Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1785

Browse

Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Master Thesis
    Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu ve Suçun Mağdur Üzerindeki Etkileri
    (2025) Çetinkaya, Leman Nur; Polat, Oğuz
    Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinde düzenlenen Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu ile bu Suçun Mağdur Üzerindeki Etkileri ele alınmıştır. Suç, fiilin anlam ve hukuki sonuçlarını algılayabilme kabiliyetine sahip 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamış çocuk ile, cebir, tehdit veya hile olmaksızın cinsel ilişkiye giren kişiye, cezai sorumluluk doğurmasını öngörmektedir. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar arasında yer alan çalışma konusu bu suç, öğretide ve uygulamada ortak bir bakış açısı geliştirilememiş birçok tartışmalı hususu içermektedir. Çalışmada, suçun tarihsel gelişimi, yabancı hukuk sistemlerindeki karşılıkları, uluslararası sözleşmelerdeki yeri ve Türk Ceza Kanunu'ndaki benzer suç tipleriyle ilişkisi incelenmiştir. Suçun hukuki analizi yapılırken özellikle yaşıtlar arası ilişkilerin cezalandırılması, Medeni Kanun hükümleriyle reşit kılınan çocukların TCK m.104 uygulamasındaki yansımaları ve madde metninde kullanılan ifadelerin (lafzın) anlamı ve kapsamı üzerinde durulmuş, uygulama ile ortaya çıkan çelişkiler, Yargıtay içtihatları çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmiştir, normun uygulanmasında karşılaşılan hukuki sorunlar tespit edilmiş, bunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerine yer verilmiştir. Son olarak, çocuğun rızası bulunduğu gerekçesiyle çoğu zaman göz ardı edilen bu suçun mağduru üzerinde yarattığı psikolojik, sosyal ve fiziksel etkiler, multidisipliner bir yaklaşımla ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    Tıbbi Müdahalelerde Aydınlatılmış Onamın Hukuki Niteliği ve Gelişen Teknolojiler ile Sürecin İyileştirilmesi
    (2025) Uzun, Remzi Çağrı; Polat, Oğuz
    Bu tezde, tıbbi müdahalelerde hastanın bilgilendirilmiş rızasını ifade eden 'aydınlatılmış onam' kavramının hukuki niteliği çok boyutlu biçimde ele alınmıştır. Özellikle Türk Hukukunda, tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için aranan dört temel koşuldan biri olan onam, yalnızca teknik bir prosedür değil, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması açısından da kritik öneme sahiptir. Tez kapsamında, aydınlatılmış onamın tarihsel gelişimi, hukuki dayanakları, şekli ve kapsamı ayrıntılı olarak incelenmiş; bu süreçte hekimlerin sorumluluğuna ilişkin yargı kararlarına da yer verilmiştir. Bununla birlikte, teknolojinin gelişimiyle birlikte tıbbi müdahalelerde onam sürecinin nasıl daha etkili hale getirilebileceği değerlendirilmiştir. Multimedya destekli bilgilendirme yöntemleri ve kişiselleştirilmiş risk hesaplama araçlarının onam sürecine entegrasyonu, hem hasta anlayışını hem de hukuki korumayı güçlendiren bir dönüşüm olarak sunulmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda, yalnızca hukuki değil, etik ve pratik boyutları da dikkate alan bütüncül bir onam sisteminin gerekliliği ortaya konulmuştur.
  • Master Thesis
    Belediyelerin Afet Yönetimi Kapsamındaki Görevleri ve Mali Sorumluluğu: Deprem Tehlikesi Özelinde Değerlendirme
    (2025) Fındıklı, İslam Buğra; Sevinç, Zeliha Hacımuratlar
    Afete dönüşen depremler, yüzyılı aşkın bir süredir ülkemizde can ve mal kayıplarına yol açmakta, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesine bir türlü mani olunamamaktadır. Her ne kadar, 'yara sarma' anlayışıyla afet sonrası müdahale ve iyileştirmeyi benimseyen anlayış 1999 tarihli Marmara depremlerinden sonra 'yara almama' anlayışına dönüşmüş ise de yara almama anlayışının, AFAD'ın kurulması ve mevzuatta yapılan değişikliklere rağmen, benimsenemediği ve uygulamaya koyulamadığı 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremlerinin afete dönüşmesiyle acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Afet yönetiminde bu 'yara almama' yönünde değişen anlayışın önemli aktörlerinden biri olarak ise mahalli idareler kabul edilmektedir. Mahalli idareler Anayasa'nın 127/1. maddesinde yöre halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturulmuş kamu tüzelkişileri olup bölge coğrafyası ve halkına en yakın kurumlar olarak afet yönetimi kapsamında önemli görevleri yerine getirebilirler. Mahalli idarelerden belediyeler ise en geniş coğrafyaya ve insan topluluğuna hitap eden, diğer mahalli idarelerde bulunmayan hukuki olanaklara sahip olan mahalli idaredir. Bu nedenle çalışmamız, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesinin engellenmesinde belediyelerin görev ve yetkilerine ve mali sorumluluğuna yer vermektedir.Belediyelerin afet yönetimi kapsamındaki görev ve yetkilerini yerine getirmemesi, kötü yerine getirmesi ve geç yerine getirmesi ise idarenin sorumluluğu müessesesi bağlamında değerlendirilmesi gereken bir meseledir.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesi Hukukunda Adli Arama
    (2025) Büyükay Genç, Beyzanur; Genç, Beyzanur Büyükay; Çınar, Ali Rıza
