Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
9 results
Search Results
Other Milletlerarası Ticari Tahkimde Adil Yargılanma Hakkı(Galatasaray Üniversitesi, 2025) Çavuşoğlu, Sercan; Özdemir Kocasakal, HaticeTahkim, tarafların etkin hukukî korumaya ulaşmalarını amaçlayan ve devlet yargısına alternatif olan bir yargılama yöntemidir. Tahkimin bir yargılama yöntemi olması nedeniyle devlet yargısında olduğu gibi, tahkimde de adil yargılanma hakkına ilişkin sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 çerçevesinde ve bu maddeye ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ışığında, tahkimde adil yargılanma hakkına ilişkin sonuçlara varılması amaçlanmıştır.Article Zilyetliğin Hazır Olmayanlar Arasında Teslim Yoluyla Devrini Düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 978. Maddesi Üzerine Düşünceler(Jurix, 2025) Kapancı, Kadir BerkTürk Medeni Kanunu'nun 978. maddesi (ve yine ilgili hükmün mehazını (kaynağını) oluşturan ve içeriği bakımından aynı şekilde kaleme alınmış İsviçre Medeni Kanunu'nun 923. maddesi), eşya zilyetliğinin devralanın yokluğunda temsil yoluyla teslimi olasılığını öngörmektedir. Türk-İsviçre Eşya Hukuklarındaki yerleşik ağırlıklı düşünce, teslimin bir maddi fiil teşkil ettiği yönünde olduğu için, TMK m. 978 hükmünün, salt olarak hukuki işlemleri ilgilendiren ve ancak bu alanda söz konusu olabilecek temsil kurumundan aynı bağlamda bahis açması ilk planda şüphesiz yadırgatıcıdır. Bu hükmün esas olarak neyi kastettiği, temel işlevi ve yol verebileceği farklı uygulama olasılıklarının aydınlatılması, özellikle sözleşmeler hukuku bağlamında zilyetliğin devrinin zorunlu bir unsur olarak eklemleneceği sözleşmesel borçların (örnek olarak en başta satış, kira ve eser sözleşmelerindeki durumlar düşünülsün) ifa edilmeleri perspektifinden de nasıl bir etkinin meydana geleceği konusunda fayda taşıyacaktır. Çalışmamızın amacı, konuyla ilgili Türk-İsviçre öğreti kaynakları ışığında belirtilen farklı yönlerden ilgili hükmün detaylı olarak ele alınıp incelenmesidir. The Article 978 of the Turkish Civil Code - TCC (and the Article 923 of the Swiss Civil Code - SCC constituting the source of the relevant provision, which is also drafted with a similar content) stipulates the possibility of delivery of the possession of a property item through agency (representation) in the absence of the transferee. At first glance the wording of the Article 978 TCC might seem somewhat odd, since on one hand the settled opinion in TurkishSwiss Laws with regard to legal nature of delivery of possession is that it mainly constitutes a material (physical) act and on the other the agency as a legal institution can only play a role in the context of legal transactions. It will be then beneficial to clarify the meaning of this provision, to determine its basic function and to discover the different possibilities of application to which it may lead, and its possible effect in contract law from the perspective of the performance of contractual obligations which require the transfer of possession (the relative situations in sales, work and services and moreover lease contracts can be considered as examples). Accordingly, the aim of this paper is to conduct a thorough examination on this legal provision from the indicated perspectives, in the light of the TurkishSwiss legal literatures.Article The Impact of Force Majeure on Contracts for the International Sale of Commercial Goods Under Art. 79 of the CISG(Istanbul Universtiy Press, 2025) Başoğlu, Başak; Kapancı, Kadir Berk; Kapancı, Kadir BerkThe United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods (CISG) aims to harmonise inter0 national trade law by providing unified rules for sales contracts across its 970member countries, as of April 2025. Despite its wide adoption, the CISG’s approach to non0performance and liability differs markedly from domestic legal systems, particularly those based on civil law traditions. The CISG provides that the debtor failing to perform their obligations must compensate for the loss, unless exempted under Article 79, which introduces the concept of “impediment beyond the debtor’s control” as a basis for exemption. For this exemption to apply, the impediment must be unforeseeable, unavoidable, and the direct cause of the failure to perform. However, these criteria make its application rare in practice, while its requirements have been satisfied in only a limited number of cases. This study examines Article 79 CISG in detail, exploring its stringent criteria and the challenges it presents in practice. Furthermore, the paper will assess Article 79’s effectiveness in addressing force majeure and hardship scenarios, despite the absence of explicit references to these concepts within the CISG