TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection by Access Right "info:eu-repo/semantics/closedAccess"
Now showing 1 - 20 of 36
- Results Per Page
- Sort Options
Article Türk Hukukunda Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Haklar ve Hukuki Sonuçları(Seçkin Yayıncılık, 2016) Kurt, EkremKişiye sıkı sıkıya bağlı hakların tanımına MK'da yer verilmemiştir. Bunların en belirgin özelliği, başkasına devredilememeleri ve temsil yasağıdır. Kural olarak yasal temsil bile bu haklar bakımından geçerli değildir. Bununla birlikte bu haklar tek tip değildir. Çeşitli özelliklerine göre farklı rejimleri söz konusudur.Article İnsan Üzerinde Deney Suçu (tck M.90) ve Klinik Araştırmalar Etik Kurulları(Seçkin Yayıncılık, 2014) Akyürek, GüçlüBu çalışmada, insan üzerinde deney suçu ile bağlantılı olarak klinik araştırmalar etik kurulları ele alınmıştır. Genel olarak açıklanan söz konusu suçun oluşmaması için aranan hukuka uygunluk nedenlerinden olan Etik Kurul onayının, nasıl bir kurul tarafından ve ne şekilde verilebildiği ortaya konmuş, olası sorunlara cevap aranmıştır.Article Citation - WoS: 2Turkiye's Water Security Policy: Energy, Agriculture, and Transboundary Issues(2022) Kibaroğlu, AyşegülWater security refers to the availability of adequate quantities and qualities of water for societal needs and resilient ecosystems in the context of current conditions and future global change. Achieving water security is directly linked to food and energy security, protecting and preserving eco systems, and addressing key vulnerabilities and risks from climate change. Good water governance –including transboundary cooperation– is a crit ical feature of any effort to achieve water security. Yet the concept of water security remains abstract and broad. In an attempt to make the concept of water security-relevant in practice, this paper delineates Türkiye’s water se curity policy and practices through institutional and cross-sectoral (energy and food) analysis. Specific attention is paid to Türkiye’s transboundary water security policies.Article Gerilen Türk-rus İlişkileri Bağlamında Nato’nun Rolü ve Etkisi Ne Olabilir?(2016) Kibaroğlu, MustafaTürk - Rus İlişkileriArticle Bilgi Alma Davasında Hakimin Rolü(Bahçeşehir Üniversitesi, 2021) Özcanlı, Fatma BerilAnonim ortaklık yönetiminin yönetim organı vasıtasıyla gerçekleştirilmesi, anaonim ortaklıklar hukukuna hakim ilkeler temelinde pay sahibinin yönetime yabancı oluşu, özden organ ilkesinin kabul görmediği bu sistemde ortak olmanın şirket yönetiminde söz sahibi olmak sonucunu doğurmayışı, ...Article Tescil İlkesi ve İstisnaları(Uluslararası Antalya Üniversitesi, 2017) Kurt, EkremTescil ilkesi, Medeni Kanun'un tapu sicili düzenine hâkim olan bir ilke olup, taşınmazlar üzerindeki ayni hakların tapu siciline tescil ile doğmasını öngörür. Bu yönüyle hak sahibinin tescili talep etmesi bir tasarruf işlemi olup, taşınmaz üzerindeki mülkiyet veya diğer bir ayni hakkın ilgilinin malvarlığının aktifinden çıkarak başka birinin aktifine girmesini sağlar. Aynı işlevi taşınırlarda zilyetliğin devri sağlamaktadır. Bununla birlikte Medeni Kanun Alman Medeni Kanunu'nun aksine mutlak tescil ilkesini değil; nisbi tescil ilkesini benimser. Yani, ayni haklar kural olarak tapu kütüğüne tescil ile doğmakla birlikte, Kanunda bunun birçok istisnası bulunmaktadır. Bu istisnaların bir bölümü doğrudan doğruya Medeni Kanun'dan kaynaklanan kendine özgü kazanımlar iken diğer bölümü ise külli halefiyet yoluyla, son olarak da mahkeme kararı ile elde edilen kazanımlardır. Tescilsiz kazanım hallerinde mülkiyetin devri tescilden önce gerçekleşmiş olmakla birlikte yine de sicil dışı ayni hak kazanan kimsenin bu hak üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için açıklayıcı nitelikteki tescilin yapılması gerekmektedir. Nisbi tescil ilkesi irtifaklar ve taşınmaz yükleri için de geçerli olmaktayken, taşınmaz rehinlerinde