Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1785

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 37
  • Master Thesis
    Non-Fungible Token'ların (NFT) Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Çerçevesinde Değerlendirilmesi
    (2025) Orak, Dilan; Kapancı, Kadir Berk
    Bu çalışma, Non-Fungible Token'ların (NFT), 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz (FSEK)1 kapsamındaki hükümler doğrultusunda nasıl değerlendirilebileceğini incelemektedir. NFT, blokzincir teknolojisine dayalı olarak oluşturulan, benzersiz ve değiştirilemez bir kripto varlık türü olarak, özellikle dijital sanat ve fikri mülkiyet alanlarında yeni hukuki tartışmaları gündeme getirmiştir. Çalışmada, NFT'lerin hukuki niteliği, eser sahipliği ile mali ve manevi haklar bakımından doğurduğu sonuçlar analiz edilmiştir. Minting işleminin hukuki boyutu, NFT kaynaklı telif hakkı ihlalleri ve bu bağlamda ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya çıkan uyuşmazlıklar değerlendirilmiştir. Araştırmada doktrinsel yöntem benimsenmiş; literatür taraması, mevzuat incelemesi ve örnek dava analizleri yoluyla konu çok boyutlu ele alınmıştır. Birinci bölümde, eser kavramı, eser sahibinin hakları ve dijitalleşmenin bu haklara etkisi değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, blokzincir teknolojisi, kripto varlık kavramı ile türleri, NFT'nin teknik yapısı ve hukuki niteliği irdelenmiş; eşya, kıymetli evrak veya gayrimaddi hak olarak sınıflandırılmasına yönelik farklı yaklaşımlar karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde minting işlemi ve NFT'lerin 'eser' sayılıp sayılamayacağına dair doktriner tartışmalar ele alınmış; NFT satışlarında pay takip hakkının uygulanabilirliği incelenmiştir. Bölümün sonunda, son zamanlarda sıkça gündeme gelen ve alanında ilk örneklerden olan, uyuşmazlıklar değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda, NFT'lerin FSEK kapsamında net bir şekilde tanımlanması gerektiği, eser niteliğinde NFT'ler için hak sahipliği ile ilgili belirsizliklerin giderilmesi gerektiği ve pay takip hakkının dijital ortama uyarlanması yönünde yasal düzenleme ihtiyacı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yönüyle çalışma, literatürdeki teorik tartışmaları somut dava örnekleriyle destekleyerek Türk hukukuna özgün katkılar sunmayı hedeflemektedir.
  • Master Thesis
    Özel Hukuk Boyutuyla Unutulma Hakkı
    (2025) Küçer, Esra; Kapancı, Kadir Berk
    Unutulma hakkı, bireyin özel hayatına dair kişisel verilerinin aradan geçen zamanla toplumsal hafızadan silinmesini sağlayabilen bir hak olmakla birlikte, bireyin kendisine ait kişisel verileri üzerindeki kontrolünü de sağlayan bir haktır. Günümüzde internetin gelişme hızı ve tüm dünyada kullanım sayısının artışı ile insanlık tarihi, internet çağına süratli bir geçiş yapmış ve bununla birlikte bilginin paylaşımı ve bilgiye ulaşım geçmişe göre hayli kolay hale gelmiştir. İnsanların, internet ortamında yalnızca belli başlı içerik sağlayıcıların içeriklerinden istifade etmesinin yanı sıra artık içerik üretici konumuna gelmeleri, bilgi akışının çok daha hızlı olmasını ve bilginin birden fazla kaynak tarafından dolaşıma sokulmasını sağlamıştır. Tüm bunlarla birlikte kişilerin hemen hemen neredeyse çoğunun interneti o veya bu sebeple kullanması ve nitekim içerik üretmeye başlaması, kişisel hayatlarına ait sınırların da bir hayli daralmasına sebebiyet vermektedir. Her yararlı şeyin bir dezavantajı olabileceği göz önünde bulundurulduğunda, internetin hayatlarımızı kolaylaştırmasının yanı sıra zorlaştırabileceği de göz önüne alınmalıdır. Bu bağlamda karşımıza son zamanlarda sıklıkla ihtiyaç duyulmaya başlanan ve üzerine yapılan çalışmaların hızla arttığı bir hak olarak unutulma hakkı çıkmaktadır. Bu çalışma kapsamında ilk olarak unutulma hakkının tanımı, unsurları, hukuki niteliği ve diğer haklar ile ilişkisi üzerinde durulmuş, ikinci bölümde yabancı hukuk sistemlerinde unutulma hakkının yeri ortaya konmaya çalışılmış, üçüncü bölümde ise Türk hukukunda unutulma hakkının yeri, unutulma hakkına ilişkin sağlanan başvuru imkanları ve yargı kararları incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu ve Suçun Mağdur Üzerindeki Etkileri
    (2025) Çetinkaya, Leman Nur; Polat, Oğuz
    Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinde düzenlenen Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu ile bu Suçun Mağdur Üzerindeki Etkileri ele alınmıştır. Suç, fiilin anlam ve hukuki sonuçlarını algılayabilme kabiliyetine sahip 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını doldurmamış çocuk ile, cebir, tehdit veya hile olmaksızın cinsel ilişkiye giren kişiye, cezai sorumluluk doğurmasını öngörmektedir. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar arasında yer alan çalışma konusu bu suç, öğretide ve uygulamada ortak bir bakış açısı geliştirilememiş birçok tartışmalı hususu içermektedir. Çalışmada, suçun tarihsel gelişimi, yabancı hukuk sistemlerindeki karşılıkları, uluslararası sözleşmelerdeki yeri ve Türk Ceza Kanunu'ndaki benzer suç tipleriyle ilişkisi incelenmiştir. Suçun hukuki analizi yapılırken özellikle yaşıtlar arası ilişkilerin cezalandırılması, Medeni Kanun hükümleriyle reşit kılınan çocukların TCK m.104 uygulamasındaki yansımaları ve madde metninde kullanılan ifadelerin (lafzın) anlamı ve kapsamı üzerinde durulmuş, uygulama ile ortaya çıkan çelişkiler, Yargıtay içtihatları çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmiştir, normun uygulanmasında karşılaşılan hukuki sorunlar tespit edilmiş, bunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerine yer verilmiştir. Son olarak, çocuğun rızası bulunduğu gerekçesiyle çoğu zaman göz ardı edilen bu suçun mağduru üzerinde yarattığı psikolojik, sosyal ve fiziksel etkiler, multidisipliner bir yaklaşımla ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    İhracat Kredi Kuruluşları Teminatında LMA Tipi Model Kredi Sözleşmelerinin Hukuki ve Yapısal Çerçevesi
    (2025) Özel, Yağız; Uyanık, Ayfer
    Bu tez, uluslararası ticaretin finansmanında önemli bir rol üstlenen ihracat kredi kuruluşlarının teminat sağladığı, Loan Market Association (LMA) tipi model kredi sözleşmelerini hukuki ve yapısal yönleriyle incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle ihracatçıların finansmana erişiminde karşılaştıkları riskler bağlamında, ihracat kredi kuruluşlarının sunduğu sigorta ve garanti mekanizmalarının, LMA Export Finance Buyer Credit Facility Agreement(LMA İhracat Finansmanı Alıcı Kredisi Tesis Sözleşmesi tipi sözleşmelerle nasıl bütünleştiği analiz edilmektedir. Çalışma, ihracat kredi sigortasının kapsamı, tarafları ve teminat yapısına dair kavramsal bir temel sunarken, bu yapının LMA sözleşmelerinde nasıl yer bulduğunu ve bu sözleşmelerin hukuki niteliğini de ortaya koymaktadır. Türk hukukundaki ihracat kredi sigortası rejimi ile LMA sözleşmeleri arasındaki etkileşim değerlendirilmiş; söz konusu modelin hem kredi verenler hem de ihracatçılar açısından taşıdığı hukuki önem ve işlevsel yapı detaylandırılmıştır. Tezin merkezinde, ihracat finansmanına dayalı uluslararası kredi ilişkilerinde sıkça başvurulan ve fakat Türkiye özelinde sadece birkaç akademik çalıışması bulunan Loan Market Association (LMA) Export Finance Buyer Credit Facility Agreement tipi sözleşmeler yer almaktadır. Bu çerçevede, LMA sözleşmesinin genel yapısı, kullanım alanı ve özellikle ihracat kredi kuruluşları ile olan bağlantısı değerlendirilmiş; kredi kullandırımı öncesi aşamalar ve ön koşullar açıklanmıştır. İşbu tezde, finanslaman ihtiyacının alıcı tarafından ihtiyaç duyulduğu durumlarda kullanılan Model sözleşme baz alınmıştır. İzleyen bölümlerde, LMA sözleşmesinin sözleşme pratiğine yansıyan detaylı yapısı analiz edilmiştir. Tanımlar, kredi koşulları, faiz hesaplamaları, erken ödeme ve iptal düzenlemeleri; teminat yapıları, artan maliyetler, garanti hükümleri, tazminat yükümlülükleri ve taraf değişiklikleri gibi kritik başlıklar üzerinden derinlemesine incelenmiştir. Aynı zamanda, beyan ve taahhüt yükümlülükleri, temerrüt halleri, matbu hükümler ve hukuk seçimi düzenlemeleri de ele alınmıştır. Bu çalışma, ihracat kredi teminatları doğrultusunda LMA sözleşmelerinin bütüncül bir değerlendirmesini sunmakta; söz konusu araçların uluslararası finansman süreçlerinde nasıl yapılandırıldığını ve Türk ihracatçılar açısından ne tür hukuki etkiler doğurduğunu ortaya koymaktadır. Nihayetinde tez, ihracat kredi sigortasının daha güvenli ve etkin kullanılmasına katkı sunacak bir anlayış geliştirmeyi ve uluslararası ticaret uygulamalarında karşılaşılan sözleşmesel yapıların anlaşılmasına yönelik rehberlik sağlamayı hedeflemektedir.
