TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 123
- Results Per Page
- Sort Options
Research Project Santrifüj Pompa Kavitasyon Performans Karakteristiklerinin Tayini için Basitleştirilmiş Kavitasyon Modellerinin İyileştirilmesi(TÜBİTAK, 2020) Ayder, Erkan; Delale, Can Fuat; Morkoyun, Uğurcan; Pasinlioğlu, ŞenayBu çalısmada Delale ve Pasinlioglu (2018) tarafından önerilen kabarcık gaz basıncı yasasıyla betimlenen ısıl sönüm mekanizmasını içeren Rayleigh-Plesset küresel kabarcık dinamigi denklemini esas alan bir hidrodinamik kavitasyon modeli insa edilmistir. Bu modeli sınamak üzere kavitasyonlu lüle akısı deneyleri yapılmıs, lüle içindeki kavitasyonsuz, zayıf kavitasyonlu ve kuvvetli kavitasyonlu akıs rejimleri yüksek hızlı kamerayla görüntülenerek kaydedilmis ve lüle cidarlarına yerlestirilen basınç sensörleriyle statik basınç degerleri ölçülmüstür. Elde edilen deney sonuçları, yeni hidrodinamik kavitasyon modelin sanki-birboyutlu sayısal sonuçlarıyla ve ticari yazılımlardaki basitlestirilmis kavitasyon modellerinin ikiboyutlu sayısal sonuçları karsılastırılmıstır. Böylece santrifüj pompalara uygulanmak üzere ticari yazılımlardaki Zwart vd. (2004) kavitasyon modeli en uygun model olarak seçilmis ve yeni kabarcık gaz basıcı yasasını içerecek sekilde iyilestirilmistir. Santrifüj pompa kavitasyon performans karakteristiklerinin tayini için ENPY (emmede gerekli net pozitif yük) degerleri küçük ve görüntü kaydına izin veren pleksiglas bir pompada kavitasyonlu akıs halinde deneyler yapılmıstır. Bu pompa için gerek deney sonuçları, gerek orijinal ve iyilestirilmis Zwart vd. kavitasyon modellerinin sayısal benzetim sonuçları ENPY degerleri birin altına düstügünde kararsızlıklar göstermistir. Ancak kararızlıklar baslamadan ENPY degeri bir civarındayken iyilestirilmis Zwart vd. kavitasyon modelinin sayısal sonuçları, orijinal modele kıyasla, az da olsa kavitasyon siddetinin arttıgını, böylece kavitasyon performansının düstügünü göstermistir. Bu sonucu daha belirginlestirmek üzere ENPY degerleri nispeten daha yüksek bir pompa tasarlanmıs ve orijinal ve iyilestirilmis Zwart vd. kavitasyon modellerinin sayısal benzetim sonuçları karsılastırılmıstır. Bu durumda iyilestirilmis Zwart vd. modelinde kavitasyon performansının, orijinal modele kıyasla, belirgin olarak azaldıgı gösterilmistir.Research Project Diyalog Geliştirme için Bağlaşımlı Tensör Ayrıştırma Yöntemleri(TÜBİTAK, 2021) Şimşek, Serap Kırbız; Cemgil, Ali Taylan; Liutkus, AntoineAyrıştırma tabanlı ses modelleme yöntemleri, hesaplama gücünün artmasıyla ve istatistiksel modelleme yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemler, ses kodlama, müziksel bilgi çıkarımı, müziğin notaya dökülmesi, içerik analizi, kaynak ayrıştırma, ses onarımı ve gürbüz konuşmacı tanımanın da aralarında bulunduğu birçok alanda kullanılmaktadır. Bizim bu projede temel amacımız, birden fazla kaynak içeren ses kayıtlarındaki konuşma işaretlerini güçlendirmek için kaynak ayrıştırma algoritmalarından faydalanarak bir yöntem geliştirmektir. Diyalog ve ortamdaki diğer sesler arasındaki doğru dengeyi bulmak ses mühendisleri için önemli bir problem olup, dinleyici şikayetlerinin de gittikçe artan bir sebebini oluşturmaktadır. Dinleyiciler, kendi kişisel tercihlerine, dinleme ortamlarına ve duymalarına uygun olarak diyalog ve çevresel sesler arasındaki ses dengesini kendileri ayarlamak