Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1785
Browse
4 results
Search Results
Master Thesis Rusya Federasyonu: Küresel Güç Konumuna Dönüş, Suriye Krizi Vaka Çalışması(MEF Üniversitesi, 2021) Karabay, Yahya Emi̇rhan; Deği̇rmenci̇oğlu, İlhami̇ Bi̇nali̇Bu tez çalışmasının yapılmasının amacı Soğuk Savaş'tan sonra Rusya Federasyonu'nun günümüzde küresel güç potansiyeline erişip erişmediği ve pratikte bu bulguların Suriye krizi çerçevesinde mevcut olup olmadığı araştırılarak alanyazına katkıda bulunmaktır. Bunun yanında bu tez çalışmasının önemi küresel güç potansiyeline sahip bir devletin hangi özelliklere sahip olduğunu görmek ve bu kapsamda RF'nun bu vasıflara sahip bir devlet olup olmadığını vaka çalışması bağlamında incelemektir. Bu çerçevede RF'nun milli güç kapasiteleri incelenmiştir. Çünkü bir devletin sahip olduğu milli güç o devleti uluslararası sistemde belirli yere konumlandırmaktadır. Bir devlet gücünü ne kadar arttırırsa dünya siyasetinde o kadar söz sahibi olmaktadır. Dolayısıyla elde edilen bulgular ışığında RF'nun kurulduğundan beri sahip olduğu güç kapasitesinin hangilerinin küresel güç olma özellikleri gösterdiği veya gösteremediği anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu milli güçler ise sırasıyla şunlardır. Siyasi yapısı, coğrafyası, demografisi, ekonomisi, askeri gücü, yumuşak gücü ve psiko sosyal güçtür. Siyasi yapı devletin rejiminin, kurumların güçlü bir yapıya sahip olup olmadığını gösteren verilerin ve devlet ile halk arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla araştırılmıştır. Coğrafya ise bir devletin hakim olduğu alanların kendisine sağlamış olduğu birtakım kazınımların ve noksanlıkların olduğu gerekçesi ile incelenmiştir. Rusya Federasyonu'nun ekonomik yapısındaki güçlükler ve zayıflıklar ise dış politikasına olan etkileri nedeniyle önemli hususlardır. Askeri güç, RF için dünya siyasetinde etkin olmak ve küresel güce dönüşme de en önem verdiği alan olması bakımından mühimdir. Yumuşak güç, RF'nun yabancı kamuoyu açısından edinmiş olduğu imajın küresel güç olma da bir faktör olması dolayısıyla araştırılmıştır. Bu milli güç kapasitesini RF 1990'lı yıllardan beri geliştirmektedir. Mevcut güç kapasitesini dış politikada ne kadar gerçekliğe dönüştürdüğünü anlamak için Suriye krizi bir vaka çalışması olarak ele alınmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda RF Suriye krizinde siyasi, diplomatik ve sahada oldukça etkin bir varlık gösterdiği ve ABD gibi bir küresel gücü Suriye'de pasifize etmeyi başardığı anlaşılmıştır. Fakat RF'nun milli güç kapasitesi incelendikten sonra varılan sonuç şudur. Siyasi, askeri, enerji ve coğrafya bakımından Rusya Federasyonu küresel güç bir devlet özellikleri gösterse de ekonomi, teknoloji ve yumuşak güç bakımından RF'nun gücü henüz daha olgunlaşmamıştır. Dolayısıyla RF şu an ki potansiyeli ile büyük güç konumundadır.Master Thesis Türkiye'de Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi: Konya-çumra-karapınar Alt Havzası Örneği(MEF Üniversitesi, 2022) Coşkun, Sefa; Ki̇baroğlu, Ayşegül21. Yüzyılda su kaynaklarının önemi artarak devam etmektedir. Küresel çapta şiddetini artıran ve Türkiye'nin de bulunduğu coğrafyayı etkisi altına alan küresel ısınmaya bağlı olarak su kaynaklarının niteliğinin bozulması ve niceliğinin azalmasıyla su, enerji, gıda gibi yaşamsal