Hukuk Fakültesi Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Conference Object
    Hukuk muhakemeleri kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair 7251 sayılı kanun sonrası iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına bakış
    (UYSAD, 2021) Yazıcı, Çiğdem
    Yargılama kültürünün bir yansıması olarak gelişen ve yargılamaya hâkim olan ilkelerden birisi olan teksif ilkesi, yargılamanın makul sürede tamamlanmasını teminen taraflarca dava malzemesinin belirli bir usul kesitine kadar getirilmesi zorunluluğunu öngörmektedir. Bu zorunluluğun bir tamamlayıcısı ise iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağıdır. Bu yasak iddia ve savunmanın konusunu oluşturan vakıalar ile talep sonucunu kapsamaktadır. Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde sert teksif ilkesinin hâkim olması nedeniyle iddianın veya savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı, davacı için dava dilekçesi, davalı için ise cevap dilekçesi ile başlamaktaydı. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesi ise bu yasağı öteleyerek hüküm altına alınmıştır. 7251 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi, dilekçelerin verilmesine kadar, ancak belirli koşulların gerçekleşmesi halinde de ön inceleme aşamasında mümkündü. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yargılamada yeni bir kesit olarak kabul edilen ön inceleme aşamasında gerçekleştirilen ön inceleme duruşmasına özel bir önem atfeden kanun koyucu, tarafların katılımını sağlamak maksadıyla duruşmaya mazeretsiz gelmeyen aleyhine adeta bir yaptırım hükmü olarak gelen tarafın iddia veya savunmasını serbestçe genişletmesi veya değiştirmesine izin vermekteydi. 7251 sayılı Kanun ile ilgili hükümde yapılan değişiklikle artık iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi dilekçelerin verilmesinden sonra mümkün değildir. İlgili değişikliğin gerekçesinde, duruşmaya katılan tarafın katılmayan tarafın yokluğunda iddiasını veya savunmasını değiştirip genişletmesinin silahların eşitliği ilkesi ile bağdaşmadığına vurgu yapılmıştır. Sadece duruşmaya katıldığı için bir tarafın diğer tarafa nazaran daha avantajlı bir noktaya gelmesinin, ön inceleme duruşmasına katılımı teşvik etmek amacıyla da olsa adil yargılanma hakkını ihlâl edeceği gerekçesiyle ilgili düzenleme ilga edilmiştir. Bugün gelinen duruma göre, taraflar, iddia veya savunmalarını yazılı yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesinde serbestçe genişletip değiştirebilirler. Basit yargılama usulünde ise cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmediğinden yasak, davacı için dava dilekçesinin verilmesi ile, davalı için ise cevap dilekçesinin verilmesi ile başlayacaktır. Yeri gelmişken belirtelim ki, yazılı yargılama usulünde davalının cevap dilekçesi vermemesi halinde, davacının cevaba cevap dilekçesi vermesi söz konusu olmayacağından, davacı bakımından yasak dava dilekçesinin verilmesi ile başlamış olacaktır. Bu tebliğ kapsamında iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki dönemde, 7251 sayılı Kanun ile yapılan tadil de dikkate alınarak ele alınacaktır.
  • Book Part
    E-arabulucuğa Genel Bakış ve Türkiye Açısından Öneriler
    (IHU Yayınları, 2020) Yazıcı, Çiğdem
    Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişiminin bir sonucu olarak gerek yargı gerekse alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri süreçlerinde teknolojinin etkisi daha hissedilir hale gelmiştir. Ülkemizde mahkeme dosyalarının UYAP ile entegre olarak dijitalleşmesi, elektronik imzaya ilişkin düzenlemeler, elektronik yolla tebligat ve online duruşmalar, yargıda bilgi ve iletişim teknolojisinin kullanımı bakımından örnek gösterilebilir.
  • Article
    Türkiye'de Arabuluculuğun Gelişimi
    (Legal, 2020) Yazıcı, Çiğdem
    Türk hukuk sistemi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk ile ilk kez Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanu­nu ile tanışmıştır. Bu yöntem bir süre tamamen ihtiyari olarak uygulan­mış, sonrasında ise bazı davalar bakımından dava şartı haline getirilmiş, ayrıca arabulucunun siireçteki işlevi de yeniden diizenlenmiştir. Bu çalışmada arabuluculugun Türk hukuk sistemindeki uygulamalan, arabu­lucu sicili ve arabulucunun süreçteki işlevi dikkate alınarak dönemlere ayrılarak ele alınmıştır.
