Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1785
Browse
14 results
Search Results
Master Thesis Dijital Çağda Akıllı Telefon Bağımlılığı ve Akademik Başarı Arasındaki İlişki: Öz Düzenlemenin Aracı Rolü(2025) Işık, Şeyma Nur; Altan, ServetBu araştırma, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı, öz düzenleme becerileri ve akademik başarı arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, öz düzenleme becerisinin, akıllı telefon bağımlılığı ile akademik başarı arasındaki ilişkide aracılık rolü değerlendirilmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modeline dayalı olarak gerçekleştirilmiş ve örneklem, Türkiye'de öğrenim görmekte olan 340 üniversite öğrencisinden oluşmuştur. Veriler, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form), Öz Düzenleme Ölçeği ve öğrencilerin beyan ettikleri akademik not ortalamaları aracılığıyla toplanmıştır. İstatistiksel analizler, SPSS 30.0 programı ve Hayes'in PROCESS Makro Model 4 yapısı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular, akıllı telefon bağımlılığı ile öz düzenleme arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öz düzenleme ile akademik başarı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aracılık analizine göre, akıllı telefon bağımlılığının akademik başarı üzerindeki dolaylı etkisi öz düzenleme aracılığıyla istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Sonuçlar, akıllı telefon bağımlılığının öğrencilerin öz düzenleme becerilerini zayıflatarak dolaylı olarak akademik başarılarını olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, öğrencilerin dijital teknoloji kullanımına yönelik farkındalıklarının artırılması ve öz düzenleme becerilerinin geliştirilmesine yönelik müdahale programlarının önem taşıdığı söylenebilir.Master Thesis Beliren Yetişkinlerde Sürekli Kaygının Yordayıcıları: Anneden Algılanan Psikolojik Kontrol ve Psikolojik Sağlamlık(2025) Kaplan, Feyza; Acar, MelikeAile ilişkileri, bireylerin psikolojik ve duygusal gelişiminde kritik bir rol oynar. Özellikle, anneden algılanan psikolojik kontrol, bireyde kaygı düzeyinin artışına yol açabilecek bir risk faktörü olarak öne çıkmaktadır. Psikolojik sağlamlık ise bireylerin olumsuz deneyimlerle başa çıkma kapasitelerini artırarak kaygı düzeylerini azaltabilecek bir koruyucu özellik taşıyabilir. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlerde anneden algılanan psikolojik kontrol ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin, sürekli kaygı düzeyini yordayıcı etkilerini incelemektir. Araştırmanın örneklemini yaşları 18 ile 25 arasında değişen 227 beliren yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgiler Formu, Psikolojik Kontrol Ölçeği Anne Formu, Sürekli Kaygı Envanteri ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için IBM SPSS 27.0 programı ile parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, beliren yetişkinlerde anneden algılanan psikolojik kontrolün sürekli kaygı düzeyini pozitif yönde yordadığını, psikolojik sağlamlığın ise kaygı düzeyini negatif yönde yordadığını göstermektedir. Bulgular literatür doğrultusunda tartışılmış ve araştırmacılar ile ruh sağlığı uzmanlarına öneriler sunulmuştur.Master Thesis Erkekliğe Yönelik Algılanan Tehdit ile Yaşam Doyumu Arasındaki İlişkide Varoluşsal Kaygıların Aracı Rolü(2025) Hızar, Elif; Demirtaş, Ezgi TopluErkeklik kadınlığın aksine elde edilmesi ve sürekli kanıtlanması gereken bir yapıya sahiptir. Erkeklik 'üstün' bir statü olarak görülmekte ve bu statüye ulaşmak için çeşitli aşamalardan geçilmesi gerekmektedir. Erkeklik kazanılması zor bir statüdür ancak kaybedilmesi de bir o kadar kolaydır. Kırılgan erkeklik kuramı bağlamında; erkeklik kadınlığa göre zor kazanılıp kolay kaybedildiğinden ve sürekli ispat gerektirdiğinden ötürü daha kırılgan bir yapıdadır ve bundan dolayı erkeklerin cinsiyetlerine yönelik tehdit algıları daha yüksektir. Yetişkin bir erkek için 'erkeklik' rolü benliğin bir parçası, varoluş amacı ve anlamı haline gelebildiğinden erkekliğe yönelik algılanan tehdidin varoluşsal kaygıları tetikleyebileceği ve yaşam doyumunu azaltabileceği düşünülmektedir. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı, genç yetişkin erkeklerde, erkekliğe yönelik algılanan tehdit ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide varoluşsal kaygıların aracı rolünü incelemektir. Bu araştırmanın örneklemi 20 – 40 yaş aralığında cinsiyetlerini erkek olarak tanımlayan 250 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada, Demografik Bilgi Formu, Kırılgan Erkeklik Ölçeği, Varoluşsal Kaygı Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek amacıyla Hayes PROCESS analiz programı kullanılarak Basit Aracılı Değişken Analizi (Model 4) uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları, genç yetişkin erkeklerde erkekliğe yönelik algılanan yüksek tehdidin varoluşsal kaygılar aracılığıyla yaşam doyumunu azalmasına yol açabileceğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular akademik literatür ışığında tartışılmıştır ve araştırmacılar ve ruh sağlığı uzmanları için hem araştırmaya hem de uygulamaya dair öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erkekliğe yönelik algılanan tehdit, kırılgan erkeklik kuramı, varoluşsal kaygı, yaşam doyumu, genç yetişkinlik.Master Thesis Beliren Yetişkin Kadınlarda Kaygılı Bağlanma ile Psikolojik Flört Şiddetine Maruz Kalma Arasındaki İlişkide Öz Güven ve Öz Şefkatin Seri Aracı Rollerinin İncelenmesi(2025) Borazan, Merve; Demirtaş, Ezgi TopluBeliren yetişkinlik 18-30 yaş arasını kapsayan; aşk, iş ve dünya görüşü olmak üzere üç temel boyutta kimlik gelişiminin ön planda olduğu ergenlik ve yetişkinlik arasındaki yaş dönemidir. Bu dönemde romantik ilişkilerde yakınlık ve ilişkiyi geleceğe taşıma düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Romantik ilişkiler bireyin sevgi, ait olma ve güven ihtiyaçlarını karşılarken bir yanıyla da şiddet içerebilmekte ve zarar verici olabilmektedir. Flört şiddetinin bir türü olan psikolojik flört şiddeti partneri itibarsızlaştırmayı veya incitmeyi amaçlayan söz ve davranışlarla partnere karşı üstünlük kurmayı, kontrol etmeyi ve baskı altına almayı içermektedir. Yaşamın ilk yıllarında bireyin bakım vereni ile kurduğu bağlanma stili yetişkinlik döneminde partner bağlanmasını da etkilemektedir. Kaygılı bağlanan bireyler güvensiz partnerler seçebilir ve şiddete maruz kaldıkları bir ilişkiyi sürdürebilirler. Öz güven ve öz şefkat kadınların psikolojik flört şiddetine maruz kalmasını arttırabilen ya da azaltabilen faktörler olarak literatürde karşımıza çıkmaktadır. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı, beliren yetişkin kadınlarda kaygılı bağlanma ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma arasındaki ilişkide öz güven ve öz şefkatin seri aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi yaşları 18-30 arasında değişen halen devam eden bir ilişkisi olan ya da daha önce bir romantik ilişkisi olmuş heteroseksüel 306 kadından oluşmaktadır (Ort yaş = 24.00; SS yaş = 3,48; min yaş = 18, mak yaş = 30) Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği, Öz-Duyarlık Ölçeği ve Kadın Özgüven Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ana hipotezlerini test etmek için Hayes PROCESS analiz programı kullanılarak Seri Çoklu Aracılık Değişken Analizi (Model 6) uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları beliren yetişkinlik dönemindeki kadınların, kaygılı bağlanma stiline sahip olsalar bile yüksek öz güven ve öz şefkat düzeyleri aracılığı ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma olasılıklarının azalabileceğini ortaya koymuştur. Bu bulgular akademik literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı çalışanları için araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.Master Thesis Evli Bireylerde Kaçıngan Bağlanma ile Aldatma Eğilimi Arasındaki İlişkide İlişkisel İhtiyaçların Aracı Rolü(2025) Güven, Ayşe Ferzan; Demirtaş, Ezgi TopluAldatma, evliliklerde yaygın görülen ve ilişkide derin çatışmalara yol açabilen önemli bir sorundur. Bireylerin çocuklukta geliştirdikleri bağlanma stilleri, yetişkinlikte romantik ilişkilerdeki tutum ve davranışlarını, özellikle de aldatma eğilimlerini etkileyebilir. Bu bağlamda, ilişkisel ihtiyaçların (duygusal destek, ilgi, güven gibi) karşılanmaması da bireylerin aldatma eğilimini artıran önemli bir etken olarak değerlendirilebilir. Bu noktadan hareketle güvensiz-kaçıngan bağlanan evli