mutlak tescil ilkesine yaklaşıldığı söylenebilir. Nisbi tescil ilkesinin sakıncası, sicildeki görünüm dışında ayni hak devrini mümkün kıldığı için, sicilin gerçeği yansıtmama olasılığını artırmasıdır. Bu durumda, üçüncü kişinin sicile güvenin korunduğu hallerde gerçek hak sahibinin hak kaybı yaşaması söz konusu olabilmektedir.Article Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerince Verilen Sonkararlara/hükümlere Karşı Temyiz Yasayolu(2016) Çınar, Ali RızaBu çalışmada ki inceleme konusu, Ceza Yargılaması Hukukunda yer alan bölge adliye mahkemelerinin ceza dairelerince istinaf incelemesi sonunda verilen sonkararlara/hükümlere karşı başvurulan yasayollarından "temyiz yolu"dur. Bu nedenle,5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının "temyiz yolunu" düzenleyen hükümler inceleme kapsamını oluşturmaktadır. Konunun daha iyi anlaşılması bakımından özellikle 5271 sayılı (yeni) Ceza Yargılaması Yasası ile 1412 sayılı (eski) Ceza Yargılaması Yasasının "temyiz yoluna" ilişkin hükümleri birlikte karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu arada, Ceza Yargılaması Yasamızın kaynağını oluşturan Alman Ceza Yargılaması Yasasıyla karşılaştırmalı bir çalışma yapılmaya çaba gösterilmiştir. Çalışmamız, bir giriş, üç ana bölüm ve bir sonuç kısmından oluşmaktadır. Birinci bölümde, önce "temyiz" kavramının tanımı yapılarak, "temyiz yolu" hakkında temel bilgiler verilmiştir.Article Şirket Birleşme-Devralma Süreçleri Özelinde Varlık Gösteren “Break-Up Fee” Klozlarının Hukuki Niteliği Üzerine Düşünceler(Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2024) Kapancı, Kadir BerkŞirket birleşme-devralmaları, gerek dünyanın birçok yerinde gerekse de Türkiye’de yaygın biçimde ve sıklıkla gündeme gelen uygulamalardır. Bu uygulamaların başarılı biçimde sonuca ulaştırılmaları, işlemlere taraf olanlar bakımından fevkalade önemlidir. Diğer taraftan, umulmayan bir aksilikle karşılaşıldığında nasıl hareket edileceği noktasında belirli planlamaların yapılması hususu da aynı derecede bir önemi haiz bulunur. Bunun sağlanması, ancak iyi kurgulanmış amaca uygun sözleşmesel düzenlemelerle mümkündür, öyle ki ancak bu şekilde birleşme-devralma süreçleri sağlıklı bir şekilde ilerletilebilecek, gündeme gelebilecek riskler de asgari bir düzeye indirilebilecektir. İşte bahsi geçen sözleşmesel düzenlemeler dahilinde sıklıkla yer verilen hükümlerden biri de “break-up fee” klozudur. Uygulamada farklı adlar altında anılabilecek olan bu kloz, duruma göre ya yaratacağı dolaylı etkiyle birleşme-devralma sürecinin başarıyla sonuçlandırılmasına hizmet eder ya da bu sürecin akamete uğraması durumunda oluşabilecek zarar riskinin bertaraf edilmesini hedef tutar. Bununla birlikte, sözü geçen klozların homojen ve tekil bir içerikte oldukları da söylenemez, daha çok ihtiyaca göre farklı görünümlere büründürülebilecekleri ifade edilebilir. Anılan bağlamda, Türk Hukuku özelinde bu klozların olası farklı görünümlerinin hukuki niteliklerinin ve bunlara uygulanacak hükümlerin tespit edilmesi önem arz etmektedir. İşbu çalışmamız, şirket birleşme ve devralmaları süreçlerinde gündeme gelebilecek sözü geçen klozların farklı görünümleri üzerinden bu tespitlerin yapılmasına odaklanmaktadır.Article Paylı Mülkiyet Konusu Taşınmaz Malın Paylarından Biri Rehin Hakkıyla Kayıtlandıktan Sonra Aynı Malın Tamamı Üzerinde Bir Başka Rehin Hakkı Daha Kurulabilir Mi? -tmk M. 692 F.2 Üzerine Bir İnceleme(2016) Kapancı, Kadir BerkPaylı mülkiyet konusu bir taşınmazda, gerek pay üzerinde gerekse de taşınmazın tamamı üzerinde ayrı ayrı rehin haklarının kurulması mümkündür. Bu bağlamda pay ve taşınmazın bütünü birbirlerinden ayrı hukuki değerler olarak kabul edilirler. Her paydaş kendi payı üzerinde tek başına rehin hakkı kurabilirken, taşınmazın tamamı üzerinde rehin hakkı kurulabilmesi için bütün paydaşların oybirliği ile hareket etmeleri gerekir. Diğer taraftan taşınmaz üzerinde rehin