Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
3 results
Search Results
Book Part Çocukların Ceza Sorumluluğu ve Haklarında Uygulanacak Yaptırımlara Özgü Türk Ceza Yasasındaki Hükümler(Seçkin Yayıncılık, 2020) Çınar, Ali RızaÇocuk, uluslararası sözleşmelerde ve hukukumuzda onsekiz yaşını bitirmemiş/doldurmamış kişidir. 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın (TCY.’nın) 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre, “henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi” çocuktur. Çocuk Koruma Yasası’nın 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise, “daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişi” çocuk sayılmaktadır. Bu bağlamda çocuklarla ilgili hükümlere, Türk Ceza Yasasında, Ceza Yargılaması Yasasında, Çocuk Koruma Yasası ve diğer Yasalarda yer verilmiştir. Açıklayacağımız konu, Türk Ceza Yasında yer alan; çocukların sorumluluğu konusunun yer aldığı yaş küçüklüğü ve çocuklar hakkında uygulanacak yaptırımlara özgü düzenlemelerdir. Bu çerçevede ortaya çıkan tartışmalar ve düzenlemedeki sorunlar çalışmamızda yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Çocukların “Magna Charta’sı” olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle asıl konumuza geçmeden önce bu sözleşme hakkında bazı bilgiler verilmektedir. Suça sürüklenen çocuklara uygulanacak güvenlik tedbirlerinin/önlemlerinin neler olduğu, bunların hangi durumlarda nasıl bir yönteme (usule) göre belirleneceği, koruyucu ve güvenlik önlemlerini hangi makam ya da kişilerin karar vereceği de Çocuk Koruma Yasası’nın kapsamına girmektedir. Bu kapsamda ,Çocuk Koruma Yasası hakkında da temel bilgiler verilmiştir. Ceza hukukunda çocuk kavramı üzerinde durularak bu konudaki düzenlemeler değerlendirilmiştir. Yine Türk Ceza Yasası’nda kusur yeteneği ile ilgili hükümler yorumlanarak açıklanmaya çalışılmıştır. Ceza hukukunda yaş küçüklüğü, kusur yeteneğini yani kusurluluğu etkileyen nedenlerdendir. Bu nedenle yaş küçüklüğüne (Çocuklara) ilişkin dönemler incelenmiştir. Özellikle Türk Ceza Yasası’ndaki çocuklara yönelik yaptırımlar üzerinde durularak bunlar hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca inceleme konumuzla ilgili uygulamaları yansıtan güncel Yargıtay kararlarına da yer verilmiştir. Bu kararlarla ilgili değerlendirilmeler yapılmıştır.Article Adli Para Cezasının Bireyselleştirilmesinde Bir Gün Karşılığı Para Miktarından Kaynaklanan Sorunlar(Seçkin Yayıncılık, 2016) Çınar, Ali RızaPara cezası, suç karşılığı olarak yasada öngörülen sınırlar arasında belirlenerek, hükümlüden alınan bir miktar paranın, yasanın belirlediği yere (devlet hazinesine) ödenmesidir.Para cezası en eski cezalardandır. Bölünebilmesi nedeniyle para cezaları, bireyselleştirmeye çok yatkın bir ceza türünü oluşturmaktadır. Adli hata durumunda onarımı olanaklıdır. Para cezasının olumsuz nitelikleri de bulunmaktadır. Para cezası, ekonomik durumları birbirinden farklı insanlarda çok değişik etkiler yapar. Böylece de cezalarda yasallık ve eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurur. Çağdaş ceza hukukunda, bu sakıncaları giderici sistem ve yöntemler saptanarak uygulanmaktadır.Para cezalarının belirlenmesinde 765 sayılı Türk Ceza Yasası klasik sistemi benimsemişti. Bu sistemde yargıca alt ve üst sınırlar arasında bir ceza belirleme konusunda takdir yetkisi verilmişti. Klasik para cezası sistemine yönelik olarak bu sistemin eşitlik ilkesine uygun olmadığı zengin ve yoksul hükümlüler üzerinde aynı etkiyi göstermediği ileri sürülmüştür. Ayrıca bu sisteme yönelik önemli bir eleştiri ise yüksek enflasyon nedeniyle Türk parasının değerindeki düşmeden dolayı zaman içerisinde para cezasının caydırıcılığını yitirmesiydi.Bu sakıncaları gidermek amacıyla Türk hukukunda yeni 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'yla gün para cezası sistemine geçilmiştir. Türk Ceza Yasası'nda adli para cezasını düzenleyen hükümle ilgili gerekçede, "Gün para cezası sisteminin temel amacı, para cezasının kişinin ödeme gücüne göre belirlenmesi yoluyla, suç işleyen zengin ile fakir arasındaki eşitsizliği gidermektir" denilmektedir. Bundan dolayı da ödeme gücü olan kişi üzerinde etkisi olmayan, ödeme gücü olmayanın ise sonuçta yine infaz kurumuna gönderilmesini sonuçlayan "klasik para cezası" sisteminden vazgeçilerek, "gün para cezası" sistemine geçildiği belirtilmektedir.Türk Ceza Yasası'nın "Adli Para Cezası" ile ilgili hükmün gerekçesinde açıklananlara katılıyoruz (m.52). "Gün para cezası" sisteminin benimsenmesi de yerindedir.Ancak "bir günün parasal miktarı" için öngörülen alt ve üst sınırlara göre, gerekçede açıklananların gerçekleştirilme olanağı bulunmamaktadır. Çünkü Yasamızda, bir gün karşılığı birim para cezasının üst sınırının parasal miktarının alt sınırın beş katı olarak düzenlendiğini görmekteyiz. Halbuki alt ve üst sınırlar arasında oran (makas) arttıkça, para cezasının bireyselleştirilmesi, bölünebilmesi daha olanaklı duruma gelecektir. Ayrıca enflasyon nedeniyle para değerindeki düşmeden dolayı kaynaklanacak sakıncalar da önlenmiş olacaktır. Böylece cezanın genel ve özel önleme etkisi de gerçekleştirilecektir.Gerekçede açıklananların gerçekleşebilmesi ve çalışmamızın konuyla ilgili bölümlerinde ayrıntılı olarak açıkladığımız sorunların yaşanmaması için "bir günün parasal miktarının" yasadaki alt sınırı mümkün olduğunca az, üst sınırı ise yüksek öngörülmelidir.Book Part Ceza Yargılamasında Yasa Yolunun Amacı ve Ayrımları(Seçkin Yayıncılık, 2018) Çınar, Ali RızaBu çalışmada ki inceleme konusu, ceza yargılaması hukukunda yasayolunun amacı ve çeşitleridir. Yasayolu, yargılama makamlarının kararlarına karşı başvurulan bir yoldur. Önce yasayolu kavramı, üzerinde durularak açıklanmaya çalışılmıştır. Ceza yargılamasının temel amacı, işlenmiş olan eylemle ilgili maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır, maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu bağlamda, yasayolunun amacı ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir.