istemektedirler. Bu projedeki temel amaçlar ve aşamalar aşağıdaki gibidir: i) Durağan olmayan çok boyutlu zaman serilerinde, matris ve tensör ayrıştırma modellerini kullanarak diyalog içeren ses kayıtlarından diyalogların ayrıştırılması ve bunun daha sonra kayıtta bulunan diğer seslerle farklı oranlarda yeniden birleştirilmesiyle, kullanıcının ihtiyaçlarına ya da zevkine dayalı bir kayıt dinlemesini sağlama ii) Televizyon programları gibi akan veri üzerinde de çalışabilmek üzere, önerilen yöntemin gerçek zamanda çalışması. Bu bağlamda, veri geldikçe gerçek zamanlı olarak işlenecektir. iii) Geliştirilen yöntemlerin etkinliğinin gerçek uygulamalarda kullanımı. Projenin çıktıları olan modelleme, çıkarım ve model seçimi yöntemleri; işaret işleme, yapay öğrenme ve istatistik alanlarında temel metodolojik katkılar yapmaktatır. Bunun dışında çıktılar, bilgi madenciliği, biyoinformatik, sistem biyolojisi, yer bilimleri, karmaşık sistemler, algılayıcı ağları, finans veya akustik konularındaki büyük veri öbeklerinin incelendiği çalışmaları destekleyecektir. Bu bağlamda, MEF Üniversitesi bünyesinde yerli ve uluslararası alanda süren işbirliklerinin sürdürülmesi ve geliştirilmesi de planlanmaktadır.Article Çalışma Yaşamında Teknofobi ve Teknofili: Bir Ölçek Uyarlama Çalışması(2024) Çelik, Derya; Uzunçarşılı, ÜlküBu çalışmanın temel amacı Martínez-Corcoles vd. (2017) tarafından geliştirilen, Teknofobi ve Teknofili Ölçeği-TTQ (Technofobia and Technophilia Scales-TTQ)’nun Türkçe’ye uyarlama çalışmasının yapılmasıdır. Çalışmanın bir diğer amacı ise aktif olarak çalışma yaşamında rol alan bireylerin teknofobi ve teknofili davranışlarının incelenmesidir. Çalışmanın örneklemi 389 kişiden oluşmaktadır. Güncel ölçeğin Türkçe’ye uyarlanmasında öncelikle çeviri, geri çeviri, uzman görüşlerinin alınarak güncel ölçeğin oluşturulması aşamaları yer almaktadır. Ardından veriler toplanarak pilot uygulama ve ana uygulama aşamaları gerçekleştirilmiştir. Ölçek geçerliliğinin sağlanmasının tespitinde madde toplam korelasyonları hesaplanmıştır. Ardından açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yardımıyla yapı geçerliliği analiz edilmiştir. Ölçek güvenilirliği için Cronbach alfa değerleri hesaplanmıştır. Bu değer teknofobi ölçeği için (0,953) bulunmuştur. Teknofili ölçeğinde, tüm ölçek için (0,889), teknolojik itibar boyutunda (0,909), coşku boyutunda (0,820), teknoloji bağımlılığı boyutunda (0,844) bulunmuştur. Teknofobi ölçeği için KMO değeri 0,942 bulunmuş olup tek faktörlü ölçeğin toplam varyansın %66,833’ün açıkladığı saptanmıştır. Teknofili ölçeği için KMO değeri 0,875 bulunmuş olup üç faktörlü ölçeğin toplam varyansın %64,481’ini açıkladığı saptanmıştır. Teknofobi ile teknofili ölçekleri arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda, teknofobi ve teknofili arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Çalışanların demografik özelliklerine ve çalıştıkları işletmelerin özelliklerine göre detaylı fark analizleri yapılarak sonuç kısmında yorumlanmıştır.Article Gönüllü Vazgeçme Düzenlemesi Gerekli Midir?