hakkı kurulduktan sonra pay üzerinde bir başka rehnin kurulmasına herhangi bir engel bulunmamakla birlikte, TMK m. 692 f.2'ye göre pay üzerinde rehin kurulduktan sonra taşınmazın tamamı bir başka rehin hakkıyla kayıtlanamaz. İşbu çalışma sözü geçen TMK m. 692 f.2'de öngörülen bu kuralın getiriliş gerekçesini, amacını ve uygulama alanı bulmayabileceği istisnai durumları incelemeyi hedef tutmaktadır.Article Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin İstanbul Sözleşmesi'nin Ceza Hukuku Alanında Öngördüğü Yükümlülükler(2015) Çınar, Ali Rızaİlk imzayı Türkiye'nin attığı ve 1 Ağurtos 2014 tarihinde yürürlüğe giren "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi". Diğer adıyla "İstanbul Sözleşmesi" kadına yönelik şiddeti önlemede ülkemiz adına yeni bir sürecin kapılarını açtı.Article 7146 Sayılı Kanunla Gelen Bedelli Askerlik ve Kıdem Tazminatı(Seçkin Yayınevi, 2018) Akyiğit, Ercan7146 Sayılı kanunla getirilen hüküm ; işçi iş sözleşmesini 7146 sayılı kanunla getirilen bedelli askerlik yüzünden fesederse kıdem tazminatı alamaz.Article Calling for a Reset in Turkish-American Relations in the Post-COVID International Order(SETA Foundation, 2020) Kibaroğlu, MustafaAnalysts emphasize that nothing will be the same after the pandemic and refer to the ‘new normal’ that is likely to prevail everywhere in the world. It would be a legitimate question to ask if this would provide a conducive environment for Turkey and the United States to reset their relations that have much deteriorated lately. This article will, first, highlight the contours of the ‘new normal’ narrative by referring to the views expressed by politicians, academics, analysts, journalists and intellectuals from around the world. Second, the article will assess the implications of the parameters of the ‘new normal’ for key actors in world politics, such as the United States, China, the European Union and Russia, as well as Turkey’s Middle Eastern neighbors, with respect to the issues that will be at stake in the international security environment. Finally, the article will make a call for a reset in Turkish-American relations in order for the two long-standing allies to adapt themselves better to post-COVID international politics. © 2020, SETA Foundation. All rights reserved.Article İsviçre Federal Mahkemesi’nin Varsayımsal ve Rastlantısal Bir Kazanç Kaybınınn Tazmin Edilebilir Bir Zarar Olarak Dikkate Alınamayacağına İlişkin 01.09.2021 Tarihli ve 4a_606/2020 Sayılı Kararına (bge 147 Iıı 463 Vd.) Eleştirel Bir Bakış(GSÜHFD, 2023) Kapancı, Kadir Berkİsviçre Federal Mahkemesi, Mahkeme’nin Resmî Karar Derlemesinde de yayımlanmasını uygun bulduğu (bu suretle de önemi kendiliğinden anlaşılabilecek) 01.09.2021 tarihli ve 4A_606/2020 sayılı kararında (ayrıca bkz. BGE 147 III 463 vd.), bir yatırım danışmanlığı ilişkisinde banka aracılığıyla yapılan borsa işlemleri özelinde değerlendirmelerde bulunmuş; özetle de banka tarafından müşterisinin bu yöndeki talimatına rağmen son tahlilde gerçekleştiril(e)meyen bir şirket hissesi alımı işleminde, müşterinin ilgili alımın yapılmaması sonucunda uğradığı kazanç kaybının, varsayımsal ve rastlantısal bir özellik göstermesi nedeniyle tazmin edilebilir bir zarar oluşturmadığı sonucuna ulaşmıştır. Kararda ulaşılan bu sonuçlar ve gerekçeleri eleştiriye matuftur. İşbu çalışmamızın amacı, ilgili kararın eleştirel bir bakış açısıyla ele alınarak, kararda ulaşılan temel sonuçların tartışmaya açılması ve yeniden değerlendirilmesidir.Article Kendilerine Yasal Danışman Atanan Kişilerin Hukuki Durumu(Seçkin Yayıncılık, 2016) Kurt, EkremSınırlı ehliyetliler temelde fiil ehliyetinin bütün koşullarına sahiptir, ayırt etme gücüne sahiptir, ergindir, kısıtlı da değildir. Bunların kısıtlanmaları için yeterli sebep bulunmasa da MK 429'da sayılan işlemler için onayı alınmak üzere bunlara bir yasal danışman atanır. Maddede sayılanların dışındaki işlemler için bu kimselerin fiil ehliyetleri tamdır. Atanan yasal danışmana oy danışmanı adı verilir. Hakim gerek görürse bu kişilerin mal varlıklarının yönetimini yasal danışmana verebilir. Öğretide her iki uygulamanan da yani MK'da sayılan işlemlerin yanısıra malverlğı yönetiminin de yasal danışmanın onayına bağlanabileceği ve böylelikle "karma danışmanlık" oluşturulabileceği kabul edilir.