Tez Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.11779/1785
Browse
Browsing Tez Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 70
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Gelir Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesi(MEF Üniversitesi, 2021) Arıkan, Habi̇p; Kurt, EkremBu çalışmada, ülkemizde inşaat sektöründeki gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin genel esasları ele alınmıştır. Bu kapsamda sözleşmenin tanımı, tarafları, amaç ve faydaları ile unsurlarına değinilmiştir. Akabinde sözleşmenin hukuki niteliğine ilişkin değerlendirmelere yer verilmiş ve gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin uygulamada rastlanan farklı biçimleri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin hüküm ve sonuçları incelenmiştir. Bu kapsamda sözleşme taraflarının hak ve borçları ile üçüncü kişilerin hukuki durumu ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin sona erme halleri incelenmiştir.Master Thesis Türkiye'de Gazilerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve İlişkili Faktörlerin İncelenmesi: Bir Sistematik Derleme Çalışması(MEF Üniversitesi, 2022) Ertuğ, Burcu; Ki̇baroğlu, MustafaBu çalışma Türkiye'de silahlı çatışmaya katılmış ve çatışma sırasında yaralanmış travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanılı askerlere dair yayınlanmış araştırmaların gözden geçirilmesi ve araştırmalardan elde edilen verilerin sistematik biçimde incelenmesiyle gerçekleştirilmiştir. Konuya ilişkin elli dört adet araştırmaya ulaşılmıştır ve dahil edilme kriterlerine uygun bulunan yirmibeş adet araştırma tez çalışması kapsamında değerlendirilmiştir. Tez çalışması kapsamına alınan araştırmalarda kullanılan yöntemler ve bulunan sonuçlar sistematik biçimde incelenmiştir. Bu sistematik derleme çalışması sonunda incelenen araştırmalarda silahlı çatışmada yaralanma sonucu TSSB gelişiminin askerlerde önemli bir sorun olduğu, bazı araştırmalarda gazilerin eş tanılar aldıkları, psikolojik travmayla başa çıkmak amacıyla alkol kullanımına başvurdukları, çatışma tecrübesi sonunda yakın sosyal çevresine saldırganlıkta artışlar gözlendiği sonuçlarına yer verildiği görülmüştür. Tez çalışmasında sosyal destek algısı, başa çıkma yöntemleri ve psikolojik yardım arama tutumlarını sorgulayan araştırmaların sonuçları da incelenerek veriler derlenmiştir. Silahlı çatışmayı izleyen süreçte gazilerin sosyal destek algısının pozitif hale gelmesinde sırasıyla aile, silah arkadaşları ve kurumsal desteklerin en fazla rol oynadığı incelenen araştırmalarda ortaya konan önemli sonuçlardır. TSSB tanılı askerlerin sıkça başvurdukları başa çıkma yöntemlerinden birinin dini inanç odaklı başa çıkma olduğu ve yaralanmayı vatan savunması kavramıyla özdeşleştirmenin de gazilerde başa çıkmayı kolaylaştırdığı da incelenen araştırmalarda ortaya konmuş dikkat çekici sonuçlardır. Ayrıca, gazilerin psikolojik yardım arama tutumlarının olumsuz olduğu da incelenen araştırmalarda yer verilen bir sonuç olup bu sonucun önceki gazi araştırmalarıyla uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak TSSB'ye ilişkin araştırmaların sistematik olarak incelenmesi bu konunun önemini ortaya koymuştur.Master Thesis Scandinavian Exceptionalism(MEF Üniversitesi, 2021) Özel, İpek; Akyürek, GüçlüThe world prison population increases every other day, the increase in Turkish prison populations ranks in the top. There is much evidence which prove that incarceration is an expensive way to achieve little public safety. There is a very weak relationship between higher incarceration rates and lower crime rates. On the contrary, studies in the field show that more incarceration does not make safer societies; increased incarceration has marginal-to-zero impact on crime rates and violence prevention. On the contrary in some instances it may even increase crime rates and burutality. Its costs go well beyond the financial costs to government. Mass incarceration also imposes significant social, cultural, and political costs on individuals, families, and communities. On the other hand, it is a fact that when other alternative sanctions cannot be sufficient, incarceration is inevitable. It is not realistic to say that prisons will disappear altogether, at least for the near future. Where custody is simply unavoidable and alternative sanctions, are insufficient, despite its all the extremely high direct and indirect human and social costs, restorative justice may assist us to use prisons more rationally and effectively. And in this respect in the growing field of comparative criminal justice, the Nordic Model is regularly used as exception to the global move towards growing rates of imprisonment and tougher, less welfare-oriented crime-control policies. This thesis focuses on 'Scandinavian Exceptionalism', arquing why the Nordic penal institutions are viewed as so 'different' and if they are, what exactly are the exceptional qualities, and why are the Nordic societies lucky enough to have them.Master Thesis Özel Hukuk Boyutuyla Unutulma Hakkı(2025) Küçer, Esra; Kapancı, Kadir BerkUnutulma hakkı, bireyin özel hayatına dair kişisel verilerinin aradan geçen zamanla toplumsal hafızadan silinmesini sağlayabilen bir hak olmakla birlikte, bireyin kendisine ait kişisel verileri üzerindeki kontrolünü de sağlayan bir haktır. Günümüzde internetin gelişme hızı ve tüm dünyada kullanım sayısının artışı ile insanlık tarihi, internet çağına süratli bir geçiş yapmış ve bununla birlikte bilginin paylaşımı ve bilgiye ulaşım geçmişe göre hayli kolay hale gelmiştir. İnsanların, internet ortamında yalnızca belli başlı içerik sağlayıcıların içeriklerinden