenen Cezasızlık Sempozyumu'nda sunulmuş ve bildirinin tam metni Nisan 2025'te Sempozyumun Bildiriler Kitabında yayınlanmıştır. Bildirinin konusu, Türkiye'de kamu görevlilerinin hesap verebilirliği önünde mevcut olan yasal ve fiili engelleri ve sınırları incelemektir.Book Part Süreklileşen Olağanüstü Halde Hesap Verebilirlik Alanının Daralması ve “Kanuni” Sorumsuzluk Rejimi, “Olağanüstü Rejimlerde İnsan Haklarını Savunmak”, Kamu Hukukçuları Platformu X. Toplantısı Ulusal Sempozyum Tam Metin Bildiri Kitabı(Türkiye Barolar Birliği, 2024) Dinçer, HülyaBu çalışma, 2016’dan bu yana yürütme organının, iç güvenlik ve terörlemücadele politikaları ile OHAL uygulamaları üzerindeki yasal ve yargısal denetimietkisiz hale getirmeyi, bu yolla hesap verebilirlik alanını daraltmayıamaçlayan stratejik müdahalelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu incelemeışığında mevcut çalışmanın temel iddiası, Türkiye’de yürütme imtiyazını(executive prerogative) sorgulanamaz ve denetlenemez kılmayı amaçlayankanuni bir sorumsuzluk rejimi inşa edildiğidir. Çalışma Kamu Hukukçuları Paltformu'nun düzenlediği "Olağanüstü Zamanlarda İnsan Haklarını Savunmak" başlıklı ulusal sempozyumda sunulmuş ve sempozyum tam metin bildiri kitabında Temmuz 2024'te yayınlanmıştır.Article "Birlikte Taşınmaz İpoteği" ile "Birlikte Gemi İpoteği" Arasında Kisa Bir Karşılaştırma(Pîrî Reis Üniversitesi Deniz Hukuku Dergisi, 2024) Kapancı, Kadir BerkBirlikte taşınmaz Ipoteği ve birlikte gemi Ipoteği, ayrı ayrı hükümlerle Türk Medeni Kanunu ("TMK) ve Türk Ticaret Kanunu ("TTK") çatıları altında düzenlemeye kavuşturulmuştur. Her iki birlikte Ipotek yapısı da paylı ve toplu Ipotek olmak üzere ikili bir alt gruplandırmayla ele alınmaktadır. TMK m. 855'e bakıldığında, biriikte taşınmaz Ipoteğinin toplu Ipotek ayağında ciddi sınırlamaların yapıldığıve bu birlikte Ipotek yapısına Istisnal olarak yer verildlği görülürken, TTK m. 1021'in birlikte gemi Ipoteği bakımından böyle bir kısıtlamaya gitmediği görülmektedir. Diğer taraftan bu İkl yapının birbirlerine ciddi anlamda benzeyen yönleri de mevcut bulunmaktadır. İşbu çalışmamızın amacı, bu Iki kurum arasındaki benzerlik ve farklılıkların ortaya koyulmasıdır.Presentation Haber Verme Hakkının Kullanılması (YCGK 2019/12-582 E., 2024/34 K., 24.01.2024 T.)(İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2025) Çınar, Ali RızaArticle Vakıf kökenli taşınmaz mülkiyetinin (mahluliyet halinde) vakfına dönmesi (Vakıflar Kanunu m.17)(İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2023) Kurt, EkremTasarruf edenlerin veya maliklerin (Hazine dışında) mirasçı bırakmadan ölüm- leri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara dü şmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir (VK m. 17). Vakıf malvarlığının özel mülkiyete tabi eşyadan vakfedilmesi esastır. Ancak tarihi süreç içinde devlet malı olan miri araziden de çok sayıda taşınmazın icareteyn veya mukataa usulüyle vakfedildiğini görüyoruz. 1935’ten itibaren icareteyn ve mukataalı vakıf taşınmazları taviz bedeli yoluyla mutasarrıflarının mülkiyetine geçirilerek tasfiye edilmiştir. Her türlü vakıf ta şınmazı değil, yaln ızca icareteynli ve mukataalı usulle tasarruf edilen taşınmazlar vakfına dönebilecektir. An ılan usuller olağan kiradan farklı olup tasarruf hakkı sahibine mülkiyete yakın haklar bahşetmektedir. Kiracı bu hakkını üçün- cü kişilere devredebileceği gibi ölümü halinde mirasçılarına dahi intikal etmektedir. Gerçekte icareteynli ya da mukataalı olmak bir vakfın değil, vakfa ait her bir ta- şınmaz bakımından değerlendirilmek gerekir. Bir vakfın eş zamanlı olarak birden fazla usulle kiralanmış taşınmazları bulunabilir. Dolayısıyla mahluliyet durumunda tespitin her taşınmaz için ayrı yapılması gerekir.Other Polisin Zor ve Silah Kullanma Yetkisi(2025) Çınar, Ali RızaArticle Ceza Yargılama Hukukunda “Duruşma Aşamasının” Temel İlkeleri(Terazi Hukuk Dergisi, 2024) Çınar, Ali RızaCeza Yargılama Hukuku sürecinde ulaşılmak istenen amaç Medeni Yargılama Hukuku sürecinde olduğu gibi biçimsel gerçeklik değil, daha önce yaşanmış olaya bağlı somut gerçekliktir. Ceza yargılama sürecinin amaçladığı maddi /somut gerçek, hukuka uygun yöntemler ile yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlar ve bu kanıtların duruşmada tartışılması ile yargılama sürecinin bir bütün olarak değerlendirilmesi ile ortaya çıkarılacaktır. Bu nedenle de yargılamanın en önemli evresi ilk derece/olay mahkemesindekikovuşturma evresidir. Bu evrenin en önemli aşaması da yargılanan kişinin atılı suçu işleyip işlemediğinin, olayın gerçek olup olmadığının belirlendiği duruşma aşamasıdır. Bu aşamada uyulması zorunlu temel ilkeler vardır. Çünkü daha önce yaşanmış somut olay konusundaki kuşku, duruşmada; iddia, savunma ve yargılama makamlarınca bütün yönleriyle herkesin gözleri önünde sözlü olarak tartışılan ve beş duyuyla algılanan kanıtların ışığında hep birlikte yenilecek ve yalnızca duruşmaya getirtilip tartışılan kantların ışığında edinilen izlenimleregöre oluşan ve ulaşılan vicdani kanıya göre "yargı" (hüküm) kurulacaktır. Bundan dolayı, bu makalemizde Ceza Yargılama Hukuku’nun iki evresi olan soruşturma ve kovuşturma evresi hakkında genel bir bilgi verilip kovuşturma evresinin en yaşamsal aşaması olan duruşma aşamasından, öneminden ve bu aşamada uyulması zorunlu ilkelerden söz edilecektir. Ceza Yargılama Hukuku ile amaçlanan maddi gerçek ancak kovuşturma evresinin duruşma aşamasındaki zorunlu ilkelere uyulması ile ortaya çıkarılacak ve hukuka uygun hükümkurulacaktır.
