Hukuk Fakültesi Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 54
  • Doctoral Thesis
    İş hukukunda platform çalışması ve platform çalışanları
    (İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2025) Günler, Salih Haydar
    The widespread use of the internet and the rapid advancement of digitaltechnologies have significantly transformed the spatial, temporal, and organizationalboundaries traditionally associated with employment relations. Consequently, labour,production, and employment structures have undergone a profound transformation. Inrecent years, the platform economy—one of the central drivers of thistransformation—has redefined service delivery through digital intermediaries andreshaped economic activity by creating multi-sided interaction environments. Inparallel with the expansion of the platform economy, platform work has become oneof the most debated areas of contemporary labour markets due to its global prevalenceand its introduction of new dynamics into employment relations.While platform work offers advantages such as flexibility, broad marketaccess, and low entry costs, it also gives rise to significant structural challenges,including precariousness, uncertainty, income instability, risks of discrimination,occupational health and safety concerns, and difficulties in collective organization.Platform companies’ self-identification as mere “intermediaries” and theirclassification of workers as “independent contractors” necessitate a reassessment ofthe elements of the employment contract, particularly the element of subordination,within the platform context. Moreover, algorithmic rating systems, automateddecision-making processes, data-driven work organization, and platform-based controlmechanisms render the determination of platform workers’ legal status increasinglycomplex. In this context, the present study aims to examine the concepts of platformeconomy and platform work, as well as the legal status of platform workers andoccupational health and safety issues in platform work, taking into accountinternational regulations and comparative legal approaches.
  • journal-article.listelement.badge
    Devlet Mahkemesi Önündeki Bağlantılı Paralel Yargılamaların Tahkim Yargılamasında Bekletici Sorun Yapılması
    (Jurix, 2025) Çavuşoğlu, Sercan
    Taraf, konu ve sebep yönünden aynı olan veya bu unsurların tamamı aynı olmasa bile birbirleri ile bağlantılı olan yargılamaların, farklı yargı mercileri önünde görülmeleri durumunda bu davalar “paralel yargılamalar” olarak adlandırılmaktadır. Paralel yargılamaların ikisinin de hakem heyeti önünde görülüyor olması, ikisinin de devlet mahkemesi önünde görülüyor olması veya biri devlet mahkemesi önündeyken birinin tahkim yargılaması ile çözüme kavuşturuluyor olması mümkündür. Paralel yargılamaların neden olduğu en büyük sorun, birbirleri ile çelişkili kararlar çıkması ihtimalidir. Doktrinde bir tahkim yargılamasının, devlet mahkemesi önünde görülmekte olan başka bir dava ile bağlantılı olması durumunda getirilen çözüm önerilerinden biri, “bekletici sorun” kurumudur. Böylece, hakem heyeti tarafından tahkim yargılaması, devlet mahkemesince bir karar verilinceye kadar durdurulacaktır. Çalışmamızda öncelikle paralel yargılamalar kavramından, paralel yargılamaların nasıl ortaya çıktığından ve yarattığı sorunlardan bahsedilecektir. Devamında bekletici sorun kurumunun bu problemlere bir çözüm olup olamayacağı sorusu; hakem heyetinin bekletici sorun kararı verme yetkisi, bekletici sorun kararının getirdiği yararlar ve sakıncalar ile hakem heyetinin bu kararı verirken göz önünde bulundurması gereken hususlar çerçevesinde incelenecektir.
