Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
43 results
Search Results
Book Part UNIDROIT(Mohr Siebeck, 2025) Kapancı, Kadir BerkThis volume brings together leading scholars and practitioners to examine how diverse legal systems - both common law and civil law, national and international - approach the questions of control and ownership of digital assets. The comparative inquiry reveals not only doctrinal differences, but also shared concerns over legal certainty, market efficiency, and the adaptation of traditional legal categories to new technologies. The chapters traverse a wide range of jurisdictions. Contributions from Germany, France, Switzerland, and Australia illustrate how civil law systems grapple with the limitations of traditional doctrines of tangibility. The United States chapter analyzes the introduction of Article 12 to the Uniform Commercial Code, with its creation of »controllable electronic records«. The United Kingdom and Brazil chapters demonstrate how common law and hybrid systems have sought to adapt flexible doctrines to novel technical architectures. The Hong Kong and Singapore chapters show how Asian common law jurisdictions combine pragmatic judicial reasoning with increasingly granular regulatory oversight. The Mexico chapter highlights how pioneering statutory definitions-such as those in the 2018 Fintech Act-proved both innovative and unduly narrow, creating gaps in the classification of assets under private law. The Taiwan chapter examines the courts' characterization of virtual assets as »movable things,« while suggesting a shift toward a ledger-based model of public notice. Finally, the chapter on UNIDROIT's Digital Assets and Private Law Principles (DAPL) situates these national approaches within an emerging body of international soft law, where the concept of »control« serves as a functional analogue to possession. Taken together, these contributions illustrate convergence in recognizing that digital assets must be capable of being treated as objects of property rights, while also exposing divergence in the doctrinal and institutional means by which that recognition is achieved.Conference Object Tüketicinin Sosyal Medya Etkileyicileri Tarafından Yapılan Reklamlara Karşı Korunması(2025) Pelin Işıntan, İhsan Gülçin; Işıntan, PelinSosyal medyanın hayatlarımızda işgal ettiği yer giderek arttıkça bu mecranın tüketicilere ulaşmak için yeni bir kanal olarak kullanımı da artmıştır. Geleneksel medya kanallarına nazaran tüketiciyle daha mikro düzeyde iletişim sağlama imkanı veren sosyal medyada çeşitli yöntem ve teknikler kullanılarak mevcut ve müstakbel tüketicilerin ilgisini çekmek mümkün hale gelmiş ve hatta “içerik üreticisi” olarak ifade edilen yeni bir meslek kendisini kabul ettirmiştir; zira her sosyal medya kullanıcısı aynı zamanda kullanılan sosyal medya aracının türüne göre yazılı, görsel veya işitsel içerikler üreterek bunu diğer kullanıcılar ile paylaşabilmektedir. Her ne kadar pazarlama ve reklam faaliyetlerinde toplum tarafından tanınan kişilerin şöhretinden yararlanmak bilinen bir yöntem olsa da, sosyal medya etkileyicileri ya da influencer olarak tabir edilen kişilerin yer aldıkları faaliyetler geleneksel reklam faaliyetlerine nazaran farklılıklar içermektedir. Bu kişiler, bilinen anlamda ünlüler olabileceği gibi sadece sosyal medya kullanıcıları arasında belli bir şöhrete sahip içerik üreticileri de olabilir. Sosyal medyada yüksek takipçi sayısına sahip ve takipçileriyle sanal da olsa kurduğu ilişki nedeniyle onları belli bir davranışa yönlendirme hususunda özel bir etkiye sahiptir. Bahsi geçen takipçiler samimiyetine inandıkları, güvendikleri ve bazen de özendikleri bu kişilerin gittiği, gezdiği yerleri, kullandıkları ürünleri, yiyip içtikleri mekanları sosyal medyada an be an takipte oldukları için çoğu zaman bir tanıtım faaliyetine maruz kaldıklarını bile fark edemeyebilirler. Bu nedenle sosyal medyadaki bu faaliyetlerin kontrol altına alınması ve tüketicilere özel bir korunma sağlanması zorunlu ve bir o kadar da zorludur. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 61. maddesinde ticari reklamın tanımını vermiş ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği de reklamın tüketici tarafından reklam olarak algılanması gereğinin altını çizmiştir. Ancak, reklam faaliyetinin zorunlu bir unsurunu teşkil eden ayırt edicilik sosyal medya etkileyicilerinin yaptıkları faaliyetlerdeki en sorunlu unsurdur ve bu bağlamda örtülü reklam yasağına özellikle dikkat edilmelidir. Bu nedenle 4.5.2021 tarih ve 309 sayılı Reklam Kurulu Kararına dayanan ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkartılan Sosyal Medya Etkileyicileri Tarafından Yapılan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Hakkında Kılavuz’da konu ayrıca ele alınmış ve her bir sosyal medya aracında tüketicinin reklama maruz kaldığını anlayabilmesi için yapılması gerekenler özel olarak açıklanmıştır. Çalışmamızda tüketicinin sosyal medya etkileyicilerinin faaliyetlerine karşı korunması bakımından mevzuat hükümlerinin öngördüğü düzen ve korumanın yeterliliği incelenecektir.Other Genel İşlem Koşullarının İçerik Denetimi – İsviçre ve Türk Hukukları Yeni ve Farklı Yollarda(Yetkin Yayınevi, 2017) Jung, PeterBook Part Salt Malvarlığı Zararı ve Bu Zararın Tazmin Edilebilirliği(On İki Levha Yayıncılık A.Ş., 2016) Özer, Nesli Şen Özçelik,Kişiye ve şeye gelen zarar dışındaki zarar olan salt malvarlığı zararları gerek soyut tanımı, gerekse de tazmin edilebilirliğine ilişkin farklı görüşlerin bulunuyor olması itibariyle sorumluluk hukukunun en ilgi çekici konularından biri olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada öncelikle salt malvarlığı zararı kavramı açıklanacak olup daha sonra bu zararın tazmin edilebilirliği sözleşmesel sorumluluk ve sözleşme dışı sorumluluk çerçevesinde değerlendirilecek, son olarak tazmin edilebilirliği sağlamaya yönelik geliştirilen ara kurumlar incelenecektir.Article Taşınmazların rızaya dayalı olarak birleştirilmesi ve ayrılması (İfraz ve tevhit) işlemleri(Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2023) Kurt, EkremTapu kütüğü kural olarak parsel esasına göre tutulur. Yani her parsele tapu kütüğünde bir sayfa açılır. Parsel taşınmazın birimidir. Yani her parsel bir taşınmazdır. Kadastro uygulaması ile tespit olunan parsel- lerin zamanla sınırdaş parsellerle birleştirilmesi veya parselin kendi içinde birden çok parsele ayrılması gerekebilir. Bu işlemlere birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) adı verilir. Birleştirme ve ayırma işlemleri çoğu zaman cebri yani arazi toplulaştırılmasında veya imar uygulamasında olduğu gibi mevzuat gereği olabilir. Ancak yasal kısıtlamalara uyulmak kaydıyla iradi olarak yapılması da mümkündür. Bu çalışmada iradeye dayanan birleştirme ve ayırma işlemleri incelenmiştir. Birleştirmede önceki parsellere ilişkin tapu kütüğü sayfaları kapatılır ve birleşerek oluşan yeni parsel için ayrı sayfa açılarak oraya tescil gerçekleştirilir. Ayırmada ise önceki kütük sayfası kapatılırken, yeni oluşan parsellerin her birine ayrı birer kütük sayfası açılarak buraya tescilleri gerçekleştirilir. Tarım arazilerinde ve imarlı arsalarda birleştirme işlemi hoş karşılanır ve olumlu sonuçları vardır. Tarım arazilerinin birleşme yoluyla büyümesi yoluyla verimliliğinin artması umulur. İmar arsalarında ise mima- ra sanatını icra etme imkanı verecek genişlik sağlar. Ayırma ise her iki taşınmaz grubunda (tarımsal ve imarlı) arzulanan bir durum değildir. Zira tarımda verimin düşmesine, kentleşmede de çirkin ve kullanışsız yapıların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle ayırma işlemleri kamu hukuku düzenlemeleriyle ciddi sınırlamalara tabi tutulmuştur.Presentation Book Alacağın Devri (tbk M. 183-194)(Vedat Kitapçılık, 2022) Kapancı, Kadir BerkAlacağın devrine ilişkin olarak