  • Book Part
    Arabuluculuk sürecinin temel ilkeleri: eğitici kitabı
    (www.coe.int/ankara www.arabuluculuk.adalet.gov.tr Council of Europe / Avrupa Konseyi - Eylül 2017, 2017) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Bu Eğitici Kitabı, temel arabuluculuk eğitimi verecek eğitmenler için, “Türkiye’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi” Projesi kapsamında hazırlanmıştır. Proje Aralık 2014 - Eylül 2017 tarihleri arasında uygulanmıştır.
  • Book Part
    Arabuluculukta etik : eğitici kitabı
    (www.coe.int/ankara www.arabuluculuk.adalet.gov.tr Council of Europe / Avrupa Konseyi, 2017) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Bu Eğitici Kitabı, temel arabuluculuk eğitimi verecek eğitmenler için, “Türkiye’de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi” Projesi kapsamında hazırlanmıştır. Proje Aralık 2014 - Eylül 2017 tarihleri arasında uygulanmıştır.
  • Book Part
    Arabuluculuk Sürecinin Temel İlkeleri: Katılımcı Kitabı
    (İsveç Kalkınma Ajansı/Adalet Bakanlığı/ Arabuluculuk Daire Başkanlığı/Avrupa Konseyi Projesi- Has Matbaacılık, 2017) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Bu katılımcı kitabı, temel arabuluculuk eğitimi alacaklar katılımcılar için "Türkiye'de Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Uygulamalarının Geliştirilmesi"Projesi kapsamında, Avrupa Konseyi, CEPEJ uzmanları rehberliğinde ulusal yazarlar ekibi tarafından geliştirilmiştir. Proje Aralık 2014-Kasım 2017 tarihleri arasında uygulanmıştır.
  • Conference Object
    Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk Uygulamasının Temel İlkeler Bakımından Değerlendirilmesi
    (2019) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    İş Mahkemeleri Kanunu’nu kapsamındaki uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlenmesini müteakip konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında da arabulucuya başvuru dava şartı olarak güzenlenmiştir. Bu önemli değişikliğin yanı sıra Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nuna eklenen 18/A maddesi ile dava şartı arabuluculuğa ilişkin hususlar ve işleyişi genel olarak düzenlenerek başka alanlarda da arabulculuğun dava şartı olarak kabul edilebileceğinin bir işareti olarak kabul edilebilir. Buradan hareketle arabuluculuğun hukuk düzeni içerisinde giderek genişleyen bir alana yayıldığını hissetmeye başladığımız bu günlerde arabuluculuk sürecinin kural olarak gönüllü, gizli, tarafların eşit olduğu ve süreçte ve süreç sonunda varılan anlaşmadan kontrolü tarafların elinde olan bir süreç olduğunu hatırmakata fayda vardır. Bu sayılan özellikler aynı zamanda arabuluculuğun temel ilkeleri olarak kabul edilmektedir. Bu ilkeler yönünden ticari davalarda arabuluculuk değerlendirilecektir.
  • Conference Object
    Taşınır Donanım Üzerindeki Uluslararası Teminatlar Hakkında Sözleşme Çerçevesinde İcra ve İflas Kanunu Ek Madde-2’de Düzenlenen İcra Müdürlüğünün Görevleri
    (Türkiye Hukuk, 2018) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Sivil Havacılık Hukukunda Güncel Gelişmeler Sempozyumu, MEF Üniversitesi tarafından düzenlenmektedir.
  • Conference Object
    İstinaf sonrası temyiz
    (2016) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde İstinaf ve Temyiz Kanun Yolu Sempozyumu
  • Conference Object
    İş Mahkemeleri Kanunu’nun Arabuluculuk Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi
    (İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2018) Yazıcı Tıktık, Çiğdem
    En temel yenilik olan ve çokça tartışılan arabulucuya başvuru zorunluluğu, dava şartı olarak arabuluculuk ya da zorunlu arabuluculuk olarak ifade edilen yeni düzenleme değerlendirilecek, sonrasında ise İş Mahkemeleri Kanunu ile arabuluculuk hukukuna getirilen yeni hükümler kısaca değerlendirilecektir.