  • Book
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesı̇’nı̇n 6. Maddesı̇ Kapsamında Mı̇lletlerarası Tı̇carı̇ Tahkı̇mde Adı̇l Yargılanma Hakkı
    (On İki Levha, 2026) Çavuşoğlu, Sercan
    Yargılamada tarafların sahip olması gereken usuli bir insan hakkı olan adil yargılanma hakkı, devlet yargısında olduğu gibi, bir yargılama yöntemi olan tahkimde de temel güvence niteliğindedir. Adil yargılanma hakkının milletlerarası ticari tahkimdeki görünümüne ilişkin olan bu çalışmada üç temel soruya cevap aranmaya çalışılmıştır: Öncelikle, adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6, tahkim yargılamaları açısından da uygulanabilir nitelikte midir? Bu soruya verilen olumlu cevap ise ikinci bir soruyu beraberinde getirmektedir: Tarafların bir tahkim anlaşması yapmaları durumunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6'daki güvencelerden hangileri, ne şekilde tahkimde uygulama alanı bulabilir? Bu soru yanıtlandıktan sonra ise son bir meselenin açıklığa kavuşturulması gerekir: Tahkim sürecinde taraflara adil yargılanma hakkının gereklerinin sağlanmaması durumunda kimin veya kimlerin sorumluluğu doğabilir? Başka bir ifade ile, kimler tahkimdeki taraflara adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvenceleri sağlama yükümlülüğü altındadır? Bu çalışmada, belirtilen üç temel soru üzerinden milletlerarası ticari tahkime ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi çerçevesinde adil yargılanma hakkı ile ilgili çeşitli sonuçlara varılmıştır.
  • Article
    Suça Sürüklenen Çocukların Ceza Sorumluluğu ve Yargılanmaları
    (2023) Çınar, Ali Rıza
    Children and rights of the child are among the important subjects of the present day. The child hasn’t been developed entirely in respect of biological, physiological, psychological and sociological aspects. Therefore, each child has specific requirements in order to become an adult. The society has to support development of children, adults of the future, for its own happiness, development and sustainability and has to protect them. It is incumbent upon modern society and the State to provide a legal regime to protect the rights of the child. It would be unjust to hold a child responsible and to try under criminal law in the context of the codes to which an adult is subject. Therefore, the codes and regulations in the responsibilities and the trial of the children within the framework of the criminal law according to the protection and the best interests of the children will be mentioned in our article. However, it is worth mentioning that both the state and society do not fully fulfil their obligations in these codes and in the application of these codes. So that these deficiencies would be eliminated and the children would grow happily, healthy and in peace, creating a happy and developed
  • Article
    Bir Siyasi Davanın Anatomisi: Barış için Akademisyenler Vakası Egemenlik Gösterisi Olarak Dava ve Hakikatin Tersi Yüzü
    (2024) Dincer, Hulya
    2016’nın Ocak ayında Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli üniversitelerinden 1128 akademisyen ve araştırmacı, kısaca “Barış Bildirisi” olarak bilinen “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı metinle, hükümetin Güneydoğu illerinde ilan ettiği süresiz sokağa çıkma yasaklarını ve yasaklar sırasındaki askeri operasyonlarda kullanılan orantısız kolluk gücünü protesto ettiler. Akademisyenler ayrıca hükümete, 2015’te kesintiye uğrayan barış görüşmelerine geri dönme çağrısı yaptılar. Hükümetin güvenlik politikalarını kınayan ve temel insan haklarını koruma çağrısı yapan, ülke tarihinde daha önce görülmemiş kitlesellikteki bu akademisyen girişimi, bildiri yayınlandığı andan itibaren hemen her resmî merciinin seferber edildiği, örgütlü ve çok yönlü bir siyasi baskıyla karşı karşıya kaldı. Bu siyasi baskının bir ayağı da, bildiri imzacılarının terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla yargılandıkları ve mahkûm edildikleri ceza davalarıydı. Bu çalışma, Barış Bildirisi imzacılarının yargılandığı üç yıllık sürece odaklanarak, ceza davasının siyasi rejimin düşman olarak işaretlediği grupları bastırmak için hangi yöntemlerle inşa edildiğini ve otoriter bir rejimde baskı aygıtı olarak yargıya nasıl işlev yüklendiğini incelemeyi amaçlıyor. Çalışma aynı zamanda, Barış için Akademisyenler vakası üzerinden, itham edilen politik öznelerin siyasi davayı bir itiraz ve direniş alanına dönüştürme ve failliğin anlamını ters yüz etme imkânını tartışmaya açıyor.
