Çınar, Ali Rıza
Loading...
Profile URL
Name Variants
Çınar, A.
Çınar, AR
Cinar, Ali Rıza
Çınar, A
Çınar, AR
Cinar, Ali Rıza
Çınar, A
Job Title
Email Address
cinarr@mef.edu.tr
Main Affiliation
05. Faculty of Law
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

0
Research Products
7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY

0
Research Products
4
QUALITY EDUCATION

0
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

0
Research Products
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

0
Research Products
5
GENDER EQUALITY

0
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

2
Research Products
2
ZERO HUNGER

0
Research Products
1
NO POVERTY

0
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

0
Research Products
14
LIFE BELOW WATER

2
Research Products
15
LIFE ON LAND

0
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

0
Research Products
13
CLIMATE ACTION

0
Research Products
6
CLEAN WATER AND SANITATION

0
Research Products
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

0
Research Products
12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION

0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.
| Journal | Count |
|---|---|
| Terazi Aylık Hukuk Dergisi | 2 |
| 22. Uluslararası İnsan Hakları Akademisi Yaz Çalıştayı | 1 |
| 2. Ceza Hukuku Reformları Kongresi - Ceza Hukuku Yaptırımları, Kanunlar ve Uygulama Cilt I | 1 |
| 2. Ceza Hukuku Reformu Kongresi - Ceza Hukuku Yaptırımları Kanunlar ve Uygulama (3 CİLT) | 1 |
| Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Konferansı 1 Haziran 2017 Tebliğler | 1 |
Current Page: 1 / 5
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

