Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
86 results
Search Results
Article Suça Sürüklenen Çocukların Ceza Sorumluluğu ve Yargılanmaları(2023) Çınar, Ali RızaChildren and rights of the child are among the important subjects of the present day. The child hasn’t been developed entirely in respect of biological, physiological, psychological and sociological aspects. Therefore, each child has specific requirements in order to become an adult. The society has to support development of children, adults of the future, for its own happiness, development and sustainability and has to protect them. It is incumbent upon modern society and the State to provide a legal regime to protect the rights of the child. It would be unjust to hold a child responsible and to try under criminal law in the context of the codes to which an adult is subject. Therefore, the codes and regulations in the responsibilities and the trial of the children within the framework of the criminal law according to the protection and the best interests of the children will be mentioned in our article. However, it is worth mentioning that both the state and society do not fully fulfil their obligations in these codes and in the application of these codes. So that these deficiencies would be eliminated and the children would grow happily, healthy and in peace, creating a happy and developedArticle BM Güvenlik Konseyi Listeleri ve İç Hukukta Terör Örgütünün Tespiti(2025) Akyürek, GüçlüTerörle mücadele kapsamında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, gerçek kişi ve kurumları listeleyerek yaptırımlar uygulanmasına karar vermekte, üye devletler de bunu uygulamakla yükümlü kılınmaktadır. Öte yandan bir üye devlette, Türkiye’de, yargı yerlerinin bir örgütün terör örgütü olup olmadığını belirlerken söz konusu listeleri nasıl değerlendirmeleri gerektiği tartışılmalıdır. Bu çalışmada öncelikle listelerin hukuksal altyapısı ve gelişimi, sonrasında da temel ceza yargılaması ilkeleri ve Yargıtay kararları ışığında, bir terör örgütünün varlığı belirlenirken, adı geçen listelerin ispat gücü ele alınmaktadır.Book Part The Right to Dignity at Work(Brill | Nijhoff, 2025) Akyürek, Güçlü; Adınır, Canan Ünal; Çatalkaya, Deniz UganPresentation Haber Verme Hakkının Kullanılması (YCGK 2019/12-582 E., 2024/34 K., 24.01.2024 T.)(İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2025) Çınar, Ali RızaOther Polisin Zor ve Silah Kullanma Yetkisi(2025) Çınar, Ali RızaBook Şematik Ceza Hukuku Özel Hükümler(Seçkin Yayıncılık, 2024) Akyürek, Güçlü; Mermutluoğlu Ayyıldız, Ceren; Arı, Tarık MehmetBu kitapta 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bulunan ve uygulamada en çok karşılaşılan, en çok tartışma yaratan suç tipleri, genel ilke ve kurallar çerçevesinde şematik olarak ele alınmıştır.Başta unsurlar olmak üzere suça ilişkin fail, mağdur, nitelikli haller, özel görünüş biçimleri ve yaptırım gibi temel bilgiler, asıl olarak şemalarla açıklanmış, gerektiği ölçüde özet ek bilgilerle desteklenmiştir.