Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
35 results
Search Results
Book Part Türk-İsviçre Hukuklarında Alacağın Devri İşleminin Alacağın Dava Yoluyla Elde Edilmesi Bakımından Kararlaştırılmış Tahkim ve Yetki Anlaşmalarına Etkisi Üzerine Kısa Bir Değerlendirme(On İki Levha Yayınları, 2025) Kapancı, Kadir BerkDar anlamdaki borç ilişkisinin alacaklı tarafının değişimine sebep olan alacağın devri hukuki işleminin, devredilen alacak bakımından kararlaştırılan tahkim ve yetki anlaşmalarına nasıl bir etkisinin olacağının tespiti önem taşır. Bu tespit, alacağın devri gerçekleştikten sonra, devralan alacaklı tarafından alacağın dava yoluyla talep edilmesinde nasıl bir yolun takip edilmesi gerektiğini ortaya koyar. Aynı şekilde borçlunun da yeni durumda devralan alacaklı karşısında bu anlaşmalara dayanabilip dayanamayacağı (örnek olarak alacağın mevcut olmadığına ilişkin bir menfi tespit davası açabilip açamayacağı) veya yine ilgili anlaşmalar dahilinde kendisine başvurulduğunda bu duruma karşı çıkabilip çıkamayacağı açıklığa kavuşturulması gereken bir husustur. İşbu çalışmamız spesifik olarak bu hususların açıklığa kavuşturulmasını hedef tutmaktadır.Book Part UNIDROIT(Mohr Siebeck, 2025) Kapancı, Kadir BerkThis volume brings together leading scholars and practitioners to examine how diverse legal systems - both common law and civil law, national and international - approach the questions of control and ownership of digital assets. The comparative inquiry reveals not only doctrinal differences, but also shared concerns over legal certainty, market efficiency, and the adaptation of traditional legal categories to new technologies. The chapters traverse a wide range of jurisdictions. Contributions from Germany, France, Switzerland, and Australia illustrate how civil law systems grapple with the limitations of traditional doctrines of tangibility. The United States chapter analyzes the introduction of Article 12 to the Uniform Commercial Code, with its creation of »controllable electronic records«. The United Kingdom and Brazil chapters demonstrate how common law and hybrid systems have sought to adapt flexible doctrines to novel technical architectures. The Hong Kong and Singapore chapters show how Asian common law jurisdictions combine pragmatic judicial reasoning with increasingly granular regulatory oversight. The Mexico chapter highlights how pioneering statutory definitions-such as those in the 2018 Fintech Act-proved both innovative and unduly narrow, creating gaps in the classification of assets under private law. The Taiwan chapter examines the courts' characterization of virtual assets as »movable things,« while suggesting a shift toward a ledger-based model of public notice. Finally, the chapter on UNIDROIT's Digital Assets and Private Law Principles (DAPL) situates these national approaches within an emerging body of international soft law, where the concept of »control« serves as a functional analogue to possession. Taken together, these contributions illustrate convergence in recognizing that digital assets must be capable of being treated as objects of property rights, while also exposing divergence in the doctrinal and institutional means by which that recognition is achieved.Article Zilyetliğin Hazır Olmayanlar Arasında Teslim Yoluyla Devrini Düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 978. Maddesi Üzerine Düşünceler(Jurix, 2025) Kapancı, Kadir BerkTürk Medeni Kanunu'nun 978. maddesi (ve yine ilgili hükmün mehazını (kaynağını) oluşturan ve içeriği bakımından aynı şekilde kaleme alınmış İsviçre Medeni Kanunu'nun 923. maddesi), eşya zilyetliğinin devralanın yokluğunda temsil yoluyla teslimi olasılığını öngörmektedir. Türk-İsviçre Eşya Hukuklarındaki yerleşik ağırlıklı düşünce, teslimin bir maddi fiil teşkil ettiği yönünde olduğu için, TMK m. 978 hükmünün, salt olarak hukuki işlemleri