65 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 65
Book Part Basit Yargılama Usulü [2020](Adalet Yayınevi, 2020) Çınar, Ali RızaCeza yargılama sistemimize; 7188 Sayılı Yasa’nın 24. ve 25. maddesiyle, 5271 Sayılı Ceza Yargılama Yasası'nın yürürlükten kaldırılan (mülga) 251. ve 252. maddelerinde yapılan düzenlemeyle, “Basit Yargılama Usulü” adı altında yeni bir yargılama usulü getirilmiştir. Başka bir anlatımla ceza yargılama sistemimize; basit yargılama usulü, 7188 Sayılı Yasa’nın 24. ve 25. maddeleri ile 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasası’nın 251. ve 252. maddelerinde yapılan düzenleme ile getirilmiştir. Ceza Yargılaması Yasası’nın 251. maddesinde, basit yargılama usulünün ne olduğu ve nasıl uygulanacağı yer almaktadır. Ceza Yargılaması Yasası’nın 252. maddesinde ise, basit yargılama usulünde itiraz konusu düzenlenmektedir. Bu sistemin getirilmesindeki gerekçeye göre; ceza yargılaması sistemimizde tek bir yargılama usulü öngörülmüş olup, basit suçlarla ağır suçlar arasında bir ayrım yapılmadan, duruşma açmak suretiyle aynı yargılama usulünün tüm yöntemlerinin (prosedürlerinin) uygulanması kabul edilmiştir. Bu durum, ağır suçların yargılanmasına daha az zaman ve emek ayrılmasına neden olmaktadır. Seçenekli yargılama usullerinin getirilmesinin, yargılamayı hızlandıracağı, yargının iş yükünü hafifleteceği ve kaynakların verimli kullanılmasına katkı sağlayacağı ileri sürülmektedir. Ancak ,yargı sürecinin hızlandırılmasının adil yargılama çerçevesinde sağlanması amaçlanmalıdır. Yargı sürecinin hızlandırılması için hiçbir zaman adil yargılama ilkelerinden vazgeçilmemelidir.Presentation Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerince Verilebilecek Kararlar ve Bu Kararlara Karşı Başvurulabilecek Yasayolu (2017)(İzmir Barosu Başkanlığı, 2017) Çınar, Ali RızaPresentation Master Thesis Ceza Muhakemesi Hukukunda Adli Arama(2025) Büyükay Genç, Beyzanur; Çınar, Ali RızaAdli arama, delillerin hukuka uygun bir biçimde elde edilerek muhakeme işleminde kullanılmasına imkân vermesi ve devamında bu deliller esas alınarak yargılama sonucu sanıkların cezalandırılmasını mümkün kılması bakımından nitelik arz etmektedir. Arama işlemi ile hüküm verilmeden önce temel hak ve özgürlükler, yakalama veya delil elde etme amacıyla ya da her iki amaca bağlı olarak sınırlanmaktadır. Aramanın, yakalama ve delil elde etme amacıyla uygulanması ile ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşılmasına araç olarak hizmet ettiği ve tek başına bir amaç olmadığı belirtilmelidir. Bu sebeple aramanın aynı zamanda geçici olması ve arama işlemi ile elde edilmek istenen amaca ulaşıldığında aramanın sona ermesi, ancak gecikmede tehlike bulunması durumunda yani bir zorunluluk halinin ortaya çıkması ile aramanın bir koruma tedbiri olarak uygulanmasının söz konusu olması, aramanın aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri sınırlıyor olması sebebiyle önem arz etmektedir. Aramanın hukuka uygun olabilmesi için aramanın bir koruma tedbiri olarak saydığımız özelliklere sahip olması gerekmekle beraber burada belki de en temel husus, arama kararının hukuka uygun olarak verilmesidir. Nitekim arama işlemi ancak hukuka uygun bir arama kararının verilmesi ile yapılabilecektir. Ceza muhakemesi hukukunda arama kararının verilmesi kural olarak hakim kararıyla mümkündür. Temel hak ve özgürlüklere müdahalenin istisnai haller dışında ancak hâkim kararıyla sınırlanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Bu bağlamda ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde de konut, işyeri, kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç olmak üzere kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılması mümkün kılınmıştır. Hâkim kararı dışında arama emri ile adli arama yapılması istisnai bir kurumdur ve bu sebeple bu yetkinin kullanılması ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde söz konusu olacağından, gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramının gerekçelendirilmesi bilgi, belge ve açıklamalarla