istifade etmesinin yanı sıra artık içerik üretici konumuna gelmeleri, bilgi akışının çok daha hızlı olmasını ve bilginin birden fazla kaynak tarafından dolaşıma sokulmasını sağlamıştır. Tüm bunlarla birlikte kişilerin hemen hemen neredeyse çoğunun interneti o veya bu sebeple kullanması ve nitekim içerik üretmeye başlaması, kişisel hayatlarına ait sınırların da bir hayli daralmasına sebebiyet vermektedir. Her yararlı şeyin bir dezavantajı olabileceği göz önünde bulundurulduğunda, internetin hayatlarımızı kolaylaştırmasının yanı sıra zorlaştırabileceği de göz önüne alınmalıdır. Bu bağlamda karşımıza son zamanlarda sıklıkla ihtiyaç duyulmaya başlanan ve üzerine yapılan çalışmaların hızla arttığı bir hak olarak unutulma hakkı çıkmaktadır. Bu çalışma kapsamında ilk olarak unutulma hakkının tanımı, unsurları, hukuki niteliği ve diğer haklar ile ilişkisi üzerinde durulmuş, ikinci bölümde yabancı hukuk sistemlerinde unutulma hakkının yeri ortaya konmaya çalışılmış, üçüncü bölümde ise Türk hukukunda unutulma hakkının yeri, unutulma hakkına ilişkin sağlanan başvuru imkanları ve yargı kararları incelenmiştir.Master Thesis Non-Fungible Token'ların (NFT) Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Çerçevesinde Değerlendirilmesi(2025) Orak, Dilan; Kapancı, Kadir BerkBu çalışma, Non-Fungible Token'ların (NFT), 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz (FSEK)1 kapsamındaki hükümler doğrultusunda nasıl değerlendirilebileceğini incelemektedir. NFT, blokzincir teknolojisine dayalı olarak oluşturulan, benzersiz ve değiştirilemez bir kripto varlık türü olarak, özellikle dijital sanat ve fikri mülkiyet alanlarında yeni hukuki tartışmaları gündeme getirmiştir. Çalışmada, NFT'lerin hukuki niteliği, eser sahipliği ile mali ve manevi haklar bakımından doğurduğu sonuçlar analiz edilmiştir. Minting işleminin hukuki boyutu, NFT kaynaklı telif hakkı ihlalleri ve bu bağlamda ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya çıkan uyuşmazlıklar değerlendirilmiştir. Araştırmada doktrinsel yöntem benimsenmiş; literatür taraması, mevzuat incelemesi ve örnek dava analizleri yoluyla konu çok boyutlu ele alınmıştır. Birinci bölümde, eser kavramı, eser sahibinin hakları ve dijitalleşmenin bu haklara etkisi değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, blokzincir teknolojisi, kripto varlık kavramı ile türleri, NFT'nin teknik yapısı ve hukuki niteliği irdelenmiş; eşya, kıymetli evrak veya gayrimaddi hak olarak sınıflandırılmasına yönelik farklı yaklaşımlar karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde minting işlemi ve NFT'lerin 'eser' sayılıp sayılamayacağına dair doktriner tartışmalar ele alınmış; NFT satışlarında pay takip hakkının uygulanabilirliği incelenmiştir. Bölümün sonunda, son zamanlarda sıkça gündeme gelen ve alanında ilk örneklerden olan, uyuşmazlıklar değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda, NFT'lerin FSEK kapsamında net bir şekilde tanımlanması gerektiği, eser niteliğinde NFT'ler için hak sahipliği ile ilgili belirsizliklerin giderilmesi gerektiği ve pay takip hakkının dijital ortama uyarlanması yönünde yasal düzenleme ihtiyacı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yönüyle çalışma, literatürdeki teorik tartışmaları somut dava örnekleriyle destekleyerek Türk hukukuna özgün katkılar sunmayı hedeflemektedir.Master Thesis Anonim Şirketlerde Taşınmazların Sermaye Olarak Konulması(2025) Pelit, Başak; Özcanlı, Fatma BerilAnonim şirketler TTK m.331 hükmünde de ifade edildiği üzere kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilmektedirler. Kuruluş amacı ekonomik bir fayda ve menfaat elde etmek olduğundan ortaklığa katılmak isteyen pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak ayni sermaye unsurlarını taahhüt etmeleri de mümkün kılınmış tır. Bu noktada ayni sermaye niteliğinde olan taşınmaz da pay sahibi olmak isteyen kişiler tarafından sermaye olarak taahhüt edilebilecektir. Anonim şirketlere taşınmaz mülkiyetinin ayni sermaye olarak taahhüt edilmesi, resmi şekil şartının aranmıyor oluşu, ayni sermaye olarak kabul edilebilmesi için tapu siciline şerh verilmesi koşulu ve taşınmaz mülkiyetinin üzerinde herhangi bir takyidat barındırmaması gibi aşağıda detaylıca izah edileceği üzere birtakım özel düzenlemelere tabi tutulmuştur. Tez çalışmamızda bir ayni sermaye unsuru olan taşınmaz mülkiyetinin anonim ortaklığa taahhüt edilme sürecini, taahhüt aşamasında taşınmaz mülkiyetinin devrine dair genel kurallardan istisnai olarak ayrılınan noktaların neler olduğunu; yapılan bu taahhüdün hüküm ve sonuç larını, sermaye olarak taahhüt edilen ayni sermaye unsurunun ifa edilmesi amacı ile bir tasarruf işlemi mahiyetindeki mülkiyetinin anonim şirkete geçirilmesi için yapılması gereken iş ve işlemlerin neler olduğunu, hangi adımların takip edilmesi gerektiğini ele almış bulunmaktayız.Master Thesis Cumhurbaşkanı Kararnameleri ve Normlar Hiyerarşisindeki Yeri(MEF Üniversitesi, 2022) Ci̇ri̇t, Ezel; Batum, Bedi̇i̇ Süheyl1982 Anayasası üzerinde 2017 yılında 6771 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ile yeni bir hükümet sistemine geçiş yapılmıştır. Geçilen yeni hükümet sistemi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılırken aynı zamanda yürütmenin yapısında da değişiklikler olmuş ve artık yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanına ait olarak düzenlenmiştir. 1971 yılında Anayasa Hukukumuzun bir parçası olarak kendisine yer edinen kanun hükmünde kararnameler 2017 senesinde yapılan değişiklik ile artık yeni bir formda karşımıza çıkmaktadır. Doktrinde ve uygulamada çokça tartışılan bu yeni form çalışmamızın esas inceleme konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada yürütme organının düzenleyici işlemlerinden olan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve Cumhurbaşkanının Olağanüstü dönemlerde çıkarabileceği olağanüstü hal (OHAL) kararnameleri üzerinde durmaya gayret edilmiştir. Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisinin hukuki temeli araştırılırken aynı zamanda normlar hiyerarşisi diğer adıyla kurallar kademelenmesindeki yeri de tahlil edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın birinci Normlar hiyerarşisinin tanımlaması, iç hukukumuzdaki görünümü ile 2017 Anayasa değişikliği öncesi ne şekilde yapılandığı çalışılmıştır. Birinci bölümün son kısmında ise yürütmenin anayasal görev ve yetkileri yasama ile olan ilişkisi üzerinde incelemelerde bulunularak okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise 6771 sayılı kanunun ile yapılan değişikliklerin getirisi olarak Cumhurbaşkanının düzenleyici işlem yapma yetkisinin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve Cumhurbaşkanlığı yönetmelikleri incelenmiştir. Yeni sistemle beraber ortaya çıkan tartışmalardan bir diğeri olan Cumhurbaşkanı Kararnamelerinin mahfuz bir düzenleme alanına sahip olup olmadığı üzerine karşıt görüşler üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır. Bahsi geçen değerlendirme yapılırken aynı zamanda demokratiklik ve karşılaştırmalı hukuk sistemleri üzerinden örneklemeler ile konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla da tezin ikinci kısmında takip edilen metoda paralel olacak şekilde yeni sistemin sonucunda normlar hiyerarşisinin ne şekilde oluşacağı üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Son başlıkta ise Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin olağan dönem ve olağanüstü dönem kararnameleri ayrımında yargısal denetimine ilişkin görüşlere ve Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına yer verilerek bir incelemede bulunulmuştur.Master Thesis Ceza Muhakemesi Hukukunda Adli Arama(2025) Büyükay Genç, Beyzanur; Çınar, Ali RızaAdli arama, delillerin hukuka uygun bir biçimde elde edilerek muhakeme işleminde kullanılmasına imkân vermesi ve devamında bu deliller esas alınarak yargılama sonucu sanıkların cezalandırılmasını mümkün kılması bakımından nitelik arz etmektedir. Arama işlemi ile hüküm verilmeden önce temel hak ve özgürlükler, yakalama veya delil elde etme amacıyla ya da her iki amaca bağlı olarak sınırlanmaktadır. Aramanın, yakalama ve delil elde etme amacıyla uygulanması ile ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşılmasına araç olarak hizmet ettiği ve tek başına bir amaç olmadığı belirtilmelidir. Bu sebeple aramanın aynı zamanda geçici olması ve arama işlemi ile elde edilmek istenen amaca ulaşıldığında aramanın sona ermesi, ancak gecikmede tehlike bulunması durumunda yani bir zorunluluk halinin ortaya çıkması ile aramanın bir koruma tedbiri olarak uygulanmasının söz konusu olması, aramanın aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri sınırlıyor olması sebebiyle önem arz etmektedir. Aramanın hukuka uygun olabilmesi için aramanın bir koruma tedbiri olarak saydığımız özelliklere sahip olması gerekmekle beraber burada belki de en temel husus, arama kararının hukuka uygun olarak verilmesidir. Nitekim arama işlemi ancak hukuka uygun bir arama kararının verilmesi ile yapılabilecektir. Ceza muhakemesi hukukunda arama kararının verilmesi kural olarak hakim kararıyla mümkündür. Temel hak ve özgürlüklere müdahalenin istisnai haller dışında ancak hâkim kararıyla sınırlanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Bu bağlamda ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde de konut, işyeri, kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç olmak üzere kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılması mümkün kılınmıştır. Hâkim kararı dışında arama emri ile adli arama yapılması istisnai bir kurumdur ve bu sebeple bu yetkinin kullanılması ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde söz konusu olacağından, gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramının gerekçelendirilmesi bilgi, belge ve açıklamalarla desteklenmesi gerekmektedir. İster arama kararına dayanılarak yapılan bir arama söz konusu olsun ister arama emrine istinaden arama işlemi gerçekleştirilmiş olsun, her halükârda delil elde edileceğine ya da belirli bir kişinin yakalanabileceğine dair basit tahminlerin ötesinde, somut olgulara dayalı bir makul şüphenin varlığı arama kararı veya arama emri verilebilmesi için şart koşulmuştur. Hukuka uygun bir arama kararı veya emrinin verilmesi ile artık arama kararının icrası söz konusu olacaktır. Arama kararının icrası, aramanın yapılacağı yer, kişi ve zamanlar açısından ayrı özellik göstermekle kanun ve yönetmelik hükümleriyle çizilen sınırlara uygun olarak aramanın icra edilmesi gerekmektedir Aksi bir durumda haksız arama suçundan, delillerin hukuka aykırılığından, hukuka aykırı aramadan doğan tazminat hakkından bahsedilecektir. Çalışmamızda bu başlıklar, daha ayrıntılı bir şekilde mevcut yargı kararları mevzuat hükümleri ve öğreti görüşleri ile incelenmiştir.Master Thesis Milletlerarası Özel Hukukta Ticari Şirketlerde Birleşmeler ve Devralmalar(MEF Üniversitesi, 2021) İyi̇t, Bülent; Uyanık Çavuşoğlu, AyferBu tez çalışmasında, uluslararası nitelikteki ticari şirketlerin birleşme ve devralma işlemlerinin, sözleşmeler öncesi dönemden başlamak üzere, sözleşmelerin kurulması, tarafların ehliyeti, sözleşmelerin şekli, sözleşmelerin işlemlerine ilişkin olarak kanunlar ihtilafı sorunlarının çözümü, sözleşmelerde irade serbestisinin mümkün olduğu durumlar ile bu tür sözleşmelerden kaynaklanan muhtemel