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 3Between a Rock and a Hard Place: How To Make Sense of Turkey’s S-400 Choice(SETA Foundation, 2020) Kibaroğlu, MustafaWith the wrap-up of the S-400 deal with Russia in December 2017, critics argue that Turkey is caught between a rock and a hard place due to the adamant opposition of its NATO allies, the United States in particular, which has threatened Ankara with imposing severe sanctions. Would this be the correct representation of the situation at hand? Does it make any sense for Turkey to engage Russia, an archrival nation, to enhance the security of the country? Is the S-400 deal worth the risk of alienating the allied nations whose projected sanctions may have wide-ranging political, economic and military repercussions? With these questions in mind, this paper will try to shed light on the specifics of the S-400 deal that make one think that it may indeed make sense for Turkey to bear the brunt of engaging Russia. In the same vein, the paper will assess the impact of the S-400 deal on Turkey’s defense industries. The paper will also present the author’s conception of the current “international political non-order” as an underlying factor behind the deal. Finally, the paper will suggest that the S-400 deal must be approached from a wider perspective so as to grasp the extent of the service it has done in bolstering Turkey’s military-industrial complex. © 2020, SETA Foundation. All rights reserved.Article Kripto Varlık İlk Arzı (ıco) ve Konunun Türk Hukuku ve Bazı Ülke Uygulamaları Açısından Değerlendirilmesi(2021) Araalan,CemalBlokzincir kavramının 2008 yılında Satoshi Nakamoto isimli kimliği bilinmeyen bir kişinin/kişilerin yayınladığı manifesto ile ortaya çıkması ve yaygınlaşması sonucunda, özellikle başta finans sektörü olmak üzere birçok yeni kavram ve terminoloji hayatımıza girmiştir. Bu kavramlara örnek vermek gerekirse, kripto varlıklar, akıllı sözleşmeler ve ICO’lar olmak üzere pek çok yeni kurumun hayata girmesi ile özellikle bu konulardaki regülasyonların ülkeler nezdinde yeni yeni yürürlüğe girmesi, bu kurumların nasıl regüle edilmesi gerektiği tartışmalarını da gündeme getirmiştir. Özellikle ICO’ların blokzincir teknolojisine özgü bir kitle fonlama vasıtası olması ve yatırımcıların ICO’lar ile çok kısa zamanda çok yüksek meblağ içeren yatırımlara imkan vermesi, ICO’ların adeta bu teknolojinin lokomotifi işlevi görmesini sağlamıştır. Ancak, ICO’ların bu efektif işlevlerine rağmen, aynı zamanda birçok ülkede regüle edilmemesi dolandırıcılık ve kara para aklama faaliyetlerine sebebiyet verip vermediği noktasında tereddüt uyandırmıştır. Bu çalışmada, özellikle ICO denilen kripto varlıkların ilk arzı, özellikle konunun başta kavramsal çerçevesi, ICO’ları temel itibariyle etkileyen kripto varlıkların türleri ve özellikleri, ICO’ların avantajları ve dezavantajları, ICO’ların aşamaları, ICO’lara yönelik Türk hukuku ve farklı bazı ülkelerdeki regülasyon ve uygulama örnekleri de dikkate alınarak incelenmiştir.Article Teminat Amaçlı Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmelerinin Geçerliliği Üzerine Düşünceler(GSÜHFD, 2023) Kapancı, Kadir BerkBir tür ön sözleşme özelliği gösteren taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden, uygulamada teminat amacıyla da yararlanıldığı görülmektedir. Bu çerçevede genellikle bir tüketim ödüncü sözleşmesi çerçevesinde geri ödemesi borçlanılan bir miktar paranın teminatı olarak, ödünç veren ve ödünç alan (veya duruma göre ilgili taşınmazın maliki