TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1927
Browse
193 results
Search Results
Article Stay of Arbitration Proceedings Pending the Outcome of Related Parallel State Court Proceedings(2025) Cavusoglu, SercanTaraf, konu ve sebep yönünden aynı olan veya bu unsurların tamamı aynı olmasa bile birbirleri ile bağlantılı olan yargılamaların, farklı yargı mercileri önünde görülmeleri durumunda bu davalar “paralel yargılamalar” olarak adlandırılmaktadır. Paralel yargılamaların ikisinin de hakem heyeti önünde görülüyor olması, ikisinin de devlet mahkemesi önünde görülüyor olması veya biri devlet mahkemesi önündeyken birinin tahkim yargılaması ile çözüme kavuşturuluyor olması mümkündür. Paralel yargılamaların neden olduğu en büyük sorun, birbirleri ile çelişkili kararlar çıkması ihtimalidir. Doktrinde bir tahkim yargılamasının, devlet mahkemesi önünde görülmekte olan başka bir dava ile bağlantılı olması durumunda getirilen çözüm önerilerinden biri, “bekletici sorun” kurumudur. Böylece, hakem heyeti tarafından tahkim yargılaması, devlet mahkemesince bir karar verilinceye kadar durdurulacaktır. Çalışmamızda öncelikle paralel yargılamalar kavramından, paralel yargılamaların nasıl ortaya çıktığından ve yarattığı sorunlardan bahsedilecektir. Devamında bekletici sorun kurumunun bu problemlere bir çözüm olup olamayacağı sorusu; hakem heyetinin bekletici sorun kararı verme yetkisi, bekletici sorun kararının getirdiği yararlar ve sakıncalar ile hakem heyetinin bu kararı verirken göz önünde bulundurması gereken hususlar çerçevesinde incelenecektir.Article Suça Sürüklenen Çocukların Ceza Sorumluluğu ve Yargılanmaları(2023) Çınar, Ali RızaChildren and rights of the child are among the important subjects of the present day. The child hasn’t been developed entirely in respect of biological, physiological, psychological and sociological aspects. Therefore, each child has specific requirements in order to become an adult. The society has to support development of children, adults of the future, for its own happiness, development and sustainability and has to protect them. It is incumbent upon modern society and the State to provide a legal regime to protect the rights of the child. It would be unjust to hold a child responsible and to try under criminal law in the context of the codes to which an adult is subject. Therefore, the codes and regulations in the responsibilities and the trial of the children within the framework of the criminal law according to the protection and the best interests of the children will be mentioned in our article. However, it is worth mentioning that both the state and society do not fully fulfil their obligations in these codes and in the application of these codes. So that these deficiencies would be eliminated and the children would grow happily, healthy and in peace, creating a happy and developedArticle Teminat Amaçlı Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmelerinin Geçerliliği Üzerine Düşünceler(2023) Kapancı, Kadir BerkBir tür ön sözleşme özelliği gösteren taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden, uygulamada teminat amacıyla da yararlanıldığı görülmektedir. Bu çerçevede genellikle bir tüketim ödüncü sözleşmesi çerçevesinde geri ödemesi borçlanılan bir miktar paranın teminatı olarak, ödünç veren ve ödünç alan (veya duruma göre ilgili taşınmazın maliki konumunda olan bir başka üçüncü kişi) arasında bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedilmekte, bu sözleşmede de satış vaadinde bulunanın taşınmazla ilgili satışı gerçekleştirme borcunun vadesi, bizzat ödünç konusunun (duruma göre faiziyle) ödünç verene iade edileceği tarihe isabet ettirilmektedir. Yine söz konusu teminat amaçlı satış vaadi sözleşmelerinde, taşınmazının satışını gerçekleştirmeyi vaad edenin (yani ödünç alanın), ilgili tarihe kadar belirli bir miktar parayı (dönme cezası) -geri- ödeyerek (bu