  • Master Thesis
    Tıbbi Müdahalelerde Aydınlatılmış Onamın Hukuki Niteliği ve Gelişen Teknolojiler ile Sürecin İyileştirilmesi
    (2025) Uzun, Remzi Çağrı; Polat, Oğuz
    Bu tezde, tıbbi müdahalelerde hastanın bilgilendirilmiş rızasını ifade eden 'aydınlatılmış onam' kavramının hukuki niteliği çok boyutlu biçimde ele alınmıştır. Özellikle Türk Hukukunda, tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için aranan dört temel koşuldan biri olan onam, yalnızca teknik bir prosedür değil, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması açısından da kritik öneme sahiptir. Tez kapsamında, aydınlatılmış onamın tarihsel gelişimi, hukuki dayanakları, şekli ve kapsamı ayrıntılı olarak incelenmiş; bu süreçte hekimlerin sorumluluğuna ilişkin yargı kararlarına da yer verilmiştir. Bununla birlikte, teknolojinin gelişimiyle birlikte tıbbi müdahalelerde onam sürecinin nasıl daha etkili hale getirilebileceği değerlendirilmiştir. Multimedya destekli bilgilendirme yöntemleri ve kişiselleştirilmiş risk hesaplama araçlarının onam sürecine entegrasyonu, hem hasta anlayışını hem de hukuki korumayı güçlendiren bir dönüşüm olarak sunulmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda, yalnızca hukuki değil, etik ve pratik boyutları da dikkate alan bütüncül bir onam sisteminin gerekliliği ortaya konulmuştur.
  • Master Thesis
    Belediyelerin Afet Yönetimi Kapsamındaki Görevleri ve Mali Sorumluluğu: Deprem Tehlikesi Özelinde Değerlendirme
    (2025) Fındıklı, İslam Buğra; Sevinç, Zeliha Hacımuratlar
    Afete dönüşen depremler, yüzyılı aşkın bir süredir ülkemizde can ve mal kayıplarına yol açmakta, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesine bir türlü mani olunamamaktadır. Her ne kadar, 'yara sarma' anlayışıyla afet sonrası müdahale ve iyileştirmeyi benimseyen anlayış 1999 tarihli Marmara depremlerinden sonra 'yara almama' anlayışına dönüşmüş ise de yara almama anlayışının, AFAD'ın kurulması ve mevzuatta yapılan değişikliklere rağmen, benimsenemediği ve uygulamaya koyulamadığı 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremlerinin afete dönüşmesiyle acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Afet yönetiminde bu 'yara almama' yönünde değişen anlayışın önemli aktörlerinden biri olarak ise mahalli idareler kabul edilmektedir. Mahalli idareler Anayasa'nın 127/1. maddesinde yöre halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturulmuş kamu tüzelkişileri olup bölge coğrafyası ve halkına en yakın kurumlar olarak afet yönetimi kapsamında önemli görevleri yerine getirebilirler. Mahalli idarelerden belediyeler ise en geniş coğrafyaya ve insan topluluğuna hitap eden, diğer mahalli idarelerde bulunmayan hukuki olanaklara sahip olan mahalli idaredir. Bu nedenle çalışmamız, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesinin engellenmesinde belediyelerin görev ve yetkilerine ve mali sorumluluğuna yer vermektedir.Belediyelerin afet yönetimi kapsamındaki görev ve yetkilerini yerine getirmemesi, kötü yerine getirmesi ve geç yerine getirmesi ise idarenin sorumluluğu müessesesi bağlamında değerlendirilmesi gereken bir meseledir.