bireylerin aldatma eğilimlerinde, ilişkisel ihtiyaçların aracı bir rol oynayıp oynamadığı bu araştırmanın çıkış noktası olmuştur. Dolayısıyla, bu araştırmanın amacı, evli çiftlerde, kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide ilişkisel ihtiyaçların aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini yaşları 30 ile 60 arasında değişen, en az 6 aydır evli olan, 121'i kadın (%64.8), 66'sı erkek (%35.2) olmak üzere 187 kişi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemi kullanılmıştır ve veriler çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmada, 'Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, İlişkisel İhtiyaçlar Doyum Ölçeği, , Aldatma Eğilimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide, ilişkisel ihtiyaçlar (destek ve koruma)'ın aracı (dolaylı) etkisinin olmadığını ortaya koymuştur. Araştırmada elde edilen bulgular akademik literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı çalışanları için araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.Master Thesis Paths From Anxious Attachment To Cyber Dating Violence Perpetration in Emerging Adults: a Test of a Multiple Parallel Meditation Model(MEF Üniversitesi, 2024) Yıldırım, Buse; Demirtaş, Ezgi TopluThe purpose of this study is to examine the mediating roles of self-perception, emotion regulation, and jealousy in the relationship between anxious attachment and cyber dating violence perpetration in emerging adults. In this context, cyber dating violence perpetration was considered as the dependent variable and anxious attachment as the independent variable. Self-perception, emotion regulation and jealousy were mediator variables. This research was conducted with 300 participants in the emerging adulthood (ages between 18 and 30) who were or are currently in a romantic relationship. While obtaining the research data, the Experiences in Close Relationships Scale Short Form, Emotion Regulation Difficulty Scale Short Form, Social Comparison Scale, Multidimensional Jealousy Scale, and Cyber Dating Abuse Scale were used. According to the results obtained from the research data, correlation analysis and 'Parallel Multi-Mediating Variable Analysis were performed to examine the relationship between the variables. According to the findings, parallel multiple mediation analysis of emotion regulation and jealousy in the relationship between anxious attachment and cyber dating violence was confirmed. The research findings were discussed within the scope of the literature and suggestions for research and practice were presented.Master Thesis Children's Concept of Rules and Their Judgments on Crime and Punishment(MEF Üniversitesi, 2024) Tangu, Sevilay; Acar, MelikeTuriel (1983) has documented in his studies that children judge rules differently based on different social domains. The aim of this research is to investigate how children evaluate rule violations and domain undifferentiated punishments encountered in schools and how they judge the punishments given by teachers for these situations. Additionally, students are asked to provide alternative ways for the behaviors mentioned in the stories, offering suggestions to teachers. As data collection tools, participants were initially asked four questions about their perceptions of class rules, and they were required to justify their answers. Subsequently, participants were engaged in semi-structured clinical interviews by reading six different hypothetical stories created from three social domains. The participant group of the research consists of 60 primary school students aged 6-9. The findings of the study indicate that young children (6-7 years old) perceive rules as more unchangeable compared to older children (8-9 years old). Consistent with previous studies, moral transgressions were found to be less acceptable compared to social-conventional and prudential domains.Master Thesis Paths From Fragile Masculinity To the Perpetration of Psychological Violence in Young Adult Men: a Test of a Serial Mediator Model(MEF Üniversitesi, 2024) Göksu, Fatma Buse; Demirtaş, Ezgi TopluIn the literature, research on the relationships between fragile masculinity, perception towards psychological