tutar tam olarak tüketim ödüncü sözleşmesindeki ödünç konusuna ve varsa ona eklenecek anapara faizine karşılık gelmektedir) sözleşmeden dönebileceği de bir yan kayıt olarak öngörülmektedir. Anılan teminat amaçlı taşınmaz satış vaadi sözleşmelerin geçerlilikleri öğreti ve uygulamada ciddi biçimde tartışma konusu edilmiş, ilgili bağlamda farklı eksenlerde görüşler ileri sürülmüştür. İşbu çalışmamız, ilgili tartışmada alınması en isabetli olacak tavrın, gerekçeleriyle ortaya konulmasına odaklanmıştır.Review Article Pearl’in Nedensel Modelinin Ampirik Araştırmadaki Rolü(2024) Bılgel, FıratThis paper underscores the necessity of formulating precise research questions that clarify causal relationships rather than simply identifying correlations and highlights the perils of relying solely on regression analysis in tackling complex causal inquiries without causal diagrams or structural causal models. It introduces Judea Pearl's causal epistemology, including causal graphs, structural causal models, and do-calculus as vital tools for estimating causal effects. It extends to the challenges of confounding and collider effects, the application of do-calculus with basic examples from Law & Economics and the advancements in causal discovery methods through constraint-based algorithms. The paper also offers a brief roadmap on best practices for identification and estimation.Article Para Borçları bakımından TBK m. 120 f. 2’de Öngörülen Temerrüt Faizi Üst Sınırı ve Bunun Sözleşme Cezası ile İlişkisi üzerine Düşünceler(2024) Kapancı, Kadir BerkPara borçlarında borçlunun temerrüde düşmesi halinde borçlanılan para edimi bakımından temerrüt faizi işleyecektir. Bu durum para borçlarında borçlu temerrüdünün olağan bir sonucudur. İşleyecek temerrüt faizi bakımından kural olarak yasada belirlenmiş oran dikkate alınır, bununla birlikte ilgili oranın taraf anlaşmasıyla belirlenmesi de mümkündür. Yalnız temerrüt faizi oranının taraf anlaşmasıyla kararlaştırıldığı bazı olasılıklar özelinde, TBK m. 120 f.2 sınırlaması devreye girer. Buna göre, iradi olarak belirlenecek temerrüt faizi oranı, yasal olarak belirlenmiş oranın iki katından daha fazla olamaz. Sözleşme cezası ise, ceza koşulu yan anlaşması dahilinde belirli bir asli borcun (konu aldığı edim bakımından özel bir ayrım da yapılmaksızın) yerine getirilmesi borçlu üzerinde ekstra bir baskı unsuru oluşturulması ve bu şekilde ifanın temininin sağlanması için kararlaştırılan bir edim yükümlülüğüdür. Sözleşme cezasının farklı formlarda söz konusu olabilmesi mümkündür. Belirtilen iki kurumun (temerrüt faizi ve sözleşme cezası) bir arada gündeme geldiği ve TBK m. 120 f.2 sınırlamasının devrede olduğu olasılıklarda, bu son hükmün sözleşme cezası edimi bakımından da tatbik edilip edilmeyeceği, cevaplandırılması gereken bir soru oluşturur. İşbu çalışmamız, öğretide bu konuda ileri sürülen farklı görüşlerin de dikkate alınması suretiyle, ilgili soruya tatmin edici bir cevap bulunmasını hedef tutmaktadır.Article İsviçre Miras Hukuku Revizyonu Neticesinde Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı ve Revizyonun Türk Hukukuna Olası Etkileri(2023) Işıntan, PelinAile hukuku ile miras hukuku birbiriyle yakından ilgilidir. Bunun neticesinde aile ilişkilerinin zaman içindeki değişiminden miras hukuku da kaçınılmaz biçimde etkilenecektir. Geçtiğimiz yüzyılın başındaki bir sosyal ve ekonomik yapıya ait olan İsviçre Medeni Kanununun miras hukuku hükümlerinde modern ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla bir revizyon çalışması yapılmış ve bu çalışmanın bir bölümü 1 Ocak 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mirasbırakanın tasarruf oranının arttırılması ve sağ kalan eşin durumunun iyileştirilmesi ekseninde yürütülen bu çalışmaların neticesinde ortaya çıkan düzenlemeler İsviçre hukuk doktrinindeki bazı tartışmalara da son vermiştir. Revizyon bu yönüyle Türk hukukundaki bazı soru