Özçelik Özer, Nesli Şen

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Özçelik, Nesli Şen
Job Title
Email Address
ozcelikn@mef.edu.tr
Main Affiliation
05. Faculty of Law
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

7

Articles

1

Views / Downloads

1255/10310

Supervised MSc Theses

1

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

4

Supervised Theses

1

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Uluslararası Ticari Sözleşmeler İçin UNIDROIT İlkeleri 20162
Jean MonneTime1
Prof. Dr. Haluk Burcuoğluna Armağan Filiz Kitabevi1
Spod Hukuk Yazıları 20191
Türk Hukukunun Avrupa Birliği Hukukuna Uyumu Özel Hukuk = Acquis Communautaire’in Alınması - Açıklamalar, Değerlendirmeler, Öneriler1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Master Thesis
    Devre Tatil Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması
    (İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, 2018) Özçelik Özer, Nesli Şen; Baysal, Başak Zeynep
    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 50 düzenlemesi ve kaynağını bu hükümden alan Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği, devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin korunmasının temelini oluşturmaktadır. Devre tatil sözleşmelerinin birden çok dönemi içerecek şekilde ve zaman zaman ön ödemeli olarak kurulması, birden çok edim barındırması ve tüketiciye benzer hizmetlerin çok çeşitli hukuki temeller çerçevesinde sunuluyor olması, devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin korunmasının özel olarak düzenlenmesini gerekli kılmıştır. Bu tez çalışmasında öncelikle uygulamada karşılaşılan çeşitli devre tatil modelleri tanıtılarak, daha sonra Türk tüketicinin korunması mevzuatı çerçevesinde devre tatil sözleşmelerinin tanımı yapılacak, unsurları ve tarafları tespit edilecektir. Bu çerçevede, devre tatil sözleşmelerinin kurulmasından önce, kurulması esnasında ve kurulmasından sonraki aşamalar dikkate alınarak tüketicinin faydalanabileceği korumalar incelenecektir.
  • Book Part
    Hukuka aykırılık
    (On İki Levha Yayıncılık, 2021) Özçelik Özer, Nesli Şen
    Hukukun uluslararası alanda birleştirilmesi (unification), ulusal hukukların yakınlaştırılması veya denkleştirilmesi (rapprochement) ya da hukuk düzenlerinin uyumlaştırılması (harmonization) amacıyla, uluslararası kuruluşlar (BM, Avrupa Konseyi, WIPO vb.) tarafından genellikle uluslararası sözleşmeler (international convention) yapılması veya model kanunlar (model laws) hazırlanması yöntemlerine başvurulmaktadır. Ancak uluslararası deneyimler ortaya koymaktadır ki, bu yöntemler başarılı olmamakta; sözleşmelerin hazırlanması veya model kanunların oluşturulmasındaki coşku ve heyecan, bu belgelerin kabul ve onaylanma aşamalarında gücünü yitirmekte; üye devletlerin çeşitli siyasal ya da sosyal olaylarla uğraşmak zorunda kalmaları birleştirme, denkleştirme veya uyumlaştırma etkinliklerini engellemektedir. Bu nedenledir ki, söz konusu amaçlara varılabilmesi için yasa çıkarma ya da hukuk kuralları koyma yöntemleri yerine, birleştirilmiş veya uyumlaştırılmış hukuk normlarını içeren belgeler veya derlemeler oluşturulmasının amaca daha uygun olacağı tavsiye edilmektedir. İşte "Uluslararası Ticari Sözleşmelere ilişkin Unidroit İlkeleri" bu yaklaşımın tipik ve en başarılı örneklerinden biridir. "Unidroit İlkeleri"nin Türkçe çevirisi, "2010 İlkeleri"nin çevirisi olarak başlamış; ancak çeşitli nedenlerle çeviri süresi uzamıştır. Bu arada "2016 İlkeleri" de yayınlanmış bulunduğundan, Türkçe çeviri "2016 metni" esas alınarak tamamlanmıştır. Prof. Dr. Ergun Özsunay'ın Çeviri Sunumu'ndan
