Mimarlık Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1947
Browse
Browsing Mimarlık Bölümü Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 40
- Results Per Page
- Sort Options
Article Modern Kıyının İnşası: 19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla İstanbul’da Dört Kıyı Dolgu Projesi Üzerinden Toprağın ve Kentsel Dönüşüm Atığının Metabolik Akışı(2022) Sert, EsraMetabolize olmuş sosyo-doğalar olarak kentlerin ve ekonomilerin inşasının önemli bir unsuru olarak kıyı şehirleri, kapitalizmin tarihi boyunca kırılgan ekolojik nişler olarak işlev gördüler. Su ile karanın buluştuğu bu şehirlerden biri olan İstanbul, günümüzün kapitalist koşullarında sosyo-ekolojik açıdan baskı altında. Bu baskının kentteki mekânsal karşılıklarından biri olan kıyı dolgu alanlarının İstanbul’daki yüzey toplamı, 2000’li yıllarda yeni bir ilçe oluşturabilecek boyuta ulaştı. Dünyanın pek çok yerinde mülk sahipliğine konu olan ve yeryüzündeki dramatik coğrafi müdahalelere yol açan kıyı dolgu projeleri; toprak erozyonu, sediment oluşumu, bozulan hidroloji ve arazi çökmesi gibi tehlikeli sonuçlara yol açmaya devam ediyor. Bu çalışma, dört kıyı dolgu projesi aracılığıyla İstanbul'un modern kıyılarını anlamak için kentsel toprağın ve kentsel dönüşüm atığının metabolik yolculuğunun tarihsel olarak bir süreliğine kıyı dolgu alanları formunda nasıl mekânsallaştığını araştırıyor. İncelenen kentsel kıyı dolgu projelerinin ilk ikisi 19. yüzyılda karşımıza çıkan Yenikapı dolgu alanı ve bağlantılı liman alanı önerisi ile İstanbul Limanı projesi iken; diğer ikisi de 21. yüzyılda Maltepe ve Yenikapı’da gerçekleştirilen kıyı dolgu projeleridir. Makalede; doğanın çeşitli dolaşımlarla nasıl mekânsallaştığının öyküsü araştırılıyor. Kentsel projelerin, İstanbul’un derinleşen eşitsiz coğrafyasında sosyoekolojik ilişkileri kırılganlaştırarak dönüştüren kapitalizmin enstrümanlarına bağlı olduğu kadar, mimarlığı ve hepimizi son derece yakından ilgilendiren kentsel gündemlere ve tahayyüllere de bağlı olduğu iddia ediliyor. Bunu yaparken, kentsel metabolizma perspektifinden kentsel toprağın ve kentsel dönüşüm atığının metabolik yolculuğunu inceleyerek kıyının üretiminde etkili olan mevcut çevresel ve yönetsel müdahaleler kadar olası gelecek tahayyüllerinin ve projeksiyonlarının da yeniden gözden geçirilmesine katkıda bulunmayı umut ediyor.Book Part Müceddid” Osmanlı Sultanı III.Selim’in Siyasi Söyleminde “Kutsalların” Rolü(ANAMED Yayınları, 2019) Uğurlu, Ayşe Hilal; Uğurlu, Ayşe Hilal; Yalman, SuzanIII.Selim, onsekizinci yüzyılın ikinci yarısının büyük kısmında devam eden (1768-74, 1787-92) Osmanlı - Rus savaşlarının maddî-mânevî yıprattığı imparatorlukta, merkezî otoritenin ve hükümdarlık imajının günden güne zayıfladığı bir dönemde tahta çıkar. Tahta çıktığında kendisine büyük ümitler atfedilen III.Selim’in saltanatı boyunca yaşanan pek çok askeri - siyasi başarısızlık, hem oluşturulmaya çalışılan kapsamlı ve yeni düzenin, hem de bizzat padişahın meşruiyetlerini sorgulanır hale getirir. Vahhabi-Saudi devletinin devam eden genişlemesi, özellikle hac yolunu engellemeleri ve 1803 yılında Mekke’yi işgal etmeleri gibi Arap yarımadasında artan