text.Other Genel İşlem Koşullarının İçerik Denetimi – İsviçre ve Türk Hukukları Yeni ve Farklı Yollarda(Yetkin Yayınevi, 2017) Jung, PeterTechnical Report Blok Zincirine Dayalı Akıllı Sözleşmelere Karşılaştırmalı Bir Bakış: Türkiye ve Avrupa Yaklaşımları(Jean Monnet Burs Programı (T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı), 2025) Özçelik Özer, Nesli ŞenBlokzinciri teknolojisine dayalı akıllı sözleşmeler, sözleşmeler hukuku perspektifinden bakıldığında son birkaç yılda çok sayıda hukukçunun ilgisini çekmiştir. Akıllı sözleşmelerin finansal hizmetler sektöründen şirketler hukukuna, veri paylaşımından tüketici sözleşmelerine uzanan birçok kullanım alanı bulunduğu için önümüzdeki yıllarda da gündemde olacakları söylenebilir. Blokzinciri teknolojisinin 1990lı yılların internetiyle karşılaştırılan potansiyeli ve blokzinciri teknolojisine dayanan akıllı sözleşmelerin avantajları da göz önünde bulundurulduğunda, akıllı sözleşmelere uygulanacak hukuk kurallarının tespiti birçok hukukçunun odak noktası olmuşturOther Polisin Zor ve Silah Kullanma Yetkisi(2025) Çınar, Ali RızaArticle Parasal altın ilkesi ve Nikaragua v. Almanya Davası: Tamam mı devam mı?(2024) Erson Asar, Bilge; Asar, Bilge Nur ErsonNikaragua 1 Mart 2024’te, İsrail'e silah ve yardım sağlayarak uluslararası hukuku çeşitli yönlerden ihlal ettiği iddiasıyla Almanya aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurmuştur. Buna karşılık Almanya, İsrail'in davanın vazgeçilmez tarafı olduğunu savunarak UAD'nin bu davada yargı yetkisini kullanamayacağını ileri sürmüş ve böylece parasal altın ilkesini tekrar gündeme getirmiştir. Bu makale, UAD'nin 1954 yılında '1943'te Roma'dan Çıkarılan Parasal Altın' davasında geliştirdiği ve aynı isimle anılan parasal altın ilkesini incelemektedir. Bu ilke, davanın kilit noktasının üçüncü bir devletin eylem ve işlemlerinin değerlendirilmesini teşkil ettiği durumlarda UAD’nin yargı yetkisini kullanmaktan kaçınmasına ilişkindir. Çalışma, ilkenin kapsamını ve UAD kararlarındaki uygulamalarını analiz ederek, Nikaragua v. Almanya davasında ilkenin uygulanabilirliğini tartışmaktadır. Çalışmada, soykırımı önleme ve insancıl hukuka riayet etme yükümlülüklerinin kapsamını incelenerek, Almanya’nın yükümlülüklerinin İsrail'in eylemlerinden bağımsız olarak ele alınıp alınmayacağı değerlendirilmektedir.Other Olaylar ve Görüşler: İstanbul Sözleşmesi(Cumhuriyet Gazetesi, 2021) Çınar, Ali Rızaİlk imzayı Türkiye’nin attığı ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi” sözleşmesi, diğer adıyla “İstanbul Sözleşmesi”, kadına yönelik şiddeti önlemede ülkemiz adına yeni bir sürecin kapılarını açmıştır. Türkiye, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan ve onaylayan ilk ülke olmuştur. İstanbul Sözleşmesi, uluslararası hukukta kadına karşı şiddet ve ev/aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan, bağlayıcı, bağımsız bir denetim sistemi kurulmasına yer verilen ve şiddetin kadın erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunun vurgulandığı ilk sözleşme niteliği taşımaktadır. Sözleşme’nin temel amacı giriş bölümünde, kadınlara karşı şiddet ve ev içi şiddetten arınmış bir Avrupa yaratılması olarak belirtmektedir. Sözleşme’ye göre özellikle kadına yönelik şiddet, insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türüdür. Şiddet, hak ve özgürlüklerin kullanılmasını azaltmakta/zayıflatmakta ya da tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle kadına yönelik şiddet, kadının insan haklarına ağır bir ihlal oluşturmaktadır. İnsan haklarına yönelik toplumsal cinsiyet temelli ihlallerin en ciddi biçimlerinden biri ev/aile içi şiddet dahil kadınlara yönelik şiddettir. Ev/aile içi şiddet, çocuklar, erkekler ve yaşlılar gibi diğer mağdurları da kapsamak üzere görmezden gelinemeyecek kadar fazla sayıda aileyi etkileyen gizli bir olgudur. Bu olgu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 44/104 sayılı “Kadınlara Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri”sinin Başlangıç bölümünde de “Kadınlara karşı şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir göstergesi olduğunu ve bu güç ilişkisinin erkekler tarafından kadınlar üzerinde egemenlik kurulmasına ve kadınlara ayrımcılık yapılmasına yol açtığını ve kadınlara karşı uygulanan bu şiddetin erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları zorla bağımlı bir konuma sokan çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri olduğu…” açıkça vurgulanmıştır.Other Roboski için Son Hukuk Yolu: Bm İnsan Hakları Komitesi(Bianet, 2019) Kejanlıoğlu, Atagün MertBu yazı Roboski (Uludere)'de 2011'deki hava saldırısı sonucu gerçekleşen insan hakları ihlallerine karşı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi'ne başvurmanın bir seçenek olup olmadığını tartışmaktadır.