ve tartışmalara da yol gösterecek ve belki de bir paradigma değişikliği getirebilecek niteliktedir. Revizyon vesilesiyle bir kere daha görüldüğü üzere sağ kalan eşin durumu açısından mevzuatımız İsviçre’nin gerisindedir. Bu nedenle özellikle sağ kalan eşin durumunu ilgilendiren düzenlemeler bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.Article Bir Siyasi Davanın Anatomisi: Barış için Akademisyenler Vakası Egemenlik Gösterisi Olarak Dava ve Hakikatin Tersi Yüzü(2024) Dincer, Hulya2016’nın Ocak ayında Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli üniversitelerinden 1128 akademisyen ve araştırmacı, kısaca “Barış Bildirisi” olarak bilinen “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı metinle, hükümetin Güneydoğu illerinde ilan ettiği süresiz sokağa çıkma yasaklarını ve yasaklar sırasındaki askeri operasyonlarda kullanılan orantısız kolluk gücünü protesto ettiler. Akademisyenler ayrıca hükümete, 2015’te kesintiye uğrayan barış görüşmelerine geri dönme çağrısı yaptılar. Hükümetin güvenlik politikalarını kınayan ve temel insan haklarını koruma çağrısı yapan, ülke tarihinde daha önce görülmemiş kitlesellikteki bu akademisyen girişimi, bildiri yayınlandığı andan itibaren hemen her resmî merciinin seferber edildiği, örgütlü ve çok yönlü bir siyasi baskıyla karşı karşıya kaldı. Bu siyasi baskının bir ayağı da, bildiri imzacılarının terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla yargılandıkları ve mahkûm edildikleri ceza davalarıydı. Bu çalışma, Barış Bildirisi imzacılarının yargılandığı üç yıllık sürece odaklanarak, ceza davasının siyasi rejimin düşman olarak işaretlediği grupları bastırmak için hangi yöntemlerle inşa edildiğini ve otoriter bir rejimde baskı aygıtı olarak yargıya nasıl işlev yüklendiğini incelemeyi amaçlıyor. Çalışma aynı zamanda, Barış için Akademisyenler vakası üzerinden, itham edilen politik öznelerin siyasi davayı bir itiraz ve direniş alanına dönüştürme ve failliğin anlamını ters yüz etme imkânını tartışmaya açıyor.Article Basic Principles of “Trial Phase” in Criminal Justice Law(2024) Çınar, Ali RızaCeza Yargılama Hukuku sürecinde ulaşılmak istenen amaç Medeni Yargılama Hukuku sürecinde olduğu gibi biçimsel gerçeklik değil, daha önce yaşanmış olaya bağlı somut gerçekliktir. Ceza yargılama sürecinin amaçladığı maddi /somut gerçek, hukuka uygun yöntemler ile yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlar ve bu kanıtların duruşmada tartışılması ile yargılama sürecinin bir bütün olarak değerlendirilmesi ile ortaya çıkarılacaktır. Bu nedenle de yargılamanın en önemli evresi ilk derece/olay mahkemesindeki kovuşturma evresidir. Bu evrenin en önemli aşaması da yargılanan kişinin atılı suçu işleyip işlemediğinin, olayın gerçek olup olmadığının belirlendiği duruşma aşamasıdır. Bu aşamada uyulması zorunlu temel ilkeler vardır. Çünkü daha önce yaşanmış somut olay konusundaki kuşku, duruşmada; iddia, savunma ve yargılama makamlarınca bütün yönleriyle herkesin gözleri önünde sözlü olarak tartışılan ve beş duyuyla algılanan kanıtların ışığında hep birlikte yenilecek ve yalnızca duruşmaya getirtilip tartışılan kantların ışığında edinilen izlenimlere göre oluşan ve ulaşılan vicdani kanıya göre “yargı” (hüküm) kurulacaktır. Bundan dolayı, bu makalemizde Ceza Yargılama Hukuku’nun iki evresi olan soruşturma ve kovuşturma evresi hakkında genel bir bilgi verilip kovuşturma evresinin en yaşamsal aşaması olan duruşma aşamasından, öneminden ve bu aşamada uyulması zorunlu ilkelerden söz edilecektir. Ceza Yargılama Hukuku ile amaçlanan maddi gerçek ancak kovuşturma evresinin duruşma aşamasındaki zorunlu ilkelere uyulması ile ortaya çıkarılacak ve hukuka uygun hüküm kurulacaktır.Article Türkiye’de Sosyal ve Çevresel Muhasebe Eğitimi: Üniversitelerin Müfredatına Yönelik Bir İnceleme(2025) Öz, MerveBu çalışma, Türkiye'deki üniversitelerin işletme lisans programlarında sunulan muhasebe eğitiminin