Hukuk Fakültesi Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935
Browse
Browsing Hukuk Fakültesi Koleksiyonu by Access Right "info:eu-repo/semantics/openAccess"
Now showing 1 - 20 of 98
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object The Neural Correlates of the Effect of Belief in Free Will on Third-Party Punishment: an Optical Brain Imaging (fnirs) Study(Cognitive Science Society, 2022) Çakar, Tuna; Akyürek, Güçlü; Erözden, Ozan; Şahin, Türkay; Keskin, İrem Nur; Ünlü, Meryem; Özen, Deniz Hazal; Özen, ZeynepThird party punishment (TPP), or altruistic punishment, is specifically human prosocial behavior. TPP denotes the administration of a sanction to a transgressor by an individual that is not affected by the transgression. In some evolutionary accounts, TPP is considered crucial for the stability of cooperation and solidarity in larger groups formed by genetically unrelated individuals. Belief in free will (BFW), on the other hand, is the idea that humans have control over their behavior. BFW is a human universal notion that, in some studies, has been found to be supportive of prosocial behavior. In our study, we examined the effect of BFW on TPP under high and low affect scenarios through optical brain imaging (fNIRS). We hypothesized that in low affect cases, there would be a positive correlation between the strength of the BFW and the severity of the punishment inflicted. Obtained results and related statistical analyses indicate that participants with higher degree of BFW have more neural activation in their right dorsolateral prefrontal cortex (DLPFC) (hbo and hbt measures) in high affect scenarios, whereas the participants with lower degree of BFW have higher levels of neural activation in the medial PFC (hbo and hbt measures) in low affect scenarios. These empirical findings are in line with the research findings in the relevant academic literature and support the hypothesis that the degree of BFW influences punishment decisions.Conference Object Are Happy Families All Alike? - a Turkish Perspective on Corporate Governance in Family Firms(2020) Palanduz, SedaCorporate law aims to mitigate conflicts of interest among corporate constituencies. Both legal scholars and lawmakers tend to assume that these are rational actors solely motivated by wealth maximization. Family firms, however, add more personal and less rational layers to the inquiry: On the one hand, family ties may enable a relationship of trust that reduces transaction and agency costs; on the other hand, the same intimacy and sentimentality may eventually create conflicts of interest among family members, make the firm vulnerable to changes in the family dynamic, or cause tensions between family and non-family shareholders. Successful family businesses have to integrate family and business governance—a job that, in many jurisdictions, is being unnecessarily complicated due to absence of proper corporate governance regimes supporting family businesses. From a Turkish perspective, this paper aims to discuss ways through which lawmakers may adopt family firm-friendly corporate governance regimes. The choice of jurisdiction is not incidental. In Turkey, where family firms play a crucial role in the national economy, there are no codes of governance or soft law measures specific to them. On the contrary, Turkish Commercial Code includes the principle of statute stringency that prohibits all deviations from legal provisions unless expressly permitted. Turkey serves as a good example to demonstrate the consequences of overlooking particularities of family firms. This paper has two central claims: First, it seeks to establish that lawmakers should prioritize default rules over mandatory ones so that family firms can tailor their articles of association to their unique circumstances through legal devices such as exit rights and share transfer restrictions. Second, it argues that in case of reluctance to negotiate legally binding instruments due to fear of impairing ties of trust and intimacy, non-binding family constitutions should be encouraged as an alternative.Article Bir Yıldan Uzun Süreli Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Bedelinin Türk Lirası Üzerinden Belirlenmesinde Tbk M. 344 F.1 C. Son'un