  • Book Part
    Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri
    (İstanbul Yayınevi, 2020) Özçelik Özer, Nesli Şen
    Türk Hukukunda devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmelerinde tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemeler 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 50 ve Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Düzenlemelerin temelini, Avrupa Parlamentosu ve Konseyin 14 Ocak 2009 tarih ve 2008/122/AT sayılı Devre Tatil, Uzun Süreli Tatil Ürünü, Yeniden Satım ve Değişim Sözleşmelerinin Belirli Yönleri Açısından Tüketicinin Korunması Hakkında Yönergesi oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı her iki düzenlemeyi de tanıtarak Türk hukukundaki düzenlemelerin, temelini oluşturan AB mevzuatı ile uyumlu olup olmadığını değerlendirmektir. Bu çerçevede, çalışmanın ilk bölümünde AB mevzuatı, ikinci bölümünde ise Türk mevzuatındaki tanımlar ve öngörülen başlıca korumalar incelenecek, son bölümde ise her iki hukuk sistemindeki düzenlemeler karşılaştırılarak önerilerde bulunulacaktır.
  • Book Part
    İptal nedenleri
    (On İki Levha Yayıncılık, 2021) Özçelik Özer, Nesli Şen
    Hukukun uluslararası alanda birleştirilmesi (unification), ulusal hukukların yakınlaştırılması veya denkleştirilmesi (rapprochement) ya da hukuk düzenlerinin uyumlaştırılması (harmonization) amacıyla, uluslararası kuruluşlar (BM, Avrupa Konseyi, WIPO vb.) tarafından genellikle uluslararası sözleşmeler (international convention) yapılması veya model kanunlar (model laws) hazırlanması yöntemlerine başvurulmaktadır. Ancak uluslararası deneyimler ortaya koymaktadır ki, bu yöntemler başarılı olmamakta; sözleşmelerin hazırlanması veya model kanunların oluşturulmasındaki coşku ve heyecan, bu belgelerin kabul ve onaylanma aşamalarında gücünü yitirmekte; üye devletlerin çeşitli siyasal ya da sosyal olaylarla uğraşmak zorunda kalmaları birleştirme, denkleştirme veya uyumlaştırma etkinliklerini engellemektedir. Bu nedenledir ki, söz konusu amaçlara varılabilmesi için yasa çıkarma ya da hukuk kuralları koyma yöntemleri yerine, birleştirilmiş veya uyumlaştırılmış hukuk normlarını içeren belgeler veya derlemeler oluşturulmasının amaca daha uygun olacağı tavsiye edilmektedir. İşte "Uluslararası Ticari Sözleşmelere ilişkin Unidroit İlkeleri" bu yaklaşımın tipik ve en başarılı örneklerinden biridir. "Unidroit İlkeleri"nin Türkçe çevirisi, "2010 İlkeleri"nin çevirisi olarak başlamış; ancak çeşitli nedenlerle çeviri süresi uzamıştır. Bu arada "2016 İlkeleri" de yayınlanmış bulunduğundan, Türkçe çeviri "2016 metni" esas alınarak tamamlanmıştır. Prof. Dr. Ergun Özsunay'ın Çeviri Sunumu'ndan
  • Article
    Kadının Soyadı Sorunundan Cinsiyet Geçiş Sürecine: Çözümsüz Bir Çözüm Tehlikesi
    (SPOD, 2019) Erdoğan, Başak; Özçelik Özer, Nesli Şen; Kejanlıoğlu, Atagün Mert
    Medeni Kanun’un 40. maddesindeki nüfus sicilinde değişiklik yapılması için cinsiyet geçiş operasyonu olma şartı, yarattığı sorunlar ve AİHM’nin A.P., Garçon ve Nicot/Fransa kararında ortaya koyduğu gerekçeler doğrultusunda Anayasa’ya da aykırıdır. Fakat Anayasa Mahkemesinin son dönemlerde önüne giden norm denetimi başvurularında özellikle yürütmenin tepkisini çekebilecek hususlarda kendini kısıtlayan, hukuk devletini tehlikeye atan bir tutum benimsediği de Mahkemeye sık yöneltilen güncel bir eleştiridir. AYM’nin geçmişte AİHM’nin kararları ile çatışarak kadının evlendikten sonra önceki soyadını kullanmasını engelleyen hükmün iptalini