karışıklıklar da Selim’in islamın savunucusu ve hadim ul-haremeyn ül-şerifeyn olarak imajını olumsuz yönde etkiler.Bu çalışma, daha çok askeriye, iktisat, ticaret, siyaset, diplomasi gibi pek çok alanda düzenlemelere gitmiş bir reformist olarak ele alınan III. Selim’in, İstanbul halkının gözünde dini liderlik imajının zayıflamasını engellemeye yönelik faaliyetlerini incelemeyi ve Eyüp Sultan Camiinin yeniden inşası özelinde bu çabaları bütüncül olarak anlamlandırmayı hedeflemektedir.Research Project G.ü.l.l.e İnsansız Otonom Sualtı Aracı(Savunma Sanayi Başkanlığı, 2018) Özdemir, KürşadKürşad Özdemir liderliğindeki MEF Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi mezun öğrencilerinin de yer aldığı G.Ü.L.L.E takımı, Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından düzenlenen “İnsansız/Otonom Deniz Sistemleri Endüstriyel Tasarım Yarışması”nda birincilik ödülünü almıştır.Article İstanbul’da Kentsel Artikülasyonun İnşaya Yardımcı İkincil Yapılar Üzerinden Okunması(2019) Eren, Başak; Kalender, Hande; Aggündüz, AtılGünümüzde sermayenin baskın düzeni ve hızlı üretim-tüketim dinamikleri, kentlerin sürekli yıkılıp yeniden inşa edilmesine yol açar. Yıkım-yapım eylemlerinin sürekli tekrarı ile kentler dev inşaat sahalarına döner ve hiç bitmeyen inşaatlar kentin görünür birer parçası haline gelir. Kentsel politikaların bir aracı olan kentsel dönüşümlerle, küresel bir kent olan İstanbul’da sürekli yıkılıp yeniden yapılarak hızlı bir değişimin içindedir. Yıkım-yapım eylemlerinin sürekli karşılaşılan bir döngü haline gelmesi; yıkılan ‘başlangıç’ ve yapılan ‘sonuç’ tan öte, geçirdiği değişim sonrasında oluşan imgeler üzerinden kenti okunur hale getirir. İstanbul’daki hızlı değişimin izleri, yıkım-yapım süreçlerinde aktif rol oynayan, kentsel dokuya ve yapıya eklenerek süreçlerin kuvvetli fiziksel temsillerini oluşturan, eylem bittikten sonra sökülen “inşaya yardımcı ikincil yapılar” üzerinden sürülebilir. Bu geçici yapıların kentin sonsuz artikülasyon halinin okunmasını sağlayan izler olduğu ve süreci şekillendirdiği düşünülmektedir. Araştırmanın amacı; inşaya yardımcı ikincil yapılar üzerinden, İstanbul’da kentsel artikülasyonun izlerini sürmektir. Genellikle mimari literatür tarafından göz ardı edilen inşaya yardımcı ikincil yapılar, sürekli değişen ve dönüşen kentlerin imgesi haline geldiği için önemlidir. Geçici olmalarına rağmen yıkım ve yapım sürecinde eklendikleri yapıların formları, yapım süreçleri ve kentsel belleğinin değişimi hakkında bilgi verirler. Bu nedenle, ikincil yapıların tasarımın bilgi alanı içerisinde tartışılması ve buna göre yeni perspektifler geliştirilmesi önemlidir. Araştırmaya, belli bir zaman aralığında İstanbul’da gerçekleşen yıkım-yapım faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgeleri çıkaran haritalama çalışmasıyla başlanmıştır . Haritalama sonrasında belirlenen rotalardaki yıkım-yapım eylemlerinin zamansal değişimini ve ikincil yapıların bu değişimdeki etkisini gösteren sokak silüetleri oluşturulmuştur. Ayrıca bu rotalarda yer alan ikincil yapılar değişen fonksiyon ve ilişki çeşitlerine göre farklı kategoriler altında toplanmıştır. Fonksiyonları üzerinden kategorize edilen