  • Master Thesis
    Vekilin Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan Özen Borcu
    (2025) Erkal, Şeyma; Kurt, Ekrem
    Bu çalışmanın amacı, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcunun niteliğini, kapsamını, hukuki ve pratik boyutlarını incelemektir. Vekalet ilişkisi, bir kişinin başka bir kişi adına belirli işlemleri gerçekleştirmesi esasına dayanmaktadır. Bu ilişki, yalnızca bir yetkinin devrini değil, aynı zamanda özen, sadakat ve profesyonellik gibi yüksek standartları da gerektirmektedir. Vekilin, vekalet verenin çıkarlarını en iyi şekilde koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. İşbu çalışma, vekalet ilişkisi ve vekalet sözleşmesinin temel kavramlarını ele almakta, ardından vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcunun içeriği ve kapsamını detaylı bir şekilde açıklamaktadır. Ayrıca vekalet ilişkisinin taraflarının hak ve yükümlülükleri, vekalet sözleşmesine aykırı davranmanın sonuçları ve bu durumun ortaya çıkardığı hukuki sorunları da incelemektedir. Vekalet sözleşmesinde vekilin temel borçları; geri verme, hesap verme, şahsen ifa, sır saklama, talimatlara uyma, sadakat ve özen borçlarıdır. Bu borçların her biri, vekilin işin görülmesi sırasında göstermesi gereken özenle yakından ilişkilidir. Vekil, vekalet verenin haklı menfaatlerini koruyarak ve işini en iyi şekilde yaparak bu borçlarını yerine getirmelidir. Vekalet sözleşmesinde vekilin özen borcuna aykırı davranması, çeşitli hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Vekil, bu borcu ihlal ettiğinde ortaya çıkan zararların tazmin edilmesinden sorumludur. Vekil, üstlendiği görevi gereği gibi yerine getirmemesi durumunda, müvekkil zararının tazminini talep edebilir. Sonuç olarak, vekalet sözleşmesinde özen borcunun yerine getirilmesi, vekalet ilişkisinin güvene dayalı yapısını güçlendiren ve taraflar arasındaki hukuki uyumu sağlayan kritik bir unsurdur.
  • Master Thesis
    Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında İki Haklı İhtar Sebebiyle Tahliye
    (2025) Özbal, Zeynep İdil; Kurt, Ekrem
    Konut ve çatılı işyerlerine ilişkin kira sözleşmelerine ilişkin düzenlemelerin, genellikle ekonomik bakımdan daha dezavantajlı durumda olduğu varsayılan kiracıları koruyan bir yapıda olması, kira sözleşmesinin kiraya veren tarafından sona erdirilmesi imkanını önemli ölçüde sınırlamaktadır. Kiraya veren ancak kanunda belirtilen hallerde kira sözleşmesini bildirim veya dava yoluyla sona erdirebilmektedir. Kira sözleşmesinin kiraya veren tarafından dava yoluyla sona erdirilmesine ilişkin sebepler, kanunda kiraya verenden ileri gelen nedenler ile kiracıdan kaynaklanan nedenler şeklinde iki gruba ayrılarak düzenlenmiştir.Kiracının kira bedelini zamanında ödememesi nedeniyle kendisine iki haklı ihtar gönderilmesine sebep olması, sözleşmenin kiracıdan kaynaklanan sebeplerle sona erdirilebildiği hallerden biri olarak Türk Borçlar Kanunu (TBK) md. 352 f. 2'de düzenleme altına alınmıştır. İşte bu çalışmanın konusu, uygulamada kısaca iki haklı ihtar sebebiyle tahliye olarak isimlendirilen bu tahliye gerekçesinin doğması şartlarının ve hukuki sonuçlarının incelenmesidir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde genel olarak kiracıyı koruyucu bir yaklaşım benimseyen kanun koyucunun iki haklı ihtarı tahliye için haklı sebep olarak kabul etmesinin sebebi, kira bedelini zamanında ödememeyi alışkanlık haline getiren kiracının kendisine sağlanan koruma zırhını artık hak etmediği düşüncesi olsa gerektir.