ilgilendiren ve ancak bu alanda söz konusu olabilecek temsil kurumundan aynı bağlamda bahis açması ilk planda şüphesiz yadırgatıcıdır. Bu hükmün esas olarak neyi kastettiği, temel işlevi ve yol verebileceği farklı uygulama olasılıklarının aydınlatılması, özellikle sözleşmeler hukuku bağlamında zilyetliğin devrinin zorunlu bir unsur olarak eklemleneceği sözleşmesel borçların (örnek olarak en başta satış, kira ve eser sözleşmelerindeki durumlar düşünülsün) ifa edilmeleri perspektifinden de nasıl bir etkinin meydana geleceği konusunda fayda taşıyacaktır. Çalışmamızın amacı, konuyla ilgili Türk-İsviçre öğreti kaynakları ışığında belirtilen farklı yönlerden ilgili hükmün detaylı olarak ele alınıp incelenmesidir. The Article 978 of the Turkish Civil Code - TCC (and the Article 923 of the Swiss Civil Code - SCC constituting the source of the relevant provision, which is also drafted with a similar content) stipulates the possibility of delivery of the possession of a property item through agency (representation) in the absence of the transferee. At first glance the wording of the Article 978 TCC might seem somewhat odd, since on one hand the settled opinion in TurkishSwiss Laws with regard to legal nature of delivery of possession is that it mainly constitutes a material (physical) act and on the other the agency as a legal institution can only play a role in the context of legal transactions. It will be then beneficial to clarify the meaning of this provision, to determine its basic function and to discover the different possibilities of application to which it may lead, and its possible effect in contract law from the perspective of the performance of contractual obligations which require the transfer of possession (the relative situations in sales, work and services and moreover lease contracts can be considered as examples). Accordingly, the aim of this paper is to conduct a thorough examination on this legal provision from the indicated perspectives, in the light of the TurkishSwiss legal literatures.Article The Impact of Force Majeure on Contracts for the International Sale of Commercial Goods Under Art. 79 of the CISG(Istanbul Universtiy Press, 2025) Başoğlu, Başak; Kapancı, Kadir Berk; Kapancı, Kadir BerkThe United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods (CISG) aims to harmonise inter0 national trade law by providing unified rules for sales contracts across its 970member countries, as of April 2025. Despite its wide adoption, the CISG’s approach to non0performance and liability differs markedly from domestic legal systems, particularly those based on civil law traditions. The CISG provides that the debtor failing to perform their obligations must compensate for the loss, unless exempted under Article 79, which introduces the concept of “impediment beyond the debtor’s control” as a basis for exemption. For this exemption to apply, the impediment must be unforeseeable, unavoidable, and the direct cause of the failure to perform. However, these criteria make its application rare in practice, while its requirements have been satisfied in only a limited number of cases. This study examines Article 79 CISG in detail, exploring its stringent criteria and the challenges it presents in practice. Furthermore, the paper will assess Article 79’s effectiveness in addressing force majeure and hardship scenarios, despite the absence of explicit references to these concepts within the CISG text.Article "Birlikte Taşınmaz İpoteği" ile "Birlikte Gemi İpoteği" Arasında Kisa Bir Karşılaştırma(Pîrî Reis Üniversitesi Deniz Hukuku Dergisi, 2024) Kapancı, Kadir BerkBirlikte taşınmaz Ipoteği ve birlikte gemi Ipoteği, ayrı ayrı hükümlerle Türk Medeni Kanunu ("TMK) ve Türk Ticaret Kanunu ("TTK") çatıları altında düzenlemeye kavuşturulmuştur. Her iki birlikte Ipotek yapısı da paylı ve toplu Ipotek olmak üzere ikili bir