(Yeditepe Üniversitesi, 2014) Akyürek, GüçlüBu çalışmada Ceza Hukuku’ndaki gönüllü vazgeçme kurumu ele alınmaktadır. Kurumun amacı ve koşulları, karşılaştırmalı hukukla birlikte sunulduktan sonra mevcut teşebbüs ve iştirak maddelerinin ve kurumun temelinin ışığında, ayrı bir gönüllü vazgeçme düzenlenmesine neden gerek olmadığı açıklanıııaktadır.Article Hukuk Eğitiminde "Hukuk Etiği”(2024) Gürgey, Fatma İrem ÇağlarBu çalışmada, hukukçu kimliğinin oluşmasında hukuk eğitiminin temel belirleyici olduğuna ilişkin iddiadan yola çıkılarak, kabul edilmektedir. Bu kabule bağlı olarak hukuk eğitiminde hukuk etiği öğretiminin yeri ve önemi tartışılmaktadır. Hukuk eğitimi temel ve mesleki eğitim olarak ikiye ayrılmış ve bu ayrım çerçevesinde hukuk etiğinin hukuk eğitimindeki yeri analiz edilmiştir. Temel hukuk eğitiminde hukuk etiğinin yeri bölümünde, felsefi hukuk etiği ile hukuk felsefesindeki öncü yaklaşımlar referans alınmıştır. Bu doğrultuda hukuk eğitiminde hukuki pozitivist bakış açılarından dışlayıcı ve kapsayıcı hukuki pozitivist bakış açıları bağlamında hukuk etiği derslerinin içeriği değerlendirilmiştir. Dışlayıcı hukuki pozitivist perspektiften kurgulanan hukuk etiği eğitiminin kural temelli olmasının sakıncaları ortaya konulmuştur. Daha sonra kapsayıcı hukuk pozitivizm temelli hukuk etiği derslerinin felsefi hukuk etiğini içereceğini ve hukuk eğitimi alan kişilerin hukuk etiği farkındalığını arttırmada daha etkili olabileceği iddia edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümde hukuk meslek eğitimi içerisinde hukuk etiğinin yeri, felsefi hukuk etiği, hukuk etiği kodlarına dayanılarak ortaya konulmuştur. Gerek felsefi boyutuyla ve gerekse normatif boyutuyla hukuk etiği, hukukçu adaylarının hukuk eğitiminde ve hukukçuların (avukat, savcı hâkim, noter vb.) mesleki eğitimlerinin önemli bir parçası olduğu tespit edilerek çalışma sonlandırılmıştır.Article Tasarımda Altı Sigma Yöntemi ile Statik İvme Test Düzeneği Tasarımı(2025) Özcan, Alaattin Sarper; Kılıç, Namık; Kantar, Berkman IlgınÇalışmada, havacılık, uzay ve kara platformlarında operasyonel yükler sebebiyle maruz kalınan yüksek ivme seviyelerinin test edilmesine yönelik santrifüj statik ivme test sisteminin Tasarımda Altı Sigma yöntemi ile geliştirilmesi aşamaları anlatılmaktadır. İlk aşamada gerçekleştirilen Kalite Fonksiyon Açılımı ile müşteri gereksinimleri teknik isterlere dönüştürülmüştür. İkinci aşamada Tasarım Hata Modu Etki Analizleri ve kavramsal tasarım yöntemleri ile olası tasarım zayıflıkları ve riskler değerlendirilmiştir. Daha sonra test platformunun güvenli ve yüksek performansta çalışması ve testler sırasında oluşacak güç ihtiyacının azaltılmasına yönelik yapısal optimizasyon çalışması, deney tasarımı ve Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği simülasyonları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma boyunca çeşitli Tasarımda Altı Sigma araçları kullanılarak, ilk seferde doğru tasarım hedeflenmiştir. Oluşturulan veriler ışığında test platformunun güvenli ve fonksiyonel şekilde çalışması için gerekli olan detay tasarım tamamlanmıştır. Yapılan validasyon çalışmaları ile statik ivme test sistemi kullanıma hazır hale getirilmiştir. Proje performans parametreleri karşılaştırılarak, uygulanan ürün geliştirme metodunun klasik Faz Geçiş yöntemine göre etkinliği gösterildi.Article 21. Yüzyıldaki Uluslararası İlişkilerde Dini İnşacılık ve İslam’ın Barışçı Hakikati(2024) Alkanalka, MehmetUluslararası ilişkilerde askeri gücün kullanılması ve askeri gücü kullanırken kullanılan meşruiyet gerekçeleri arasında siyasi, ekonomik, güvenlik gerekçelerinin yanında dinin de etkisi olmuştur. Bu makalede 9/11 terör saldırısı başta olmak üzere El Kaide adlı