uyuşmazlıkların çözümü için yetki sözleşmesine koyulabilecek uyuşmazlık çözüm yolları incelenmiştir. Ayrıca sözleşme konusu işlemlere Türk hukukunun uygulandığı durumlara ilişkin olarak, Türk hukuku çoğunlukla AB Hukuku ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Şirket birleşme ve devralma işlemleri farklı yapıya sahip işlemlerdir. Bu sebeple her iki kavram iktisadi ve hukuki olarak tüm boyutları ile ele alınması ve farklılıklarının ortaya konulması gerekmektedir. Çünkü birleşme ve devralma işlemleri her ne kadar hukuki birer işlem niteliğinde olmalarına rağmen, sebeplerinin ve sonuçlarının iktisadi olduğunu söylemek mümkündür. Devralma kavramı, TTK.'da birleşmenin gerçekleşmesinin bir türü olarak kullanılmakla birlikte, gerçekte birleşme işleminden farklı olarak, bir şirketin kontrolünü sağlayacak şeklide ele geçirmek olarak anlaşılmalıdır. Birleşme işleminde, devrolunan şirket ya da şirketler devralan veya yeni kurulan şirketin bünyesine tasfiyesiz şekilde son bularak katıldığı halde, şirketin devralınması işleminde ise devralınan hedef şirket varlığını devam ettirmekte ve sadece kontrolünü sağlayan gerçek ya da tüzel şahıslar değişmektedir. Ayrıca birleşme işleminde devrolunan şirketin ortakları, ortaklığın devamlılığı ilkesi gereğince şirket payları karşılığında devralan şirketin ortağı olmakta ve genel kural olarak herhangi bir bedel ödemeleri söz konusu olmamakta, devralma işleminde ise devir karşılığında bir bedel ödenmesi söz konusu olmakta ve ortakların bu bedel karşılığında devrettikleri pay oranında, işlem konusu şirkete ilişkin mülkiyet hakları devir ile birlikte son bulmaktadır. Her iki uluslararası nitelikli sözleşmenin kurulma aşamasından önce, niyet mektubu, due diligence, gizlilik sözleşmesi gibi ortak yönleri bulunmaktadır. Ancak işlemlerin farklı hukuki yapıya ve özneye sahip olmaları sebebiyle, sözleşmenin kurulması, kanunlar ihtilafı kurallarına göre uygulanacak hukukun tespiti ile irade serbestisinin sözleşmeye uygulanabilmesi açısından birbirlerinden oldukça farklı nitelikleri bulunmaktadır. Her iki işlemden kaynaklı uyuşmazlıkların etkili ve pratik çözümü için yetki sözleşmelerine koyulabilecek başta tahkim olmak üzere, uyuşmazlık çözüm yolları da üzerinde özellikle durulması gereken konulardır.Master Thesis Defining the Corporate and Type Identities of Turkey and the Eu, Analyzing the Impacts of Identity Changes on Eu Turkey Relations(MEF Üniversitesi, 2023) Tonak, Barış Ekin; Değirmencioğlu, İlhami BinaliThis thesis study explains Türkiye's European Union membership adventure which has been the subject of many academic studies, and frequently discussed in the public that has resulted in a lack of solution every time despite the progress, with constructivist theorist Alexander Wendt's identity concept, and within the context tries to answer why Türkiye cannot be a member of the European Union? In this context, Türkiye's membership process of EU has been interpreted, reason of the insolubility has been explained. In the study initially defined the identities of both parties, and then examined the transformations of the identities as 20-year periods from 1960 to the present. Then, the status of negotiations and relations among the parties has been compared in according to these identity transformations. In this way, the study seeks to determine whether is there a linear relationship between the structure of identities and the course of negotiations. To achieve this, methods such as literature review and case analysis has been used. The study aims to contribute to the existing literature in the Turkish academic field and provide a source for future studies on overcoming the obstacles to Türkiye's EU membership and proposing solutions for establishing a healthier relationship.Master Thesis Legal Liability of the Physician in the Context of Plastic Surgery in the Light of Supreme Court Decisions(MEF Üniversitesi, 2024) Uzunoğulları, Alin Doğa; Kapancı, Kadir BerkThe topic of this thesis called ' Legal Liability Of The Physician In The Context Of Plastic Surgery Under Turkish Law ' basically aims to characterize the qualification of the plastic surgery under Turkish law and the legal responsibilities of the physician (plastic surgeon) that may arise in this context. First of all, the concepts related to plastic surgery will be explained by giving definitions of physician and patient. Afterwards, it will be explained in which cases the plastic surgery is considered legal in the doctrine. After the discussion of the legality of plastic surgery; the legal nature of the contract established between the physician and the patient for the purpose of plastic surgery, which has been the subject of different opinions in the doctrine, will tried to be revealed. After focusing on the discussions in the context of the contract of mandate, service contract, sui generis contract and contract of work in the doctrine, the evaluation of the legal relationship between the physician working in the private hospital and the patient will be made. In addition, the contractual responsibility of the physician in the context of plastic surgery will be examined. Under the topic of 'contractual responsibility of the physician', the obligation of examining the patient and asking questions about the diagnosis of the disease (anamnesis-medical history talking), the obligation of diagnosing the disease and choosing the most appropriate treatment, the obligation to start and execute the work on time, the obligation to inform, the duty of care, the obligation of loyalty and confidentiality, the obligation of personal performance will be discussed