alt gruplandırmayla ele alınmaktadır. TMK m. 855'e bakıldığında, biriikte taşınmaz Ipoteğinin toplu Ipotek ayağında ciddi sınırlamaların yapıldığıve bu birlikte Ipotek yapısına Istisnal olarak yer verildlği görülürken, TTK m. 1021'in birlikte gemi Ipoteği bakımından böyle bir kısıtlamaya gitmediği görülmektedir. Diğer taraftan bu İkl yapının birbirlerine ciddi anlamda benzeyen yönleri de mevcut bulunmaktadır. İşbu çalışmamızın amacı, bu Iki kurum arasındaki benzerlik ve farklılıkların ortaya koyulmasıdır.Article Yapı Alacaklısı İpoteğinin Kurulması için Açılacak Dava Bağlamında Tapu Siciline Düşülecek Şerhin Hukuki Niteliği Üzerine Kısa Bir Değerlendirme(MEF Üniversitesi, 2022) Kapancı, Kadir BerkTürk Medeni Kanunu (“TMK”), belirlemiş olduğu bazı özel durumlarda, belirli şartlarla kanuni ipotek haklarından istifade edilmesine izin vermiştir. Bu hakların birkısmı, tescil edilmelerine dahi gerek olmadan doğrudan sicil dışında doğmakta, diğerbir kısmı ise ilk olasılığa göre bir adım geride, lehtarına sadece bir ipotek hakkının tescil edilmesini isteme yetkisini vermektedir. İşte TMK m. 893 f.1 b.3 ve 895 vd.’da öngörülen yapı alacaklısı ipoteği de, ikinci gruba giren bir ipotek hakkı yapısı gösterir. Bu hak, özel olarak yapı alacaklıları konumundaki edimlerini yerine getirmiş yüklenici ve zanaatkârların ücret alacaklarını garanti altına almaktadır. Hakkın kurulması için belirli şartların yerine gelmiş olması aranmakta, bu şartlar yerine gelmişse, TMK m.895 f.2’de öngörülen (yüklenilen işin tamamlanmasından itibaren başlamak üzere) 3aylık hak düşürücü süre içinde -ilgili taşınmazın malikinin bulunacağı tescil talebinde neticesinde- ipotek hakkının tapu sicil memuru tarafından düşülecek tescil kaydıyla kurulması temin edilmektedir. Olur da malik ilgili ipotek hakkının kurulmasına yönelikbir tescil talebinde bulunmazsa, yapı alacaklısı tarafından ona karşı bir ifa davası açılması kaçınılmaz olmakta, dava sonucunda elde edilecek karar da, tescilin yapılmasına esas teşkil edecek olan malikin tescil talebinin yerine geçmektedir. İşbu davada, bir şerh kaydının düşülmesi, kanuni ipotek hakkı lehtarının menfaatlerinin daha etkin biçimde korunması bakımından elzemdir. Söz konusu şerh kaydının hukuki niteliği ise tartışmalıdır. Ağırlıklı görüş, buradaki şerhin -meydana getireceği özel biretki nedeniyle- bir geçici tescil şerhi olduğu kanaatindedir. Oysa bu yaklaşımın ne denliyerinde bir yaklaşım oluşturduğu şüphelidir. İşbu çalışmamızın temel amacı, ağırlıklı görüşün ortaya koyduğu yaklaşım tarzına bir itiraz yükseltilerek ilgili şerhin hukuki niteliğinin içinde bulunulan hukuki kurgu da bir daha ele alınarak açıklığa kavuşturulmasıdır.Book Alacağın Devri (tbk M. 183-194)(Vedat Kitapçılık, 2022) Kapancı, Kadir BerkAlacağın devrine ilişkin olarak hazırlanmış bu ayrıntılı şerh çalışmasında, Türk Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 183 ila 194. maddelerinden her biri, Türk-İsviçre öğretisi ışığında ayrı ayrı, derinlemesine ve anılan hükümler arasındaki bağlantılar da belirginleştirilerek şerh edilmiş, konuyla ilgili olarak Yargıtay ve İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında somutlaşan uygulamalara da çalışma içeriğinde özellikle yer verilmesine özen gösterilmiştir. Bunlardan başka yine çalışmada, içeriği bir nebze daha zenginleştirebilmek ve yapılan analizlere derinlik katabilmek adına, yer yer Alman, Avusturya, Fransız ve İtalyan Hukuklarındaki mevcut düzenlemelerle; bir kanun tasarısı olarak halihazırda güncelliğini kaybetmiş olsa da hâlâ daha önemli bir öğreti kaynağı olarak değerlendirilebilecek İsviçre Borçlar Kanunu 2020 (OR/CO 2020) Tasarısı’yla; PICC (2016), PECL, DCFR gibi hukukuyumlaştırması metinlerinin öngördüğü kurallarla ve yine United Nations Convention on the Assignment of Receivables in International Trade (2001) ve Unidroit Convention onInternational Factoring (1988) gibi uluslararası antlaşma hükümleriyle de, inceleme konusu bazlı karşılaştırmalar yapılmıştır.Conference Object Kripto Varlıklar Üzerinde Rehin Hakkı Kurulabilir Mi?