hazırlanmış bu ayrıntılı şerh çalışmasında, Türk Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 183 ila 194. maddelerinden her biri, Türk-İsviçre öğretisi ışığında ayrı ayrı, derinlemesine ve anılan hükümler arasındaki bağlantılar da belirginleştirilerek şerh edilmiş, konuyla ilgili olarak Yargıtay ve İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında somutlaşan uygulamalara da çalışma içeriğinde özellikle yer verilmesine özen gösterilmiştir. Bunlardan başka yine çalışmada, içeriği bir nebze daha zenginleştirebilmek ve yapılan analizlere derinlik katabilmek adına, yer yer Alman, Avusturya, Fransız ve İtalyan Hukuklarındaki mevcut düzenlemelerle; bir kanun tasarısı olarak halihazırda güncelliğini kaybetmiş olsa da hâlâ daha önemli bir öğreti kaynağı olarak değerlendirilebilecek İsviçre Borçlar Kanunu 2020 (OR/CO 2020) Tasarısı’yla; PICC (2016), PECL, DCFR gibi hukukuyumlaştırması metinlerinin öngördüğü kurallarla ve yine United Nations Convention on the Assignment of Receivables in International Trade (2001) ve Unidroit Convention onInternational Factoring (1988) gibi uluslararası antlaşma hükümleriyle de, inceleme konusu bazlı karşılaştırmalar yapılmıştır.Conference Object The Impact of the Force Majeure on Contractual Obligatıons Special Report on the United Nations Convention on The Contracts for The International Sales of Goods (cisg)(International Academy of Comparative Law, 2022) Kapancı, Kadir BerkThe effect of force majeure on contracts has possibly been the most debated subject of the law of contracts in the past two years. In this report, the effect of force majeure on the contracts for the international sale of goods will be analyzed withi n the context of the United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods (CISG). Even though the CISG does not directly refer the concept offorce majeure, the issue is dealt with under the highly controversial article 79 of the CISG. In this report, the conditions and consequences of exemption from liability under the article 79 will be examined.Conference Object Can quantative analysis boost qualitiy? An empirical research for Turkish administered justice, health and education systems(..., 2022) Kapancı, Kadir BerkJustice, health and education systems are the most important pillars of the social state. As a social state, Turkey undertakes in its Constitution to provide state administered justice(art.9), health (art. 56) and education (art. 42). Undoubtedly, the accessibility, quality and reliability of these systems would also increase the trust in the state. However, the efficiency of these relevant services is highly debated in Turkey. The aim of this research is to examine whether performance-based evaluations are included in these relevant systems and also discuss possible suggestions for all three systems. The research consists of three sections:The first section aims to evaluate the performance-based quantitative assessment in the state administered justice system in Turkey. In this system, the performance-based quantitative assessment is used mainly for the purposes of promotion of the judges and the prosecutors. The second section aims to evaluate a possible system of performance-based quantitative assessment in the public health system in Turkey. The third section aims to evaluate a possible system of performance-based quantitative assessment in the education system in Turkey. Accordingly, this research aims to analyze whether it is possible to develop high tech performance-based quantitative assessment systems to boost quality in the justice, health and education services, further to evaluate the extent of the human supervision in order to ensure the compliance to legal rights of individuals in order to prevent possible unexpected and unwanted violations(especially in the field of personal data protection) without enabling any undue influence based on subjective values.