    Adli arama, delillerin hukuka uygun bir biçimde elde edilerek muhakeme işleminde kullanılmasına imkân vermesi ve devamında bu deliller esas alınarak yargılama sonucu sanıkların cezalandırılmasını mümkün kılması bakımından nitelik arz etmektedir. Arama işlemi ile hüküm verilmeden önce temel hak ve özgürlükler, yakalama veya delil elde etme amacıyla ya da her iki amaca bağlı olarak sınırlanmaktadır. Aramanın, yakalama ve delil elde etme amacıyla uygulanması ile ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşılmasına araç olarak hizmet ettiği ve tek başına bir amaç olmadığı belirtilmelidir. Bu sebeple aramanın aynı zamanda geçici olması ve arama işlemi ile elde edilmek istenen amaca ulaşıldığında aramanın sona ermesi, ancak gecikmede tehlike bulunması durumunda yani bir zorunluluk halinin ortaya çıkması ile aramanın bir koruma tedbiri olarak uygulanmasının söz konusu olması, aramanın aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri sınırlıyor olması sebebiyle önem arz etmektedir. Aramanın hukuka uygun olabilmesi için aramanın bir koruma tedbiri olarak saydığımız özelliklere sahip olması gerekmekle beraber burada belki de en temel husus, arama kararının hukuka uygun olarak verilmesidir. Nitekim arama işlemi ancak hukuka uygun bir arama kararının verilmesi ile yapılabilecektir. Ceza muhakemesi hukukunda arama kararının verilmesi kural olarak hakim kararıyla mümkündür. Temel hak ve özgürlüklere müdahalenin istisnai haller dışında ancak hâkim kararıyla sınırlanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Bu bağlamda ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde de konut, işyeri, kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç olmak üzere kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılması mümkün kılınmıştır. Hâkim kararı dışında arama emri ile adli arama yapılması istisnai bir kurumdur ve bu sebeple bu yetkinin kullanılması ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde söz konusu olacağından, gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramının gerekçelendirilmesi bilgi, belge ve açıklamalarla desteklenmesi gerekmektedir. İster arama kararına dayanılarak yapılan bir arama söz konusu olsun ister arama emrine istinaden arama işlemi gerçekleştirilmiş olsun, her halükârda delil elde edileceğine ya da belirli bir kişinin yakalanabileceğine dair basit tahminlerin ötesinde, somut olgulara dayalı bir makul şüphenin varlığı arama kararı veya arama emri verilebilmesi için şart koşulmuştur. Hukuka uygun bir arama kararı veya emrinin verilmesi ile artık arama kararının icrası söz konusu olacaktır. Arama kararının icrası, aramanın yapılacağı yer, kişi ve zamanlar açısından ayrı özellik göstermekle kanun ve yönetmelik hükümleriyle çizilen sınırlara uygun olarak aramanın icra edilmesi gerekmektedir Aksi bir durumda haksız arama suçundan, delillerin hukuka aykırılığından, hukuka aykırı aramadan doğan tazminat hakkından bahsedilecektir. Çalışmamızda bu başlıklar, daha ayrıntılı bir şekilde mevcut yargı kararları mevzuat hükümleri ve öğreti görüşleri ile incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları Işığında Dolaylı Mağdur Kavramı
    (2025) Taçyıldız, Arzu; Batum, Bedii Süheyl
    İnsan hakları mahkemelerinin temel amacı insan haklarını ve insan onurunu korumak ve ihlallere dair yaptırımlar ile güvence altına almaktır. Bu mahkemelerden biri de ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokolleri'den kaynaklanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'dir. AİHM'e bireysel başvuru yolu ile taraf devletin sebep olduğu ihlal iddiaları nedeni ile başvuru yapılmaktadır. Bireysel başvuru için öngörülen kabul edilebilirlik kriterleri bulunmaktadır. Bu kriterler Mahkemece öncelikli olarak incelenmektedir. Ancak özellikle başvurucunun mağdur sıfatına sahip olup olmadığını esastan önce değerlendirebildiği gibi esasla birlikte değerlendirebilmektedir. AİHM mağdur kavramını, taraf devletin iç hukukundan bağımsız, gelişime ve değişime açık olarak somut olay üzerinden değerlendirmektedir. Mağdur, doğrudan ihlalden etkilenen kişi olabileceği gibi dolaylı ya da potansiyel mağdur da olması söz konusu olmaktadır. Mahkeme, başvuru koşullarında değerlendirme yaparak kişi bakımından kabul edilebilir olup olmadığına karar vermektedir. Bu noktada dolaylı mağdur kavramı ve kimlerin bu sıfat ile başvuru yapabileceği insan haklarının ve insan onurunun korunması için önem kazanmaktadır. Mahkeme, başvuruları koşulları özelinde değerlendirerek dolaylı mağdur kavramı hakkında karar vermekte ve bu kararlar ile bir içtihat oluşturmaktadır. Biz de bu çalışmamız da bu kararlar ışığında dolaylı mağdur kavramını inceleyeceğiz. Bu çalışmada ise, ilk olarak insan hakları kavramı ve korunması hakkında bilgi verilecektir. İkinci olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru kriterlerinden, mağdur ve özellikle dolaylı mağdur kavramından bahsedilecektir. Üçüncü olarak, AİHM'nin vermiş olduğu kararlar ışığında dolaylı mağdur kavramı incelenecektir. Sonuç kısmında ise, konunun özeti ve değerlendirmemiz yer alacaktır. Anahtar Kelimeler: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Bireysel Başvuru, Kabul edilebilirlik, Mağdur, Dolaylı Mağdur Bilim Dalı Sayısal Kodu: 50201