along with the obligation to provide tools, equipment and materials, obligation arising from defeat and the debt of recording the document. After explaining the contractual responsibility of the physician, the situations that occur in case of violation of the contractual responsibility will be revealed. Afterwards, the cases where the contract is terminated and the cases where the responsibility of the physician is limited in the contracts dealing with the plastic surgeries will be examined. After these explanations, the concepts of acting without authority and tort, which are the non-contractual liability cases of the physician, will be evaluated. Finally, explanations regarding non-pecuniary damages will be examined in our study.Master Thesis Paths From Anxious Attachment To Cyber Dating Violence Perpetration in Emerging Adults: a Test of a Multiple Parallel Meditation Model(MEF Üniversitesi, 2024) Yıldırım, Buse; Demirtaş, Ezgi TopluThe purpose of this study is to examine the mediating roles of self-perception, emotion regulation, and jealousy in the relationship between anxious attachment and cyber dating violence perpetration in emerging adults. In this context, cyber dating violence perpetration was considered as the dependent variable and anxious attachment as the independent variable. Self-perception, emotion regulation and jealousy were mediator variables. This research was conducted with 300 participants in the emerging adulthood (ages between 18 and 30) who were or are currently in a romantic relationship. While obtaining the research data, the Experiences in Close Relationships Scale Short Form, Emotion Regulation Difficulty Scale Short Form, Social Comparison Scale, Multidimensional Jealousy Scale, and Cyber Dating Abuse Scale were used. According to the results obtained from the research data, correlation analysis and 'Parallel Multi-Mediating Variable Analysis were performed to examine the relationship between the variables. According to the findings, parallel multiple mediation analysis of emotion regulation and jealousy in the relationship between anxious attachment and cyber dating violence was confirmed. The research findings were discussed within the scope of the literature and suggestions for research and practice were presented.Master Thesis Cmr Hükümleri Uyarınca Taşıyıcının Yardımcı Kişilerden Doğan Sorumluluğu ve Taşıyıcılar Arası Rücu İlişkileri(MEF Üniversitesi, 2021) İren, Oğuzcan; Özcanli, Fatma Beri̇lAvrupa Ekonomik Komisyonu (ECE) tarafından 19 Mayıs 1956 tarihinde imzaya açılan ve 2 Temmuz 1961 tarihinde yürürlüğe giren Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi'ne ("CMR") Türkiye 4 Ocak 1995 tarihinde taraf olmuştur. CMR'nin 1. maddesi uyarınca yükleme veya boşaltma yerlerinden birinin âkit ülke olması halinde CMR'nin öncelikli olarak uygulanması taraf devletler bakımından zorunluluk teşkil etmekte olup yükleme veya boşaltma yeri Türkiye olan bütün karayolundan taşımalarda CMR hükümleri öncelikle uygulama alanı bulmaktadır. Çalışmamızda, CMR'ye tabi taşımalarda, taşıyıcının yardımcı kişilerin, özellikle de alt taşıyıcıların eylemlerinden doğan sorumluluğu ve yine CMR'ye tabi taşımalarda taşıyıcılar arası rücu ilişkileri incelenecektir. CMR'de taşıyıcının yardımcı kişinin eylemlerinden doğan sorumluluğunun ve taşıyıcılar arası rücu ilişkilerinin kapsamının tespit edilebilmesi için ilk olarak CMR'nin uygulama alanının belirlenmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, çalışmanın ilk bölümünde CMR'nin tarihçesinden bahsedildikten sonra bir taşımanın CMR'ye tabi olmasının şartları, taşıma sözleşmesinin unsurları ve CMR kapsamında kimin taşıyıcı olarak kabul edildiği açıklanacaktır. Bunu takiben, CMR m.3 hükmünde düzenlenen taşıyıcının yardımcı kişinin eylemlerinden doğan sorumluluğunun temellerinin ortaya konabilmesi için; borçlunun yardımcı kişinin eylemlerinden doğan sorumluluğunu düzenleyen 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 116. maddesi ele alınacaktır. Bu doğrultuda, borçlunun yardımcı kişinin eylemlerinden doğan sorumluluğunun hukuki temelleri ortaya konacaktır. Ardından CMR m.3 hükmü detaylı olarak incelenecektir. CMR m.3 hükmü uyarınca taşıyıcı kendi çalışanlarının, temsilcilerinin ve bağımsız yardımcı kişilerinin sebep olacağı zararlardan, bizzat kendi fiili gibi sorumludur. Beri yandan, CMR m.3 hükmü uyarınca taşıyıcının sorumluluğuna gidilebilmesi için, öncelikle sorumluluğu doğuran sebebin CMR kapsamında kalması gerekir. Bu doğrultuda, CMR m.3 hükmü kapsamında taşıyıcının çalışanları, temsilcileri ve bağımsız yardımcı kişilerinin sebep olduğu zararlardan taşıyıcının sorumluluğunun hukuki temeller, şartları ve kapsamı açıklanacaktır. Bunu takiben CMR m.3 uyarınca açılacak sorumluluk davasının şartları özellikle de davalardaki dava takip yetkisi incelenecektir. 