Batum, Süheyl

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Batum, Bedi̇i̇ Süheyl
Job Title
Email Address
batums@mef.edu.tr
Main Affiliation
05. Faculty of Law
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

1

NO POVERTY
NO POVERTY Logo

1

Research Products

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

1

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

1

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

1

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

3

Articles

0

Views / Downloads

447/6962

Supervised MSc Theses

3

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

3

Supervised Theses

3

Google Analytics Visitor Traffic

Journals data is not available

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Master Thesis
    Cumhurbaşkanı Kararnameleri ve Normlar Hiyerarşisindeki Yeri
    (MEF Üniversitesi, 2022) Ci̇ri̇t, Ezel; Batum, Bedi̇i̇ Süheyl
    1982 Anayasası üzerinde 2017 yılında 6771 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ile yeni bir hükümet sistemine geçiş yapılmıştır. Geçilen yeni hükümet sistemi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılırken aynı zamanda yürütmenin yapısında da değişiklikler olmuş ve artık yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanına ait olarak düzenlenmiştir. 1971 yılında Anayasa Hukukumuzun bir parçası olarak kendisine yer edinen kanun hükmünde kararnameler 2017 senesinde yapılan değişiklik ile artık yeni bir formda karşımıza çıkmaktadır. Doktrinde ve uygulamada çokça tartışılan bu yeni form çalışmamızın esas inceleme konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada yürütme organının düzenleyici işlemlerinden olan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve Cumhurbaşkanının Olağanüstü dönemlerde çıkarabileceği olağanüstü hal (OHAL) kararnameleri üzerinde durmaya gayret edilmiştir. Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisinin hukuki temeli araştırılırken aynı zamanda normlar hiyerarşisi diğer adıyla kurallar kademelenmesindeki yeri de tahlil edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın birinci Normlar hiyerarşisinin tanımlaması, iç hukukumuzdaki görünümü ile 2017 Anayasa değişikliği öncesi ne şekilde yapılandığı çalışılmıştır. Birinci bölümün son kısmında ise yürütmenin anayasal görev ve yetkileri yasama ile olan ilişkisi üzerinde incelemelerde bulunularak okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise 6771 sayılı kanunun ile yapılan değişikliklerin getirisi olarak Cumhurbaşkanının düzenleyici işlem yapma yetkisinin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve Cumhurbaşkanlığı yönetmelikleri incelenmiştir. Yeni sistemle beraber ortaya çıkan tartışmalardan bir diğeri olan Cumhurbaşkanı Kararnamelerinin mahfuz bir düzenleme alanına sahip olup olmadığı üzerine karşıt görüşler üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır. Bahsi geçen değerlendirme yapılırken aynı zamanda demokratiklik ve karşılaştırmalı hukuk sistemleri üzerinden örneklemeler ile konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla da tezin ikinci kısmında takip edilen metoda paralel olacak şekilde yeni sistemin sonucunda normlar hiyerarşisinin ne şekilde oluşacağı üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Son başlıkta ise Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin olağan dönem ve olağanüstü dönem kararnameleri ayrımında yargısal denetimine ilişkin görüşlere ve Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına yer verilerek bir incelemede bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    Kentsel Yoksullukta Yerel Yönetimlerin Rolü
    (MEF Üniversitesi, 2022) Saltık, Yavuz; Batum, Bedi̇i̇ Süheyl