violence, jealousy and perpetration of psychological violence is quite limited in Turkey and in a sample of young adult men. Therefore, this study examines psychological violence on the basis of fragile masculinity, perception towards psychological violence and cognitive jealousy. The sample of the study consists of 160 young adult men between the ages of 18-30 with romantic relationship experience. The research data were collected through social media channels via an online form. The Fragile Masculinity Scale, Perceptions of Dating Violence Scale, Multidimensional Jealousy Scale and Multidimensional Emotional Abuse Scale Short Form were used to collect the data. Serial Multiple Mediating Variable Analysis was conducted using the PROCESS program. The study reveals that as the level of fragile masculinity of young adult men increases, perceptions towards psychological violence and the tendency to commit psychological violence through jealousy also increase. The findings obtained from the research were discussed within the scope of the literature and suggestions were made regarding the findings.Master Thesis The Mediating Role of Psychological Resilience and Self-Compassion in the Relationship Between Perceived Parental Support and Social Media Addiction(MEF Üniversitesi, 2024) İşleyici, Burak; Acar, MelikeThe internet, which has entered our lives as a communication tool, has become an indispensable part of life and continues to exist in various realms through its evolving nature. One such domain is social media, which offers individuals the opportunity to present themselves in diverse ways and to foster more positive mental states. The desire to sustain this positive mental state can lead to social media addiction. Consequently, individuals may face serious problems significantly impacting their lives. Therefore, it is crucial to investigate factors potentially associated with social media addiction and to provide corresponding prevention and intervention services. Psychological resilience and self-compassion are considered significant factors for individuals with internet addiction as they are believed to enhance emotion regulation and impact addiction. The objective of this study is to examine the mediating role of self-compassion and psychological resilience in the relationship between perceived parental attention and social media addiction. The study's sample consists of 302 participants, and a correlational research model has been employed due to the examination of relationships between variables, along with descriptive statistics for these variables. A two-mediator model (Model 6) was utilized, leveraging the Hayes PROCESS analytical tool. The 'Demographic Information Form', 'Resilience Scale', 'Parental Attitudes Scale I-II', 'Social Media Addiction Scale', and 'Self-Compassion Scale' were used. The findings of the research reveal a relationship between the perceived parental attention of individuals and their social media addiction, with self-compassion playing a substantial mediating role in this relationship.Master Thesis Evaluations of Children and Parents on Parental Lies(MEF Üniversitesi, 2023) Çevik, Işılay; Acar, MelikePiaget (2015) stated that the evaluation and justification of children's lying behavior in moral terms change according to cognitive developmental stages. Studies conducted on the paradigm of disappointing gift, a white lie area, have observed that it is found more acceptable compared to other areas of lies (Aydın, 2021; Warneken & Orlins, 2015; Gingo, Roded, & Turiel, 2019). The aim of this research is to investigate how children and parents evaluate and justify the lies told by parents. Participants were presented with seven different stories as data collection tools, and they were asked to assess and justify these stories. The participants in the first study were 35 children in the 5-6 age group and 35 children in the 10-11 age group. The participants in the second study were 68 parents with children aged 5-12. The results of the research revealed, in line with previous studies, that the most acceptable lie category is the disappointing gift paradigm, which falls under the category of white lies.
