Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
2 results
Search Results
Presentation Cumhuriyet savcısı(MEF Üniversitesi Hukuk Kulübü, 2023) Çınar, Ali RızaCumhuriyet Savcısı, iddia edendir ve iddia makamında görev yapar. Sentez, yani karar makamında değil.“Devlet”in ortaya çıkmasıyla birlikte suçlar ve yargılama, kamusallaşmaya, devletleşmeye başlamıştır. Kamunun koruyucusu olan devlet adına kovuşturma yapılabilmesi için de, adı üstünde “kamu davası”nın açılması, yani uyuşmazlığın yargılama makamı önüne taşınması zorunludur.Çünkü ceza yargılamasında yargılamanın temel ilkesi bellidir: “Davasız yargılama olmaz”; “dava yoksa yargıç da yoktur”.Ceza yargılamasında (muhakemesinde) iddia (itham), bir kimsenin bir suçu işlediğini ileri sürmektir. Bu faaliyet günümüzde toplum adına Cumhuriyet Savcılığı (savcılık ) makamı tarafından yürütülmektedir. Cumhuriyet Savcısının yardımcısı kolluktur. Ayrıca, belli koşullarla suçtan zarar gören de katılan olarak iddia makamında yer alabilir. Cumhuriyet Savcısı , ceza yargılamasında (muhakemesinde) kamu adına iddia faaliyetini yürüten süjedir. Kuruluş olarak Cumhuriyet Başsavcılığı adı altında görev yapar. Toplumsal iddia makamını işgal eden süje Cumhuriyet savcısıdır. Cumhuriyet savcıları, bağlı bulundukları başsavcılık adına, yasaların ihlal edilerek toplumsal barışın bozulduğunu, yani suç işlendiğini iddia ederek yargılama makamlarına başvururlar. Cumhuriyet savcıları iddianameleriyle, yargılama makamından, sanığın suçlu olup olmadığı tespit edilerek suçluysa cezalandırılmasını, böylece toplumsal barışın yeniden kurulmasını talep ederler. Cumhuriyet savcıları bu görevi, toplumsal barışı sağlamakla yükümlü olan devlet ve kamu adına yerine getirirler. Bu nedenledir ki, Cumhuriyet’in savcısı olarak adlandırılırlar.Presentation Gerekçeli karar hakkı(MEF Üniversitesi Hukuk Kulübü, 2021) Çınar, Ali RızaHer yargı kararı, gerekçesinde sorunları tek tek yanıtlayıp çözen, mantıki ve hukuki bütünlük sergileyen bir yapıt olmak zorundadır. Yasalar “kanıtların tartışılmasından, ret ve üstün tutma nedenlerinden” (Eski HYY, m. 388/3, Yeni HYY, benzeri m. 297/c), “hükmün gerekçesinden” ve “gerekçesizliğin” kesin bozma nedeni olduğundan (Anayasa, md.141/3, CYY, m. 34, 230, 232, 289/g) söz etmektedir. Görüldüğü gibi, Anayasa ve yargılama yasaları, kararların ve hatta karşı görüşlerin bile gerekçeli olmalarını buyurmuştur. Gerekçe kamu düzeniyle ilgilidir. Gerekçe, yargı düzeninin olmazsa olmaz nitelikte bir temel sorunudur. Gerekçesiz yargı kararlarının, bireyin kişilik hakkını çiğnemesi yanında; hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları üzerindeki olumsuz etkisi de gözardı edilmemeli. Ayrıca gerekçenin, yargıya ve yargıca karşı güvensizlik inançlarının yaygınlaşmasında etkili bir neden olduğunu da söyleyebiliriz. Gerekçesizliğin doğurduğu bir sakınca da Yargıtay’ın yargı insanlarını yetiştirici (öğretici, pedagojik) ve disiplin özgörevlerini yerine getirememesi yüzünden, yargıçların gelişmelerini de önlemektedir.