devlet dışı aktörün istismar ettiği kutsal savaş kavramının dini bir inşa olup olmadığı, İslam dini kapsamında bu inşanın ne kadar geçerlilik taşıdığı ve ABD’nin bu mücadeleyi hangi dini söylemlerle karşıladığı literatür taraması yöntemi ile analiz edilmektedir. Ayrıca, İslamiyet’in savaş ve cihat yaklaşımı da Kuran’da yer alan bazı ayetler ile ortaya konulmaktadır. Savaş hakkındaki Kuran’daki ilgili ayetler incelendiğinde öncelikle barışın en ideal durum olduğu, savaşmak isteyen gruplar olduğunda öncelikle arabuluculuk yapılması, savaş ve terörizm ateşinin söndürülmesi önemli buyruk ve tavsiyeler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada 9/11 terör saldırısı sonucu ABD ve Avrupa’da oluşan suni İslam karşıtlığının ne kadar büyük bir haksızlık yarattığının ortaya konularak çatışmaların çözülmesi ve evrensel barışa katkı sağlanması amaçlanmıştır.Article Alliance İsraelite Universelle: Osmanli Yahudilerinin Dönüşümünde Bir İtici Güç(Pamukkale Üniversitesi, 2020) Görmüş, EvrimYahudiler farklı coğrafyalarda yaşasalar da 18. yüzyıla kadar dinsel geleneklere dayanan benzer bir yaşam sürmüşlerdir. Fakat bu benzerlik Aydınlanma ve Fransız Devrimi ile gelen hukuki ve siyasi özgürleşme, sanayi kapitalizmi, haskala gibi gelişmelerile birlikte değişime uğramış, bu sürecin sonunda Batı Avrupa ve Doğu Yahudileri arasında önemli farklılıklar oluşmuştur. Batı Yahudilerinin doğuda yaşayan Yahudilerin kötü hayat şartlarından ticaret, basın gibi yollarla haberdar olmaya başlamaları ile ‘Doğu Yahudiliği Sorunu’ tartışılır hale gelmiştir. Alliance Israélite Universelle yozlaşmış’ ve ‘geri kalmış’ olarak nitelendirilen Orta Doğu ve Kuzey Afrika Yahudilerinin hukuksal ve toplumsal özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamak amacıyla 1860yılında Fransız Yahudileri tarafından kurulmuştur. Doğu Yahudilerini ‘yenileştirme’ hedefinin kurumsal-örgütsel yapısını kuran Alliance Israélite Universelle için eğitim, yenileştirme unsurunun ana öğesi olmuştur. Bu makale örgütün özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda açmış olduğu Alliance okullarının Osmanlı Yahudi cemaatinin dönüşümündeki etkisini, cemaatin batılılaşması ve sekülerleşmesi kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır.Article Sınıf Öğretmenlerinin Kapsayıcı-bütünleyici Eğitime Yönelik Değerlendirmelerinin Sosyal Alan Teorisiyle İncelenmesi: Türkiye-almanya Karşılaştırması(Başkent Üniversitesi, 2020) Acar, MelikeBu araştırma, ‘Herkes için Eğitim’ isimli kapsayıcı-bütünleyici eğitime yönelik çok yönlü bir projenin bir parçasıdır. Araştırmanın amacı Almanya ve Türkiye’deki toplam 43 sınıf öğretmeninin kapsayıcılığa yönelik değerlendirmeleri ve gerekçelerinin Sosyal Alan Teorisi (Turiel, 1983) kullanılarak karşılaştırılmasıdır. Klinik görüşmeler esnasında öğretmenlerden Otizm Spektrumu içinde olan bir öğrencinin tipik gelişen öğrenciler tarafından dışlandığı (akademik proje ve oyun) iki değişik durumu değerlendirmeleri istenmiştir. Öğretmenler, özel gereksinimli öğrencinin akademik projeden dışlanmasını oyundan dışlanmasından daha olumsuz bir durum olarak değerlendirmişlerdir. Ancak, Türk öğretmenler Alman öğretmenlere kıyasla toplumsal-geleneksel kavramlarla değerlendirmelerini gerekçelendirmişlerdir. Ayrıca, Türk öğretmenler gerekçelerinde tipik öğrencilerin oyun zamanındaki seçim hakkı ve kişisel alanlarını dikkate almamışlardır. Bulgular