6102 s. Türk Ticaret Kanununun ("TTK") dördüncü kitabı olan "Taşıma İşleri"nin büyük ölçüde CMR'den ve 1998 tarihli Alman Taşıma Reform Kanunundan ("1998 Alman-TRG") iktisap edilmiş olması ve CMR'de boşluk bulunan hallerde tamamlayıcı hukuk kuralı olarak kanunlar ihtilafı kuralları dikkate alınarak ulusal mevzuata başvurulacak olması gerekçeleriyle, TTK'da taşıyıcının yardımcı kişilerin eylemlerinden doğan sorumluluğu mülga 6762 s. Türk Ticaret Kanunu ile karşılaştırılarak incelenecektir. Ayrıca, doktrindeki bazı görüşlere göre CMR'de dava takip yetkisi düzenlenmemiş olup dava takip yetkisinin belirlenmesi açısından kanunlar ihtilafı kurallarına ve ulusal mevzuata başvurulması gerektiğinden TTK'ya tabi kara taşımalarından doğan uyuşmazlıklarda ikame ettirilecek sorumluluk davası ve Türk Hukuku bakımından yeni bir hüküm olan ve dava takip yetkisini düzenleyen TTK m.871 f.1 kaynak HGB § 421 f.1 ile birlikte hükmü ele alınacaktır. CMR m.3 hükmündeki genel düzenleme haricinde, birden fazla taşıyıcı tarafından gerçekleştirilen taşımalara ve taşıyıcılar arası rücu ilişkilerine ilişkin CMR'de yer alan tek düzenleme, CMR'nin VI. Bölümde m.34 ila 40 hükümlerinde düzenlenen müteakip taşıma hükümleridir (Resmi Türkçe tercümeye göre: Taşımacılar Tarafından Ortaklaşa Yapılan Taşımalarla İlgili Hükümler"). Bununla beraber, doktrinde ve âkit ülkelerde, müteakip taşımanın ayrı bir bölümde yer alması ve CMR m.34 hükmünün belli başlı şartlar getirmesi sebebiyle, müteakip taşıma hükümlerinin CMR'ye tabi bütün alt taşımalarda uygulanıp uygulanamayacağı, bir başka söyleyişle, CMR m.34 hükmünde öngörülen şartlar gerçekleşmeden müteakip taşıma hükümlerinin alt taşımalara ilişkin sorumluluk davalarına ve rücu davalarına tatbik edilip edilemeyeceği tartışmalıdır. Bu soruna bir yanıt aramak için müteakip taşıma hükümleri, bu düzenlemeye ilişkin doktrindeki ve yargı kararlarındaki yaklaşım açıklanacaktır. Çalışmamızın VI. ve son bölümünde ise, CMR'ye tabi taşımalarda taşıyıcılar arası rücu ilişkileri incelenecektir. Bu amaçla ilk olarak âkit ülkelerdeki özellikle de Alman Hukukundaki uygulama ve görüşler ele alınacaktır. Ardından, CMR'ye tabi alt taşımalara ve taşıyıcılar arası uyuşmazlıklara ilişkin Türk Hukukunda çelişkili mahkeme kararları ortaya konarak doktrindeki bu konudaki yaklaşımlara yer verilecektir. Türk Hukukunda CMR'ye tabi taşımalarda birden fazla taşıyıcının dahil olduğu taşımalara ilişkin hem sorumluluk hem de rücu davalarında Türk Hukukunda yeknesak bir uygulama ve doktrinde bir uzlaşı olmaması sebebiyle, sürpriz karar yasağı kuralına uygun olarak taşıyıcılar arası rücu davalarında başvurulabilecek yollar açıklanacaktır. Son olarak, CMR'ye tabi taşıyıcılar arası rücu davalarında Türk Hukukunda yeknesak bir uygulama olmaması sebebiyle, Türk Hukukuna ve CMR'ye en uygun düştüğünü düşündüğümüz çözüm yolu önerilecektir.Master Thesis Belediyelerin Afet Yönetimi Kapsamındaki Görevleri ve Mali Sorumluluğu: Deprem Tehlikesi Özelinde Değerlendirme(2025) Fındıklı, İslam Buğra; Sevinç, Zeliha HacımuratlarAfete dönüşen depremler, yüzyılı aşkın bir süredir ülkemizde can ve mal kayıplarına yol açmakta, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesine bir türlü mani olunamamaktadır. Her ne kadar, 'yara sarma' anlayışıyla afet sonrası müdahale ve iyileştirmeyi benimseyen anlayış 1999 tarihli Marmara depremlerinden sonra 'yara almama' anlayışına dönüşmüş ise de yara almama anlayışının, AFAD'ın kurulması ve mevzuatta yapılan değişikliklere rağmen, benimsenemediği ve uygulamaya koyulamadığı 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremlerinin afete dönüşmesiyle acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Afet yönetiminde bu 'yara almama' yönünde değişen anlayışın önemli aktörlerinden biri olarak ise mahalli idareler kabul edilmektedir. Mahalli idareler Anayasa'nın 127/1. maddesinde yöre halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturulmuş kamu tüzelkişileri olup bölge coğrafyası ve halkına en yakın kurumlar olarak afet yönetimi kapsamında önemli görevleri yerine getirebilirler. Mahalli idarelerden belediyeler ise en geniş coğrafyaya ve insan topluluğuna hitap eden, diğer mahalli idarelerde bulunmayan hukuki olanaklara sahip olan mahalli idaredir. Bu nedenle çalışmamız, bir doğal tehlike olan depremin afete dönüşmesinin engellenmesinde belediyelerin görev ve yetkilerine ve mali sorumluluğuna yer vermektedir.Belediyelerin afet yönetimi kapsamındaki görev ve yetkilerini yerine getirmemesi, kötü yerine getirmesi ve geç yerine getirmesi ise idarenin sorumluluğu müessesesi bağlamında değerlendirilmesi gereken bir meseledir.Master Thesis Türkiyenin Terörle Mücadelesinde Kurumlar Arası İşbirliğinde Yaşanan Sorunlar ve Geliştirilen Çözüm Yöntemleri(MEF Üniversitesi, 2021) Yılmaz, Burak; Ki̇baroğlu, MustafaBu tez çalışmasında Türkiye'nin tarihsel olarak karşılaştığı terör tehditlerinin neler olduğu ve bu tehditlere karşı iç güvenlik kurumlarının nasıl mücadele verdiği anlatılmaktadır. Araştırma yapılırken iç güvenlik kurumlarının terörle mücadele yöntemleri mercek altına alınmış ve tespit edilen sorunlar veya aksaklıklara yönelik çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Araştırmada Türkiye'nin terörle mücadelesinde iç güvenlik kurumlarının birbirleri arasındaki koordinasyon ve iş birliği süreçlerinin nasıl olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yöntem ve sınırlama bakımından, Türkiye'nin uzun yıllara dayanan terörle mücadelesine ana hatları ile değinilmiş, esas olarak 2016-2020 yıllarını kapsayan dönemle ilgili olarak akademisyenlerin, halen aktif görevde bulunan ya da emekli olmuş uzmanların görüşleri üzerinden analizler yapılmıştır. Araştırmada böyle bir sınırlamaya gidilmesinin sebebi; 15 Temmuz 2016 günü FETÖ terör örgütünün başarısız darbe girişimi ile karşılaşan Türkiye Cumhuriyeti devletinin, sınırları içerisinde ve dışında tüm terör örgütlerine yönelik çok yönlü mücadele stratejisi kararı almasının iç güvenlik kurumları bakımından söz konusu tarihin bir dönüm noktası olmasıdır. Bu sebeplerden ötürü 15 Temmuz 2016 öncesi ve sonrası değerlendirilerek, değişimin ne düzeye geldiğinin incelemesi yapılmıştır. Bu tez çalışması sonucunda Türkiye'nin uzun yıllar çok sayıda terörle mücadele stratejisi benimsediği, özellikle 1990'lı yıllardan 2020 yılına kadar stratejik, taktiksel ve kurumsal olarak büyük dönüşümler yaşadığı görülmektedir. Tez çalışmasında, Türkiye'nin resmi kurumları tarafından