  • Master Thesis
    Anonim Şirketlerde Taşınmazların Sermaye Olarak Konulması
    (2025) Pelit, Başak; Özcanlı, Fatma Beril
    Anonim şirketler TTK m.331 hükmünde de ifade edildiği üzere kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilmektedirler. Kuruluş amacı ekonomik bir fayda ve menfaat elde etmek olduğundan ortaklığa katılmak isteyen pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak ayni sermaye unsurlarını taahhüt etmeleri de mümkün kılınmış tır. Bu noktada ayni sermaye niteliğinde olan taşınmaz da pay sahibi olmak isteyen kişiler tarafından sermaye olarak taahhüt edilebilecektir. Anonim şirketlere taşınmaz mülkiyetinin ayni sermaye olarak taahhüt edilmesi, resmi şekil şartının aranmıyor oluşu, ayni sermaye olarak kabul edilebilmesi için tapu siciline şerh verilmesi koşulu ve taşınmaz mülkiyetinin üzerinde herhangi bir takyidat barındırmaması gibi aşağıda detaylıca izah edileceği üzere birtakım özel düzenlemelere tabi tutulmuştur. Tez çalışmamızda bir ayni sermaye unsuru olan taşınmaz mülkiyetinin anonim ortaklığa taahhüt edilme sürecini, taahhüt aşamasında taşınmaz mülkiyetinin devrine dair genel kurallardan istisnai olarak ayrılınan noktaların neler olduğunu; yapılan bu taahhüdün hüküm ve sonuç larını, sermaye olarak taahhüt edilen ayni sermaye unsurunun ifa edilmesi amacı ile bir tasarruf işlemi mahiyetindeki mülkiyetinin anonim şirkete geçirilmesi için yapılması gereken iş ve işlemlerin neler olduğunu, hangi adımların takip edilmesi gerektiğini ele almış bulunmaktayız.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesi Hukukunda Adli Arama
    (2025) Büyükay Genç, Beyzanur; Genç, Beyzanur Büyükay; Çınar, Ali Rıza
    Adli arama, delillerin hukuka uygun bir biçimde elde edilerek muhakeme işleminde kullanılmasına imkân vermesi ve devamında bu deliller esas alınarak yargılama sonucu sanıkların cezalandırılmasını mümkün kılması bakımından nitelik arz etmektedir. Arama işlemi ile hüküm verilmeden önce temel hak ve özgürlükler, yakalama veya delil elde etme amacıyla ya da her iki amaca bağlı olarak sınırlanmaktadır. Aramanın, yakalama ve delil elde etme amacıyla uygulanması ile ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşılmasına araç olarak hizmet ettiği ve tek başına bir amaç olmadığı belirtilmelidir. Bu sebeple aramanın aynı zamanda geçici olması ve arama işlemi ile elde edilmek istenen amaca ulaşıldığında aramanın sona ermesi, ancak gecikmede tehlike bulunması durumunda yani bir zorunluluk halinin ortaya çıkması ile aramanın bir koruma tedbiri olarak uygulanmasının söz konusu olması, aramanın aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri sınırlıyor olması sebebiyle önem arz etmektedir. Aramanın hukuka uygun olabilmesi için aramanın bir koruma tedbiri olarak saydığımız özelliklere sahip olması gerekmekle beraber burada belki de en temel husus, arama kararının hukuka uygun olarak verilmesidir. Nitekim arama işlemi ancak hukuka uygun bir arama kararının verilmesi ile yapılabilecektir. Ceza muhakemesi hukukunda arama kararının verilmesi kural olarak hakim kararıyla mümkündür. Temel hak ve özgürlüklere müdahalenin istisnai haller dışında ancak hâkim kararıyla sınırlanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Bu bağlamda ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde de konut, işyeri, kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç olmak üzere kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılması mümkün kılınmıştır. Hâkim kararı dışında arama emri ile adli arama yapılması istisnai bir kurumdur ve bu sebeple bu yetkinin kullanılması ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde söz konusu olacağından, gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramının gerekçelendirilmesi bilgi, belge ve açıklamalarla desteklenmesi gerekmektedir. İster arama kararına dayanılarak yapılan bir arama söz konusu olsun ister arama emrine istinaden arama işlemi gerçekleştirilmiş olsun, her halükârda delil elde edileceğine ya da belirli bir kişinin yakalanabileceğine dair basit tahminlerin ötesinde, somut olgulara dayalı bir makul şüphenin varlığı arama kararı veya arama emri verilebilmesi için şart koşulmuştur. Hukuka uygun bir arama kararı veya emrinin verilmesi ile artık arama kararının icrası söz konusu olacaktır. Arama kararının icrası, aramanın yapılacağı yer, kişi ve zamanlar açısından ayrı özellik göstermekle kanun ve yönetmelik hükümleriyle çizilen sınırlara uygun olarak aramanın icra edilmesi gerekmektedir Aksi bir durumda haksız arama suçundan, delillerin hukuka aykırılığından, hukuka aykırı aramadan doğan tazminat hakkından bahsedilecektir. Çalışmamızda bu başlıklar, daha ayrıntılı bir şekilde mevcut yargı kararları mevzuat hükümleri ve öğreti görüşleri ile incelenmiştir.