kapsayıcı-bütünleyici eğitim felsefesi ve Sosyal Alan Teorisi çerçevesinden tartışılmıştır.Article Altıncı Sınıf Öğrencilerinin Açılar Konusundaki Hatalarının İncelenmesi(eefdergi, 2018) Taylan, Rukiye Didem; Aydın, UtkunBu araştırmanın amacı, ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin açılarla ilgili yaptıkları hataların incelenmesidir. Bu nitel araştırma, İstanbul’da aynı ilçeye bağlı iki ayrı devlet okulunda altıncı sınıfta öğrenim görmekte olan öğrencilerle 2014-2015 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde gerçekleştirilmiştir (n=256). Araştırmanın verileri araştırmacıların geliştirdikleri açılar konusuyla ilgili açık uçlu sorulara öğrencilerin verdikleri cevaplardan oluşmaktadır. Öğrenci cevaplarının incelenmesinde, kavramsal çerçeve olarak Bloom Taksonomisi temel alınmış ve betimsel istatistik teknikleri kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin bilgi (tanımlama ve sınıflandırma), uygulama ve değerlendirme düzeyindeki değişik sorulara verdikleri cevaplar incelendiğinde, öğrencilerin tüm düzeylerdeki soru tiplerinde zorluk yaşadıkları görülmüştür. Açıları ölçülerine göre sınıflandırmalarını gerektiren soruda öğrencilerin performanslarının nispeten daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğrencilerin özellikle açılarla ilgili kavramları tanımlamada ve açılarla ilgili bir kuralı nedenleriyle açıklamada zorluk yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, öğrencilerin bir kuralı ezberledikleri ve geometriyi tutarlı bir sistem olarak görüp şekil üzerinden kural açıklaması yapamadıkları gözlenmiştir. Öğretmenlerin Bloom Taksonomisi’ndeki bilişsel alanların göz önünde bulundurulduğu değişik soru tipleriyle tanıştırılması ve kavramların daha derin anlaşılması için tanımların ve geometrik argümanların kendi içinde tutarlı olduğunu öğretmeleri bu çalışmanın eğitimsel önerileri arasındadır. Matematik öğretmenlerinin bu konuyla ilgili mesleki gelişim programlarına katılmaları ve eğitim materyallerinin bu doğrultuda hazırlanması da teşvik edilebilir.Article Canavarca Hisle veya Eziyet Çektirerek Kasten Öldürme Suçu (tck M.82/1-b)(Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2020) Akyürek, GüçlüTürk Ceza Kanununda, kasten öldürme suçu müebbet hapis cezası ile cezalandırılırken (TCK m.81), canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek, en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaktadır (TCK m.82/1-b). Her iki neden de ne eski yasada ne de mevcut yasada tanımlanmıştır. Öğretideki, uygulamadaki ve madde gerekçesindeki açıklamalardan hareketle, canavarca hisle kasten öldürme suçu için verilen klasik örnek ise yakarak öldürmektir. Yargıtay kararına konu olan olayda da mağdur yakılarak öldürülmüştür. Ancak fail, yangını söndürmeye çalışmış ve mağduru derhal hastaneye kaldırmıştır. İlk derece mahkemesi ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi canavarca hisle öldürme suçu olduğuna karar verirken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yalnızca kasten öldürme suçu olduğu gerekçesiyle itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu da oyçokluğu ile aldığı kararda eylemin canavarca hisle öldürme suçu olduğunu kabul edilmiştir. Oysa, söz konusu ağırlaştırıcı neden, failin psikolojisini dikkate almaktadır. Dolayısıyla yalnızca eylemiş işleniş tarzından hareketle sonuca varmak doğru olmayabilecektir. Nitekim