sosyal ve çevresel hesap verebilirlik çerçevesindeki yeterliliğini değerlendirmeyi ve ilgili konuların müfredata dahil edilmesinin gerekliliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada geleneksel muhasebe eğitiminin günümüz iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veremediği yönündeki eleştirilerden yola çıkılarak, devlet ve vakıf üniversitelerinin işletme bölümlerinin müfredatları doküman analizi yöntemiyle sistematik bir şekilde değerlendirilmiş ve sosyal ve çevresel sorumluluğun raporlamasını ele alan dersler incelenmiştir. Araştırma sonuçları, Türkiye'de işletme bölümlerinde sosyal ve çevresel sorumluluğun raporlanmasına yönelik ders sayısının oldukça az olduğunu göstermektedir. Derslerin tamamının seçmeli olarak verildiği tespit edilmiştir. Bu derslerin sınırlı olmasının nedenleri arasında akademisyenler ve öğrencilerin gösterdiği direnç, muhasebe derslerinin zor olarak algılanması ve bu konulara ilişkin eğitim materyallerindeki çeşitlilik eksikliği olabileceği ifade edilmiştir. Çalışma, bu konuların zorunlu derslere entegre edilmesinin, akademisyenlere yönelik mesleki gelişim olanaklarının artırılmasının ve öğrenci farkındalığını artıracak etkinliklerin yaygınlaştırılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Muhasebe müfredatının, vergi odaklı ve kural temelli yaklaşımların yerine, hesap verebilirlik ve şeffaflığı temel alan modern bir yaklaşımla güncellenmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Akademi, meslek kuruluşları ve sektör arasında iş birliği eğitim ve uygulama arasındaki boşlukları kapatmak için oldukça önemlidir. Bu yaklaşım hem finansal hem de finansal olmayan sosyal ve çevresel bilgilerin raporlanmasının önemine dair farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir.Article Anomali Tespiti ve Suistimal Önleme: Telekomünikasyon Sektöründe Bir Uygulama(2025) Koç, Utku; Bulut, Özgür; Özalanyalı, ÖzgeBu çalışmada, telekom sektöründeki satış kanallarında ortaya çıkan anomalilerin tespitine ve suistimal olabilecek durumların engellenmesine yönelik istatistiksel bir yöntem geliştirilmiştir. Yöntemin geliştirilmesi ve test edilmesi sürecinde 371 farklı satış kanalına ait 9 aylık tüm satış bilgileriyle 340 binden fazla gerçek veri noktası kullanılmıştır. Anomali tespitinde en çok karşılaşılan engellerden biri yöntemin anomali olarak işaretlediği noktaların gerçekten anomali olup olmadığının teyit edilmesindeki zorluktur. Her bir kanalın kendi kontrol grubunu oluşturduğu bu çalışmada ise yöntemin anomali olarak işaretlediği noktaların gerçekten bir anomali olup olmadığı ilgili iş birimi tarafından değerlendirilmiş ve teyit edilmiştir. Her bir satış kanalı için günlük güven aralıkları ayrı ayrı hesaplanmış ve bu aralığın dışına çıkan durumlara hızlı tepki veren bir yöntem kullanılarak olası suistimallerin önüne geçilmiştir. Elde edilen bulgular, önerilen yöntemin anomali tespitinde başarılı olduğunu ve satış süreçlerindeki potansiyel suistimallerin önüne geçtiğini ve dolayısıyla müşteri memnuniyetini artırdığını göstermektedir. Geliştirilen yöntem yüksek performans ve ölçeklenebilirliği sağlamak için çoklu mimari yapısında uygulamaya alınmıştır. Geliştirilen yöntem ve uygulama, güvenlik ve veri bütünlüğü konularında da önemli avantajlar sunmaktadır. İlgili iş birimlerinin hızlı ve etkili kararlar alabilmesi, organizasyonun genel risk yönetimi stratejisine büyük katkı sağlamaktadır. Bu sayede, potansiyel tehditler zamanında tespit edilerek işletmenin güvenlik standartları korunmakta ve sürdürülebilir bir operasyonel çevre yaratılmaktadır. Ayrıca, projenin teknik yapısı anomali tespit sisteminin sürekli iyileştirilmesi hem yazılımın performansını artıracak hem de daha ileri düzeyde veri analizi imkanı sunacaktır. Sonuçlar, telekom şirketlerinin stratejik karar alma süreçlerine önemli katkılarda bulunarak rekabet avantajı sağlamalarına yardımcı olmaktadır.