desteklenmesi gerekmektedir. İster arama kararına dayanılarak yapılan bir arama söz konusu olsun ister arama emrine istinaden arama işlemi gerçekleştirilmiş olsun, her halükârda delil elde edileceğine ya da belirli bir kişinin yakalanabileceğine dair basit tahminlerin ötesinde, somut olgulara dayalı bir makul şüphenin varlığı arama kararı veya arama emri verilebilmesi için şart koşulmuştur. Hukuka uygun bir arama kararı veya emrinin verilmesi ile artık arama kararının icrası söz konusu olacaktır. Arama kararının icrası, aramanın yapılacağı yer, kişi ve zamanlar açısından ayrı özellik göstermekle kanun ve yönetmelik hükümleriyle çizilen sınırlara uygun olarak aramanın icra edilmesi gerekmektedir Aksi bir durumda haksız arama suçundan, delillerin hukuka aykırılığından, hukuka aykırı aramadan doğan tazminat hakkından bahsedilecektir. Çalışmamızda bu başlıklar, daha ayrıntılı bir şekilde mevcut yargı kararları mevzuat hükümleri ve öğreti görüşleri ile incelenmiştir.Other Polisin Zor ve Silah Kullanma Yetkisi(2025) Çınar, Ali RızaArticle Suça sürüklenen çocukların ceza sorumluluğu ve yargılanmaları [2023](Terazi Hukuk Dergisi, 2023) Çınar, Ali Rıza,Çocuk, saflığın ve kusursuzluğun simgesidir. Ancak çocuklar; bedensel, düşünsel, ekonomik ve sosyal yönden yetersiz olduklarından bağımlı insanlardır. Bu nedenle çocuklar, geçmişte(tarihte) olduğu gibi günümüzde de toplumun en çok sömürülen kesimini oluşturmaktadır. Hukukun asıl işlevi, güçsüzleri korumaktır. Bu nedenlerle, insanlığın geleceği olan çocukların korunması için özel bir hukuki düzenlemeye gereksinim doğmuştur. Bunun sonucu olarak, uluslararası bildirgeler biçiminde çeşitli ve ayrı düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi, 20 Kasım 1989 günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”dir. Bundan dolayı her yıl 20 kasım günü çocuk hakları günü olarak kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesi hükümleri, ülkemizde 1995 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak kabul edilmiş olduğundan, iç hukukumuzun bir parçası hâlinde gelmiş ve yasal olarak devletimizi bağlamaktadır. Görülüyor ki çocukların özel olarak korunmalarını, hukuksal düzlemde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, açıkça buyurmuşlardır. Böylece çocukların haklarını korumakla yükümlü “devlet” dir. Çocuğa ve onun haklarına yapılan yatırım, gelecek kuşaklara yönelik en önemli yatırımdır. Atatürk’ün çocuklara verdiği değeri gösteren sözleriyle; “Çocuklar geleceğimizin güvencesi ve yaşama sevincimizdir, bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.” Çocuklar, nasıl bir çocukluk yaşarsalar, onlar da öylesine bir büyüklük (yetişkinlik) yaşarlar ve kendilerinden sonra gelecek kuşaklara da öylesine bir çocukluk yaşatırlar. Bu nedenle, bir toplumun demokratik kültürüne ve geleceğine ilişkin en yararlı yatırım, en verimli katkı çocuk haklarını kökleştirme, sayılabilir. Böylece çocuk hakları kapsamında, uluslararası insan hakları ve anayasal temel haklar, yalnızca çocuklar için yenilenmekle kalmazlar; aynı zamanda tüm toplum için derinleştirerek yaygınlaştırılmış olur. Çocuk hakları, insan haklarının ve anayasal temel hakların onsekiz yaşından küçük çocuklara da tanınması ile ortaya çıkmıştır. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde otuzu (27,5) onsekiz yaşından küçük çocuklardan oluşmaktadır. Ülkemiz gibi genç ve çocuk nüfusunun yüksek olduğu, genelde “insan hakları”, özelde ise “çocuk hakları” konusundaki çalışmaların önemi çok daha büyük ve anlamlı olmaktadır.Presentation Gerekçeli karar hakkı(MEF Üniversitesi Hukuk Kulübü, 2021) Çınar, Ali RızaHer yargı kararı, gerekçesinde sorunları tek tek yanıtlayıp çözen, mantıki ve hukuki bütünlük sergileyen bir yapıt olmak zorundadır. Yasalar “kanıtların tartışılmasından, ret ve üstün tutma nedenlerinden” (Eski HYY, m. 388/3, Yeni HYY, benzeri m. 297/c), “hükmün gerekçesinden” ve “gerekçesizliğin” kesin bozma nedeni olduğundan (Anayasa, md.141/3, CYY, m. 34, 230, 232, 289/g) söz etmektedir. Görüldüğü