somut olayda, kararın aksine, canavarca hisle değil eziyet çektirerek öldürme olduğu düşüncesi gerekçeleriyle açıklanmıştır.Article Para Borçları Bakımından TBK m. 120 f.2’de Öngörülen Temerrüt Faizi Üst Sınırı ve Bunun Sözleşme Cezası ile İlişkisi Üzerine Düşünceler(Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2024) Kapancı, Kadir BerkPara borçlarında borçlunun temerrüde düşmesi halinde borçlanılan para edimi bakımından temerrüt faizi işleyecektir. Bu durum para borçlarında borçlu temerrüdünün olağan bir sonucudur. İşleyecek temerrüt faizi bakımından kural olarak yasada belirlenmiş oran dikkate alınır, bununla birlikte ilgili oranın taraf anlaşmasıyla belirlenmesi de mümkündür. Yalnız temerrüt faizi oranının taraf anlaşmasıyla kararlaştırıldığı bazı olasılıklar özelinde, TBK m. 120 f.2 sınırlaması devreye girer. Buna göre, iradi olarak belirlenecek temerrüt faizi oranı, yasal olarak belirlenmiş oranın iki katından daha fazla olamaz. Sözleşme cezası ise, ceza koşulu yan anlaşması dahilinde belirli bir asli borcun (konu aldığı edim bakımından özel bir ayrım da yapılmaksızın) yerine getirilmesi borçlu üzerinde ekstra bir baskı unsuru oluşturulması ve bu şekilde ifanın temininin sağlanması için kararlaştırılan bir edim yükümlülüğüdür. Sözleşme cezasının farklı formlarda söz konusu olabilmesi mümkündür. Belirtilen iki kurumun (temerrüt faizi ve sözleşme cezası) bir arada gündeme geldiği ve TBK m. 120 f.2 sınırlamasının devrede olduğu olasılıklarda, bu son hükmün sözleşme cezası edimi bakımından da tatbik edilip edilmeyeceği, cevaplandırılması gereken bir soru oluşturur. İşbu çalışmamız, öğretide bu konuda ileri sürülen farklı görüşlerin de dikkate alınması suretiyle, ilgili soruya tatmin edici bir cevap bulunmasını hedef tutmaktadır.Article Sözleşmesel Sorumlulukta Tazminat Edimi ile Sözleşme Cezası Arasındaki İlişki(2016) Kapancı, Kadir BerkBir borç ilişkisinde borçludan beklenen, onun borcunun konusunu oluşturan edimi gereği gibi, tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesidir. Alacaklı, bu menfaatini daha iyi temin etmek amacıyla, ifanın y...Article Türkiye'de Arabuluculuğun Gelişimi(Legal, 2020) Yazıcı, ÇiğdemTürk hukuk sistemi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk ile ilk kez Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile tanışmıştır. Bu yöntem bir süre tamamen ihtiyari olarak uygulanmış, sonrasında ise bazı davalar bakımından dava şartı haline getirilmiş, ayrıca arabulucunun siireçteki işlevi de yeniden diizenlenmiştir. Bu çalışmada arabuluculugun Türk hukuk sistemindeki uygulamalan, arabulucu sicili ve arabulucunun süreçteki işlevi dikkate alınarak dönemlere ayrılarak ele alınmıştır.Article Uluslararası Hukukta Andlaşma Akdetme Yetkisi ve Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 46 Kapsamında Andlaşmaların Geçersizliği(İstanbul Üniversitesi Yayınevi, 2023) Asar, Bilge ErsonDevletlerin bir andlaşma ile bağlanma süreçlerinde iç hukuklarında uygulanacak usule ilişkin düzenlemeleri, uluslararası hukuk ile iç hukukun kesiştiği sınırlı alanlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte devletlerin bu alandaki düzenlemelerinin çeşitli usulleri içerdiği gözlenmektedir. Geleneksel olarak yürütmenin elinde olan andlaşma akdetme yetkisinin demokratikleşme süreçleriyle birlikte yasama ile paylaşılan bir uygulama halini aldığı görülmektedir. Kimi devletlerde