reddettiği unutulmamalıdır. Yine AYM’nin bulduğu çözüm ise, ret kararını takip eden 3 sene içinde önüne gelen bir bireysel başvuru üzerine, ilgili hükmün Türkiye’ye karşı verilmiş olan AİHM kararları doğrultusunda ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca AİHS tarafından zımnen ilga edildiğini; bu nedenle Anayasa’daki kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiğini tespit etmek olmuştur. Nitekim bu tip durumlarda bireysel başvuru yolu hak ve özgürlüklerin korunması açısından iktidarın tepkisini daha az çeken bir yol olarak görülebilir. Fakat kadının soyadı sorunu özelinde gördüğümüz üzere normdan kaynaklı hak ihlallerinin bireysel başvuru kararları ile çözülmeye çalışılması, teorik olarak aksini savunmak mümkün olsa dahi, uygulamada yetersiz kalmaktadır. Medeni hukuk doktrininde bu sorunun kadınlar lehine nihai olarak çözüldüğüne dair bir fikrin oluşmamış olması da bu çözümsüzlüğün çarpıcı bir örneğidir. Bu nedenle cinsiyet geçiş sürecine ilişkin sorunun kaynağı normun kendisi olduğundan, hak ihlallerinin normun iptali yolu kesin olarak ortadan kaldırılması en isabetli seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi bu hükmün iptalini esastan reddettiği için yasa değişmediği sürece 2028 yılına kadar bu sorunun çözülememesi tehlikesi mevcuttur.
  • Technical Report
    Blok Zincirine Dayalı Akıllı Sözleşmelere Karşılaştırmalı Bir Bakış: Türkiye ve Avrupa Yaklaşımları
    (Jean Monnet Burs Programı (T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı), 2025) Özçelik Özer, Nesli Şen
    Blokzinciri teknolojisine dayalı akıllı sözleşmeler, sözleşmeler hukuku perspektifinden bakıldığında son birkaç yılda çok sayıda hukukçunun ilgisini çekmiştir. Akıllı sözleşmelerin finansal hizmetler sektöründen şirketler hukukuna, veri paylaşımından tüketici sözleşmelerine uzanan birçok kullanım alanı bulunduğu için önümüzdeki yıllarda da gündemde olacakları söylenebilir. Blokzinciri teknolojisinin 1990lı yılların internetiyle karşılaştırılan potansiyeli ve blokzinciri teknolojisine dayanan akıllı sözleşmelerin avantajları da göz önünde bulundurulduğunda, akıllı sözleşmelere uygulanacak hukuk kurallarının tespiti birçok hukukçunun odak noktası olmuştur
  • Book Part
    Kadının evlendikten sonra yalnızca önceki soyadını kullanabilmesi: Uygulamadaki aksaklıklar
    (Filiz Kitabevi, 2020) Özçelik Özer, Nesli Şen; Alpay, Ece
    Türk Hukukunda aile soyadı olarak kocanın soyadı belirlendiği için kadın evlenme ile kendiliğinden bu soyadı almaktadır. Bu kural emredicidir, bu nedenle evlenen kadının önceki soyadını tek başına kullanmasına izin verilmemektedir. Bu durum kadının kişilik hakkını ihlal etmenin yanı sıra Anayasa’ya ve usûlüne uygun olarak onaylanarak taraf olunan çeşitli uluslararası antlaşmalara aykırı olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının da içinde olduğu pek çok mahkeme kararına konu olmuştur. Gelinen noktada kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanabilmek için yargı organlarına başvurması de facto bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda uygulamada kadın nüfus idaresine ve eşine karşı dava açarak talebini ileri sürmektedir. Oysa kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanmak için yönelttiği talep çekişmesiz yargı işi özellikleri barındırmaktadır. Çalışmada ilk olarak TMK m. 187 hükmünün uygulama alanı incelenecek, sonrasında kadının ileri sürdüğü talebin çekişmesiz yargı kapsamında görülmesi gerektiği tiği, talebin hukuki niteliği ve çekişmesiz yargı ölçütleri ele alınarak tartışılacaktır.