Hukuk Fakültesi Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1935

Browse

Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Book Part
    Güncel yargıtay kararları ışığında nişanlanmanın geçerliliğine ilişkin bazı hukuki meseleler
    (Filiz Kitabevi, 2020) Işıntan, Pelin
    Evliliğe giden ilk adım olarak nitelendirebileceğimiz nişanlılık ilişkisi, bir aile hukuku kurumu olarak MK md. 118 ve devamı hükümle-rinde düzenlenmiştir. Bu çerçevede nişanlılığın kurulması ve bu ilişki-nin bozulması halinde tarafların sahip olacağı haklara özel olarak yer verilmiştir. Tabii olarak bu hükümlere başvurulabilmesinin temel şartı geçerli olarak kurulmuş bir nişan ilişkisidir. Medeni Kanun’da nişan-lanmanın kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade be-yanlarında bulunması yeterli sayılmış; bundan başka özel bir geçerlilik şartı getirilmemiştir. Bununla birlikte Yargıtay’ın son birkaç senedir özellikle nişanlanmanın şekli açısından kanuna aykırı kararlar verdiği tespit edilmektedir. İncelememizde bu kararların yanı sıra, Yargıtay’ın nişanlanmaya yönelik irade beyanlarının yanlış olarak değerlendirdiği bir kararı ile mevcut bir evliliğin nişanlanmanın konusunu imkansız ve genel ahlaka aykırı hale getirdiğinden bahisle verdiği kararlar ele alına-caktır. Belirtmek gerekir ki, taraflardan birinin evli olmasının nişanlan-mayı kesin hükümsüz hale getireceği doktrinde de hemen hemen istis-nasız olarak kabul edilir. Bununla birlikte, bu şekildeki bir kabul bazı istenmeyen sonuçlara yol açabilir, bu nedenle somut olayın özelliklerinin dikkate alınması gerekir. İsviçre doktrininde de konuyla ilgili farklı gö-rüşler mevcut olduğundan incelemeye bu kararlar da dahil edilmiştir.
  • Book Part
    Kadının evlendikten sonra yalnızca önceki soyadını kullanabilmesi: Uygulamadaki aksaklıklar
    (Filiz Kitabevi, 2020) Özçelik Özer, Nesli Şen; Alpay, Ece
    Türk Hukukunda aile soyadı olarak kocanın soyadı belirlendiği için kadın evlenme ile kendiliğinden bu soyadı almaktadır. Bu kural emredicidir, bu nedenle evlenen kadının önceki soyadını tek başına kullanmasına izin verilmemektedir. Bu durum kadının kişilik hakkını ihlal etmenin yanı sıra Anayasa’ya ve usûlüne uygun olarak onaylanarak taraf olunan çeşitli uluslararası antlaşmalara aykırı olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının da içinde olduğu pek çok mahkeme kararına konu olmuştur. Gelinen noktada kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanabilmek için yargı organlarına başvurması de facto bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda uygulamada kadın nüfus idaresine ve eşine karşı dava açarak talebini ileri sürmektedir. Oysa kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanmak için yönelttiği talep çekişmesiz yargı işi özellikleri barındırmaktadır. Çalışmada ilk olarak TMK m. 187 hükmünün uygulama alanı incelenecek, sonrasında kadının ileri sürdüğü talebin çekişmesiz yargı kapsamında görülmesi gerektiği tiği, talebin hukuki niteliği ve çekişmesiz yargı ölçütleri ele alınarak tartışılacaktır.