  • Article
    Üniversite Krizi, Vakıf Üniveristeleri ve Akademik Özgürlük
    (Galatasaray Üniversitesi, 2025) Hacımuratlar Sevinç, Zeliha
    1982 Anayasası, vakıf üniversiteleri modelini getirerek devletin üniversite hizmet alanında tek aktör olma konumunu değiştirdi. Ancak bu kurumlar, kurumsal kimliklerini ve kamu tüzel kişisi niteliklerini sıklıkla göz ardı etmiştir. Bu durum, vakıf üniversitelerinin piyasalaştırılması/şirketleştirilmesi eğilimiyle birleşerek akademisyenlerin güvencesizleşmesine ve akademik özgürlüğün aşınmasına yol açan bir kimlik krizi yaratmıştır. Çalışma, Readings'in "üniversite harabeleri" metaforundan yola çıkarak güncel üniversite krizini analiz etmekte ve akademisyenin bu harabelerdeki varlığını sürdürme mücadelesini, akademik özgürlüğü yönetici ilke olarak kabul eden bir kavramsal ve kuramsal zeminde ele almaktadır. Çalışma ayrıca, vakıf üniversitesi modelinin -bu üniversitelerin kazanç amacı güdememesi (Anayasa’nın 130’uncu maddesi) ve kurucu vakıftan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olması (2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek 6’ncı maddesi) nedeniyle- akademik özgürlük açısından önemli bir potansiyel sunduğunu savunmaktadır. Ancak mevzuattaki boşluklar ve kurucuların kâr odaklı yaklaşımları, bu potansiyeli şirketleşme lehine tahrif etmiştir. Türkiye'de üniversiteler, piyasa odaklı amaçlar, resmî ideolojiyle sınırlandırılmış akademik özgürlük ve biçimsel özerklikten yoksun bir "kışla" modeli ile mücadele etmektedir. Vakıf üniversiteleri de bu "harabenin" bir parçası olarak, kamu tüzel kişiliği ve akademisyenlerin güvenceli statüleri için verilen hukuki mücadelenin kritik cephesini oluşturmaktadır. Bu zeminin korunması, akademik özgürlüğün varlığını sürdürebilmesi için vazgeçilmezdir.
  • Other
    Milletlerarası Ticari Tahkimde Adil Yargılanma Hakkı
    (Galatasaray Üniversitesi, 2025) Çavuşoğlu, Sercan; Özdemir Kocasakal, Hatice
    Tahkim, tarafların etkin hukukî korumaya ulaşmalarını amaçlayan ve devlet yargısına alternatif olan bir yargılama yöntemidir. Tahkimin bir yargılama yöntemi olması nedeniyle devlet yargısında olduğu gibi, tahkimde de adil yargılanma hakkına ilişkin sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 çerçevesinde ve bu maddeye ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ışığında, tahkimde adil yargılanma hakkına ilişkin sonuçlara varılması amaçlanmıştır.
  • Article
    The Impact of Force Majeure on Contracts for the International Sale of Commercial Goods Under Art. 79 of the CISG
    (Istanbul Universtiy Press, 2025) Başoğlu, Başak; Kapancı, Kadir Berk; Kapancı, Kadir Berk
    The United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods (CISG) aims to harmonise inter0 national trade law by providing unified rules for sales contracts across its 970member countries, as of April 2025. Despite its wide adoption, the CISG’s approach to non0performance and liability differs markedly from domestic legal systems, particularly those based on civil law traditions. The CISG provides that the debtor failing to perform their obligations must compensate for the loss, unless exempted under Article 79, which introduces the concept of “impediment beyond the debtor’s control” as a basis for exemption. For this exemption to apply, the impediment must be unforeseeable, unavoidable, and the direct cause of the failure to perform. However, these criteria make its application rare in practice, while its requirements have been satisfied in only a limited number of cases. This study examines Article 79 CISG in detail, exploring its stringent criteria and the challenges it presents in practice. Furthermore, the paper will assess Article 79’s effectiveness in addressing force majeure and hardship scenarios, despite the absence of explicit references to these concepts within the CISG text.