Çalışma kapsamında Yargıtay içtihadı ile öğretiye olabildiğince geniş biçimde yer verilmiş ve onların ışığında açıklamalar yapılmıştır. Temel amaç başta öğrenciler olmak üzere, uygulayıcılara ve genel anlamda konuyla ilgilenen herkese, en çok karşılaşılan suçları, görsel hafızaya yönelik şemalarla daha kolay biçimde anlatmak ve açıklamaktır. Böylece bilgilerin akılda daha kalıcı olması hedeflenmiştir.Book Part Ceren Damar IV. Bilim İnsanları Sempozyumu(Yetkin Yayınları, 2024) Çınar, Ali RızaÇankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 2- 3 Mayıs 2024 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen “Ceren Damar IV. Bilim İnsanları Sempozyumuna’ davetli konuşmacı olarak katılarak “Ceza Yargılama Sürecinin Soruşturma ve Kovuşturma Evreleri” adlı bilimsel tebliğ sundum. Bu “Ceza Yargılama Sürecinin Soruşturma ve Kovuşturma Evreleri” konulu bilimsel tebliği, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi “Ceren Damar IV. Bilim İnsanları Sempozyumu” adlı Sempozyum kitabında, Yetkin Yayınları (Yayın Kodu: ISBN 978-605-05-2084-2) Ankara 2024, s.131-134’ de yayımlanmıştır.Article Ceza Yargılama Hukukunda “Duruşma Aşamasının” Temel İlkeleri(Terazi Hukuk Dergisi, 2024) Çınar, Ali RızaCeza Yargılama Hukuku sürecinde ulaşılmak istenen amaç Medeni Yargılama Hukuku sürecinde olduğu gibi biçimsel gerçeklik değil, daha önce yaşanmış olaya bağlı somut gerçekliktir. Ceza yargılama sürecinin amaçladığı maddi /somut gerçek, hukuka uygun yöntemler ile yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlar ve bu kanıtların duruşmada tartışılması ile yargılama sürecinin bir bütün olarak değerlendirilmesi ile ortaya çıkarılacaktır. Bu nedenle de yargılamanın en önemli evresi ilk derece/olay mahkemesindekikovuşturma evresidir. Bu evrenin en önemli aşaması da yargılanan kişinin atılı suçu işleyip işlemediğinin, olayın gerçek olup olmadığının belirlendiği duruşma aşamasıdır. Bu aşamada uyulması zorunlu temel ilkeler vardır. Çünkü daha önce yaşanmış somut olay konusundaki kuşku, duruşmada; iddia, savunma ve yargılama makamlarınca bütün yönleriyle herkesin gözleri önünde sözlü olarak tartışılan ve beş duyuyla algılanan kanıtların ışığında hep birlikte yenilecek ve yalnızca duruşmaya getirtilip tartışılan kantların ışığında edinilen izlenimleregöre oluşan ve ulaşılan vicdani kanıya göre "yargı" (hüküm) kurulacaktır. Bundan dolayı, bu makalemizde Ceza Yargılama Hukuku’nun iki evresi olan soruşturma ve kovuşturma evresi hakkında genel bir bilgi verilip kovuşturma evresinin en yaşamsal aşaması olan duruşma aşamasından, öneminden ve bu aşamada uyulması zorunlu ilkelerden söz edilecektir. Ceza Yargılama Hukuku ile amaçlanan maddi gerçek ancak kovuşturma evresinin duruşma aşamasındaki zorunlu ilkelere uyulması ile ortaya çıkarılacak ve hukuka uygun hükümkurulacaktır.Presentation Ceza Yasamızdaki Bir Gün Karşılığı Birim Para Cezası Miktarıyla İlgili Sorunlar(İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Alexander HUMBOLDT STIFUNG, 2024) Çınar, Ali RızaGün para cezası sisteminin Alman Ceza Yasası’ndan alındığı anlaşılmaktadır (Bkz. Alm.CY. m.40). Kaynak yasada, bir gün karşılığı birim para cezası miktarları en az bir, en çok otuz bin Euro öngörülmüştür (Alm.CY. m.40/2). Yasamızda bir gün karşılığı birim para cezası miktarı, en az yirmi, en çok yüz Türk Lirası olarak belirlenmiştir (TCY m.52/2). Görülüyor ki, Türk Ceza Yasası’nda, Türkiye’deki kişi başına düşen gelir ve ekonomik koşullar, işsizlik, gelir dağılımındaki orantısızlık gözetilmeden, birim para cezasının alt sınırı fazla, üst sınırın miktarı ise Almanya’dan az olarak düzenlenmiştir. Türk Ceza Yasası’nda adli para cezasını düzenleyen hükümle ilgili gerekçede; “Suç işleyen kişinin ekonomik durumu dikkate alınmadan hükmolunan para cezası, eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Ödeme