Yorumlanması(İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2015) Kapancı, Kadir Berk6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununa göre konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kira süresi bir yıl olabileceği gibi bir yıldan uzun süreli de olabilir. Bir yıllık kira sözleşmeleri, bir yıllık sürenin bitiminden on beş gün önce yalnızca kiracının fesih beyanı ile sona erdirilebilir. Aksi takdirde sözleşme bir yıllığına uzar. Söz konusu durumda kiraya verenin bu zorunlu uzatma karşısında menfaatlerinin denkleştirilebilmesi için kira bedeli yeniden tespit edilecektir. TBK m. 344 f.1, Türk Lirası üzerinden kararlaştırılmış olan kira bedelinin uzama döneminde ne kadar olacağının tespitinde uygulanacak kıstasları belirtmektedir. Bunun yanında TBK m. 344 f.1 c.son hükmü, söz konusu düzenlemenin bir yıldan uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanacağını belirtmektedir. Çalışma, öğretideki görüşler ışığında bu son hükmün nasıl yorumlanması gerektiğine ilişkin ayrıntılı açıklamalar içermektedirConference Object Judicial Independence in Turkey(Padova University, 2018) Erson Asar, BilgeJudicial independence is one of the main pillars of a democratic society. However, this important concept has always been challenged by the so-called authoritarian regimes. This paper explores the development of judicial independence within the Turkish legal system and takes a closer look at the challenges that it has been facing over the last decade.Conference Object Flipping a Law Course: Opportunities and Challenges(2017) Ensari, Hafize SevinçThis paper concentrates on personal experiences on flipped learning at MEF University Faculty of Law. How to develop a flipped law course, the kind of materials and videos we developed and the use of discussions and case studies, the pros and cons of flipped learning in the study of law.Book Part İfade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü(Türkiye Barolar Birliği, 2020) Tezcan, Durmuş; Erson Asar, Bilge; Çulha, Rıfat; Demirdağ, Fahrettin; Oktar, Salih; Önok, Murat; Yenisey, Feridun; Yıldız, CerenTürkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi İfade Özgürlüğü ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Çalışma Grubumuzun geçtiğimiz yıl oluşturulan raporda benimsenen sistemitakip ederek 2020 yılı raporunda da güncel gelişmeleri değerlendirmeye gayretgöstermiştir.Article Sivil Hava Aracı Mülkiyetinin Kazanılması Devri ve Sona Ermesi(Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2017) Kurt, EkremSivil hava aracı mülkiyetinin kazanılması, devri ve sona ermesi konusu Türk Sivil Havacılık Kanununda (TSHK) düzenlenmiştir. Bununla birlikte ICAO antlaşmasında öngörülen bazı temel yöntemlere de riayet etmek gerekmektedir. TSHK sivil hava aracı mülkiyetinin devrinde temel Eşya Hukuku kurallarından ayrılmış ve mülkiyetin kazanılması için yazılı anlaşmayı yeterli saymıştır. Özünde taşınır bir eşya olan sivil hava aracının mülkiyetinin kazanılması için diğer taşınırlarda olduğunun aksine zilyetliğin alıcıya devri aranmadığı gibi, bunun uçak siciline tescili koşulu da aranmamaktadır. Böyle olunca da borçlandırıcı işlem-tasarruf işlemi ayrımı ortadan kalkmaktadır. Buna rağmen uçak siciline güven korunmaktadır.Conference Object Close Link Between the Right To Specific Performance and Penalty Clauses: a Comparative Approach(2017) Kapancı, Kadir Berk; Başoğlu, BaşakIn a contractual relationship, the debtor is liable for a full and due performance. Furthermore, the parties can also agree on a penalty clause to be performed, in case where the obligation is not diligently performed. Penalty clauses are side-agreements enlarging the scope of liability of the debtor by establishing a penalty to be paid in case of breach of contract. These clauses, thus guarantee the performance by creating pressure on the debtor. These penalties are awarded even if there is no damage. On the other hand, penalty clauses are to be separated from liquidated damages clauses which are also side-agreements aiming to estimate damages in case of a possible breach of contract. In other words, such clauses simply aim to measure damages that are hard to prove once incurred. Liquidated damages clauses can easily be enforced by the courts in both