ikincil yapılar doğal olarak arkalarındaki yapı ve bulundukları konumda, etkileşime geçtikleri dinamiklerle anlam kazanırlar. Bulundukları yerin özelliklerini yansıtan kritik örneklerle yapılan maddesel ve zamansal araştırmalar üzerine, yıkım yapım sürecindeki kentsel bellek ve mekân incelemesi yapılmıştır. Daha sonra bu incelemeler, çok katmanlı ve eylem sürecini içeren diyagramlar haline getirilmiştir. Araştırmanın sonuç bölümünde, alan çalışması ile belirlenen yapıların yapımından yıkımına kadar -özellikle son 10 yıllık sürecine ait- sosyo-politik, ekonomik ve fiziksel değişimlerinin bulunduğu diyagramlar çakıştırılıp, üst üste binen durumlar tartışılmıştır. Bu araştırma ile özellikle inşaya yardımcı olan ikincil yapıların; yıkım yapımın baskın ve şekillendirici güç olduğu metropollerde, kentsel artikülasyonun neden olduğu fiziksel ve zihinsel dönüşümleri okumada kuvvetli ve güncel bir rehber olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.Article Munzur Dağları, İnekler ve Beton(Arredamento Mimarlık, 2022) Avcı, OzanMaurice Merleau-Ponty “Düşünmek, denemektir, işlem yapmaktır, değiştirmektir” der1 . Arman Akdoğan’ın mimarlık ofisi IND [Inter.National. Design] de Kutluğ Ataman’ın Erzincan’daki Palanga’sında büyükbaş hayvanlar için tasarladıkları projede çokça deneme yapıyor. Malzemeden strüktüre birçok şeyi değiştirerek hem kendilerine tanınan özgürlük alanında deneysel bir yapı inşa etmeye hem de bu yere en uygun mimarlık düşüncesini geliştirmeye çalışıyorlar. Bu süreçte strüktürle ilgili Ahmet Topbaş’ın ofisi ATTEC ile birlikte çalışan ofis; üst yapı olarak betonarme katlı plak döşemelerden, betonarme kiriş ve kolonlardan meydana gelen yapının detaylarını birlikte geliştiriyorlar2 . Katlanmış bir beton plak görünümündeki Yarı Açık Sığır Besi Tesisi bu şekilde ortaya çıkıyor.Review İpucu: Sur(manifold.press, 2017) İnceoğlu, ArdaBüyük bir liman şehri bu, imajda gördüğümüz sahilin yarısına yakınını liman tesisleri kaplıyor. Burası doğal bir liman değil, açık denizden korunmak için ciddi bir gayret sarf edilmiş. Şehir sırtını dağlara yaslamış, iki yönde de bu dağları delip geçen nehirlerin arasına yerleşmiş. Tepelerde yerleşim olmaması, muhtemelen ciddi bir eğim olduğunu gösteriyor. Şehir arasında yer aldığı iki nehir tarafından zamanla doldurulmuş olduğunu tahmin ve dümdüz olduğunu hayal edebileceğimiz bir konumda gelişmiş. Nehirler boyunca devam eden yerleşim de dikkat çekici, sanki nehirler alüvyon ile birlikte yapıları da getirip şehri oluşturmuşlar gibi bir izlenime kapılıyoruz. Özellikle soldaki, limanın hemen dışındaki nehrin ağzındaki delta yapısı algılanabiliyor, neredeyse mükemmel bir yay. Liman, hemen yanındaki havaalanı ve bunların arasında kalan endüstri yapıları (şehrin kiremit rengi çatılarından kolayca ayrılan, büyük, açık renk çatılar) ile dolu bölgenin neredeyse içindeki ciddi büyüklükte tarlaları da bu delta açıklayabilir: çok verimli topraklar. Şehrin her yönde beyaz yapılarla —endüstriyel bölgeler ile— çevrelendiği de görülüyor, şehirde hepsi birden var: tarım, ticaret ve endüstri. Burası hayli varlıklı bir yer olmalı. Zengin şehirlerin çoğunlukla sanat ve mimarlık gibi fuzuli işlere