konumunda olan bir başka üçüncü kişi) arasında bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedilmekte, bu sözleşmede de satış vaadinde bulunanın taşınmazla ilgili satışı gerçekleştirme borcunun vadesi, bizzat ödünç konusunun (duruma göre faiziyle) ödünç verene iade edileceği tarihe isabet ettirilmektedir. Yine söz konusu teminat amaçlı satış vaadi sözleşmelerinde, taşınmazının satışını gerçekleştirmeyi vaad edenin (yani ödünç alanın), ilgili tarihe kadar belirli bir miktar parayı (dönme cezası) -geri- ödeyerek (bu tutar tam olarak tüketim ödüncü sözleşmesindeki ödünç konusuna ve varsa ona eklenecek anapara faizine karşılık gelmektedir) sözleşmeden dönebileceği de bir yan kayıt olarak öngörülmektedir. Anılan teminat amaçlı taşınmaz satış vaadi sözleşmelerin geçerlilikleri öğreti ve uygulamada ciddi biçimde tartışma konusu edilmiş, ilgili bağlamda farklı eksenlerde görüşler ileri sürülmüştür. İşbu çalışmamız, ilgili tartışmada alınması en isabetli olacak tavrın, gerekçeleriyle ortaya konulmasına odaklanmıştırArticle Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf Yasa Yolu ile İlgili Bir Yıllık Uygulama ve Yapılan Yasa Değişiklikleri Konusunda Değerlendirmeler(Bahçeşehir Üniversitesi, 2017) Çınar, Ali RızaBu çalışmadaki inceleme konusu; özellikle istinaf yasa yolunun bir yıllık uygulaması ve yasa değişiklikleri üzerinde durarak bu konuda ayrıntılı bilgi vermektir. Ancak inceleyeceğimiz konunun ve yapacağımız açıklamaların daha iyi anlaşılması bakımından önce istinaf yasa yolu hakkında genel açıklamalarda bulunduktan sonra, istinaf yasa yolunun bir yıllık uygulaması ve yasa değişiklikleri hakkında değerlendirmeler yapılmıştır.Article Taşınmazların rızaya dayalı olarak birleştirilmesi ve ayrılması (İfraz ve tevhit) işlemleri(Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2023) Kurt, EkremTapu kütüğü kural olarak parsel esasına göre tutulur. Yani her parsele tapu kütüğünde bir sayfa açılır. Parsel taşınmazın birimidir. Yani her parsel bir taşınmazdır. Kadastro uygulaması ile tespit olunan parsel- lerin zamanla sınırdaş parsellerle birleştirilmesi veya parselin kendi içinde birden çok parsele ayrılması gerekebilir. Bu işlemlere birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) adı verilir. Birleştirme ve ayırma işlemleri çoğu zaman cebri yani arazi toplulaştırılmasında veya imar uygulamasında olduğu gibi mevzuat gereği olabilir. Ancak yasal kısıtlamalara uyulmak kaydıyla iradi olarak yapılması da mümkündür. Bu çalışmada iradeye dayanan birleştirme ve ayırma işlemleri incelenmiştir. Birleştirmede önceki parsellere ilişkin tapu kütüğü sayfaları kapatılır ve birleşerek oluşan yeni parsel için ayrı sayfa açılarak oraya tescil gerçekleştirilir. Ayırmada ise önceki kütük sayfası kapatılırken, yeni oluşan parsellerin her birine ayrı birer kütük sayfası açılarak buraya tescilleri gerçekleştirilir. Tarım arazilerinde ve imarlı arsalarda birleştirme işlemi hoş karşılanır ve olumlu sonuçları vardır. Tarım arazilerinin birleşme yoluyla büyümesi yoluyla verimliliğinin artması umulur. İmar arsalarında ise mima- ra sanatını icra etme imkanı verecek genişlik sağlar. Ayırma ise her iki taşınmaz grubunda (tarımsal ve imarlı) arzulanan bir durum değildir. Zira tarımda verimin düşmesine, kentleşmede de çirkin ve kullanışsız yapıların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle ayırma işlemleri kamu hukuku düzenlemeleriyle ciddi sınırlamalara tabi tutulmuştur.Article Bedelli Askerlikte Son Durum(Terazi Hukuk Dergisi, 2020) Akyiğit, ErcanMuvazzaf askerlik ve onun bir görünüm biçimi olan bedelli askerlik çalışanlar için önemli bir problem olarak görülür. Eskiden dönem kamuoyunun da etkisiyle çalışanlar bedelli askerlik imkam 7179 sayılı Yasa ile yeni ve sürekli bir görünüm kazanmıştır 7179 sayılı Yasa kapsammda bedelli askerlik ve bunun işçi olarak çalışanların kıdem tazminatı durumuna etkisi bu çalışmada ele alınmıştır.