öneme haiz sektörlerde sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Yaşanan bu gelişmelerle birlikte su kaynaklarının bütüncül olarak yönetimi yaklaşımı bu sorunlarla mücadele etmek için ortaya çıkmıştır. Ülkemizde tahıl ve şeker pancarı üretiminin en yoğun yapıldığı havzalar arasında Konya Kapalı Havzası ve bu havzanın içerisinde yer alan Konya-Çumra-Karapınar Alt Havzası gelmektedir. Konya-Çumra-Karapınar Alt Havzası'nın coğrafi özelliklerinden dolayı kapalı bir havza olması ve yüzey sularının sınırlı olması nedeniyle başta tarım, endüstri ve hayvancılık alanlarında su ihtiyacını karşılamak için yeraltı su kaynakları yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu yüksek lisans tezinde Konya-Çumra-Karapınar Alt Havzası fiziksel, sosyal ve ekonomik yönleriyle tasvir edilmekte; bu alt havzada uygulanması hedeflenen Bütüncül Su Kaynakları yaklaşımı analiz edilmektedir. Tezin hazırlanmasında başvurulan inceleme yöntemleri: birebir görüşme yoluyla yapılan mülakatlar, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden temin edilen ham veriler ve bu verilerin işlenmesi, alt havzaya yönelik hazırlanmış raporlar ve istatistik verilerin incelenmesini içermektedir. İkinci grupta kullanılan kaynaklar ise, literatür taraması neticesinde elde edilen makale, kitap eserleri ve Internet kapsamındaki bilgi kaynaklarıdır. Bu yüksek lisans tezi Türkiye'de Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi yaklaşımının gerçekte ne kadar uygulanıp, uygulanmadığı sorusuna Konya-Çumra-Karapınar Alt Havzası özelinde yanıt aramaktadır.Master Thesis Pakistan Talibanı'nın Oluşumu: İç ve Dış Dinamikler(MEF Üniversitesi, 2022) Özhan, Hüsnü Ammar; Çağlar, BarışAsya kıtasında önemli bir kavşak noktası olan Güney Asya bölgesi tarih, kültür ve siyaset açısından her zaman hareketli bir bölge olmuştur. Hint Alt kıtasının parçalanması, Afgan Harbi ve ABD'nin Afganistan'a müdahalesi sonrasında oluşan olumlu ve olumsuz bütün siyasi sonuçların etkisi günümüzde de bu coğrafyada görülmektedir. Pakistan Talibanı (Tehrik-i Taliban Pakistan) tüm bu siyasi olayların sonucu olarak ortaya çıkmış bir terör örgütüdür. Bu terör örgütü, son dönemde Pakistan'da kurulan terör örgütleri içerisinde en etkili ve agresif olanıdır. Bu araştırmada, Pakistan Talibanı'nın ortaya çıkmasında rol oynayan iç ve dış faktörler incelenmiştir. Metot olarak vaka incelemesi (case study) kullanılmıştır. Pakistan Talibanı'nın oluşumu ve gelişimi süreçlerinin ele alındığı vaka çalışmasında detaylı tarihsel açıklama (Historical Explanation) yaklaşımı izlenmektedir. İlk bölümde Pakistan'ın genel durumuna dair bilgiler verildikten sonra ikinci bölümde Pakistan Talibanı'nın oluşumu ve özellikleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Pakistan Talibanı'nın ortaya çıkmasına neden olan iç dinamikler ele alınmıştır. Peştunistan meselesi, Pakistan'da yaşanan doğal afetler, Cihadi retorik ve İslamizasyon politikası ve Pakistan Ordusu'nun 11 Eylül sonrası yaptığı askeri faaliyetler bu terör örgütünün oluşmasında rol oynayan iç dinamiklerdir. Pakistan Talibanı'nın kurulmasında iç faktörlerin yanında dış faktörler de etkili olmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümde ise bu dış dinamikler ele alınmıştır. İran-Suudi Arabistan rekabeti, Afgan Harbi ve Taliban'ın Afganistan'da aktör olarak ortaya çıkması, El