bu süreçlere anayasa mahkemeleri veya benzer yetkiyle donatılmış yargı organlarının da dahil olması mümkün olabilir. Hatta halk oylamasından geçmesi öngörülen andlaşma akdetme usulleri de mevcuttur. İç hukukta öngörülen bu kuralların ihlal edilmesi yoluyla bir uluslararası andlaşmaya taraf olan devlet, andlaşmanın geçersizliğini 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin (VAHS) 46. maddesine dayanarak ileri sürebilir. Uluslararasıcılık ile anayasalcılığı bağdaştırıcı bir çözüm sunar gibi gözüken bu hüküm, gerçekte son derece zor ve istisnaî bir uygulamaya sahiptir. Gerek devletlerin andlaşma akdetme konusundaki kurallarının karmaşık olması gerekse genel bir sınıflandırmayı zorlaştıracak kadar çeşitli olması, konuyu daha da çetrefilli hale getirmektedir. Bu çalışma, ilgili hükmün hazırlık çalışmaları, kapsamı ve sınırlarını ayrıntılı bir biçimde incelemektedir. Çalışmada ayrıca, VAHS’nin hazırlık çalışmalarında da en tartışmalı konulardan biri olan bu geçersizlik gerekçesinin neden son derece istisnaî ve ileri sürüldüğünde başarı şansının zayıf olduğu değerlendirilmiştir. Bunların yanında, bu hükmün şu anda akademik çevrelerde tartışılmakta olan andlaşmalardan çekilmeye ilişkin kurallara benzer şekilde uygulanabilirliği de ele alınmıştır.Article Tahkim Süresi(Legal Yayıncılık, 2021) Yazıcı, ÇiğdemHakemlerin hukum verme yetkisinin süre ile sınırlandırıldığı durumlarda tahkim süresinden söz edilir. Tahkim suresi taraflarca kararlaştırılabilir ya da kanunla duzenlenmiş olabilir. Hukuk sistemimizde tahkim suresi kanunlarla (HMK m. 427; MTK m. 10/B) bir yıl olarak duzenlenmiş olmakla birlikte, taraflarca daha kısa ya da daha uzun bir süre kararlaştinlabilir.Article Sağlık Bilişleri Anketi (sba)’nin Türkçe Versiyonunun Psikometrik Özelliklerinin İncelenmesi(2018) Yılmaz, Özlem Özbek; Dirik, GülayBu çalışmanın amacı, Sağlık Bilişleri Anketi (Health Cognitions Questionnaire)’nin Türkçeye çevrilmesi ve yetişkin örnekleminde psikometrik özelliklerinin değerlendirilmesidir. Hadjistavropoulos ve arkadaşları (2012) tarafından geliştirilen ölçek, sağlık kaygısıyla bağlantılı olan sağlıkla ilgili işlevsel olmayan inançları değerlendirmektedir. Çalışmanın örneklemini, fiziksel hastalık tanısı olan ve olmayan, 18-65 yaş arasındaki 343 kişi oluşturmaktadır (242 kadın, 100 erkek, 1 diğer). Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Sağlık Bilişleri Anketi, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği, Hastalık Algısı Ölçeği-Kişisel Kontrol Faktörü, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği-Kısa Form ve Hastalık Davranışını Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizleri sonucunda, ölçeğin fiziksel hastalık tanısı olan ve olmayan gruplara uygulanan her iki formunun da orijinalindekine uygun şekilde 4 faktörlü yapıya sahip olduğu ve benzer madde dağılımı gösterdiği bulunmuştur. Faktörler “hastalıkla baş etmede güçlük”, “tıbbi hizmetlerin yetersizliği”, “hastalığın korkutuculuğu” ve “hastalık olasılığı” şeklinde adlandırılmıştır. Ardından ölçeğin faktör yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile de değerlendirilmiştir. Her iki grupta faktörlerin iç tutarlılık ve test tekrar test güvenirliği incelenmiştir ve bu değerlerin çoğunun tatminkâr düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon ve regresyon analizlerinde, ölçeğin diğer ölçeklerle olan ilişkilerinin