gibi, Anayasa ve yargılama yasaları, kararların ve hatta karşı görüşlerin bile gerekçeli olmalarını buyurmuştur. Gerekçe kamu düzeniyle ilgilidir. Gerekçe, yargı düzeninin olmazsa olmaz nitelikte bir temel sorunudur. Gerekçesiz yargı kararlarının, bireyin kişilik hakkını çiğnemesi yanında; hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları üzerindeki olumsuz etkisi de gözardı edilmemeli. Ayrıca gerekçenin, yargıya ve yargıca karşı güvensizlik inançlarının yaygınlaşmasında etkili bir neden olduğunu da söyleyebiliriz. Gerekçesizliğin doğurduğu bir sakınca da Yargıtay’ın yargı insanlarını yetiştirici (öğretici, pedagojik) ve disiplin özgörevlerini yerine getirememesi yüzünden, yargıçların gelişmelerini de önlemektedir.Conference Object Ceza yargılama hukukunda hukuka aykırı kanıtlar (Deliller)(Polis Akademisi, 2022) Çınar, Ali RızaCeza (suç) yargılamasının temel amacı, işlenmiş olan eylemle ilgili maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır, maddi gerçeğe ulaşmaktır. Burada söz konusu olan biçimsel gerçek değil, gerçeğin kendisi olan maddi gerçektir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda yapılacak araştırma ve soruşturma ise sınırsız değildir. Hukuka uygun yöntemlere göre yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlara dayanılarak eylemle/olayla ilgili maddi gerçek ortaya çıkarılmalıdır. Kanıt elde edilirken kişisel ve toplumsal değerlerin korunması zorunludur. Ceza yargılamasında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması önemlidir. Çünkü faillerin cezasız kalmaları toplum düzeni ve kamu otoritesi için daha da önemlidir. Ancak, suçu işlemeyenlerin cezalandırılmaları ise, suç işleyenlerin cezasız kalmaları kadar, hatta ondan daha fazla, hukuki barışı ve düzeni bozma açısından sakıncalıdır. Bu nedenle, maddi gerçeği araştırma, ne pahasına olursa olsun gerçekleştirilemez. Ceza Yargılamasında yapılan araştırma ve soruşturma mutlak ve sınırsız değildir. Maddi gerçeğe, hukuk kurulları içinde kalınarak ulaşılmaya çalışılmalıdır. Sanığın ve diğer sujelerin, kişisel ve toplumsal değerleri korunmalıdır. İlk defa, “hukuka aykırı kanıtlar”, 1992 yılında 3842 sayılı Yasayla, Eski 1412 sayılı Ceza Yargılama Yasasında (CYY’nda) yapılan değişikle açık bir biçimde ifade edilmişti. Bu yasa değişikliği konuyla ilgili bilim çevreleri tarafından, özellikle, CYY.’nın 135/a ve 254/2. maddelerindeki düzenlemeler, “büyük bir reform” olarak kabul edilmiştir. Anayasamızın 38. maddesine 2001 yılında eklenen bir fıkrayla hiçbir duraksamaya neden olmayacak bir biçimde, açıkça; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” ilkesi Anayasa metnine girmiştir. Öte yandan, Anayasa değişikliğinden sonra 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası'nın 148. maddesinde ifade alma ve sorgudaki yasak usuller örnekseme yoluyla ve sayılanlarla sınırlı olmayacak biçimde gösterilmiş, ayrıca “yasak usullerle elde edilen ifadelerin rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemeyeceği” hükme bağlanmıştır. Yine 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası'na göre yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olan delillerle ispat edilebilir (CYY m.217/2); yargılamada ortaya konulması istenilen delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse, reddolunur (CYY m.206/2-a). Kaldı ki, aynı Yasanın 230. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Görüldüğü gibi, Türk hukukunda deliller arasında herhangi bir ayırım yapılmamıştır. Delil yasaklarına ilişkin teori, delil yasaklarının uzak etkisi için de geçerli olacaktır. Açıklanan pozitif hukuk metinlerine ve uygulamayı yansıtan yargısal kararlar karşısında belirtmek gerekir ki; “hukuka aykırı biçimde” elde edilen deliller, Türk Ceza Yargılaması Hukuku sisteminde dikkate alınamaz. Ayrıca, 5271 Sayılı Ceza Yargılama Yasası'nda, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasının, hükmün hukuka kesin aykırı olması sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir (CYY m.289/1-İ). Hukuka aykırı delilin hükmü mutlaka