ev sahipliği yaptığını da biliyoruz, şehrimizin bir kültür merkezi olma potansiyelini de bir kenara yazalım. Bu uzaklıktan görmek biraz zor da olsa, limanın her iki yönde bittiği noktalarda, sahil boyunca uzayan, altın renkli dar bantlar var: plajlar olmasın?Article Mars'ta Ev Yapmak(TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, 2020) Özdemir, KürşadDünya dışı yerleşimlerin ana hedefi -şimdilik- Mars. Hayatta temiz bir sayfa açma naifliğiyle birleşmiş keşfetme ve kazanma isteği hem toplumu hem de roket yapabilen her kurumu heyecanlandırıyor. İnsanlık bir kenara koyduğu kaşiflik şapkasını tekrar takmaya hazır. Resmi uzay ajanslarıyla birlikte SpaceX gibi özel girişimler de Mars’a gitme, hatta orada kalma planları yapmakta. Artık Macellan’ın trans-pasifik seyahatiyle aynı sürede Mars’a ulaşmak1 (Chaplin 2013) mümkün. Bu gidişle kızıl gezegende kalıcı olmak için tasarım ve inşaat bilgimizi geliştirmemiz gerekecek. Bu yazı kızıl bozkırlarda yapılacak evlerin teknolojisini, karşılaştırmalı olarak değerlendirir, eldeki bilgiler ışığında yapısal bir mimari projeksiyon yapmayı dener.Other Tipsiz(Betonart/Binat İletişim Danışmanlık, 2017) Akın, TomrisMalzemenin kalıpla kurduğu -ilk akla gelen alışıldık/düzlemsel- ilişki nasıl dönüştürülür? Ortamda olan malzemeler ile betonun olmak istediği hâl ötelenebilir/zorlanabilir mi? Toprak/kum kullanılması nedeni ile de çok mümkün, çok tanıdık bir beton üretim tekniği, çoklu bir tasarım grubu ile nasıl, yer ile ilişki kurma derdiyle, dönüştürülür? Mevcut bostan alanı ile ölçeksel ve daha da önemlisi işlevsel ilişki nasıl kurulur? Ve bu öğrenci çalışması doğası gereği minimum maliyet ile nasıl gerçekleştirilebilir? “Tipsiz” yukarıdaki soruları AGÜ Kampusü bostan alanında toprak, membran ve beton kullanarak tartışan biri dikey biri yatay biri de küçücük üç elemandan oluşan bir yerleştirme.Review İpucu: Bataklık(manifold.press, 2017) İnceoğlu, ArdaBüyükçe bir adanın ucunda, denize doğru yarımada olarak uzayan bir şehir. Şehrin doğal bir liman olduğunu tahmin edebiliriz, özellikle doğu tarafında yarımada ile anakara arasında kalan korunaklı körfez üzerinde bu uzaklıktan bile liman yapıları seçilebiliyor. Yarımadanın büyük kısmı, özellikle güneye gidildikçe, neredeyse tamamen yapılarla kaplı. Çok yoğun bir yerleşim dokusuna sahip bir şehir burası. Şehrin adayı anakaradan ayıran doğal kanalı da aşıp kuzey ve doğuda yayılmaya devam ettiğini de görüyoruz. Şehrin, yoğundan da yoğun olan en güney uçtan başlayarak zamanla kuzeye doğru yayıldığını da tahmin etmek mümkün. Tarihi merkez büyük ihtimalle en güney uçta bir yerde yer alıyor olmalı. Şehrin boyutuna dair bir fikir vermesi için, yarımadanın en güneyden en kuzeye yaklaşık 45 kilometre olduğunu belirtebilirim: Sarayburnu’ndan Rumelifeneri’ne gidişgeliş kadar bir mesafe. Adanın ortalama genişliği ise 12 kilometre kadar, yaklaşık olarak İstanbul kara surlarının uzunluğunun iki katı. Bombay’in hikâyesi, Avrupa sömürgeciliğinin bütün bileşenlerini taşıyor. Şimdi bütünleşmiş olan şehir yakın zamana, 19. yüzyıl ortasına kadar yedi adadan ve aralarındaki bataklıklardan oluşuyor.1 Bombay ismi Portekizliler tarafından bu yedi adanın birisine verilen isim. Diğer adaların isimleri de çok güzel: Parel, Mazagaon, Mahim, Colaba, Worli ve Yaşlı Kadın Adası. Aralarındaki ulaşım problemi nedeniyle yapılaşma kısıtlı olsa da stratejik konumu, doğal limanı ve anakaradan korunmuş olması nedeniyle hep jeopolitik değeri yüksek bir yer olmuş bu adalar. 