gücü olan kişi üzerinde etkisi olmayan, ödeme gücü olmayanın ise sonuçta yine infaz kurumuna gönderilmesini sonuçlayan bu sistemden vazgeçilerek; gün para cezası” sistemine geçildiği belirtilmektedir. Ayrıca gerekçede; “Gün para cezası sisteminin temel amacı, para cezasının kişinin ödeme gücüne göre belirlenmesi yoluyla, suç işleyen zengin ile fakir arasındaki eşitsizliği gidermektir” denilmektedir. Adli para cezasında “bir gün biriminin parasal miktarını” yargıç belirlerken; kişinin malvarlığıyla bir günde kazandığı ya da kazanması gereken gelirini gözeteceği de gerekçede açıklanmaktadır. Yukarıda açıkladığımız gibi, temel adli para cezasına hükmederken yargıç, önce Türk Ceza Yasası’nın 61. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen, kişinin suçla ilgili; yani suçun işleniş biçimi, kusurun yoğunluğu gibi yasada yazılı durumlarını gözeterek, yasadaki sınırlar arasında “gün birim sayısını” saptamaktadır. Adli para cezasının belirlenmesinde, ikinci aşama ise, yargıcın, kişinin, “ekonomik durumunu ve kişisel durumlarını” gözeterek yasada öngörülen sınırlar arasında “bir günün parasal miktarını”, değerlendirme sonucu belirlemesidir. Bu nedenle, gerekçede belirtildiği gibi, suç işleyen kişinin ekonomik durumu gözetilerek, ödeme gücü olan kişi üzerinde adli para cezasının etkili kılınabilmesi için, yasada öngörülen “bir günün parasal miktarının” üst sınırının artırılması gerekmektedir. Alman Ceza Yasası’nda üst sınır beş bin Euro iken bu yetersiz bulunarak 2009 yılında yapılan değişiklikle yükseltilerek, otuz bin Euro olarak belirlenmiştir (Alm.CY. m.40/2). Bizde ise, 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası” ibaresi “En az yüz ve en fazla beş yüz Türk lirası” şeklinde değiştirilmiştir (TCY.m.52/2). Böylece Üst sınır beş yüz TL’dir. Bir günün parasal miktarını, yargıç, bu üst sınırın üzerinde belirleyemez. Bundan dolayı, malvarlıkları ve bir günde kazandıkları bu parasal miktarın çok üzerinde olup, suç işleyen kişiler üzerinde adli para cezasının etkili olamayacağı kuşkusuzdur. Suç işleyen kişinin ekonomik durumu gözetilerek, ödeme gücü olmayanı, yine gerekçede belirtildiği gibi, infaz kurumuna göndermemek için ise, adli para cezasının bölünebilir nitelikte yasada düzenlenmiş olması gerekir. Yani adli para cezasının “birim para cezasının miktarının” alt sınırı oldukça düşük belirlenmelidir. Türk Ceza Yasası’nda “bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı” en az yüz TL olarak öngörülmektedir (m.52/2). Özellikle de Türkiye’de, çalışanların büyük bir çoğunluğunun asgari ücretle çalıştığı gözetildiğinde “bir günün parasal miktarının” alt sınırının, yasada yüz TL olarak belirlenmesi gerekçede açıklananları gerçekleştirmekten uzaktır. Çünkü bir günde kazanılan ya da kazanılması gereken ortalama net gelir, kişinin kendi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere bir miktar ayrıldıktan sonra kalacak para miktarı yasada alt sınır olarak öngörülen “bir günlük parasal miktardan” daha azdır. Yargıcın ise, “bir günün parasal miktarını” kişinin ekonomik durumunu gözeterek belirlerken, yasada öngörülen alt sınırın yani yüz TL’nin altında bir miktarı takdir etmesi mümkün değildir. Yani, bir kişinin günlük net kazancı ne kadar az olursa olsun, yargıç, “bir gün karşılığı adli para cezasının miktarını” yüz TL olarak takdir etmek zorundadır. Bu nedenle özellikle gerekçede belirtildiği gibi, ödeme gücü