  • Article
    BM Güvenlik Konseyi Listeleri ve İç Hukukta Terör Örgütünün Tespiti
    (2025) Akyürek, Güçlü
    Terörle mücadele kapsamında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, gerçek kişi ve kurumları listeleyerek yaptırımlar uygulanmasına karar vermekte, üye devletler de bunu uygulamakla yükümlü kılınmaktadır. Öte yandan bir üye devlette, Türkiye’de, yargı yerlerinin bir örgütün terör örgütü olup olmadığını belirlerken söz konusu listeleri nasıl değerlendirmeleri gerektiği tartışılmalıdır. Bu çalışmada öncelikle listelerin hukuksal altyapısı ve gelişimi, sonrasında da temel ceza yargılaması ilkeleri ve Yargıtay kararları ışığında, bir terör örgütünün varlığı belirlenirken, adı geçen listelerin ispat gücü ele alınmaktadır.
  • Conference Object
    2547 sayılı Kanunun Rektör Atamasına İlişkin Hükmünün Anayasa Mahkemesi Tarafından İptali Sonrası Hukuksal Duruma İlişkin Tartışmalar
    (2025) Hacımuratlar Sevinç, Zeliha
    2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, otoriter ve hiyerarşik bir üniversite modeli öngörmektedir. Bu modelin en önemli figürü ise rektördür. Yoğun bir merkeziyetçilik üzerine kurgulanmış bu modelin en üst hiyerarşik amiri olan rektör çok güçlü yetkilerle donatılmıştır. Böyle bir üniversite modelinin üniversite özerkliğine alan tanımadığı ortadadır. Buna ek olarak Cumhurbaşkanına rektörü tek başına atama yetkisinin verilmesi, Türkiye'de Yükseköğretim mevzuatına karşın fiilen belli oranda özerk yönetilen ve özgür bir ortama sahip olan az sayıdaki üniversiteyi de yürütmenin güdümüne ve tam denetimine sokmuştur. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanına verilen bu yetkiyi iptal etmiş ve iptal kararının yürürlüğe girmesini bir yıl ertelemiştir. Söz konusu sürenin dolmasına çok az bir zaman kalmış olmasına karşın rektör seçimi ve atanması ile ilgili yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Bunun üzerine yürütme kanadı ve öğretideki bazı yazarlar tarafından Yükseköğretim Kanununda bu konuda bir düzenleme yapılmasa da 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Cumhurbaşkanına tek başına atama rektör yetkisi veren düzenlemeye dayanılarak rektör atamalarının devam edeceği ileri sürülmüştür. Ne var ki, kanun ve cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin düzenleme alanını ve ilişkisini düzenleyen 1982 Anayasasının 104'üncü maddesinin 17'nci fıkrasını bu şekilde yorumlamak mümkün değildir. Bu yöndeki yorum, cumhurbaşkanlığı kararnamelerine kanunun "yedeği" işlevi tanımak olur ki anayasa koyucunun iradesinin bu olmadığı açıktır. Bu yorum geçerli olsaydı Anayasa Mahkemesi Yükseköğretim Kanununun rektör atanması ile ilgili hükmünü iptal ederken bir yasal boşluk oluşacağından bahisle iptal kararının yürürlüğünü ertelemezdi. Diğer bir anlatımla, Anayasa Mahkemesinin kararın yürürlüğünü erteleme iradesi de 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki hükmün, Yükseköğretim Kanunundaki ilgili maddenin yedeği işlevi göremeyeceğini ortaya koymaktadır. Mevcut koşullarda öncelikle yürütmeye karşı yasamanın alanını savunarak konunun mutlaka yasama tarafından düzenlenmesi gerektiğinin altını çizmeliyiz. Yasama süreçlerinde ise kanun koyucunun üniversite özerkliğine uygun ve üniversitenin iradesinin belirleyici olacağı bir düzenleme yapması yönünde mücadele etmeliyiz.