1534’de birkaç balıkçı köyü bulunan adaların yönetimi o sırada Hint-Moğol İmparatoru Hümayun ile çatışma hâlinde olan Gucerat Sultanı Bahadır Şah tarafından, askeri destek karşılığı Portekiz’e veriliyor. Portekiz kontrolündeki adalar hızla geliştiriliyor, birkaç balıkçı köyü ile sınırlı olan yerleşimler kaleler, birçok kilise ve manastır ile büyüyor, 1661’de nüfus yaklaşık 10.000 kişiye ulaşıyor. Tam da bu tarihte, şehrin kaderini değiştiren ilginç bir şey oluyor: Portekiz kralının kızı Braganzalı Catarina ile İngiliz kralı 2. Charles evleniyor. Tamamen politik bir evlilik bu, amacı denizaşırı hedefleri olan iki devletin ortak tehdit olan üçüncüsüne, İspanya’ya karşı işbirliği oluşturması. Catarina’nın çeyizinin bir parçası da Bombay ve yedi adalar.Research Project MEF FADA Hangar Stüdyosu(arkiv.com.tr, 2018) İnceoğlu, Arda; Burcu, Serdar Köknar; Derya, Uzal; Eda, Yeyman; Başak, Eren; Egemen, NardereliMEF Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesinin stüdyolarının yer aldığı Hangar bir çalışma, yaşama ve paylaşma alanı olarak kurgulandı.Research Project Tasarla Yap Stüdyosu 2018, Akseki/ Güzelsu Projesi(MEF Üniversitesi, 2018) Özdemir, Kürşad; Avcı, OzanToros dağlarından Akdeniz’e 1200 metre yüksekten bakan eski bir harman yeri, MEF Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin Tasarla Yap Stüdyosu 2018 kapsamında 15 öğrenci ve 2 öğretim üyesinin katılımı ile düzenlendi ve kamusal kullanıma açıldı.Research Project Tasarla Yap Stüdyosu 2017, Merzifon Projesi(Arkitera Mimarlık Merkezi Yayını [MEF Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi], 2018) Özdemir, Kürşad; Avcı, OzanMEF Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nden 14 1. sınıf öğrencisi ve 2 yürütücü, 28 Haziran-20 Temmuz arasında Merzifon, Hırka köyünde küçük ölçekli bir ahşap yapıyı tasarladılar ve inşa ettiler. Yakın zamanda açılacak doğa yürüyüş parkurunun ilk istasyonu olacak yapının içinde çevredeki doğal hayatı tanıtan panolar sergilenecek, yürüyüşçüler için bir oryantasyon ve dinlenme istasyonu olacak.Review İpucu: Ölçek(manifold.press, 2017) İnceoğlu, ArdaMexico City, dünyanın en kalabalık şehirlerinden. Bu şehirde umutlar da problemler de devasa ölçekte. Hatta, dev boyutlarda olmayan herhangi bir şey bu şehirde yasaklı sanki. Dünyanın en yüksekte yer alan metropolü, 2.240 metrede yer alıyor; en aktif volkanik bölgelerden biri, Trans-Meksika volkanik kuşağında; Eylül ayında da gördüğümüz gibi çok yıkıcı depremler üreten bir bölgede, 1985’teki 8.1 kuvvetindeki deprem büyük yıkıma yol açmış; şehrin en az yarısı gecekondulardan oluşuyor; dünyanın havası en kirli şehirlerinden birisi; aynı zamanda dünyanın suyu en kirli şehirlerinden birisi; açık ara dünyanın trafiği en kötü şehri kabul ediliyor; gelir dağılımı en bozuk şehirlerden birisi; dünyanın en büyük gecekondu mahallesi Ciudad Neza1 şehrin hemen