(2022) Kapancı, Kadir BerkBlokzincir üzerinde var olan dijital unsurlar olarak görülebilecek kripto varlıklar farklı alt türlere ayrılmakta ve kimi zaman yüksek ekonomik değerleri haiz olabilmektedirler. Bu varlıkların hukuki bakış açısıyla nitelendirilmesi, onlarla yapılabilecek işlemler düşünüldüğünde önem arz eder. İlgili bağlamda kripto varlık denilince karşımıza tekil ve homojen bir yapı çıkmayacağından çeşitli ayrımlar yapılarak sonuçlara ulaşılmalıdır. Diğer taraftan rehin hakkı, eşya hukukundaki klasik ayni teminat haklarından biri olarak karşımıza çıkar. Belirli bir hak veya eşya üzerinde kurulan bu hak, belirli bir (asıl) alacağı teminat altına alır ve hak sahibine, bu (asıl) alacak karşılanmadığı vakit ilgili hak veya eşyayı paraya çevirerek teminat altına alınan alacağın karşılanması yetkisini bahşeder. İşbu çalışmamızın amacı, farklı kripto varlık türleri üzerinde rehin hakkı kurulabilmesinin mümkün olabilip olmadığı sorusunun cevabını bulmaya odaklanmaktadır.Conference Object The Impact of the Force Majeure on Contractual Obligatıons Special Report on the United Nations Convention on The Contracts for The International Sales of Goods (cisg)(International Academy of Comparative Law, 2022) Kapancı, Kadir BerkThe effect of force majeure on contracts has possibly been the most debated subject of the law of contracts in the past two years. In this report, the effect of force majeure on the contracts for the international sale of goods will be analyzed withi n the context of the United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods (CISG). Even though the CISG does not directly refer the concept offorce majeure, the issue is dealt with under the highly controversial article 79 of the CISG. In this report, the conditions and consequences of exemption from liability under the article 79 will be examined.Conference Object Can quantative analysis boost qualitiy? An empirical research for Turkish administered justice, health and education systems(..., 2022) Kapancı, Kadir BerkJustice, health and education systems are the most important pillars of the social state. As a social state, Turkey undertakes in its Constitution to provide state administered justice(art.9), health (art. 56) and education (art. 42). Undoubtedly, the accessibility, quality and reliability of these systems would also increase the trust in the state. However, the efficiency of these relevant services is highly debated in Turkey. The aim of this research is to examine whether performance-based evaluations are included in these relevant systems and also discuss possible suggestions for all three systems. The research consists of three sections:The first section aims to evaluate the performance-based quantitative assessment in the state administered justice system in Turkey. In this system, the performance-based quantitative assessment is used mainly for the purposes of promotion of the judges and the prosecutors. The second section aims to evaluate a possible system of performance-based quantitative assessment in the public health system in Turkey. The third section aims to evaluate a possible system of performance-based quantitative assessment in the education system in Turkey. Accordingly, this research aims to analyze whether it is possible to develop high tech performance-based quantitative assessment systems to boost quality in the justice, health and education services, further to evaluate the extent of the human supervision in order to ensure the compliance to legal rights of individuals in order to prevent possible unexpected and unwanted violations(especially in the field of personal data protection) without enabling any undue influence based on subjective values.