beklenen şekilde olduğu bulunmuştur. Bu bulgular, Sağlık Bilişleri Anketi’nin, Türkiye’de fiziksel hastalık tanısı olan ve olmayan kişilerin sağlıkla ilgili işlevsel olmayan inançlarını değerlendirmede güvenilir ve geçerli bir araç olduğunu desteklemektedir.Article Satıcının Satış Konusuyla İlgili Olarak Verdiği (saf) Garanti Taahhütleri(İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2015) Kapancı, Kadir BerkSatış konusu malın niteliklerinin sözleşmeye uygunluğu, alıcı açısından büyük bir önem taşır. Öyle ki alıcı satış sözleşmesiyle malın mülkiyetini kazanmanın yanı sıra malın tahsis edileceği amaca uygunluğunu da bizzat gözetir. Satış konusunun niteliksel aksaklıklar içermesi ise, alıcının istediği amaca ulaşmasına önemli bir engel oluşturur. Bu nedenle belirtilen türden aksaklıkların meydana gelme rizikosu, kanun koyucu tarafından özel olarak teminat altına alınmış; satış konusunun, kanunun belirlediği şartlarla, sözleşmeye aykırı olarak kararlaştırılan veya olağan şekilde beklenebilecek özellikleri taşımaması “ayıp” olarak nitelendirilmiş ve satıcının genel olarak bunlardan doğan bir sorumluluğunun bulunduğu da kabul edilmiştir. Öte yandansözleşme serbestisi çerçevesinde satıcı, çeşitli sebeplerle, belirtilen türden aksaklıkların meydana gelme rizikosunu ayrı bir garanti taahhüdü ile teminat altına almak da isteyebilir. İşbu taahhütler, çoğunlukla ayıptan doğan sorumluluk hükümleri ile korunan menfaatler kapsamındaki rizikolarla ilgili olacaktır. Bununla birlikte, sözleşmesel (saf) garanti taahhütleri ile teminat altına alınabilecek rizikoların kapsamının daha geniş olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Çalışma, satıcının verdiği garanti taahhütlerinin hukuki niteliğinin ve bu taahhütlere uygulanacak hükümlerin tespit edilmesini amaçlamaktadır.Article Türkiye'de Yükseköğrenim Finansmanının Özelleştirilmesi(Sosyoekonomi Society, 2018) Son-Turan, SemenThis study aims at developing a model for the privatization of higher education finance inTurkey. While the primary target is the NEET (Not in Education, Employment, or Training)population, it offers a broad range of potential solutions involving asset securitization for highereducation financing. Data is driven from secondary sources. The paper presents an interdisciplinaryapproach for privatizing higher education finance involving the labor market, higher educationinstitutions and the Turkish capital market and constitutes a unique contribution to the Turkish highereducation finance literature.Article Dönme Cezası (tbk M. 179 F.3) ve Cayma Parası (tbk M. 178) Kavramları Arasında Kısa Bir Karşılaştırma(Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2016) Kapancı, Kadir BerkTürk Hukukunda taraflar arasında meydana getirilen bir sözleşme ilişkisinin sonradan tek taraflı olarak sona erdirilmesi kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte gerek kanun gerekse de taraf iradeleri istisnai olarak aksine yol verebilir, yani taraflara sözleşme ilişkisinden sıyrılabilme imkânı tanıyabilir. Bir yanda ceza koşulunun bir türü olarak sınıflandırılan dönme cezası, diğer yanda bağlanma parasıyla birlikte ele alınan cayma parası da işbu amaca hizmet eden ve birbirleriyle büyük oranda benzer özellik gösteren iki ayrı hukuki kurumdur. Çalışmamızın amacı bu iki kurumun karşılaştırılması, özellikle benzer ve farklı özelliklerinin ortaya koyulmasıdır.