doğusunda… Arka arkaya sıralandığı zaman ciddi bir lanet silsilesi bu. Öte yandan, şehir meraklı ama dikkatli bir turist olarak ziyaret edildiğinde hiç de böyle bir etki bırakmıyor. Birkaç sene önce, iki oğlumuzla bir hayli yürümeli bir ziyarette kendimizi hiç de güvensiz hissetmedik. Bu da şehrin çelişkilerinden birisi.Review İpucu: İdeal(manifold.press, 2017) İnceoğlu, ArdaBenzer yönleri olan iki küçük ölçekli şehir. İkisi de görünüşe göre verimli ovalarda yer alıyor. Sağdaki şehir sırtını tepelere dayamışken, soldaki büyük bir düzlüğün içerisinde. İki şehrin de öncelikle tarımla ilgilendiğini etraflarındaki tarlalardan tahmin etmek zor değil. Sağdaki şehirde gördüğümüz mavi lekeler de seralar olmasın? Bildiğimiz birçok şehre göre ortak farklılıkları ise, her iki şehrin de ilk bakışta hemen algılanan merkezi, bütünsel geometrik biçimlere sahip olmaları. Soldaki şehrin biçimlenişi ilk bakışta çok net görünüyor: Dokuzgen bir geometrik sistem var. Şehrin merkezinde yer alan altıgen meydandan altı tane yol radyal bir şekilde yayılıyor, bunları kesen, meydana paralel dört yol ile birlikte kentin yapı adalarını oluşturuyorlar. Geometrik düzen şehrin bittiği yerde bitmiyor, çiçek şeklindeki katmanlar şehir dışında da devam ediyor. Bütün yolların genişliklerinin, hatta binaların yüksekliklerinin aynı olduğu da anlaşılıyor. Bir anlamda, geometrik düzen sadece şehrin planı ile sınırlı değil. Üçüncü boyutta da şehrin biçimini belirleyen kurallar var ve bu kurallara sıkı sıkıya uyulmuş.Book Part Cumhuriyet'in Kadın Mimarları(İBB Yayınları, 2023) Aydemir, Ayşe Zeynep; Dadyan, SaroCumhuriyet dönemi İstanbul’unun inşasında kadın mimarların rolünü anlamak için kadınların mimarlık eğitimi almaya başladıkları 1930’lardan itibaren Türkiye’nin mimarlık ortamını etkileyen ekonomik, politik ve kültürel gelişmelere değinmek gerekir. Eğitimli nüfusun ağırlıklı olarak İstanbul’da yaşadığı, yükseköğretime erişimin ayrıcalık olduğu, mimarlık eğitiminin henüz yalnızca İstanbul’da verildiği 1930’larda, toplumsal kimliklerden bağımsız olarak, mimarlık hizmetine yönelik talep genç Cumhuriyet’in kamu yapılarıyla sınırlı kalır. Sivil mimarlık üretimlerine yönelik talep ise mimarların mesleki meşruiyet mücadeleleri ile birlikte 1950’lerde atılan kurumlaşma adımları ile başlar. 1930’lardan bugüne, özellikle erken Cumhuriyet döneminin kamu yapıları; 1950’lerde çok partili dönemle beraber gelişen büyük ölçekli konut ve altyapı projeleri; 1980 sonrası ekonomi politikaları ile artan ticari yapılar ve turizm yapıları sürecin önemli eşikleri ve yapılı çevredeki yansımaları olarak tarif edilebilir.Article Deprem Sonrası Hatay İçin Tasarla ve Yap(Ege Mimarlık, 2023) Avcı, Ozan; İnceoğlu, Arda; Çelik, Ceren; Özdemir, Kürşad; Sağlam, Didem; Samancı, Buket; Sert, Esra; Ünver, Büşra; Yıldız, ZülfüyeReview İpucu: Sınıf(manifold.press, 2017) İnceoğlu, ArdaKuzeyin Atina’sı Edinburgh burası. Kuzey denizine kıyısı var ama yok, limanın olduğu bölge Leith çok yakın zamana kadar ayrı bir şehir. Tarih içinde, bir ticari limandan çok gemi yapımı işlevi var, Edinburgh hiçbir zaman bir endüstriyel merkez olmadığı için büyük bir limana da ihtiyacı yok. 20. yüzyılda gemi yapım endüstrisi bittiğinde, Leith de bir çöküntü bölgesine dönüşüyor. Yakın zamanda cruise limanı kurulana ve bunun sonucunda turizmin dönüştürücü kaba eli buraya değene kadar kibar Edinburghluların pek de uğramadığı bir yer. Şehre kuzeyin Atina’sı denmesi, çevreden algılanan, baskın bir tepe üzerine yerleşen şehrin Olimpos’a benzetilmesinden kaynaklanmıyor sadece. 