yapılan mücadele tarzlarına yönelik olarak eleştirel bakış açısına sahip ve çözüm önerilerinde bulunan terörle mücadele içinde yer almış ve alanında uzman kişilerin görüş ve tavsiyeleri de dikkate alınarak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Araştırma yöntemi olarak bu çalışma; nicel araştırma şeklindedir ve belge, mevzuat, rapor tarama, mülakat, veri toplama, haber incelemesi ve literatür taraması şeklinde icra edilmiştir. Araştırma boyunca ihtiyaç duyulan detaylı bilgilerin güvenlik kaygısı ile akademik camia ile paylaşılmamasından dolayı, akademik literatürün sınırlı olması sebebiyle tez konusunu kamuoyuna açık kaynaklar üzerinden değerlendiren ve irdeleyen bir araştırıma olarak gerçekleştirilmiştir. Bu yöntemin tercih edilmesi, Türkiye'nin terörle olan mücadelesinin şeffaf ve denetlenebilir şekilde açık kaynaklardan da araştırılabileceğinin gösterilmesi bakımından önemlidir. Tez içerisinde ortaya konulmuş olan görüşler ve öneriler tamamen araştırmalarım sonucu oluşan kişisel görüşlerim olup herhangi bir kurumun görüşünü yansıtmamaktadır.Master Thesis Dijital Çağda Akıllı Telefon Bağımlılığı ve Akademik Başarı Arasındaki İlişki: Öz Düzenlemenin Aracı Rolü(2025) Işık, Şeyma Nur; Altan, ServetBu araştırma, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı, öz düzenleme becerileri ve akademik başarı arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, öz düzenleme becerisinin, akıllı telefon bağımlılığı ile akademik başarı arasındaki ilişkide aracılık rolü değerlendirilmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modeline dayalı olarak gerçekleştirilmiş ve örneklem, Türkiye'de öğrenim görmekte olan 340 üniversite öğrencisinden oluşmuştur. Veriler, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form), Öz Düzenleme Ölçeği ve öğrencilerin beyan ettikleri akademik not ortalamaları aracılığıyla toplanmıştır. İstatistiksel analizler, SPSS 30.0 programı ve Hayes'in PROCESS Makro Model 4 yapısı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular, akıllı telefon bağımlılığı ile öz düzenleme arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öz düzenleme ile akademik başarı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aracılık analizine göre, akıllı telefon bağımlılığının akademik başarı üzerindeki dolaylı etkisi öz düzenleme aracılığıyla istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Sonuçlar, akıllı telefon bağımlılığının öğrencilerin öz düzenleme becerilerini zayıflatarak dolaylı olarak akademik başarılarını olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, öğrencilerin dijital teknoloji kullanımına yönelik farkındalıklarının artırılması ve öz düzenleme becerilerinin geliştirilmesine yönelik müdahale programlarının önem taşıdığı söylenebilir.Master Thesis Terörizmin Finansman Kaynakları ve Yöntemleri(MEF Üniversitesi, 2020) Erci̇nler, Sercan; Ki̇baroğlu, MustafaBu tez çalışmasında, güncel veriler ışığında terör örgütlerinin finansman kaynakları ele alınmaktadır. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan terörizm, günümüz dünyasında en önemli uluslararası güvenlik sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Hedeflerine ulaşmada her türlü şiddeti meşru gören ve geçmişe göre daha ölümcül ve tehlikeli olan terörizmin günümüzde ulaştığı boyut göz önünde bulundurulduğunda, terörizmin finansmanıyla mücadelenin önemiortadadır.Finansman kaynakları olmadan terör örgütlerinin varlıklarını sürdürebilmeleri ve şiddet eylemlerinde bulunabilmeleri mümkün değildir. Bu nedenle, terörizmin finansmanında güncel gelişmelerin ve yeni risklerin dikkate alınarak yapılacak olan araştırmaların oldukça önemli olduğu düşünülmektedir. Terörizmin finansmanı konusu 11 Eylül terör saldırılarını izleyen dönemdeuluslararası toplumun ve hükümetlerin en önemli gündem konularından biri haline gelmiştir. Bu dönemde terörizmin finansman kaynaklarının kurutulmasına yönelik birçok yasal düzenleme ve uygulama hayata geçirilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme ve uygulamalar, terör örgütlerinin finansman faaliyetlerini durdurmakta yeterli olamamıştır. Bu çalışmada, güncel gelişmeler ışığında terör örgütlerinin geleneksel finans kaynaklarına, fon transfer metotlarına ve terörizmin finansmanı konusunda yeni risk ve tehditlere değinilmektedir. Konunun bütün boyutlarıyla incelendiği bu tez çalışmasında, terörizmin finansmanının tarihi gelişimine, inovasyonuna ve stratejisine de değinilmektedir. Ayrıca, tez çalışmasında BM ve FATF gibi uluslararası kuruluşların terörizmin finansmanı ile mücadeledeki çabaları analiz edilmekte ve söz konusu çabaların yeterliliği tartışılmaktadır. Terörizmin farklı biçimleriyle uzun bir süredir mücadele eden ülkemizde, terörizmin finansmanıyla ilgili olarak yapılan çalışmaların sayısının oldukça az olduğu gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, terörizmin finansmanı konusunda akademik boşluğun doldurulmasına katkıda bulunmaktır.Master Thesis Kentsel Yoksullukta Yerel Yönetimlerin Rolü(MEF Üniversitesi, 2022) Saltık, Yavuz; Batum, Bedi̇i̇ SüheylGeçmişten günümüze her dönemde yoksulluk kendisini etkin bir şekilde hissettirmekte ve bütün dünya ülkelerini ilgilendiren ciddi bir sorun olarak algılanmaktadır. Yoksulluk sadece gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerde değil gelişmiş ülkelerde de görülmektedir. Yoksulluğun ortaya çıkmasında gelir eşitsizliği ve istihdam sorunları temel nedenlerin başında gelmektedir. Kentlerde nüfusun artmasına neden olan en önemli sorunlardan birisi de kırsal alanlardan kentlere doğru gerçekleşen göçtür. Bu da kentsel yoksulluk sorununun ortaya çıkmasında etkili bir rol üstlenmektedir. Yoksullukla