civil and common law countries. However, this is not the case for penalty clauses.Conference Object İnternet üzerinden aktedilen tüketici akitlerinde uygulanacak ülke hukuku ve milletlerarası yetki sorunu(Mef Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve E-Ticaret ve İnternet Hukuku Derneği, 2017) Uyanık, AyferAçılış konuşmalarının ardından E-Hukuk Derneği başkanı Av. Gökhan Uğur Bağcı ile PayU Türkiye CEO’su Emre Güzer’in E-Ticaret sektörüne dair söyleşisinde, Emre Güzer tarafından sektöre dair son derece kritik bilgiler katılımcılarla paylaşıldı. Diğer oturumda da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ndan Perakende ve Elektronik Ticaret Daire Başkanı Soner Kaya ve Gümrük ve Ticaret Uzmanı Ömer Faruk Ergün, Av. Şebnem Ahi moderatörlüğünde son dönemde gündemi meşgul eden ETBİS ve Güven Damgası konularında aydınlatıcı bilgiler verdi. Akabinde Prof. Dr. Ayfer Uyanık tarafından yurtdışı kaynaklı yapılan alışverişler açısından Mesafeli Sözleşmelerde yaşanabilecek hukuki sorunlar osn derece detaylı ve doyurucu şekilde ele alındı. Öğleden sonraki oturumda ise değerli katılımcılarımız ile Kişisel Verilerin Korunması konusu ele alındı. Bilhassa Kişisel Verileri Koruma Kurumu Veri Yönetimi Dairesi Başkanı Mustafa Erbilli düzenleyici otoritenin bakışı ile konuyu son derece detaylı şekilde katılımcılarla paylaştı. Akabinde yapılan oturumda ise tüm dünyada son zamanların en popüler konularından olan Bitcoin ve Blockchain platformu ele alında. Ahmet Usta ve Fevzi Güngör, Av. Benan İlhanlı moderatörlüğünde konuyu hem hukuki hem de sektörel uygulamalar açısından tartıştı. Günün son oturumunda ise önümüzdeki dönemlerde çokça tartışılacak olan ve mevzuatı yeni yayımlanan Kitlesel Fonlama (Crowd Funding) konusu SPK Uzmanı Murat Dönmez ve Kitlesel Fonlama Derneği Başkanı Hulusi Berik tarafından Av. Sertel Şıracı moderatörlüğünde ele alındı.Master Thesis Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ışığında sanatsal ifade özgürlüğü(Galatasaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı, 2017) Kejanlıoğlu, Atagün Mert; Çelik, Demirhan BurakSanatsal ifade özgürlüğü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında ifade özgürlüğünü koruyan 10. madde kapsamında korunan bir özgürlüktür. Bu durum bu özgürlüğe özel olarak adanmış çalışmaların sayısını azaltmasına neden olmaktadır. Ayrıca özgürlüğün sınırlarını kesin olarak belirlemek zordur; çünkü sanatın tanımı üzerinde uzlaşma yoktur. Bu doğrultuda, Mahkemenin geliştirdiği korumanın sanat için yeterince koruyucu bir alan sağlayıp sağlamadığını göstermek için, sanatın ne olduğu ve nitelikleri tartışılacaktır. Bununla birlikte bu özgürlüğün kapsamı açıklanacak, bu kapsamın nasıl sınırlandığı ve AİHM'in yaklaşımının sanatın gereklerine uygun olup olmadığı ise AİHM içtihadındaki takdir marjı doktrini ışığında incelenecektir.Conference Object The evolving concept of affectio societatis(2019) Palanduz, SedaUnder Roman Law, societas (partnership) was a consensual contract by which two or more parties agree to join their goods or services to carry out a common activity and to share the resulting profits and losses. For the constitution of a partnership, all partners should have the will to contribute to the common activity in question. This will, referred to as affectio societatis, is the intentional element in the definition of a partnership. It not only characterizes a partnership but also distinguishes it from other types of contract, especially from employment contract and contract for work and services. It is beyond question that modern corporate law is more complex than the Roman Law of partnerships. So although the concept of affectio societatis mostly persists, its scope and function are highly disputed. The question is to reconcile the classical definition of affectio societatis with the concept of partnership in today’s limited liability companies with a single shareholder or in publicly traded companies with a large number of shareholders.Article The Use of Religious Symbols at Turkish Universities(2016) Kunnecke, ArndtThis paper shows that although Turkey is formally a laic state, Islam has de facto the statusof a state religion. Therefore, the Turkish state cannot remain neutral in religious matters.Under the current Turkish government Islam has consolidated its position and its symbolshave become visible in the public space. Religious symbols, such as mosques, prayer roomsand headscarves, are spreading at Turkish universities. Current developments show theabsurdity of the concept of Turkish secularism, which originally means the constitutionalseparation of church and state.Article İsviçre Federal Mahkemesi’nin 11 Şubat 2015 Tarihli ve 4a_496/2014 Sayılı Kararı Üzerine Düşünceler: Doğrudan Temsil Mi, Dolaylı Temsil Mi?