18. yüzyıldaki İskoç aydınlanmasının merkezi Edinburgh. Modern dünyanın oluşmasına büyük katkı yapan filozof, yazar, bilim insanlarının oluşturduğu heyecanlı, enerjik, eşitlikçi ve elbette zamanına göre hayli demokratik bir ortam nedeniyle Atina benzetmesi yapılıyor. David Hume, Adam Smith, Robert Burns bizim taraflarda en tanınan isimler.Sound İş Üstüne: Türkiye'de Mimari Maket(manifold.press, 2017) Akın, Tomris; Paşaoğlu, Ali17 Kasım 2017'de Studio-X İstanbul'da açılan Düşünme ve Görselleştirme Aracı Olarak Türkiye’de Mimari Maket sergisi üzerine serginin düzenleyicisi Pelin Derviş ile Tomris Akın ve Ali Paşaoğlu'nun gerçekleştirdiği podcast yayınıdır. Sergi, az gündeme gelen ve haklarında az metin üretilen maket yapımcılarını tanımakla başlayan bir araştırma ve arşivleme çalışmasının ürünü. Ziyaretçiler bu sergide, maket yapımcılarının öyküleri ve onların paylaşıma açtıkları arşivlerden yapılan seçmelerin yanı sıra, maketin 20. yüzyıl Türkiye mimarlığındaki macerasını konu alan Arkitekt dergisi araştırmasını, eski ve yeni maket yapım gereçlerinden bir vitrini ve 21 parçalık maket seçkisini inceleme imkânı da buluyor. Pelin Derviş ile yapılan bu söyleşide serginin yapım süreci, kapsamı ve içeriğine ek olarak onu ortaya çıkaran motivasyonlar ve böyle bir birikimin yorumlanma ve değerlendirilme potansiyelleri konuşuldu. (ed. manifold.press) Podcast Türkçe ve Süresi 38:00Article Kriz Halinde ve Krizleriyle Mimarlık Eğitim Ortamı(Mimarlar Odası, 2019) Serdar Köknar, Burcu; Avcı, Ozan; Eren, Başak; Beril, SarısakalBeklenmedik bir anda ortaya çıkan ve genellikle olumsuz gelişmeleri nitelendirmek için kullanılan “kriz” kavramı, yeni fırsatlar yaratılmasına olanak tanınması bağlamında olumlu çağrışımlar da yapmaktadır. Tıp alanında yaygın olarak kullanılan kriz, hastalıklardaki dönüm noktasına işaret eder; bu dönemeç iyiye de kötüye de evrilme potansiyeline sahiptir. Köken olarak “karar vermek” anlamına gelen kriz, geçmişe ve geleceğe yönelik kararların yeniden sorgulanması gerektiğini de gündeme getirmektedir. Marc J. Neveu, “Crisis, Crisis, Everywhere” başlıklı yazısında Edmund Husserl’in 1936 yılında yazdığı “The Crisis of European Sciences and Transcendental Phenomenology” metnine referans vererek krizin öznel dünyamızla ilişkisini açıklamaya çalışır.(1) Husserl’in kısaca eleştirdiği şey, “bilimlerin nesnel modeli doğru olsa bile müşterek deneyimimizin zenginliğinin nedenini açıklayamamaları”dır. Husserl, bilimin sözde nesnel dünya görüşünü temel alan kavramın “yaşam dünyası” (lebenswelt)-müşterek yaşanan dünya- kavramı olduğunu öne sürer. Konuya bu perspektiften bakılırsa, öznelle nesnel arasında net bir ayrım yoktur. Krizde, nesnel olan yıkıldığında, bilim öncesi yaşam dünyası kalır ve Husserl’e göre bu, varoluş hissini iyileştirebilir. Dolayısıyla içinde yaşadığımız tek bir dünyadan bahsetmek yerine kendi deneyimlerimizle ürettiğimiz çoklu dünyalardan söz etmek mümkündür. Kriz anlarının bu çoklu dünyaların keşfini olanaklı hale getirdiği söylenebilir.