olmayanı, tekrar infaz kurumuna göndermemek için, kişinin ödeme gücüne göre yargıca adli para cezasını belirleme olanağını veren bir düzenleme gerekir. Türk Ceza Yasası’ndaki “bir gün karşılığı adli para cezasının miktarının” en alt sınırının daha aşağıya çekilmesi durumunda bunun gerçekleşeceği kanısındayız. Almanya’da bir günlük net kazancın ve kişi başına düşen gelirin bizden daha yüksek olmasına karşın Alman Ceza Yasasında bir gün karşılığı para cezası miktarı en az bir Euro üst sınır ise beşbin Euro iken bu yetersiz bulunarak 2009 yılında yapılan değişikle yükseltilerek , otuzbin Euro olarak belirlenmiştir (Alm.CY.m.40/2).Karşılaştırmalı hukuktadiğer ülkelerin ceza yasalarına baktığımızda, bir gün karşılığı para cezası miktarının alt sınırı ile üst sınırı arasındaki oran bin ve binin katları olduğunu görüyoruz. Yasamızda ise, bir gün karşılığı birim para cezasının üst sınırının parasal miktarının alt sınırın beş katı olarak düzenlendiğini görmekteyiz. Hâlbuki alt ve üst sınırlar arasında oran (makas) arttıkça, para cezasının bireyselleştirilmesi, bölünebilmesi daha olanaklı durumagelecektir. Ayrıca enflasyon nedeniyle para değerindeki düşmeden dolayı kaynaklanacak sakıncalar da önlenmiş olacaktır. Böylece cezanın genel ve özel önleme etkisi de gerçekleştirilecektir. Açıkladığımız sorunların yaşanmaması için “bir günün parasal miktarının” yasadaki alt sınırı mümkün olduğunca az, üst sınırı ise fazla öngörülmelidir. Türk Ceza Yasasında da “gün para cezası sisteminin” benimsendiği, Alman CezaYasasındaki “birim para cezasının miktarlarına” uygun bir düzenleme yapılmasının yerinde olacağı kanısındayız.Presentation Ceza Yargılama Sürecinin Soruşturma ve Kovuşturma Evreleri(Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2024) Çınar, Ali RızaCeza yargılamasının temel amacı, işlenmiş olan eylemle ilgili maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve maddi gerçeğe ulaşmaktır. Burada söz konusu olan biçimsel gerçek değil, gerçeğin kendisi olan maddi gerçektir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda yapılacak araştırma ve soruşturma sınırsız değildir. Geçmişte yaşanmış gerçeğin ne pahasına olursa olsun araştırılması ilkesinin biricik sınırı kanıt (delil) yasaklarıdır. Hukuka uygun yöntemlere göre yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlara dayanılarak eylemle/olayla ilgili maddi gerçek ortaya çıkarılmalıdır. Kanıt elde edilirken kişisel ve toplumsal değerlerin korunması zorunludur. Bu nedenle, maddi gerçeğe ulaşmak için yapılan araştırma ve soruşturma işlemlerinde yargılama hukukuna ilişkin kurallara tam olarak uyulmalıdır 1 . Başka bir anlatımla, kişilerin bir eyleminin/davranışının suç olup olmadığı araştırılırken, kişinin onur ve saygınlığı ile özellikle Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve yasalar ile tanınmış olan hakların, dokunulmazlıkların ve özgürlüklerin korunması gerekir. Ceza yargılaması hukukuna göre, yargılamanın iki evresi vardır. Ceza Yargılama Yasası (CYY), birinci evreye “soruşturma”, ikinci evreye ise “kovuşturma “demiştir. Başka bir deyişle ceza yargılaması, soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreye ayrılır. Yasaya (Kanuna) göre, “yetkili makamlarca (mercilerce) suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreye” soruşturma evresi denir (CYY m.2/1-e). Kovuşturma evresi ise, “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreye” denir (CYY m.2/1-f).