(Galatasaray Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, 2021) Kapancı, Kadir Berkİsviçre Federal Mahkemesi’nin 11 Şubat 2015 tarihli ve 4A_496/2014 sayılı kararı, belirli bir somut olayın koşulları çerçevesinde doğrudan temsil ve dolaylı temsil kavramları üzerine yoğunlaşmaktadır. Federal Mahkeme’nin bu karar vesilesiyle ele aldığı hususlar, uygulamada kolaylıkla birbirine karıştırılabilecek, buna karşılık da birbirinden ciddi şekilde ayrılan sonuçları olan bu iki kurumun ilişkilerinin ve farklılıklarının bir kez daha netlikle ortaya koyulmasında önem taşımaktadır. Öyle ki, bir yanda, doğrudan temsille işlem yapıldığında, yapılan işlemin hüküm ve sonuçları -temsilci bu ilişkiye bir an için olsun taraf olmaksızın- doğrudan doğruya temsil olunan üzerinde doğarken; diğer yanda, dolaylı temsilde durum oldukça farklıdır, bu kez işlem tarafı dolaylı temsilci olur, sonrasında ise onun ilgili işlem çerçevesinde elde ettiklerini dolaylı temsil olunana (aralarındaki iç ilişki çerçevesinde) ikinci bir turda yapacağı ayrı işlemlerle aktarması gerekir. İşbu çalışmamızın amacı, ilgili karar ışığında doğrudan temsil ve dolaylı temsil kavramlarının birbirlerinden ayırt edilmesinde temel olarak dikkat edilecek hususların irdelenmesi ve yine bu kavramların (tüzel kişi) organ(ı) kavramından farklarının tespit edilmesidir.Article Çocuğun Medeni Hukuk Kuralları Çerçevesinde Şiddete Karşı Korunması(Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2017) Kapancı, Kadir Berk; Başoğlu, BaşakÖzel hukuk anlamında şiddet, bir kimsenin kişi ve malvarlığı değerlerine saldırıyı ifade eder. Çocuğun bir birey olarak aile içinde veya aile dışında karşılaştığı şiddete karşı korunması önemli bir konudur ve çeşitli düzenlemelerde özel olarak ele alınmıştır. Türk Medeni Kanunu’ndaki (TMK) bazı genel düzenlemeler de bu kapsamda kabul edilebilir. Nitekim, TMK’da yer alan kişilik haklarının korunması, velayet ve -istisnai olarak- vesayete ilişkin düzenlemeler, çocuğun gerek üçüncü kişilere gerekse de yetkilerini kötüye kullandıkları durumda veli/vasiye karşı özel hukuk kuralları çerçevesinde korunmasını konu almaktadır. İşbu çalışma, Medeni Hukukun anılan düzenlemeleri kapsamında çocuğun şiddete karşı korunmasında başvurulabilecek yollar incelenecektir.Other Olaylar ve Görüşler: İstanbul Sözleşmesi(Cumhuriyet Gazetesi, 2021) Çınar, Ali Rızaİlk imzayı Türkiye’nin attığı ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi” sözleşmesi, diğer adıyla “İstanbul Sözleşmesi”, kadına yönelik şiddeti önlemede ülkemiz adına yeni bir sürecin kapılarını açmıştır. Türkiye, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan ve onaylayan ilk ülke olmuştur. İstanbul Sözleşmesi, uluslararası hukukta kadına karşı şiddet ve ev/aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan, bağlayıcı, bağımsız bir denetim sistemi kurulmasına yer verilen ve şiddetin kadın erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunun vurgulandığı ilk sözleşme niteliği taşımaktadır. Sözleşme’nin temel amacı giriş bölümünde, kadınlara karşı şiddet ve ev içi şiddetten arınmış bir Avrupa yaratılması olarak belirtmektedir. Sözleşme’ye göre özellikle kadına yönelik şiddet, insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türüdür. Şiddet, hak ve özgürlüklerin kullanılmasını azaltmakta/zayıflatmakta ya da tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle kadına yönelik şiddet, kadının insan haklarına ağır bir ihlal oluşturmaktadır. İnsan haklarına yönelik toplumsal cinsiyet temelli ihlallerin en ciddi biçimlerinden biri ev/aile içi şiddet dahil kadınlara yönelik şiddettir. Ev/aile içi şiddet, çocuklar, erkekler ve yaşlılar gibi diğer mağdurları da kapsamak üzere görmezden gelinemeyecek kadar fazla sayıda aileyi etkileyen gizli bir olgudur. Bu