    Geçmişten günümüze her dönemde yoksulluk kendisini etkin bir şekilde hissettirmekte ve bütün dünya ülkelerini ilgilendiren ciddi bir sorun olarak algılanmaktadır. Yoksulluk sadece gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerde değil gelişmiş ülkelerde de görülmektedir. Yoksulluğun ortaya çıkmasında gelir eşitsizliği ve istihdam sorunları temel nedenlerin başında gelmektedir. Kentlerde nüfusun artmasına neden olan en önemli sorunlardan birisi de kırsal alanlardan kentlere doğru gerçekleşen göçtür. Bu da kentsel yoksulluk sorununun ortaya çıkmasında etkili bir rol üstlenmektedir. Yoksullukla mücadele konusunda merkezi yönetim kadar önemli olan bir başka kamu tüzel kişiliği de yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler arasında başta belediyeler olmak üzere bütün kurumlar yoksulluğun tespit edilmesi ve sorunlarının en aza indirilmesinde etkin bir şekilde görev almaktadır. Özellikle kentsel yoksulluk konusunda aktif bir şekilde çalışan belediyeler yoksul kesimlerin başta istihdam olmak üzere bütün alanlarda sorunlarının çözümüne yönelik farklı stratejiler izlemektedir. Bu çalışmada da kentsel yoksullukla mücadele konusunda etkin bir şekilde çalışan İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik olarak "Sistem Mezuniyeti Modeli" önerilmiştir. Bu modele göre İstanbul'da yaşayan ve yoksul olarak değerlendirilen vatandaşlara yönelik sistem mezuniyetinin oluşturulmasında uzman meslek elemanlarının seçimi, yoksullara yönelik veri tabanının oluşturulması, istihdamı sağlamak için kariyer danışmanlığının yapılması, yoksullara yönelik farklı kurumlarda istihdam sağlanmasına yönelik uygulamalara yer verilmiştir. Bu sayede yoksulluğun azaltılmasında yerel yönetimlerin uygulayacağı öneriler sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Bir İnceleme: Çocukluk Dönemi Aşıları
    (MEF Üniversitesi, 2024) Ertaş, Oğuz Can; Batum, Süheyl
    Enfeksiyon hastalıklarına karşı bireyden topluma uzanan bir süreçle bağışıklık kazanılmasını sağlayarak kamu sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik en etkili yöntemlerin başında aşılar gelmektedir. Bu kapsamda çocukluk dönemi itibariyle tatbik edilen aşılar sayesinde pek çok enfeksiyon hastalığının muhtemel olumsuz etkileri bertaraf edilmektedir. Ancak son yıllarda çocukluk dönemi aşı uygulamalarına yönelik olarak giderek artan düzeyde tereddüt ya da ret hali oluştuğuna şahit olunmaktadır. Hal böyleyken aşı kararsızlığı ve karşıtlığının yakın gelecekte toplum sağlığını tehdit eden en önemli sağlık sorunları arasında olacağı öngörülmektedir. Bu duruma ise aşıların içeriğinde yer alan maddelerin pek çok zararlı etkisi olduğu, ayrıca dini yönden sakıncalı maddeler de bulunduğu yönünde ortaya çıkan iddiaların etkin iletişim vasıtasıyla bir aşılama politikası çerçevesinde tatmin edici düzey ve yaygınlıkta yanıtlanamamasının sebebiyet verdiği görülmektedir. Dünya genelinde aşı uygulamalarına yönelik olarak bu kararsızlık ve giderek artan karşıtlık hareketlerinin önüne geçilebilmesi, ayrıca koruyucu bir sağlık hizmeti olan aşılar ile toplumsal bağışıklığın arttırılması amacıyla temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimine uygun şekilde çocukluk dönemi aşılarının zorunlu uygulanmasına ilişkin kanunlaştırma faaliyetleri başlamıştır. Bu bağlamda Avrupa coğrafyasında yer alan İtalya, Fransa ve Almanya zorunlu aşı uygulamalarına dair belirlediği politikaları ile örnek ülkeler olarak nitelendirilebilir. Ancak çocukluk dönemi aşılarının kanun ile zorunlu hale getirilmesinin temel hak ve özgürlükleri ihlal niteliğinde bir müdahale olduğu gerekçesiyle hem ulusal anayasa mahkemelerine hem de Avrupa İnsan Haklarına Mahkemesi'ne (AİHM) bireysel başvurular yapılmıştır. Öte yandan dünyada bazı ülkelerin ise çocukluk dönemi aşı uygulamaları ile toplumsal bağışıklığın arttırılarak genel sağlığın korunması meşru amacının gerçekleştirilmesine yönelik olarak teşvik politikası belirlediği görülmektedir. Bahse konu teşvik politikasının örnek ülkesi olan Avustralya'da tavsiye edilen ulusal çocukluk dönemi aşılama takvimindeki tüm aşıları olan çocukların ailelerine yönelik vergi indirimleri ve mali yardımlar verileceğini düzenleyen yasal düzenleme yapılmıştır. Çocukluk dönemi enfeksiyon hastalıklarına yönelik bağışıklığın artırılmasının kanun ile zorunlu hale getirildiği zorunlu aşı politikası bu çalışma kapsamında detaylarıyla irdelenecektir. Ayrıca aileye yönelik finansal teşvikler ile aşı uygulamalarına ilişkin etkin bir aydınlatılmış rıza sürecini kapsayan aktif tutumlu gönüllü aşı politikası bütüncül bir yaklaşımla ele alınacaktır. Türkiye açısından ise zorunlu aşı uygulamasına yönelik Anayasa Mahkemesinin (AYM) bireysel başvuru kapsamında vermiş olduğu hak ihlali kararının ardından halihazırda uygulanan pasif tutumlu aşı politikası ile ulusal sağlık koşullarımız bakımından zorunlu aşılama ve aktif tutumlu gönüllü aşılama politikalarının yürürlüğe konulmasına dair öneriler geniş bir biçimde tartışılacaktır.