mücadele konusunda merkezi yönetim kadar önemli olan bir başka kamu tüzel kişiliği de yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler arasında başta belediyeler olmak üzere bütün kurumlar yoksulluğun tespit edilmesi ve sorunlarının en aza indirilmesinde etkin bir şekilde görev almaktadır. Özellikle kentsel yoksulluk konusunda aktif bir şekilde çalışan belediyeler yoksul kesimlerin başta istihdam olmak üzere bütün alanlarda sorunlarının çözümüne yönelik farklı stratejiler izlemektedir. Bu çalışmada da kentsel yoksullukla mücadele konusunda etkin bir şekilde çalışan İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik olarak "Sistem Mezuniyeti Modeli" önerilmiştir. Bu modele göre İstanbul'da yaşayan ve yoksul olarak değerlendirilen vatandaşlara yönelik sistem mezuniyetinin oluşturulmasında uzman meslek elemanlarının seçimi, yoksullara yönelik veri tabanının oluşturulması, istihdamı sağlamak için kariyer danışmanlığının yapılması, yoksullara yönelik farklı kurumlarda istihdam sağlanmasına yönelik uygulamalara yer verilmiştir. Bu sayede yoksulluğun azaltılmasında yerel yönetimlerin uygulayacağı öneriler sunulmuştur.Master Thesis Evli Bireylerde Kaçıngan Bağlanma ile Aldatma Eğilimi Arasındaki İlişkide İlişkisel İhtiyaçların Aracı Rolü(2025) Güven, Ayşe Ferzan; Demirtaş, Ezgi TopluAldatma, evliliklerde yaygın görülen ve ilişkide derin çatışmalara yol açabilen önemli bir sorundur. Bireylerin çocuklukta geliştirdikleri bağlanma stilleri, yetişkinlikte romantik ilişkilerdeki tutum ve davranışlarını, özellikle de aldatma eğilimlerini etkileyebilir. Bu bağlamda, ilişkisel ihtiyaçların (duygusal destek, ilgi, güven gibi) karşılanmaması da bireylerin aldatma eğilimini artıran önemli bir etken olarak değerlendirilebilir. Bu noktadan hareketle güvensiz-kaçıngan bağlanan evli bireylerin aldatma eğilimlerinde, ilişkisel ihtiyaçların aracı bir rol oynayıp oynamadığı bu araştırmanın çıkış noktası olmuştur. Dolayısıyla, bu araştırmanın amacı, evli çiftlerde, kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide ilişkisel ihtiyaçların aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini yaşları 30 ile 60 arasında değişen, en az 6 aydır evli olan, 121'i kadın (%64.8), 66'sı erkek (%35.2) olmak üzere 187 kişi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemi kullanılmıştır ve veriler çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmada, 'Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, İlişkisel İhtiyaçlar Doyum Ölçeği, , Aldatma Eğilimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide, ilişkisel ihtiyaçlar (destek ve koruma)'ın aracı (dolaylı) etkisinin olmadığını ortaya koymuştur. Araştırmada elde edilen bulgular akademik literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı çalışanları için araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.Master Thesis Avrupa Birliği Güvenlik Politikaları'nda Terörizm ile Mücadelenin Yeri(MEF Üniversitesi, 2020) Bay, Doğancan; Ki̇baroğlu, MustafaBu çalışmanın amacı, terörizmin AB'nin güvenlik ve savunma politikalarında getirmiş olduğu gelişim ve değişimleri, AB'nin birçok yeni güvenlik ve savunma mekanizmaları oluşturmasındaki etkilerini ve AB'nin güvenliğinde Soğuk Savaş döneminden günümüze kadar terörizm olan mücadelesini tarihsel süreç içerisinde ele alarak göstermektir. Bununla birlikte Soğuk Savaş döneminde Avrupa'nın terörizme karşı ortak bir iş birliğinde bulunmamasından dolayı görmüş olduğu önemli zararları, Soğuk Savaş sonrasında hızla yayılan küreselleşmeyle birlikte terörizmin küreselleşmeye başlaması, 11 Eylül 2001 tarihinden itibaren küresel bir sorun haline gelen terörizme karşı Avrupa Birliği'nin terörizm tehdidine karşı yaptığı stratejileri, politikaları ve oluşturduğu kurumları incelemektir. Avrupa'da terörizm, Soğuk Savaş döneminde özellikle 1960'lı yılların sonlarından itibaren terörizm tehdidi Avrupa'da yükselişe geçmiş ve Avrupa'nın önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Özellikle 1970'lerde yaşanan terör saldırıları (uçak kaçırma, bombalı saldırılar, suikastlar) Avrupa'yı terörizme karşı güvensiz ve riskli bir duruma getirmiştir. Soğuk Savaş döneminde yaşanan terör saldırılarına karşı Avrupa, terörizmden çok zarar görmüş olup güvenlik açısından zayıf kaldığı için Avrupa'da birçok insan terör saldırılarından hayatını kaybetmiş ve vatandaşların can güvenliği yeteri kadar korunamamıştır. Bu duruma çözüm bulmak için Avrupa Devletleri, Soğuk Savaş'la birlikte ortaya çıkan kutuplaşmadan dolayı (iki kutuplu sistem) ortak bir noktada buluşamamıştır. Bu yüzden Avrupa, Soğuk Savaş döneminde terörizme karşı ortak bir güvenlik ve savunma politikaları geliştiremediği için birçok terör saldırılarına maruz kalmıştır. Soğuk Savaş döneminin bitiminden sonra Avrupa Devletleri, Maastricht Antlaşması'yla birlikte AB, terörizme karşı güvenlik mekanizmalarını etkili bir şekilde geliştirmeye başlamış olup günümüze kadar hala terörizme karşı güvenlik mekanizmalarını geliştirmeye devam etmektedir. Özellikle 2004 yılında Madrid kentinde ve 2005 yılında Londra'da gerçekleşen bombalı saldırılardan sonra AB, Terörle Mücadele'de kendi güvenlik ve savunma stratejilerinin geliştirilmesinde hız kazanmıştır. Bu dönemden itibaren terörizme karşı ortaya çıkan yeni politikalar ve stratejilerle AB, terörizm tehdidine karşı özellikle 2005 AB Terörle Mücadele Stratejisi'nden itibaren büyük ilerleme kat etmiştir. Kısacası bu çalışmada terörizmin Soğuk Savaş döneminden günümüze kadar Avrupa'nın güvenlik ve savunma politikalarında getirdiği etkiler ve AB'nin terörizmle mücadelesindeki kat ettiği gelişmeler tarihsel süreç doğrultusunda analiz edilecektir.