olgu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 44/104 sayılı “Kadınlara Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri”sinin Başlangıç bölümünde de “Kadınlara karşı şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir göstergesi olduğunu ve bu güç ilişkisinin erkekler tarafından kadınlar üzerinde egemenlik kurulmasına ve kadınlara ayrımcılık yapılmasına yol açtığını ve kadınlara karşı uygulanan bu şiddetin erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları zorla bağımlı bir konuma sokan çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri olduğu…” açıkça vurgulanmıştır.Conference Object The transfer of risks in ancient rome and the origins of insurance law(2016) Uysal, CemThe notion of “Risk”, if the term is used within the scope of Roman contract law, usually refers to Periculum Emptoris, the risk of destruction or deterioration of the subject of sale. In Roman law, once a contract has been sealed (is perfecta), the periculum would pass to the buyer even if the delivery of the subject of sale hasn’t been carried through. One should remember that if the contract is imperfecta, the risk would remain on the vendor, so it is imperative to know after which steps a contract can be considered complete.Article Sağlık turizmi aracı kuruluşu hizmet standartları hakkında düşünce ve öneriler(Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB), 2018) Uyanık Çavuşoğlu, AyferSağlık turizmine hizmet sunan kişi/kurum/kuruluşların hukuken temellendirilmesi mümkün olan ilke ve standartlara bağlı işlem yapmaları gerekmektedir. Aracı Kuruluş Hizmet Standartları (AKHS)’nın amacı, uluslararası hastalara hizmet sunacak aracı kuruluşların yasal statüsü, tanımı ve hizmet alanı hakkında standart, şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir bir sistem oluşturarak sağlık turizmine sunulan hizmet ve yönetim kalitesinin iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve bunların devamlılığının sağlanması, hizmet sunumundaki her türlü riskin azaltılmasına ilişkin oluşturulan ilkelerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesine yardımcı olması gerekmektedir. Böylece; sertifikalı/akredite aracı kuruluş ve sağlık hizmeti sunucularımız (tanı/tedavi ülkesi) ile hastanın geldiği ülke (menşe ülke) arasındaki hizmet kalite farkının kapatılması söz konusu olacaktır.Article İsviçre Federal Mahkemesi’nin Sözlü Vasiyetnameye İlişkin Bir Kararı (tf 5a_236/2017, Atf 143 Iıı 640) Üzerine Kısa Bir Değerlendirme(Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2021) Kapancı, Kadir BerkOlağanüstü nitelikteki sözlü vasiyetname TMK m.539-541 (İsvMK m.506-508) arasında düzenlemesi olan -şekli anlamda- bir ölüme bağlı tasarruf türüdür. Sözlü vasiyetnameye, olası kötüye kullanımları önlemek amacıyla, sadece olağanüstü şartlar-da ve istisnai olarak başvurulabilir. Son derece istisnai özellik taşısa da bu kurumun ana maksadı bellidir, özel ve istisnai durumlarda dahi, ölüme bağlı tasarrufta bulunan son dileklerini açıklayabilmesini ve bu açıklamalara sonuç bağlanabilmesini sağlamak. İsviçre Federal Mahkemesi 2017 yılında verdiği 5A_236/2017 sayılı kararında sözlü vasiyetnameye ilişkin ilginç bir olayı inceleme merceğine almıştır. İşbu çalışmamız, belirtilen kararda ele alınan hususlar ve varılan sonuçlar ışığında, sözlü vasiyetnameye ilişkin değerlendirmeler yapılmasını amaçlamaktadır.Article France Telecom Davası Işığında Psikolojik Taciz (mobbing) Suçu(2022) Akyürek, GüçlüParis Asliye Ceza Mahkemesi önündeki France Telecom davası psikolojik taciz ve özellikle de kurumsal psikolojik taciz açısından çok büyük önem taşımaktadır. Bu makalede öncelikle mahkemenin önündeki yargılama süreci soruşturma ve kovuşturma boyutuyla ayrıntılı olarak açıklanmakta, daha sonra da Fransa’daki psikolojik taciz kurumu gerek iş hukuku gerekse ceza hukuku yönüyle ele alınmaktadır. Daha sonra da bu tartışmaların ışığında Türkiye’deki durum ele alınmaktadır. İş hukukunda var olan psikolojik taciz, ceza hukukunda özel bir suç oluşturmamaktadır. Bu bağlamda var olan hangi suçların bu eylemi karşılayabileceği, özel bir suç düzenlemesinin gerekliliği ve psikolojik tacizin bir suç olarak tanımlanması durumunda ceza hukuku bakımından hangi tartışmaların dikkate alınması gerektiği açıklanmaktadır.