Kaide'nin Afganistan'daki etkisi, 11 Eylül sonrası ABD'nin Afganistan'a müdahalesi Pakistan Taliban'ını ortaya çıkartan dış dinamiklerdir. Pakistan Talibanı tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları Pakistan'da ciddi ekonomik, sosyal ve politik sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Siviller ve güvenlik güçleri bu saldırılarda yaralanmış ve hayatını kaybetmiştir. Pakistan Talibanı'nın Pakistan'a vermiş olduğu zarar oldukça yüksektir. Son on yılda, 55.000 Pakistan vatandaşı Pakistan Taliban'ı tarafından yapılan saldırılarda hayatını kaybetmiştir. Ayrıca saldırıların mali zararı da bir hayli yüksektir. Pakistan bu saldırılardan ötürü 103 milyar dolarlık mali zarara uğramıştır. 1979 yılında Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesinin ardından Afganistan kaynaklı sorunların Pakistan üzerinde oluşturduğu yük, Pakistan Talibanı'nın ortaya çıkmasıyla giderek artan bir hale gelmiştir.Master Thesis Ruanda ve Radikalleşme(MEF Üniversitesi, 2022) Emi̇ş, Fadi̇me; Çağlar, BarışBu tez çalışmasında Ruanda soykırımına giden süreçte meydana gelen radikalleşme ve bu radikalleşme üzerindeki kolonyal güçlerin etkisi incelenmektedir. Radikalleşme bir anda meydana gelmeyen, kişi ve grupların güç istek ve ihtiyaçlarından doğan, içerisinde kendisini besleyen ve dayanak oluşturan birçok etken bulunduran bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşırılıkçı görüşlerin benimsendiği ve şiddet içeren bir eylemde bulunmaya doğru ilerlenebildiği bir süreç olan radikalleşme, Ruanda'da tarihsel süreç içerisinde soykırım ile sonuçlanmıştır. Ruanda tarihine bakıldığında koloni dönemi öncesi küçük çatışmalar yaşansa da asıl çatışma ortamı kolonileşme sonrasında batılı kolonyal güçlerin politikalarının ülkeye uygulanması ile başlamıştır. Batılı güçlerin devlet yönetiminden sosyal hayata tüm alanlarda yaptığı değişiklik ve yaptırımlar Ruanda'da etnik ayrımın kimlikleştirilmesine ve daha sonrasında bu kimlik çerçevesinde radikalleşmesine neden olmuştur. Radikalleşme Ruanda'da 100 gün gibi kısa bir süre içerisinde yaklaşık bir milyon insanın öldürüldüğü bir soykırım ile sonuçlanmıştır. Bu çalışmada Ruanda'da uzun süren bir radikalleşmeye ve bu radikalleşme sonucunda ortaya çıkan soykırım olaylarına Batılı kolonyal güçlerin etkilerini irdelenmektedir. Radikalleşme ana hatlarıyla kendisini besleyen ve dayanak oluşturan etkenler incelenerek Ruanda'da nasıl ortaya çıktığı ve gelişim süreci incelenmektedir. Bu süreç içerisinde iç ve dış etkenlerin ne derecede sürece katkı sağladığı analiz edilmektedir. Radikalleşmenin farklı biçimlerde ve farklı sonuçlara varabilen süreçleri kavramın anlamı üzerinde uzlaşıya varılamamasına neden olmuştur. Ülkemizde ii Ruanda tarihinde etnik grupların hangi olaylar ve gelişmeler sonucunda radikalleştikleri, ülkede nefretin artması ve şiddetin ortaya çıkmasına hangi olayların sebep olduğunu ve uzun süren bir radikalleşme sonucunda ortaya çıkan soykırım olaylarına Batılı kolonyal güçlerin kolonileşme ile birlikte ülkede uyguladıkları politikaların etkilerini ortaya koyan yeterince çalışma olmadığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı özellikle Türkçe literatürde Ruanda'daki radikalleşme üzerinde batılı kolonyal güçlerin doğrudan ve dolaylı etkisi konusunda akademik boşluğun doldurulmasına katkı sağlamaktır.