İçinde bulunduğumuz zaman diliminin en güncel kavramlarından biri olan kriz, mimarlık eğitimi bağlamında da çeşitli konuların tartışılmasına aracılık eder: Dünyada yaşanan ekonomik, politik, ekolojik vb. krizlerin mimarlık mesleğine ve eğitimine yansımaları nelerdir? Eğitimde yaşanan krizler nelerdir? Eğitim pedagojileri öğrencilerin yaşadıkları krizleri aşmalarına ne kadar yardımcı olabilmektedir? Krizde üretim yapmak mümkün müdür? Bilginin erişiminin ve paylaşımının arttığı günümüzde, etik meseleler bir krize dönüşmekte midir? Türkiye özelinde yeni açılan üniversite ve yetersiz akademisyen ilişkisi nasıl bir krizi tetiklemektedir? Mimarlık eğitiminde dikte edilen standartlar ile aynılaşma bir tür krize mi işaret etmektedir? Ekonomik krizle yeni mezun mimarlar nasıl baş edebilirler? 2-3 Kasım 2018 tarihlerinde MEF Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde düzenlediğimiz 47. Mimarlık Bölüm Başkanları İletişim Grubu (MOBBİG) toplantısında(2) bu ve benzeri sorular eş zamanlı yuvarlak masa toplantılarında, mimarlık eğitiminin tüm aktörleri ile birlikte yatay bir organizasyonla dünya, eğitim, üretim, akademisyenlik, öğrenci olmak başlıkları altında tartışıldı. Bu yazı, 47. MOBBİG toplantısının tüm aşamaları boyunca bizim zihinlerimizde tetiklediği sorular ışığında mimarlık eğitimindeki olası kriz hallerini olumlu ve olumsuz yönleriyle ortamın halleri, eğitimci olmak ve öğrenci olmak ara başlıkları ile tartışmayı hedefliyor.Review İpucu: İflas(manifold.press, 2018) İnceoğlu, ArdaDetroit, çok iyi zamanları olmuş, zamanında büyük bir kolaylıkla ve hızla kazandığı bu başarıların değerini bilemeyip saçıp savurmuş bir hovarda gibi. Artık eski şaşaalı günlere dönemeyeceğini bilerek daha mütevazı bir yaşam kurmak için çalışıyor, ama zamanında attığı yanlış adımlar yakasını hâlâ bırakmıyor. Çökmüş bir fiziksel yapıyı toparlamak zor olsa da mümkün, ama adım adım bozulmuş bir sosyal dokuyu tedavi etmek uzun zaman istiyor. Detroit’in kaderi değişir mi? Neredeyse şehrin kuruluşuna kadar giden çok temel sorunlar ile uğraşan şehir, ekonomik ve sosyal farklılıklara dayanan yeni bir kültür oluşturabilir mi? Bir yandan olumlu gelişmeler var: Küçük işletmelerin kurulmasını destekleyen çok sayıda kamu ve özel sektör fonları mevcut; yıkılan evlerden boşalan yerlerde ‘kentsel tarım’ denemeleri yapılıyor; Jane Jacobs’un adı anılan, yerel toplulukların desteklenmesini hedefleyen çok sayıda proje var ve bunlar Forbes gibi dergilerde bile başarı hikâyesi olarak yayımlanıyor. Hızlı bir Google araması ile çok sayıda ‘Detroit geri dönüyor’ makalesine rastlamak mümkün. Diğer yandan, olumlu gelişmelerin şehir merkezi ile sınırlı olduğu, özellikle siyah Amerikalıların yaşadığı mahallelerde bir değişimin olmadığı; kamu projelerinin ağırlıklı olarak yeni yapılara destek verdiği, eğitime daha çok önem vermesi gerektiği; kamu okulları, toplu taşıma gibi kısa vadede ekonomik geri dönüşü olmayan projelere yatırım yapılmadığı gibi eleştiriler de var.