etkilediği, hükmün bu halde değişebileceği yasal bir karine olarak kabul edilmiştir.Presentation Temyizde ve İstinafta Cumhuriyet Savcısının Sebep Gösterme Zorunluluğu ve Kapsamı(İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2021) Çınar, Ali RızaCumhuriyet Savcısı, şüphelinin ve sanığın zararına da yararına da istinaf yoluna başvurabilir. (5271 sayılı CYY. m.260/3, 1412 sayılı CYY. m.289; Alm.CYY.m.296). Cumhuriyet Savcısı, objektif davranma yükümlülüğünde olan bir yargı organıdır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi sonkararında/hükmünde hukuka aykırı bir durum gördüğünde, sanığın lehine ya da aleyhine olup olmadığını gözetmeksizin istinaf yasa yoluna başvuracaktır. Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı istinaf başvurmasında, istinaf isteğinin sanığın yararına ya da aleyhine olduğunu açıkça bildirmiş olması koşulu aranmaz. Çünkü Cumhuriyet Savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorundadır (CYY.m.273/5). İstinaf isteğinin sanığın yararına ya da aleyhine olduğu, Cumhuriyet Savcısı'nın istinaf yasa yoluna başvuru nedenlerinden anlaşılabilir. Cumhuriyet Savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorunluluğu bundan kaynaklandığı kanısındayız. Bölge adliye mahkemesince dosyanın Cumhuriyet Savcısına geri gönderilmesi gerekir[6]. Cumhuriyet Savcısından, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermemişse , istinaf başvurmasında, istinaf isteğinin sanığın yararına ya da aleyhine olduğunu açıkça bildirmesi istenebilir. Böylece yapılan başvurunun sanık aleyhine mi, lehine mi olduğu, hükümlerden hangisi için istinafa başvurduğu hususundaki duraksamalar giderilmiş olur.5271 sayılı CYY'nın 273. maddesinin 5. fıkrasında; "Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler." hükmüne yer verilmiştir. Cumhuriyet Savcısı’nın sanığın yararına ya da aleyhine mi olduğu aydınlanamayan yasa yolu davasını sanığın yararına kabul etmek gerekir. Yani aleyhine kabul etmek doğru olmaz. Cumhuriyet savcısı ister tek başına, isterse istinafa başvurma hakkı olan diğer kişilerle birlikte istinafa başvurmuş olsun, Bölge Adliye Mahkemesi’nin istinaf incelemesini, gösterilen istinaf nedenlerine bağlı olmaksızın yapabileceği görüşündeyiz. Bunun sonucu olarak İstinaf başvurusunda belirtilenler dışındaki başka bir nedenle de Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını bozabilir ya da kaldırabilir. Cumhuriyet Savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermese dahi, bunun yasada açık bir yaptırımı olmadığı için yalnız başvuru nedeni gösterilmediğinden dolayı istinaf istemini Bölge Adliye Mahkemesi reddedemez. İ̇stinafta, Cumhuriyet Savcısı dışında yasa yoluna başvurma hakkı bulunan kişilerin herhangi bir gerekçe göstermesi gerekmiyordu. Temyizde Cumhuriyet savcısı ve yasa yoluna başvurma hakkı bulunan kişilerin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır (CYY m. 294/1). Temyiz nedenlerinin gösterilmesi zorunluluğu açısından, temyiz yoluna kim tarafından gidildiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Eğer süresi içerisinde temyiz nedenleri belirtilmemiş ise, başvurunun reddine karar verilir (CYY m. 298).Book Part İnsanlık dışı davranış yasağı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Subaşı ve Çoban Türkiye" davası kararı(Beta Yayınevi, 2014) Çınar, Ali RızaBu çalışmamızda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 9 Temmuz 2013 tarihinde verdiği, “Subaşı ve Çoban–Türkiye” davasıyla ilgili kararı incelenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi üzerinde durulmuştur. Sözleşme’nin (AİHS) ilgili hükümlerinin yorumu konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ışığında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Sözleşme’nin (AİHS) ve Mahkeme’nin (AİHM) içtihatlarının (kararlarının) iç hukuktaki yeri, Anayasamızdaki ilgili hükmü gözetilerek değerlendirilmiştir. Çalışmamızın/incelememizin sonuç kısmında ise konuyu inceleyerek ayrıntılı olarak yer verdiğimiz değerlendirme ve öneriler ana hatlarıyla belirtilmiştir

